Bakan Fidan: Abd-İran Mutabakatı Eksiksiz Uygulanmalı

Güncelleme:
Facebook'da Paylaş Twitter'da Paylaş WhatsApp'da Paylaş Google News'de Paylaş

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, ABD ile İran arasındaki mutabakatı, çatışma ikliminin kırılması için kıymetli bir diplomatik eşik olarak gördüklerini belirterek, "Bu mutabakatın nihai imza sürecine başarıyla taşınmasını, eksiksiz biçimde uygulanmasını ve kalıcı bir diplomatik zemine dönüşmesini temenni ediyoruz" dedi.

(ANKARA) - Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, ABD ile İran arasındaki mutabakatı, çatışma ikliminin kırılması için kıymetli bir diplomatik eşik olarak gördüklerini belirterek, "Bu mutabakatın nihai imza sürecine başarıyla taşınmasını, eksiksiz biçimde uygulanmasını ve kalıcı bir diplomatik zemine dönüşmesini temenni ediyoruz" dedi.

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Moskova'da Rus mevkidaşı Sergey Lavrov ile bir araya geldi. İki bakan görüşmelerinin ardından ortak basın toplantısı düzenledi.

İki ülke arasında siyasi diyalogların yoğun olduğuna dikkati çeken Lavrov, "Enerji alanında stratejik iş birliğimiz devam ediyor. Akkuyu Nükleer Güç Santrali'nin inşaatı programa göre devam ediyor. Karşılıklı olarak ümit ediyoruz ki Karma Ekonomik Komisyonu'nun 20'inci toplantısını gerçekleştireceğiz bu yılın sonuna kadar" diye konuştu.

"KARADENİZ BÖLGESİNE YÖNELİK PROVOKASYONLARDAN ENDİŞE DUYUYORUZ"

Lavrov, görüşmede, küresel ve bölgesel gelişmeleri ele aldıklarını dile getirdi. Lavrov, "Kiev rejiminin provokasyonlarla ilgili, özellikle Karadeniz bölgesine yönelik provokasyonlardan endişe duyuyoruz. Türkiye Cumhuriyeti'ne tahıl sevk eden gemilere provokasyon yapılmasıyla ilgili endişe duyuyoruz. Türk Akım ve Güney Akım doğal gaz boru hattının güvenliğinin sağlanması gerektiğini düşünüyoruz" ifadelerini kullandı.

İran-İsrail ihtilafıyla ilgili de endişe duyduklarını kaydeden Lavrov, Filistin ve Lübnan sorunlarının ortadan kaldırılmadığını söyledi. İsraillilerin "Filistin Devleti olmayacak" açıklamalarını anımsatan Lavrov, bunun ilgili Birleşmiş Milletler (BM) kararlarına aykırı olduğunu kaydetti.

Lavrov, "Suriye'deki süreç pozitif şekilde devam ediyor. Orada da iş birliği yapacağız. Libya'nın devlet yapısının güçlenmesi için birlikte çalışacağız" dedi.

"TÜRKİYE'YE KATKISI İÇİN MİNNETTARIZ"

Lavrov, "Türkiye'ye Ukrayna'daki durumun çözümü için gerekli katkısından dolayı minnettarız. Bu çözüm uzun ve sürdürülebilir, somut olması için köklü nedenlerin ortadan kaldırılması lazım, özellikle Ukrayna NATO'ya dahil edilmemelidir. Kiev rejimi kontrolündeki topraklarda Rusların ve Rusça konuşanların haklarını korumak, Ortodoks Kilisesi'nin çalışmasını korumak lazım" diye konuştu.

"ÜLKEMİZİN TEMEL ÖNCELİĞİ, RUSYA İLE UKRAYNA'NIN DİPLOMASİ MASASINA DÖNMESİ"

Fidan da Türk-Rus ilişkilerindeki yoğunluğun ve bölgesel gündemin daha sık ve detaylı istişarelerde bulunmayı zorunlu kıldığına dikkati çekti. Lavrov ile görüşmesinde ikili iş birliğini ilgilendiren birçok konu başlığını detaylı biçimde masaya yatırdıklarını söyleyen Fidan, "Türkiye-Rusya ilişkileri köklü bir tarihsel birikime, güçlü ekonomik temellere, en üst düzeyde, liderlerimiz arasında tesis edilen siyasi diyaloğa ve karşılıklı güvene dayanmaktadır. Çoklu çatışmaların ve küresel barış ve refahı tehdit eden yapısal sınamaların neden olduğu tehlikelere rağmen ikili iş birliğimiz olumlu seyrini muhafaza etmekte" ifadelerini kullandı.

İkili ilişkilerdeki gerçek potansiyeli yakalamak için bölgedeki çatışmaların sona erdirilmesinin büyük önem arz ettiğini vurgulayan Fidan, "Bu çerçevede beşinci yılında Ukrayna'daki savaşın mümkün olan en kısa sürede ve barışçıl yollardan sonlandırılmasına yönelik arzumuzu ilettik. Kendisine, müteakip müzakere turlarına ev sahipliği yapma hususunda hazır olduğumuzu ifade ettim. Ülkemizin temel önceliği, Rusya ile Ukrayna'nın diplomasi masasına dönmesidir. Taraflar mutabık kaldıkları takdirde müzakerelerin daha sonuç odaklı şekilde nasıl ilerletilebileceğine de ele almaya hazırız" şeklinde konuştu.

"ÜLKEMİZİN KARADENİZ'DEKİ ÇIKARLARINA HALEL GETİREBİLECEK HADİSELERİN ÖNÜNÜN ALINMASINA YÖNELİK BEKLENTİMİZİ İLETTİM"

Fidan, Ukrayna savaşında son dönemde görülen tırmanmanın ve savaşın coğrafi olarak yayılması tehlikesinin ciddi surette endişe verici olduğunu söyledi. Fidan, sözlerine şöyle devam etti:

"Özellikle cephe gerisindeki hedeflere yönelik saldırılardaki artış ve Karadeniz'deki seyrüsefer emniyetini tehdit eden saldırıların üçüncü tarafların çıkarlarına zarar veren etkileri gerilimi düşürücü bazı önlemler gerekli kılmaktadır. Son dönemde ülkemizin Karadeniz'deki çıkarlarına halel getirebilecek hadiselerin önünün alınmasına yönelik beklentimizi de değerli meslektaşıma ayrıca ilettim. Bu çerçevede Karadeniz'de seyrüsefer emniyetinin teminat altına alınması için neler yapılabileceğine dair fikir teatisinde bulunduk."

ABD ile İran arasında varılan mutabakatı, coğrafyamızda çatışma ikliminin kırılması için son derece kıymetli bir diplomatik eşik olarak görüyor ve memnuniyetle karşılıyoruz. Sayın Cumhurbaşkanımızın da vurguladıkları üzere bölgemize ve tüm dünyaya nefes aldıran bu adımın geçici bir sukünetten ziyade, yapısal ve kalıcı bir güvenlik mimarisine dönüşmesi en büyük temennimizdir. Bu mutabakatın nihai imza sürecine başarıyla taşınmasını, eksiksiz biçimde uygulanmasını ve kalıcı bir diplomatik zemine dönüşmesini temenni ediyoruz.

Nihai imzalar atılana dek geçecek hassas süreçte barış iklimini zehirleyebilecek söylemlerden ve İsrail'in süreci rayından çıkarmayı hedefleyecek olası sabotaj girişimlerinden mutlak surette kaçınılması elzemdir. Bu neticenin ortaya çıkmasında ABD ve İran liderliklerinin sergilediği siyasi iradeyi çok önemli buluyoruz. Pakistan'ın arabuluculuk çabalarını takdirle karşılıyor, Katar ve Suudi Arabistan'ın diplomatik girişimlere verdikleri desteği memnuniyetle not ediyoruz.

"HÜRMÜZ BOĞAZI TÜM GEMİLERİN GÜVENLİ VE KESİNTİSİZ GEÇİŞİNE AÇIK TUTULMALI"

Hürmüz Boğazı'nın savaş öncesinde olduğu gibi tüm gemilerin güvenli, serbest ve kesintisiz geçişine açık tutulması, bölgesel istikrarın yanı sıra küresel enerji güvenliği ve uluslararası ticaret bakımından da hayati önemde bulunuyor. Önümüzdeki dönemde arzumuz bu mutabakatın daha geniş bir bölgesel barış perspektifine kapı aralamasıdır. Türkiye bunun için çalışmaktadır."

Lavrov ile görüşmesinde Güney Kafkasya'daki gelişmeleri etraflıca ele alma imkanı olduğunu dile getiren Fidan, yürütülen barış ve normalleşme süreçlerinin coğrafyaya sağlayacağı istikrar ve bölgesel iş birliğinin önemini teyit ettiklerini söyledi. Fidan, "Azerbaycan ve Ermenistan arasındaki barış ve normalleşme sürecinde kat edilen mesafeden memnuniyet duyuyoruz. Süreçte atılan adımlar, bölgede fiilen tesis edilen barışın artık sahaya yansıdığını göstermektedir" ifadelerini kullandı.

"BU COĞRAFYA DIŞ MÜDAHELELERİN SAHASI OLMAKTAN ÇIKARILMALI"

Fidan, şu değerlendirmeyi yaptı:

"İsrail'in iki devletli çözümü baltalamaya yönelik yıkıcı eylemlerinin, Gazze'deki ateşkes ihlallerinin, Batı Şeria'daki yerleşimci terörünün ve Doğu Kudüs'teki provokasyonlarının önlenmesi için uluslararası çabaların artırılması gerektiği ortadadır. İsrail'in Lübnan ve Suriye'ye saldırıları ve işgalleriyle bu ülkeleri zayıflatma ve bölgeyi istikrarsızlaştırma projesinin devamıdır. Bölgemize çatışma alanlarını genişleten değil, çözüm imkanlarını güçlendiren bir yaklaşımın hakim kılınması gerekmektedir."

Türkiye olarak başından itibaren savunduğumuz ilke de açıktır. Bu coğrafya dış müdahalelerin ve yıkıcı jeopolitik mücadelelerin sahası olmaktan artık çıkarılmalıdır. Bölge ülkeleri ortak akıl, itidal ve sorumluluk duygusuyla kendi geleceklerine sahip çıkmalıdır. Bölgesel sahiplenme vizyonumuzun özü de tam da budur. Bu çerçevede Orta Doğu'da kalıcı güvenliğin ancak tüm bölge ülkelerinin meşru güvenlik kaygılarının birlikte ele alınmasıyla tesis edilebileceğine inanıyoruz. Bu anlayışla bölge ülkeleri arasında güven artırıcı mekanizmaların güçlendirilmesi, siyasi diyalog kanallarının açık tutulmasını ve krizlerin diplomasi yoluyla yönetilmesini desteklemeye devam edeceğiz. Türkiye bu doğrultuda bölgemizde barış ve istikrarın güçlendirilmesi için inisiyatif almaktan hiçbir zaman geri durmayacaktır."

Suriye'de istikrar, güvenlik ve birliğin tesis ve tahkimi yönünde kaydedilen ilerlemenin, dünyanın çok sayıda bölgesel ve küresel krizle sınandığı bir dönemde umut kaynağı olmayı sürdürdüğünü kaydederek, Türkiye'nin, toprak bütünlüğü ve birliği temelinde Suriye'de istikrarın, güvenliğin ve ekonomik kalkınmanın tesisine yapıcı katkı sunmak isteyen tüm taraflarla iş birliği içinde hareket etmeye devam edeceğini bildirdi.

"SİVİLLERİN HEDEF ALINMASINI HİÇBİR ZAMAN TASVİP ETMEDİK"

Ortak açıklamanın ardından Bakanlar gazetecilerin sorularını yanıtladı. Fidan, kendisine yöneltilen bir soru üzerine Türkiye'nin savaş ve çatışmaların durdurulması için elinden geleni yaptığını vurgulayarak, "Hangi nedenden çıkarsa çıksın, bir savaşta sivillerin ve sivil yerleşim yerlerinin hedef alınmasını hiçbir zaman için tasvip etmedik. Baştan sona her zaman bunları bir prensip gereği kınadık. Dikkatimize getirilen, gördüğümüz her türlü konuya da tepkiyi gösterdik, göstermeye de devam edeceğiz" ifadelerini kullandı.

"İSRAİL, BÜTÜN DÜNYANIN KENDİSİNE KARŞI OLDUĞUNU GÖRDÜĞÜNDE ADIM ATAMAZ"

Fidan, ABD-İran mutabakatı kapsamında, "Bölgesel barış İsrail engelini nasıl aşacak?" sorusu üzerine şu değerlendirmeyi yaptı:

"Hürmüz Boğazı'nın kapanmasıyla beraber dünya gördü ki, aslında bu mesele sadece bir bölgesel mesele değil, İran ile Amerika, İran ile İsrail arasında bir konu değil. Bütün dünyanın bir meselesi oldu. Çünkü enerji fiyatlarına, gıda fiyatlarına, petrokimyadan etkilenen bütün sektörlere yönelik muazzam bir fiyat artışı, tedarik zincirlerinde ciddi sıkıntıların oluşması ve uzun vadede ekonomik istikrarsızlık ve bu ekonomik istikrarsızlığın da yönetim istikrarsızlığı, güvenlikte birçok problemi tetiklediğini gördük."

Dolayısıyla muhatap olduğumuz bütün devletler bu anlaşmanın bir an önce hayata geçmesini talep ediyorlardı ve herkes de destek verdi. Biz de Cumhurbaşkanlığımızın liderliğinde başından itibaren inanılmaz bir tempoyla elimizden geleni yaptık. Çünkü bu mesele çözülecek ki, sırada bekleyen diğer sorunlar var. Gazze'deki sorun, Ukrayna'daki sorun, o konularda da Amerika ile çalışalım.

İsrail'in bir istikrarsızlaştırma ve sabote etme rolü olabilir mi, olabilir. Onun için biz hep şunu söylüyoruz, İsrail'in bölgedeki tavırları, sadece birkaç ülkenin sorunu değil, bütün dünyanın sorunu ve bütün dünya bunun farkında. İlk defa bütün dünyada İsrail'in oluşturduğu illüzyonun dağılmasına yönelik bir anlayış birliği oluşmakta. Bu anlayış birliğinin gerekli diplomatik yöntemlerle bir eylem birliğine dönüşmesi gerekiyor artık. İsrail, bütün dünyanın kendisine karşı bir diplomatik eylem çabası içinde olduğunu gördüğü zaman adım atması mümkün değildir."

"SAYIN TRUMP İSRAİL'İN İTİRAZLARINI DİNLEMEDİ"

ABD ile İran'ın barış masasına dönmesi için Türkiye'nin nasıl bir rol oynadığı ve savaş sonrası bölgede nasıl bir tablo öngördüğü sorusu üzerine Fidan, Türkiye'nin bölgesinde önemli bir ülke olduğunu ve alacağı tutumun her türlü meselede fark yaratacak bir durum olduğunu dile getirdi. Fidan, "Bizim istikrarlaştırıcı, barışı önceleyici, Cumhurbaşkanımız tarafından ortaya konulan politika, aslında bölgemizde, İran savaşında da kendisini gösterdi. Bu konuda yaptığımız çabalar sadece kendi kişisel çabalarımızın bir ürününü ortaya koymadı. Aynı zamanda bizim duruşumuza, görüşümüze, eylemimize değer veren diğer ortaklarımızın, kardeş ülkelerin bu konuda harekete geçmesini de sağladı" diye konuştu.

Fidan, bu süreçte çok yoğun temas trafiğinde bulunduğunu kaydederek, "İran ile ilgili barış meselesi gündeme gelirken tekrar (bölge ülkeleri) liderler telekonferans ile Sayın Trump ile konuşup barışı öncelediğimizi, bu konuda atılması gereken bütün adımların atılması gerektiğini, kendisinin bu konuyu yapabileceğini. ve nitekim Sayın Trump, bir irade ortaya koydu, İsrail'in bu konudaki itirazlarını dinlemedi ve İran da bu iradeye olumlu cevap verdi ve bir neticeye ulaştılar. Umudumuz, herhangi bir sabotajın etkisi altında kalmadan geri kalan 60 günlük dönem içerisinde de bu teknik müzakerelerin bir an önce nihayete ermesi ve bölgemizde artık bir barış ikliminin oluşması" dedi.

Savaş sonrasında nasıl bir düzen oluşması gerektiği hususunda Fidan, "Bu konuda yine bölge ülkeleriyle, bölge dışındaki diğer etkili aktörlerle bir araya gelerek herkesin üzerinde mutabık kalabileceği, herkesin çıkarını gözeten, sadece bölgeye değil, dünyaya istikrar üreten bir bölgenin oluşması gerekiyor. Bunun için şartlar müsait, zemin müsait. Sadece bir vizyona, cesarete ihtiyaç var. Türkiye de bunu yapmaya inşallah muktedirdir" değerlendirmesinde bulundu.

Kaynak: ANKA
Haberler.com
500

Haberler.com'da yer alan yorumlar, kullanıcıların kişisel görüşlerini yansıtır ve haberler.com'un editöryal politikası ile örtüşmeyebilir. Yorumların hukuki sorumluluğu tamamen yazarlarına aittir.