ANALİZ - Tarihsel hafızadan stratejik ortaklığa: Türkiye-Somali ilişkilerinin son 15 yıllık dönüşümü

Güncelleme:
Facebook'da Paylaş Twitter'da Paylaş WhatsApp'da Paylaş Google News'de Paylaş

- Türkiye-Somali ilişkilerinin ayırt edici niteliği, kriz döneminde görünürlük kazanan dayanışmanın kurumsal süreklilik, sektörel çeşitlilik ve bölgesel işbirliği boyutlarıyla genişleyen çok katmanlı bir ortaklıkta karşılık bulmasıdır

Marmara Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr. Halil İbrahim Alegöz, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Somali'yi ziyaret etmesinin 15. yıl dönümü vesilesiyle Türkiye- Somali ilişkilerinin geçirdiği dönüşümü ve gelinen noktayı AA Analiz için kaleme aldı.

***

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın 19 Ağustos 2011'de Mogadişu'ya gerçekleştirdiği ziyaret, Türkiye- Somali ilişkilerinde insani müdahaleden kurumsal işbirliğine geçişin siyasi eşiklerinden biri olmuştur. İzleyen dönemde iki ülke arasındaki ortaklık, kamu hizmetleri, güvenlik kapasitesi, bölgesel diplomasi ve ekonomik işbirliğini kapsayan kurumsallaşma süreci içinde derinleşerek stratejik bir mahiyet kazanmıştır. Siyasi liderlik ile Somali halkının toparlanma yolundaki kuvvetli iradesi, bu kurumsal çerçevenin asli unsurları arasında yer almaktadır.

Türkiye ile Somali arasındaki büyükelçilik düzeyindeki diplomatik ilişkilerin 60'ıncı yılı olan 2026, 2011 sonrasında oluşan kurumsal birikimin bütüncül biçimde değerlendirilmesi için anlamlı bir tarihsel kesit sunmaktadır. Türkiye'nin Somali angajmanı, acil insani müdahaleden kamu kurumlarının kapasitesinin güçlendirilmesine, güvenlik işbirliğinden ekonomik sektörlerdeki ortaklıklara uzanan çok katmanlı bir nitelik kazanmıştır. İnsani yardımın kapasite inşası ve sektörel işbirliğiyle aynı politika çerçevesinde bütünleştirilmesi, söz konusu yaklaşımın bazı çalışmalarda "Türk modeli" olarak kavramsallaştırılmasına zemin hazırlamıştır. [1]

Bu çerçevede temel soru şudur: Türkiye-Somali ilişkilerinde 2011 sonrasında insani diplomasiyle görünürlük kazanan yakınlaşma, kurumsal kapasite inşasına ve Afrika Boynuzu'nun güvenlik ve istikrar gündemiyle kesişen stratejik ortaklığa hangi siyasal, kurumsal ve ilişkisel mekanizmalar üzerinden evrilmiştir?

Bu dönüşüm üç analitik eksende incelenebilir. İlk eksen, tarihsel hafızanın ilişkiye sağladığı meşruiyet ve süreklilik zeminidir. İkinci eksen, insani diplomasinin kamu hizmetleri ve devlet kapasitesiyle kurduğu ilişkidir. Üçüncü eksen, Somali'nin iç toparlanması ile Afrika Boynuzu'ndaki güvenlik ve ekonomik karşılıklı bağımlılık arasındaki bağlantıdır. Bu tasnif, faaliyetleri sıralamanın ötesinde ortaklığın hangi mekanizmalarla derinleştiğini ve bu mekanizmaların hangi koşullarda sonuç ürettiğini açıklamayı amaçlamaktadır.

Tarihsel hafıza: Sürekliliğin siyasi ve sembolik zemini

Türkiye-Somali ilişkilerinin tarihsel çerçevesini yalnızca son yüzyıldaki diplomatik temasların kronolojisiyle sınırlamak, güncel siyasi etkileşimin anlam kazandığı uzun dönemli coğrafi, ticari ve toplumsal bağlamı eksik bırakmaktadır. Braudel'in "longue duree" kavramı, tam da bu noktada hızlı siyasi olayların gerisinde coğrafyanın, ticaret yollarının ve toplumsal hafızanın daha yavaş hareket eden katmanlarına bakmayı önerir. Bu bakış, geçmiş ile bugün arasında kesintisiz bir nedensellik ilişkisi kurmaktan ziyade, güncel tercihlerin hangi tarihsel aşinalık zemininde anlam kazandığını açıklayan bir referans çerçevesi sunmaktadır.

Somali, tarihsel olarak Kızıldeniz ile Hint Okyanusu arasında şekillenen tarihsel ticaret, hac ve siyasi etkileşim ağlarının önemli kavşaklarından biridir. Zeyla ve Berbera Limanları çevresinde gelişen ticari güzergahlar, hac yolları ve deniz güvenliğine ilişkin düzenlemeler, Osmanlı dünyası ile Afrika Boynuzu arasında farklı dönemlerde siyasi, ekonomik ve toplumsal temasların kurulmasına zemin hazırlamıştır. Zeyla İskelesi'ni konu alan tarihsel çalışmalar, bu limanların bölgesel ticaret ağları ve değişen güç dengeleri içerisindeki işlevini ayrıntılı biçimde ortaya koymaktadır. Bununla birlikte bu tarihsel miras, güncel politikaları doğrudan belirlemekten ziyade, siyasi ve diplomatik söylemde iki ülke arasındaki yakınlık ve süreklilik vurgusuna dayanak sağlayan sembolik bir referans niteliğindedir.

Son 60 yıllık diplomatik ilişkilerin gelişimi ise daha belirgin bir kurumsal kronoloji ortaya koymaktadır. Türkiye ile Somali arasındaki ilişkiler 9 Şubat 1966'da büyükelçilik düzeyinde tesis edilmiş, Türkiye'nin Mogadişu Büyükelçiliği 1979'da faaliyete geçmiştir. İç savaş nedeniyle 1991'de faaliyetlerine ara verilen Büyükelçiliğin 1 Kasım 2011'de yeniden açılması, Türkiye'nin Somali'deki diplomatik varlığının yeniden süreklilik kazandığı yeni bir döneme işaret etmiştir. Bu tarihsel referansların kurumsal karşılık kazanması, 2011 sonrasında kamu hizmetleri ve insan kaynağı alanlarında geliştirilen işbirliğiyle belirginleşmiştir.

İnsani diplomasiden kurumsal kapasite inşasına

İkinci eksen, Türkiye'nin Somali angajmanını yardım miktarlarının ötesinde, kurumların hizmet üretme ve kararları sahada uygulama kapasitesi üzerinden değerlendirmektedir. Bu bağlamda İbn Haldun'un "ümran" kavramı, siyasi otoritenin işlerliğini, üretim ve geçim düzenini, toplumsal dayanışmayı ve kurumların sürekliliğini aynı bütünün parçaları olarak ele alması bakımından Somali'deki yeniden yapılanmayı değerlendirmek için açıklayıcı bir çerçeve sunmaktadır.

Türkiye'nin 2011 sonrasındaki angajmanında acil insani müdahale, zamanla uzun vadeli kapasite geliştirme anlayışıyla birleşmiştir. Gıda, barınma ve sağlık yardımlarını, hava ulaşımı, hastane hizmetleri, eğitim programları, kamu yönetimi desteği ve güvenlik personelinin yetiştirilmesi izlemiştir. Böylece insani yardım sona ermemiş, kurumlar arasında süreklilik taşıyan işbirliğinin parçası haline gelmiştir.

Türk Hava Yollarının (THY) 2012'de Mogadişu seferlerini başlatması, Somali'nin uluslararası dolaşım ağlarıyla doğrudan temasını güçlendirmiştir. Mogadişu Somali-Türkiye Recep Tayyip Erdoğan Eğitim ve Araştırma Hastanesi, [2] sağlık hizmeti ile mesleki kapasite gelişimini aynı kurumsal yapıda birleştirmektedir. Eğitim bursları ise kamu yönetimi, sağlık, akademi ve özel sektörde görev alabilecek insan kaynağını desteklerken iki toplum arasındaki bağları genişletmektedir.

Güvenlik işbirliği de benzer bir kurumsallaşma çizgisi izlemiştir. Somali Türk Görev Kuvveti Komutanlığının (TÜRKSOM) 2017'de faaliyete geçmesi, personel yetiştirme ve danışmanlığı sürekli bir eğitim yapısına kavuşturmuştur. 2024 tarihli Savunma ve Ekonomik İşbirliği Çerçeve Anlaşması [3] ise işbirliğini kıyıların korunması, deniz kuvvetlerinin kapasitesi, deniz haydutluğu ve yasa dışı balıkçılıkla mücadele alanlarına genişletmiştir. Güvenlik bu çerçevede kalkınmadan ayrı bir sektör değil, kamu hizmetlerinin erişimi ve ekonomik faaliyetin sürekliliğiyle bağlantılı bir devlet kapasitesi meselesidir.

Somali'nin 2023'te Ağır Borç Yükü Altındaki Yoksul Ülkeler Girişimi (HIPC) kapsamında tamamlanma noktasına ulaşarak 4,5 milyar dolarlık borç hafifletmesinden yararlanması, Somali makamlarının yıllara yayılan mali ve idari reformlarının çok taraflı kurumsal çerçevede karşılık bulduğu önemli bir gelişmedir. Somali toplumu ve diasporasının katkıları ise ülkenin daha geniş ekonomik ve kurumsal toparlanma sürecinin toplumsal dayanakları arasında yer almaktadır.

Türkiye'nin rolü, Somali'nin özneselliğini koruyan bu çok aktörlü yapı içinde kapasite inşasını destekleyen kurumsal eksenlerden biri olarak anlam kazanmaktadır. Bu kurumsal birikimin stratejik anlamı, Somali'nin Afrika Boynuzu'ndaki güvenlik ve ekonomik karşılıklı bağımlılık ağları içindeki konumu dikkate alındığında daha belirgin hale gelmektedir.

Bölgesel bağlam: Afrika Boynuzu'nda karşılıklı bağımlılık ve diplomatik kolaylaştırıcılık

Üçüncü eksen, ikili ilişkilerin Afrika Boynuzu'ndaki bölgesel düzen ve güç dengeleri içindeki işlevine odaklanmaktadır. Kızıldeniz ile Hint Okyanusu arasındaki geçiş havzası, bölge ülkelerini deniz ticareti, limanlar, enerji güzergahları ve balıkçılık üzerinden birbirine bağlamaktadır. Karayla çevrili devletlerin denize erişim arayışlarıyla bölgesel ve bölge dışı aktörlerin limanlara yönelik ilgisi, bölgesel müzakere gündemine yeni hassasiyetler eklemektedir. Bu nedenle Somali'nin egemenliği, iç güvenliği ve deniz yetki alanlarını koruma kapasitesi, ticaret akışlarının sürekliliği ve deniz güvenliği bakımından sistemik önem taşımaktadır.

Etiyopya ile Somaliland yönetimi arasında 1 Ocak 2024'te imzalanan mutabakat, bu karşılıklı bağımlılığın doğurduğu gerilimleri görünür hale getirmiştir. Etiyopya'nın denize erişim arayışı ile Somali'nin egemenlik ve toprak bütünlüğü hassasiyeti aynı gerilim alanında karşı karşıya gelmiştir. Ankara Bildirisi, [4] 11 Aralık 2024'te tarafların egemenlik, birlik ve toprak bütünlüğüne saygılarını teyit etmiş, Etiyopya'nın denize erişim beklentisinin Somali'nin egemen yetkisi altındaki ticari düzenlemelerle ele alınmasına yönelik bir müzakere zemini oluşturmuştur. İlk teknik görüşmenin 18 Şubat 2025'te [5] yapılması, siyasi çerçevenin uygulama gündemine taşındığını göstermiştir. Ankara süreci, Türkiye'nin iki ülkeyle ayrı ayrı geliştirdiği siyasi güveni, gerilimin yönetimine katkı sağlayan diplomatik kolaylaştırıcılık kapasitesine dönüştürmesi bakımından kayda değerdir.

Bölgesel karşılıklı bağımlılığın ekonomik boyutu, Somali'nin deniz kaynakları ve enerji alanındaki işbirliğinde daha görünür hale gelmektedir. Oruç Reis'in tamamladığı sismik araştırmalar [6] ile Çağrı Bey'in Curad-1 kuyusundaki sondaj faaliyetleri [7], enerji işbirliğinin teknik kapsamını genişletmekte ve ikili ilişkilerin stratejik gündemine yeni bir sektör eklemektedir.

Sonuç: Tarihsel hafızadan stratejik ortaklığa

Türkiye-Somali ilişkilerinin 60'ıncı yılında ortaya çıkan tablo, üç analitik eksenin birbirini tamamladığını göstermektedir. Tarihsel hafıza ilişkiye aşinalık ve süreklilik kazandırmış, insani diplomasiyle başlayan işbirliği sağlık, eğitim, ulaştırma ve güvenlik alanlarında kurumsal derinlik edinmiştir. Afrika Boynuzu'nun karşılıklı bağımlılık yapısı ise bu birikime bölgesel ve stratejik boyut katmıştır. Bu nedenle 2011, tarihsel ve diplomatik bağların yeni siyasi koşullar altında yeniden kurumsallaştığı bir eşik olarak değerlendirilmelidir.

Somali'nin bu süreçteki konumu edilgen bir yardım alıcılığı çerçevesinde açıklanamaz. Bilakis, Somali makamlarının reform iradesi, toplumun ve diasporanın dayanıklılığı ile yerel aktörlerin katkısı dönüşümün başlıca unsurlarıdır. Türkiye'nin rolü, bu çok aktörlü yapı içinde güven üreten ve uzun vadeli kapasiteyi destekleyen ortaklardan biri olarak belirginleşmektedir.

Ortaklığın önümüzdeki döneminde mevcut kurumsal birikimin, yerel istihdamın desteklenmesi, teknik bilgi paylaşımının genişletilmesi, düzenleyici kapasitenin geliştirilmesi ve toplumsal faydanın yaygınlaştırılması bakımından yeni imkanlar sunması beklenebilir. Türkiye ile Somali arasında gelişen siyasi güven, iki ülkenin müşterek faydaları doğrultusunda işbirliği alanlarının genişletilmesine, Afrika Boynuzu'nda barış ve istikrarın desteklenmesine ve stratejik ortaklığın kurumsal derinliğinin uzun vadede pekiştirilmesine elverişli bir zemin sunmaktadır. Bu çerçevede Türkiye-Somali ilişkilerinin ayırt edici niteliği, kriz döneminde görünürlük kazanan dayanışmanın kurumsal süreklilik, sektörel çeşitlilik ve bölgesel işbirliği boyutlarıyla genişleyen çok katmanlı bir ortaklıkta karşılık bulmasıdır.

[1] https://acikerisim.fsm.edu.tr/server/api/core/bitstreams/30910032-bb62-4fd6-a77f-b47c8c05065f/content

[2] https://khgmickontrol.saglik.gov.tr/Home/ViewFileDuyuru/c0be471f-fe44-4b42-a557-a43b229d0cac

[3] https://opm.gov.so/policies/framework-agreement-on-defence-and-economic-cooperation-between-turkiye-and-somalia

[4] https://www.mfa.gov.tr/etiyopya-federal-demokratik-cumhuriyeti-ve-somali-federal-cumhuriyeti-nin-ankara-bildirisi.tr.mfa

[5] https://www.mfa.gov.tr/somali-ve-etiyopya-arasinda-gerceklestirilen-teknik-muzakerelerin-ilk-turuna-iliskin-aciklama-18-02-2025.tr.mfa

[6] https://enerji.gov.tr/haber-detay'id=21514

[7] https://enerji.gov.tr/haber-detay'id=31804

[Dr. Halil İbrahim Alegöz, Marmara Üniversitesi Öğretim Üyesi ve Bloomsbury Academic tarafından yayımlanan "Foreign Intervention and Radicalization in Somalia (2001–2009): How and When Does Conflict Evolve into Violence" başlıklı kitabın yazarıdır.]

Makalelerdeki fikirler yazarına aittir ve Anadolu Ajansının editoryal politikasını yansıtmayabilir.

Kaynak: AA
Haberler.com
2000

Haberler.com'da yer alan yorumlar, kullanıcıların kişisel görüşlerini yansıtır ve haberler.com'un editöryal politikası ile örtüşmeyebilir. Yorumların hukuki sorumluluğu tamamen yazarlarına aittir.