OVP'ye iş dünyasından tam destek

Güncelleme:
Facebook'da Paylaş Twitter'da Paylaş WhatsApp'da Paylaş Google News'de Paylaş

- MÜSİAD Genel Başkanı Burhan Özdemir: "Güçlü sanayi altyapımızı daha yüksek teknoloji, daha yüksek ihracat birim değeri ve daha fazla yerli katma değerle buluşturarak küresel değer zincirlerinde daha üst basamaklara çıkabileceğimize inanıyoruz. Küresel ticaret hacminin 2027'de yüzde 4,3 büyümesinin beklendiği bir ortamda, Türkiye için önemli fırsatlar bulunuyor" TÜGİAD Başkanı Gürkan Yıldırım: "Program döneminin sonunda enflasyonun tek haneye indirilmesi ve büyümenin yüzde 5 seviyesine taşınmasının hedeflenmesini, ekonomimizin yeniden daha güçlü ve sürdürülebilir bir büyüme patikasına ulaşması açısından önemli buluyoruz"

İş dünyası temsilcileri, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz'ın açıkladığı 2027-2029 dönemini içeren Orta Vadeli Program'a ( Ovp ) ilişkin değerlendirmede bulundu.

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde 2027-2029 dönemini kapsayan "Orta Vadeli Program"ı açıkladı.

Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği (MÜSİAD) Genel Başkanı Burhan Özdemir, yaptığı değerlendirmede, Türkiye ekonomisinin 2027-2029 dönemine ilişkin Orta Vadeli Program'ın açıklanmasıyla birlikte, gelecek üç yıla ilişkin yol haritasının da netleştiğini ifade etti.

Özdemir, "İş dünyası olarak bu dönemi, makroekonomik istikrarın güçlendirilmesiyle birlikte Türkiye'nin üretim kapasitesini, yatırım gücünü, verimliliğini ve küresel rekabetçiliğini daha ileri taşıyacağımız önemli bir fırsat dönemi olarak görüyoruz. OVP'de 2026 yılı için yüzde 3,3, 2027'de yüzde 4,2, 2028'de yüzde 4,6 ve 2029'da yüzde 5 büyüme öngörülmesini, ekonomimizin dengeli biçimde daha yüksek bir büyüme patikasına taşınması açısından değerli buluyoruz." değerlendirmesinde bulundu.

OVP'ye ilişkin Özdemir, şunları kaydetti:

" 2029 yılında milli gelirin 2,2 trilyon dolara, kişi başına milli gelirin ise 25 bin dolara yükseltilmesi hedefini, Türkiye'nin ekonomik ölçeğini ve refah seviyesini artırması açısından güçlü bir vizyon olarak değerlendiriyoruz. Ancak bu hedeflerin kalıcı hale gelmesi, reel üretim kapasitemizin, verimliliğimizin ve çalışan başına oluşturduğumuz katma değerin yükselmesine bağlıdır. İhracatta 2029 yılı için belirlenen 450 milyar dolarlık hedef de Türkiye'nin küresel ekonomideki konumunu güçlendirme açısından önemli bir çıpa niteliğindedir.

Güçlü sanayi altyapımızı daha yüksek teknoloji, daha yüksek ihracat birim değeri ve daha fazla yerli katma değerle buluşturarak küresel değer zincirlerinde daha üst basamaklara çıkabileceğimize inanıyoruz. Küresel ticaret hacminin 2027'de yüzde 4,3 büyümesinin beklendiği bir ortamda, Türkiye için önemli fırsatlar bulunuyor. Küresel tedarik zincirlerinin yeniden şekillendiği, yeşil ve dijital dönüşümün hızlandığı bu dönemde, üretim kabiliyetimiz, stratejik coğrafi konumumuz, girişimcilik kültürümüz ve güçlü sanayi deneyimimiz önemli avantajlar sağlıyor."

Mühendislik, yazılım, veri, otomasyon ve ileri üretim teknolojileri gibi alanlarda nitelikli insan kaynağını güçlendirmenin, Türkiye'nin verimlilik ve rekabetçilik hedefleri açısından stratejik önem taşıdığına dikkati çeken Özdemir, üniversiteler, mesleki eğitim kurumları ve iş dünyası arasındaki işbirliğinin daha da geliştirerek gençleri geleceğin üretim yapısına hazırlanabileceğini ifade etti.

Özdemir, iş dünyası olarak OVP'nin başarısını yalnızca büyüme, enflasyon, bütçe ve cari denge gibi makro göstergelerle değerlendirmediklerini ifade ederek, "Bizim için gerçek başarı özel sektör yatırımlarının artması, toplam faktör verimliliğinin yükselmesi, çalışan başına katma değerin artması, ihracatın teknoloji düzeyi ve birim değerinin güçlenmesi, enerji yoğunluğunun azalması ve nitelikli istihdamın genişlemesidir. Türkiye'nin bu hedeflere ulaşabilecek güçlü bir üretim altyapısı, girişimcilik kapasitesi ve insan kaynağı bulunuyor." değerlendirmesinde bulundu.

"Sanayimizin rekabet gücünün artırılması büyük önem taşıyor"

Türkiye Genç İş İnsanları Derneği (TÜGİAD) Başkanı Gürkan Yıldırım ise OVP'yi Türkiye ekonomisinin gelecek üç yılı açısından önemli bir yol haritası olarak değerlendirdiklerini, 2026 yılı enflasyon beklentisinin yüzde 28,4'e, büyüme tahmininin ise yüzde 3,3'e revize edilmesinin dezenflasyon sürecinin beklenenden daha zorlu ve uzun soluklu olduğunu ortaya koyduğunu ifade etti.

Yıldırım, "Bununla birlikte, program döneminin sonunda enflasyonun tek haneye indirilmesi ve büyümenin yüzde 5 seviyesine taşınmasının hedeflenmesini, ekonomimizin yeniden daha güçlü ve sürdürülebilir bir büyüme patikasına ulaşması açısından önemli buluyoruz. İş dünyası açısından burada belirleyici olan, hedeflerin açıklanmasından ziyade bu hedeflere ulaşılmasını sağlayacak politikaların kararlılıkla ve eşgüdüm içinde uygulanmasıdır. Özellikle üretim, yatırım, ihracat ve istihdamı destekleyen politikaların güçlendirilmesi finansmana erişimin kolaylaştırılması ve sanayimizin rekabet gücünün artırılması büyük önem taşıyor." ifadelerini kullandı.

İmalat sanayisine yönelik ilave kredi desteğini bu açıdan olumlu bir adım olarak gördüklerini vurgulayan Yıldırım ancak kalıcı refah artışı için finansmana erişimin yanında verimlilik, yüksek katma değerli üretim, teknoloji, dijital ve yeşil dönüşüm ile nitelikli insan kaynağına yönelik yapısal adımların da hızlandırılması gerektiğini belirtti.

Yıldırım, şunları kaydetti:

"Türkiye'nin önünde önemli fırsatlar var. Küresel tedarik zincirlerinin yeniden şekillendiği, teknolojik dönüşümün hızlandığı ve yeni ekonomik dengelerin oluştuğu bir dönemde, Türkiye'nin üretim ve girişimcilik kapasitesini daha yüksek katma değer üreten bir yapıya dönüştürmesi gerekiyor. Biz iş dünyası olarak OVP'nin hedeflerine ulaşılabilmesi için kamu, özel sektör, finans dünyası ve sivil toplumun aynı hedef doğrultusunda, koordinasyon içinde hareket etmesini önemsiyoruz.

Öngörülebilirliğin ve ekonomik güvenin güçlenmesiyle birlikte, yatırım iştahının da artacağına inanıyoruz. Türkiye'nin sürdürülebilir büyüme, fiyat istikrarı ve güçlü üretim hedeflerini aynı anda gerçekleştirebilmesi mümkündür. Bunun için önümüzdeki dönemin yalnızca hedeflerin değil, reformların ve uygulamanın dönemi olması gerektiğine inanıyoruz."

Kaynak: AA
Haberler.com
2000

Haberler.com'da yer alan yorumlar, kullanıcıların kişisel görüşlerini yansıtır ve haberler.com'un editöryal politikası ile örtüşmeyebilir. Yorumların hukuki sorumluluğu tamamen yazarlarına aittir.