ABD müdahalesi Türkiye-Venezuela ilişkilerini nasıl etkiler?

ABD müdahalesi Türkiye-Venezuela ilişkilerini nasıl etkiler?
Güncelleme:
Facebook'da Paylaş Twitter'da Paylaş WhatsApp'da Paylaş Google News'de Paylaş

Veneuzela lideri Nicolas Maduro'nun ABD tarafından alıkonulmasının ardından Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan ilk açıklama geldi.

"Sayın Maduro ve Venezuela halkı milletimizin dostu olduğunu pek çok kez göstermiştir."

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Nicolas Maduro'nun 3 Ocak'ta ABD tarafından alıkonulması hakkındaki ilk açıklamasında bu vurguyu yaptı.

Erdoğan, 5 Ocak'ta ABD Başkanı Donald Trump ile görüşmesinden sonra yaptığı açıklamada "Ülkelerin egemenlik haklarının ihlal edilmesi ve uluslararası hukukun çiğnenmesi küresel düzeyde ciddi komplikasyonlara yol açabilecek riskli adımlardır" dedi.

Cumhurbaşkanı, görüşlerini Trump'a da aktardığını kaydetti.

Peki binlerce kilometre uzaktaki Venezuela'da yaşananlar neden Türkiye'yi ilgilendiriyor?

Maduro'nun devrilmesi ilişkilerin seyrini nasıl etkileyebilir?

Türkiye-Venezuela ilişkileri nasıl gelişti?

Dışişleri Bakanlığı'nın internet sitesine göre Venezuela, Türkiye'nin Latin Amerika ve Karayipler bölgesinde ilk diplomatik ilişki kurduğu ülkeler arasında yer alıyor.

İki ülke arasındaki yakınlaşma 2000'lerden itibaren ivme kazandı.

Türkiye-Latin Amerika ilişkileri üzerine uzmanlaşan akademisyenler dönüm noktası olarak 2017 yılına işaret ediyor.

Nicolas Maduro Ekim 2017'de Türkiye'ye ilk resmi ziyaretini gerçekleştirdi.

Maduro, Temmuz 2018'de Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın göreve başlama törenine katıldı.

Bunun ardından Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da Aralık 2018'de Karakas'ı ziyaret etti.

Maduro ve Erdoğan'ın ziyaretleri, iki ülkenin devlet başkanı düzeyinde yaptığı ilk karşılıklı ziyaretler olarak tarihe geçti.

Uzmanlara göre ilişkilerin ivme kazanmasında 2016'daki 15 Temmuz darbe girişiminin de rolü var.

City St. George's Üniversitesi Uluslararası Siyaset Öğretim Üyesi Begüm Zorlu 15 Temmuz'dan sonra "darbelere karşı birlikte olma" ekseninde ilişkilerin yakınlaştığını söylüyor.

Boğaziçi Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Öğretim üyesi Dr. Mert Arslanalp da Venezuela ile güçlendirilmeye çalışılan ekonomik ilişkilerin 15 Temmuz'dan sonra siyasal anlamda geliştiğini vurguluyor:

"Kısmen 15 Temmuz'un Ankara'daki politika yapıcılar açısından ABD'nin bir şekilde dahil olduğu bir süreç olarak görülmesinden, kısmen Türkiye'deki otoriterleşme süreci üzerinde Batı'nın sınırlandırıcı etkisini azaltmak açısından farklı partnerler arayışına girildi. Venezuela da bunlardan biriydi."

Cumhurbaşkanı Erdoğan otoriterleşme iddialarını reddediyor, Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) iktidarında Türkiye'nin "daha demokratik, daha özgür" olduğunu söylüyor.

'Sembolik performansların sergilendiği bir ilişki'

BBC Türkçe'ye konuşan ve Türkiye-Latin Amerika ilişkileri üzerine uzmanlaşan Melike Hocaoğlu Çağlıöz, Venezuela'nın küresel arenada izole edildiği ve kırıcı enflasyonla mücadele ettiği bu dönemde Türkiye'nin diplomatik ve ekonomik ilişkileri koruyan nadir ülkelerden olduğunu vurguluyor:

" Türkiye bu dönemde geri çekilmeyi tercih etmedi. Aksine, birçok ülkenin geri çekildiği bir dönemde diplomatik varlığını, siyasi diyaloğu ve ekonomik kanalları sürdürdü."

Çağlıöz, iki ülkenin yakınlaşmasının Ticaret Geliştirme Anlaşması ve Türk Hava Yolları'nın Venezuelaya direkt uçuş başlatması gibi somut adımlarla kurumsallaştırıldığına dikkat çekiyor.

Mert Arslanalp 2019'da ABD ve Avrupa liderlerinin muhalif siyasetçi Juan Guaido'yu geçici devlet başkanı olarak kabul ettiği dönemde Erdoğan'ın Maduro'ya destek verdiğini hatırlatıyor.

Akademisyen, "Erdoğan bunu bir darbe girişimi olarak adlandırdı" diyor.

Begüm Zorlu ise Türkiye-Venezuela hattını "daha çok sembolik performansların birarada sergilendiği bir ilişki" olarak tarif ediyor.

Buna Maduro'nun 2018'de İstanbul'da Diriliş Ertuğrul setini ziyaret etmesini, Osmanlı tarihine ilgi göstermesini ve Karakas caddelerine Türk isimleri verilmesini örnek olarak gösteriyor ve ekliyor:

"Venezuela, Türkiye'nin uluslararası sistemdeki pozisyonunu destekleyen bir ilişki sergilemeye çalıştı."

Altın ve uyuşturucu iddiaları

Liderler düzeyinde sıcak temasa paralel olarak iki ülke arasındaki ticaret de yıllar içinde giderek güçlendi.

Ağır ekonomik kriz ve ABD yaptırımlarına maruz kalan Venezuela, Rusya ve Çin'in yanı sıra Türkiye ile de bağlarını derinleştirdi.

İlişkilerin derinleştiği dönemde Venezuela ve Türkiye arasında uyuşturucu ve benzeri yasa dışı ağların kurulduğuna dair iddialar ortaya atıldı.

Organize suç örgütü lideri Sedat Peker, Binali Yıldırım'ın oğlu Erkam Yıldırım ilgili olarak "Venezuela'ya yeni bir uyuşturucu güzergahı kurmak için gitti" iddiasını rotaya attı.

Yıldırım ise 2021'de yaptığı bir açıklamada "İddialar kesinlikle iftiradır, şiddetle reddediyoruz. Bizimle uyuşturucuyu yan yana getirmek tümüyle hakarettir" dedi.

Yıldırım oğlunun Venezuela'ya Covid ile mücadele amacıyla gittiğini ve malzeme dağıttığını söyledi.

Aynı dönemde kamu maden şirketleriyle küçük maden işletmelerinin Venezuela'da çıkardıkları altınlar yaptırımlar sebebiyle İsviçre yerine Türkiye'de işlenmeye başlandı.

Venezuela ve Türkiye arasındaki altın ticareti Karakas'a yönelik yaptırımların etrafından dolaştığı iddialarının ortaya atılmasına neden oldu.

Ancak iki başkent de bu ticaretin uluslararası hukuka uygun şekilde yapıldığını savunuyor.

Nicolas Maduro, Haziran 2024'te yaptığı bir açıklamada Türkiye ile altın ve enerji alanlarında yeni işbirliği anlaşmaları imzalandığını duyurmuştu.

TÜİK verilerine göre Türkiye ve Venezuela'nın ticaret hacmi 2022'de 1 milyar dolar seviyesini gördü.

2024'te yaklaşık 665 milyon dolar olan ticaret hacmi, 2025 yılında 406 milyon dolara geriledi.

'Latin Amerika ülkelerinde hayal kırıklığı yaratabilir'

Muhalefete göre Maduro'nun devrilmesi, son 10 yılda ivme kazanan Türkiye-Venezuela ilişkileri için bir dönüm noktası olabilir.

CHP'li emekli büyükelçi Namık Tan, Ankara'nın ABD'nin müdahalesine "yeterince sert tepki vermemesinin" Latin Amerika'daki diğer ülkeler tarafından "Türkiye'nin Venezuela halkını yalnız bıraktığı şeklinde" algılanabileceği uyarısını yapıyor.

BBC Türkçe için konuyu değerlendiren emekli diplomat, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın tavrı hakkında "Brezilya ve Kolombiya gibi ülkelerde halklar nezdinde büyük bir hayal kırıklığı yaratacağını tahmin etmek zor değildir" diyor ve ekliyor:

"Bu şartlar altında Ankara'nın tek çıkış yolu, Avrupa merkezli arabuluculuk çabalarına katılmak, Venezuela'nın kontrolünün ABD'ye geçmesini önlemeyi ve bu ülkede seçimlerin düzgün bir şekilde yapılmasını amaçlayan uluslararası inisiyatife dahil olmaktır."

Dışişleri Bakanlığı Venezuela'daki gelişmelerin ardından yaptığı açıklamada taraflara itidal çağrısı yaptı.

AKP Sözcüsü Ömer Çelik ise "Bir ülkenin halkına ait egemenliğin hedef alınması ve uluslararası hukukun ihlal edilmesi hiçbir şekilde kabul edilemez" dedi.

'Türkiye'nin seçim yapmasına gerek yok'

ABD Başkanı Donald Trump, Venezuela'yı geçici bir süre ABD'nin yöneteceğini ilan etti.

Ancak Karakas'ta liderlik koltuğuna kimin oturacağı netleşene kadar ülkeye belirsizlik hakim olacak.

Melike Hocaoğlu Çağlıöz bu belirsizlik yüzünden ticaret, finans ve lojistik gibi alanlarda kısa vadede aksaklıklar yaşanabileceğini söylüyor.

Ancak orta vadede Maduro'nun başkan yardımcısı Delcy Rodriguez'in ülkeyi yönetmesi durumunda "pragmatik bir geçiş süreci" yaşanmasının öngörüldüğünü belirtiyor.

Akademisyen, Venezuela'da gidişatın yalnızca diplomatik tercihlere değil, aynı zamanda küresel güç mücadelesine de bağlı olduğunu vurguluyor:

"Bugünün gerçek ikilemi Türkiye'nin değil, BM Güvenlik Konseyi'nin iki daimi üyesi Rusya ve Çin'in, hatta Avrupa Birliği ülkelerinin dahi engelleyemediği uluslararası sistemin yapısal çelişkisidir.

"Mevcut konjonktürde Türkiye'nin rolü, tüm taraflarla ilişkilerini rasyonel ve pragmatik bir zeminde yönetmekten ibaret olmalıdır."

Uzman, Türkiye'nin "lider merkezli" bir yaklaşım yerine "devletlerarası sürekliliğe" odaklanması gerektiğini savunuyor ve ekliyor:

"Ankara'nın Washington ve Karacas arasında seçim yapmasına gerek yoktur."

Mert Arslanalp ise ikinci Trump döneminde Türkiye'nin dış politikasını "ABD'nin öncelikleriyle uyumlandırmaya çalıştığını" söylüyor:

"Bunun Türkiye'nin bölgeyle ilişkilerini sınırlandıracağını düşünüyorum ya da bölgeyle ilişkilerini ABD'nin istediği çerçevede gerçekleştireceğini düşünüyorum."

'Maduro'ya Türkiye'de sürgün teklif edildi' iddiası

ABD'li Cumhuriyetçi Senatör Lindsey Graham, 5 Ocak'ta basın mensuplarına yaptığı bir açıklamada Maduro hakkında dikkat çeken ifadeler kullandı.

Graham, "Maduro şimdi Türkiye'de olabilirdi, ama New York'ta. Maduro sadece kendisini suçlayabilir. [Trump], Maduro'ya bir çıkış yolu sundu. [Maduro] reddetmeyi seçti ve şimdi hapiste" diye konuştu.

Benzer iddialar Washington Post ve New York Times gazeteleri tarafından da dile getirilmişti.

New York Times Venezuela liderinin Aralık'ta ABD Başkanı Donald Trump'ın ülkeyi terk ederek Türkiye'ye "lüks sürgüne" gitmesi yönünde bir ültimatomu reddettiğini yazmıştı.

Namık Tan Maduro hakkındaki kötü yönetim ve yolsuzluk iddialarının altını çiziyor ve şu değerlendirmeyi yapıyor:

"Şartlar ne olursa olsun Türkiye'nin, ABD'nin sürgüne mahkûm ettiği siyasetçilerin yurdu gibi bir imajla anılmasının ne ülkemize ne de Türkiye-ABD ilişkilerine bir katkı sağlaması beklenebilir."

İlgili haberler

BBC