Dha Yurt Bülteni-5

Dha Yurt Bülteni-5

1)DİKİLİ'DE KAÇAKLAR KAYALILARDA MAHSUR KALDIİZMİR'in Dikili ilçesi açıklarında bir grup kaçak, yasa dışı geçiş yapmak isterken, olumsuz hava koşulları yüzünden üstünde oldukları botun çarptığı kayalıklarda mahsur kaldı.

Dha Yurt Bülteni-5

1)DİKİLİ'DE KAÇAKLAR KAYALILARDA MAHSUR KALDI

İZMİR'in Dikili ilçesi açıklarında bir grup kaçak, yasa dışı geçiş yapmak isterken, olumsuz hava koşulları yüzünden üstünde oldukları botun çarptığı kayalıklarda mahsur kaldı. Sahil güvenlik ekipleri, kurtarma çalışması başlattı. Dikili açıklarından bu gece lastik botla ve yasa dışı yollarla denize açılan bir grup kaçak, bir süre sonra korkulu anlar yaşadı. Bademli Mahallesi açıkları Pisa Koyu karşısı Aya Nikola Kayalıklarına çarpan bottun batmasıyla, kaçaklar, kayalıklara sığındı. Sahil güvenlik ekipleri, gelen ihbarla durumdan haberdar oldu. Bölgeye harekete eden sahil güvenlik botları ve helikopteri, kayalıktaki kaçakları tespit etti. Zorlu arazi şartları nedeniyle havanın aydınlanmasını bekleyen ekipler, kayalıklara helikopterle insani yardım ulaştırdı. İlk etapta kayalıklardan 4'ü çocuk 1'i kadın 5 kişi kurtarıldı. Kayalıktaki kaçaklar için başlatılan kurtarma çalışması sürüyor.

Oben ULU/ DİKİLİ (İzmir), DHA)

=====================================================

2)TÜRKİYE, AİHM'E 97 SAYFALIK SAVUNMA GÖNDERDİ: DEMİRTAŞ İÇİN İÇ HUKUK YOLLARI TÜKETİLMEDİ

 

TÜRKİYE, hakkında yürütülen soruşturma nedeniyle 4 Kasım 2016 tarihinden beri tutuklu bulunan HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş ve çoğu tutuklu 10 HDP'li milletvekilinin başvurusu üzerine Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne (AİHM) savunma gönderdi. Savunmada iç hukuk yolları tüketilmediği gerekçesiyle bütün şikayetler bakımından başvuruların kabul edilememesi istendi. Türkiye, milletvekili dokunulmazlıklarının kaldırılmasının hükümet tarafından muhalefeti engellemek için atılmış bir adım olduğu iddiasının kabul edilemez olduğunu bildirirken, "Türk Hükümeti ilk olarak mahkemeyi, başvuruyu genel olarak kabul edilebilirlik başlığına göre ve her bölüme göre yukarıdaki açıklamalar ışığında kabul edilemez bulmaya saygıyla davet eder"  denildi.  

Tutuklu bulunan HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş ve yine çoğu tutuklu HDP'li 10 milletvekilinin yaptığı başvuru üzerine Türkiye'nin AİHM'e gönderdiği savunmanın detayları ortaya çıktı. Adalet Bakanlığı İnsan Hakları Dairesi Başkanlığı tarafından AİHM'e gönderilen 97 sayfalık savunmada, dokunulmazlıkların kaldırılması ile ilgili yasa kanun teklifinin 20 Mayıs 2016 tarihinde 376 oyla kabul edildiği daha sonra  Cumhurbaşkanı'nın onayıyla 8 Haziran 2016 tarihinde Resmi Gazete'de yayımlandığı hatırlatıldı. Savunmada, bu doğrultuda Adalet Bakanlığı, Başbakanlık ve TBMM nezdinde yapılan yasama dokunulmazlıklarının kaldırılmasına yönelik daha önce yapılan istem üzerine milletvekillerin yasama dokunulmazlıklarının kaldırıldığı belirtildi. Savunmada, Anayasa değişikliği kapsamında AK Parti'li 29 milletvekili hakkında 50, CHP'li 59 milletvekili hakkında 215, HDP'li 55 milletvekili hakkında 518, MHP'li10 milletvekili hakkındaki 23 ve 1 bağımsız milletvekili ile ilgili 5 soruşturma dosyasına göre dokunulmazlıkları kaldırıldığı ifade edilirken, şöyle denildi:

"Dokunulmazlıkları kaldırılanlar arasında CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ve MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli de bulunmaktadır ve haklarında fezleke hazırlanmış olup her iki Genel Başkan da yetkili soruşturmacılara yazılı veya sözlü ifadelerini vermişlerdir."

"DEMİRTAŞ, İFADE VERMEMİŞTİR"

Türkiye'nin savunmasında Demirtaş ve diğer HDP'li başvurular hakkında soruşturma başlatılmasına neden olan, '6, 7, 8 Ekim Kobani' ve 'Öz yönetim/özerklik ilanı ve hendek' olayları olarak bilinen süreçlerle ilgili genel bilgilere de yer verildi. Ayrıca, Demirtaş başta olmak üzere diğer başvurucular ile ilgili hazırlanan iddianame ve yöneltilen suçlarla ilgili bilgiler yer aldı. HDP Eş Başkanı Demirtaş hakkında 31 fezleke bulunduğu, Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı'nın Demirtaş'ın ifadesinin alınabilmesinin sağlanması için 6 Eylül 2016 tarihinde kendisine bir davetiye tebliğ ettiği belirtilen savunmada, şöyle denildi:

"Ne var ki, başvurucu celpnamenin şartlarını yerine getirmemiştir. Nitekim, başvurucu 19 Nisan 2016 tarihinde, hakkında celpname çıkarılmadan önce TBMM'deki grup toplantısında, 'Tek bir arkadaşım kendi ayağıyla ifade vermeye gitmeyecek. Nasıl götürüyorlarsa kendileri bilirler, bu iş öyle kolay olmayacak' demiştir. Başvurucu hakkında celpname çıkarılmasına karşın ifade vermeye gitmediği için 4 Kasım 2016 tarihinde Diyarbakır Cumhuriyet Savcılığı'nın emriyle gözaltına alınmış olup gözaltı nedeni kendisine izah edilmiştir. Aynı tarihte Cumhuriyet Başsavcı Vekili ile iki savcı, başvurucunun ifadesini almışlardır. Sorgulama sırasında 3 avukat hazır bulunmuştur. Başvurucuya isnat edilen suçlar ve kanuni hakları sorgulama esnasında kendisine ayrıntılarıyla izah edilmiştir. Başvurucu savcılık huzurunda soruşturmaya konu olan iddialarla ilgili olarak savunma yapmak istemediğini belirtmiştir."

AYM BAŞVURULARI VE AYM'NİN YILDIRIM KARARI ANLATILDI

Türkiye savunmasında, AİHM'e başvuru yapan HDP'li vekillerin Anayasa Mahkemesi'ne bireysel başvuru yaptıklarını ve Mardin Milletvekili Gülser Yıldırım ile ilgili AYM'nin karar verdiğini de hatırlatarak, şöyle devam edildi:

"16 Kasım 2017'de Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu, Gülser Yıldırım'ın bireysel başvurusunu değerlendirmiş ve başvurucunun 'yasaya aykırı tutukluluk', 'ifade özgürlüğü ve siyasal faaliyette bulunma haklarının ihlali' ile 'soruşturma dosyasına kısıtlama getirilmesi' iddialarının açıkça temelsiz oldukları ve başvurucunun 'yasaya aykırı tutuklanma ve gözaltına alınmaya' ilişkin iddiası bağlamında ise iç hukuk yollarının tüketilmediği gerekçesiyle başvurunun kabul edilemez olduğunu açıklamıştır. Anayasa Mahkemesi öteki başvurucular tarafından görülmekte olan davalara ilişkin yapılan diğer başvuruların değerlendirmesini sürdürmektedir."

Türkiye'nin AİHM'e gönderilen savunmanın sonuç bölümünde ise, yapılan başvurunun red edilmesi istendi. Türk Hükümeti'nin, ulusal mahkemelere ya da Anayasa Mahkemesi'ne başvurulmadan, Anayasa Mahkemesi kararı beklenmeden doğrudan AİHM'e başvurulmasının Avrupa İnsan Hakları Sözleşme'nin (AİHS) asli ilkelerinden olan 'Yerindelik ilkesi' ve AİHS'te belirtilen bireysel koruma sistemine uygun olmadığı vurgulanan savunmada şöyle denildi:

"Nitekim bu durum ulusal yargı mercilerinin ve Anayasa Mahkemesi'nin varsa eksiklik ve ihmalleri gidermesine izin vermemektedir ve bu, AİHS tarafından devletlere tanınan takdir marjının icrasına engel olur. Bundan başka hükümet bu başvuruların emsal olarak kabul edilmeleri halinde, ulusal mahkemelere hiçbir gerçek başvuru yapılmaksızın AİHM'e çok büyük sayıda başvuru yapılabileceğini ve bu durumun sürdürülebilir olmayacağını ve AİHS sistemini risklere maruz bırakacağını eklemek ister. Bu durum AİHS'te ortaya koyulan koruma sisteminin etkililiğinde düşüşe yol açabilir ve Mahkeme'ye güveni olumsuz yönde etkileyebilir. Bu bakımdan Türk Hükümeti, mevcut iç hukuk yollarının tüketilmemiş olması gerekçesiyle Mahkeme'den başvuruyu bütün şikayetler bakımından kabul edilemez bulmasını talep eder."

"TUTUKLAMA KARARI ALINMASI HASİL OLMUŞTUR"

Başvurucu HDP'li milletvekillerinin yargı makamlarından gelen celpnameleri dikkate almayacaklarını ifade ettiklerini ve hiç birinin kendi istekleriyle ifade vermek üzere hazır bulunmadıkları belirtilen savunmada, şu ifadeler yer aldı:

"Akabinde başvurucular hakkında yakalama ve gözaltı emirleri düzenlenmiş ve sorgulanmışlardır. Yargılamaların gerçekleştirilmesi için başvurucuların ifadelerinin alınması gerekmektedir, bu nedenle ilk aşamada ifadelerinin alınması için tutuklama kararları alınması ihtiyacı hasıl olmuştur. Tutuklama kararlarını verirken sulh hakimleri, somut deliller ve kaçma riski göz önünde bulundurulduğunda, şartlı tahliyenin yetersiz olacağına dikkat çekmişlerdir. HDP'nin haklarında soruşturma başlatılan bazı milletvekillerinin yurtdışına kaçtıkları, başvurucu Ferhat Encü'nün yabancı bir ülke için uçak bileti ile yurtdışına kaçarken yakalanması ve Nursel Aydoğan'ın kendisi hakkında yakalama emri olmasına rağmen hala kaçak olması dikkate alındığında, bu durum başvurucuların kendilerine ceza verilmesi ihtimaline karşı yurtdışına kaçabilecekleri şüphesine yol açmaktadır."

Türkiye'nin AİHM'e gönderdiği Demirtaş ve HDP'li tutuklu vekiller ile ilgili savunmasının sonunda şöyle denildi:

"İDDİASI KABUL EDİLEMEZ"

"Hükümet, başvurucuların tutuklanmalarına ve tutukluluklarının devamına hükmeden kararların siyasal amaç güttüğüne ilişkin şikayetlerinin özde objektif bir gözlemciyi tatmin edebilecek suç unsurlarının yokluğunda tutuklandıkları iddiasına dayandığını ifade etmek ister. Türkiye'nin çok sayıda terör örgütünün hedefinde olması nedeniyle terörle mücadele kapsamında çok sayıda tedbire başvurmak gerekmiştir ve söz konusu dönemde Türkiye çok sayıda bombalı saldırıya maruz kalmıştır. Terör örgütlerinin siyasetçiler tarafından desteklenmesi ve siyasetçilerin dokunulmazlıklarını istinaden terör örgütlerine destek vermesi nedeniyle Hükümet ve muhalefet partileri CHP ve MHP ortak hareket edip milletvekillerinin, dokunulmazlıklarına yaslanarak terörü desteklemesini önlemek için dokunulmazlıkları kaldırma kararı almışlardır. Bu açıklamalar göz önünde tutularak başvurucuların milletvekili dokunulmazlıklarının kaldırılmasının Hükümet tarafından muhalefeti engellemek için atılmış bir adım olduğu iddiası kabul edilemez. Türk Hükümeti ilk olarak AİHM'i başvuruyu genel olarak kabul edilebilirlik başlığına göre ve her bölüme göre yukarıdaki açıklamalar ışığında kabul edilemez bulmaya saygıyla davet eder."

ARŞİV GÖRÜNTÜ 

Ferit ASLAN/DİYARBAKIR, -

========================================================

3)NUSAYBİN'DE PKK OPERASYONU: 1'İ GÜVENLİK KORUCUSU 2 TUTUKLAMA

 

MARDİN'in Nusaybin ilçesinde, terör örgütü PKK/KCK'ya yönelik yürütülen çalışmalar kapsamında içerisinde patlayıcı bulunduğu bilgisi üzerine durdurulan araçta, eylem hazırlığında olduğu belirtilen 2 kişi gözaltına alındı. 1'inin güvenlik korucusu olduğu belirtilen 2 şüpheli tutuklanırken, araçtan kaçan 1 kişinin tarlaya attığı poşet içerisinde el yapımı patlayıcı ve düzenekler bulundu. Nusaybin'de terör örgütü PKK/KCK'ya yönelik sürdürülen çalışmalar kapsamında, Mardin Emniyet Müdürlüğü'nce yapılan yazılı açıklamada, "Nusaybin Cumhuriyet Başsavcılığının talimatları ile PKK/KCK silahlı terör örgütü üyelerinin yakalanmasına yönelik yürütülen çalışmalar kapsamında; Patlayıcı madde taşıdığı bilgisi alınan bir araca yönelik ekiplerimizce yapılan takip sonrasında, içerisinde 3 şahsın bulunduğu araç Nusaybin ilçesinde, İstihbarat, TEM ve Özel Harekat Şube Müdürlüğü görevlilerimizce koordineli olarak yürütülen operasyon ile durdurulmuş, durdurulan araç içerisinde bulunan bir şahıs ellerindeki poşetleri atarak karanlıktan faydalanmak suretiyle olay yerinden uzaklaşmış, 1'i geçici güvenlik korucusu olmak üzere toplam 2 şahıs yakalanarak gözaltına alınmıştır. Araç içerisinden kaçarak uzaklaşan şahıs tarafından kaçarken tarlaya atılan poşetler içerisinde; 5 kilogram nevi belirsiz kimyasal patlayıcı madde, 24 adet Alpha fire alıcı, 2 adet kumanda, 7 adet telsizli düzenek, 14 adet alıcı verici devre, 2 adet saatli düzenek, 9 adet elektronik devre bulunarak el konulmuştur. Gözaltına alınan 2 şahıs 13.12.017 günü haklarında hazırlanan tahkikat evrakları ile birlikte Nusaybin Cumhuriyet Başsavcılığına sevk edilmiş olup, şahıslar çıkarıldıkları adli makamlarca tutuklanarak cezaevine teslim edilmiştir. Terörle mücadele konusundaki çalışmalarımız kararlılıkla devam etmekte ve gerekli güvenlik önlemleri alınmaktadır" denildi. 

MARDİN,

======================================================

4)ÖLEN BABASININ AYAKKABILARI ALIP BIRAKMADI

ADANA'da elektrikli römorkla giderken otomobil çarpması sonucu ölen 79 yaşındaki Ömer Subaşı'nın oğlu Muhammet Subaşı, babasının ayağından fırlayan ayakkabılarını alıp elinden bırakmadı. Kaza, merkez Seyhan ilçesindeki Kıyıboyu Caddesi'nde meydana geldi. Kavşağa kontrolsüz giren 35 HG 593 plakalı otomobil, Ömer Subaşı'nın kullandığı elektrikli römorka çarptı. Kaza sonrası otomobil sürücüsü aracı bırakıp kaçarken, emekli Ömer Subaşı olay yerinde yaşamını yitirdi. Kazayı duyup olay yerine gelen Ömer Subaşı'nın oğlu Muhammet Subaşı, babasının cesedi başında gözyaşı döktü. Muhammet Subaşı, babasının çarpmanın etkisiyle fırlayan ayakkabılarını alıp elinden bırakmadı. Babasının ayakkabılarını koltuğunun altına alarak kaza yerini inceleyen Subaşı, olay yerine gelen yakınları tarafından teselli edildi. Olay yerine çağrılan cenaze aracı yaşlı adamın cesedini otopsi için Adana Adli Tıp morguna götürdü. Adı açıklanmayan otomobil sürücüsünün ise Şakirpaşa Polis Merkezi'ne giderek teslim olduğu belirtildi.

Görüntü Dökümü

------------------------

Kazaya karışan elektrikli bisikletin görüntüsü

Elektrikli bisikletin kasasından görüntü

Ölen şahsın ayakkabısının oğlunun elinde görüntüsü

Ayakkabıdan detay

Kazaya karışan otomobilden detay görüntüler

Otomobilin plakası

Olayı gören bir vatandaşın konuşması

Cesedin tabuta konulması

Cenaze aracına taşınması

Yakınlarının ağlaması

Cenaze aracının görüntüsü

Ölen şahsın sağlık fotoğrafı

SÜRE: 01'58"    BOYUT: 120 MB

Haber: Çağlar ÖZTÜRK-Kamera: ADANA,

=====================================================

5)İŞADAMI DENİZHAN VURAL, OYUNCU HAKAN YILMAZ VE EŞİNİ DARP ETTİĞİ İDDİALARIYLA İLGİLİ KONUŞTU

İSTANBUL Beşiktaş'ta bir otelde oyuncu Hakan Yılmaz ve eşi Elif Yılmaz'ı adamlarıyla dövdüğü iddiasıyla gözaltına alınarak serbest bırakılan Vuralhan Grup Yönetim Kurulu Başkanı Denizhan Vural, Kırıkkale'de kendisi için iddia edilen suçlamalara yanıt verdi.

Kırıkkaleli işadamı Denizhan Vural, düzenlediği basın toplantısında, oyuncu Hakan Yılmaz ve eşi Elif Yılmaz'ı İstanbul'daki bir otelde geçtiğimiz hafta darp ettiği iddialarıyla ilgili soruları yanıtladı. Basın toplantısında gazetecilerin sorularını yanıtlayan Vural, "İstanbul da bir otel de kendisinin daha sonradan oyuncu olduğunu öğrendiğim Hakan Yılmaz, 5 yıldır sürekli iş için gittiğimiz otelde bu olay yaşandı. Olayın içeriği ile alakalı çok büyük yalanlar ve iftiralar söz konusudur. Şahsım ve arkadaşlarımın ticari itibarlarımız hiçe sayılarak büyük bir töhmet altında bırakıldık. Olayın gerçekleşme nedeni tamamen anlatılanların dışında ve bizim arkadaşlarımızın sonuna kadar haklı olduğu şekilde gerçekleşmiştirö dedi.

Vural, olay gecesi yaşananları şöyle aktardı:

"Olay gecesi biz otele gittiğimizde adının sonradan oyuncu Hakan Yılmaz olduğunu öğrendiğim şahıs,  vatanımıza, milletimize, devletimize ve milli örfü adetlerimize küfür ederek yanımızdan geçti. Yılmaz, 'Bu devletin de, bunlara oy verenlerin de, milletin de' diyerek çok ağır küfür ve hakaret içerikli cümleler kullanarak yanımızdan geçti. Olayın öncesinde ne olduğunu bilmiyoruz. Tahminim bir olay gerçekleşti. Bu gerginlik anında bizim yanımızdan geçerken de sinirliydi. O ara göz göze geldik. O esnada 'Siz de onlardansınız. Belli. Ne bakıyorsunuz? Önünüze bakın' diye bize de laf attı. Kamera kayıtların da her şey net bir şekilde gözükmektedir. Arkasına dönüp bize baktığı esnada hakaret ve küfür içerikli konuşmalarına devam ettiği kameralarda ortadadır. Aynı zamanda bizim yanımızdan geçerken yalnızdı. Eşini falan görmedik. Tabii bu ne içtiği belli olmayan sarhoş, gerçekten büyük derecede aklı beyni yerinde olmayacak derecede alkol ve uyuşturucu almış bu şahsın niye böyle bir durum içerisine  girdiğini anlayamadık, bilemedik. Böyle namertçe adice olayı anlayamadım. Bunun üzerine çok gerildim. Her vatanına, milletine, bayrağına, devletine inancı sonsuz olan bütün Türk evladı, Türk genci gibi tepkimi göstermek adına yanına doğru ilerledim. Eşini görmedim, eşinin olduğunu bırak, yanında bir bayan olduğunu görseydim. Kesinlikle kendim gitmez otelin güvenlik görevlilerine 'müdahale gerektiğini' belirterek şikayet de bulunurdum.ö

OYUNCU HAKAN YILMAZ, OLAY SONRASI SOSYAL MEDYA HESABINDA ŞUNLARI YAZMIŞTI

Hakan Yılmaz, yaşadıklarını sosyal medya hesabında takipçileri ile aynı gün şu şekilde paylaşmıştı:

"Önceki akşam eşimle birlikte gittiğimiz Etiler Le Meridien Otel'in lobisinde yanıma gelen ve 'Beni tanıdın mı?' diye soran kişiye 'Tanıyamadım' yanıtını verdim. Bu yanıtın üzerine 'Beni nasıl tanımazsın' diyen, eşimin yanında bana küfür ve hakaret eden şahıs, ardından yanındaki iki arkadaşı ile birlikte eşimle beni darp etmiştir. Eşimin de yaralandığı olay sonrasında darp raporu ile birlikte karakola giderek kendilerinden şikayetçi olduk. Bu sırada bana, eşime ve yanımıza gelen ortağıma hakaretler ve tehditler devam etti. Avukatım tarafından yasal işlemler başlatılmıştır. Şehrin göbeğinde sırf 'Tanımıyorum' dedim diye, üstelik de eşimin yanında böyle bir saldırıyı kabul etmiyorum, etmeyeceğim! Kimse kanun üstü değildir! Suçluların gerekli cezayı alacağına dair hukuka inancım tam! Kamuoyuna saygıyla duyururumö

Görüntü Dökümü

------------------------:

Denizhan Vural'ın basın toplantısı ve detayları

Erhan GÖĞEM/KIRIKKALE, - 

===========================================================

6)SAMANLIKTA CESEDİ BULUNAN ÇİFTİNİN EŞİ SERBEST, EŞİNİN 'SEVGİLİSİ' TUTUKLANDI

 

AFYONKARAHİSAR'ın Şuhut ilçesinde, samanlıkta beton direğe zincirle bağlanmış halde cesedi bulunan 30 yaşındaki Ali Ç.'nin iple boğularak öldürüldüğü, sonra direğe bağlanarak, samanlığın ateşe verildiği tespit edildi. Olayla ilgili olarak, Ali Ç.'nin eşi Emine Ç., tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılırken, sevgilisi olduğu ileri sürülen Halil İbrahim Karataş ise, tutuklandı. Şuhut'a bağlı Mahmutköy'de, 12 Aralık Salı günü sabah saatlerinde, bir evin samanlığından duman çıktığını görenler, jandarmaya haber verdi. İhbar üzerine jandarma ve itfaiye ekipleri geldi. Yangın, yaklaşık yarım saat süren müdahale ardından kontrol altına alındı. Samanlıkta inceleme yapan jandarma ve itfaiye ekipleri, içerideki beton direğe zincirle bağlanmış erkek cesedi buldu. Yapılan incelemede, cesedinin çiftçi Ali Ç.'ye ait olduğu belirlendi. Olayın ardından soruşturmayı genişleten jandarma ekipleri, ilk etapta, Ali Ç.'nin eşi Emine Ç.'nin de aralarında bulunduğu 6 şüpheliyi gözaltına aldı. Şüphelilerden 4'ü ifadelerinin ardından serbest bırakıldı. Emine Ç. ile Halil İbrahim Karataş işlemlerinin ardından adliyeye sevk edildi. Nöbetçi sulh ceza hakimliğince Emine Ç. tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılırken, Halil İbrahim Karataş ise tutuklandı.

"EŞİM, BİZİ KİLERDE GÖRDÜ"

Emine Ç., sulh ceza hakimliğinde verdiği ifadede, eşinin pazartesi gecesi kahveye gittiğini, kendisinin de çocuklarıyla evde kaldığını söyledi. Bu sırada cama taş atıldığını anlatan Emine Ç., şunları söyledi:

"Aşağı inip, baktığımda Halil İbrahim Karataş'ı gördüm. Niye geldiğini sorduğumda ise, bana sarılıp, öpmeye çalıştı. Beni kucaklayarak, samanlığın yanında kiler olarak kullandığımız odaya götürdü. O sıra eşim geldi. Bizi öyle görünce 'Allah belanızı versin' diyerek, dışarı çıktı. Halil İbrahim Karataş, arkasından giderek, eşimle boğuştu. İple boğdu ve samanlıktaki direğe bağladı. Ben de yukarı çocuklarımın yanına çıktım. Bir süre sonra uyumuşum. Sabah samanlığın yandığını gördüm. Komşular ve gelenler, yangını söndürdü."

Halil İbrahim Karataş ise ifadesinde Emine Ç.'nin anlattıklarının yalan olduğunu, kendisinin ailenin evine gitmediğini, olayın geçtiği ileri sürülen saatlerde evinde olduğunu öne sürdü.

Sait KARADUMAN/ŞUHUT(Afyonkarahisar), -

======================================================

7)BYLOCK KULLANDIKLARI İDDİA EDİLEN 6 KİŞİ ADLİYEYE SEVK EDİLDİ

KOCAELİ'de, FETÖ/PDY soruşturması kapsamında Bylock kullandıkları iddiasıyla gözaltına alınan 6 kişi adliyeye sevk edildi.

Kocaeli Cumhuriyet Başsavcılığı'nın yürüttüğü FETÖ/PDY soruşturması kapsamında Kocaeli Emniyet Müdürlüğü'nün düzenlediği operasyonla Bylock kullandıkları iddiasıyla 6 kişi gözaltına alındı. Emniyet Müdürlüğü'ndeki işlemlerin ardından 3'ü kadın 6 kişi adliyeye sevk edildi.

Görüntü Dökümü

---------------------------

Adliyeye sevk edilmeleri

Selda Hatun TAN/İZMİT(Kocaeli), - 

=====================================================

8)YAYA ALT GEÇİDİ SANAT GALERİSİNE DÖNÜŞTÜ

MERSİN Büyükşehir Belediyesi tarafından Tulumba Bat-Çık Yaya Altgeçidinin batı yönü 'Geçit Sanat Sergi Salonu'na dönüştürüldü.

Büyükşehir Belediye Başkanı Burhanettin Kocamaz, Kilikya Sanat Atölyesi'nde ressam olan Mustafa Özdemir'in isteği üzerine Tulumba Bat-Çık Yaya Altgeçidi'ni 'Geçit Sanat Sergi Salonu' olarak tahsis etti. Yapılan çalışmaların ardından altgeçit sanat galerisine dönüştürüldü. Geçit Sanat Sergi Salonu ismi verilen ve şimdilik içerisinde 70'e yakın resmin sergilendiği altgeçit büyük ilgi gördü. Ressam Özdemir, Mersin'deki pasajlar ve alt geçitleri insanların kullanmadığını belirterek, "Burada o algıyı yıkmaya çalışacağız. Sanatın yer altında da olsa sanat olduğunu herkese kabul ettireceğiz" dedi.

Doğu yönündeki bat-çık yaya geçidini de aynı şekilde bir sanat galerisine dönüştüreceklerini ifade eden Özdemir, şöyle konuştu:

"Orada da çalışmalarımız devam ediyor. Özellikle kadınlar bu sergiden ve durumdan çok memnun. Bizler burada onlara yoldaş oluyoruz, yeri geliyor sohbet ediyoruz. Her geçen gün yaya alt geçidini kullanmak ve 'Geçit Sanat'tan geçmek biraz daha fazlalaşıyor. Her geçen gün burayı kullanan insanların sayısında artış gözlemliyoruz."

Altgeçitte açılan 'Geçit Sanat Sergi Salonu'nda ilk etapta 70'e yakın resminin sergilendiğini kaydeden Özdemir, saat 09.00'da açılan serginin saat 20.00'ye kadar ziyaret edilebileceğini de ekledi.

Görüntü Dökümü

-----------------------

Alt geçitte sergilenen resimlerin görüntüsü 

Resimlere bakanlar 

Yoldan geçenler 

Genel ve detay görüntü 

Ressam Mustafa Özdemir'in yaya alt geçidinde resim yaparken görüntüsü

Mustafa Özdemir ile röp. 

(BOYUT: 1235,79 mb) (SÜRE: 04,15)

Haber: Mustafa ERCAN-Kamera: MERSİN,