Pwc Aile Şirketleri Araştırması Türkiye Sonuçları Açıklandı

Türk Aile Şirketleri Küresel Sonuçlara Paralel Olarak Gelecekte Büyüyeceklerine İnanırken, Bu Şirketlerinin Üçte Biri Önümüzdeki 5 Yıl İçerisinde El Değiştirmeyi Bekliyor.

Pwc Aile Şirketleri Araştırması Türkiye Sonuçları Açıklandı

Türk aile şirketleri küresel sonuçlara paralel olarak gelecekte büyüyeceklerine inanırken, bu şirketlerinin üçte biri önümüzdeki 5 yıl içerisinde el değiştirmeyi bekliyor.

Uluslararası denetim, vergi ve danışmanlık şirketi PricewaterhouseCoopers (PwC) tarafından dünya çapında gerçekleştirilen 2007/2008 Küresel Aile Şirketleri Araştırması, Türkiye sonuçlarıyla birlikte İstanbul Çırağan Sarayı'nda düzenlenen basın toplantısında açıklandı. 28 ülkeden yaklaşık bin 500 aile şirketi üzerinde yapılan araştırmaya, Türkiye'den 50 aile şirketi katıldı.

Türkiye'den araştırmaya katılan aile şirketlerinin yüzde 76'sı geçtiğimiz bir yılda büyüdüklerini söylerken yüzde 68'i de önümüzdeki 12 aylık süreçte büyümenin süreceğini öngörüyor. Küresel düzeyde şirketleri etkileyecek şirket dışı risklerde ilk sırayı yüzde 44'lük bir oranla piyasa koşulları alırken Türk aile şirketleri için ilk sırayı yüzde 68 gibi yüksek bir oranla hükümet politikaları ve mevzuat alıyor. Öte yandan küresel düzeyde, aile şirketlerinin neredeyse yarısı işlerinin gelecekteki mülkiyet

yapısını ana hatları ile belirleyen bir plana sahip değilken Türkiye'de aile şirketi sahiplerinin yüzde 61'i halefini (gelecekteki sahipleri ve yönetimi) seçmiş durumda.

Araştırmada bir iş planları olduğunu söyleyen Türk şirketlerinin oranı, küresel ve yükselen ekonomiler ortalamasının üzerinde çıktı. Katılımcıların dörtte üçü, ürün ve hizmetlerine olan talebin son 12 ay içinde arttığını bildirdi. Satışlarının arttığını belirten Türk şirketlerinin oranı küresel ortalamaya yakın ancak yükselen ekonomilerin ortalamasından düşük düzeyde kaldı. Araştırma, küresel düzeyde aile şirketlerinin önemli bir kısmının aşırı hızlı büyümeden kaygılandığını ortaya koyuyor. Nitekim

araştırmaya katılan şirketlerin yüzde 49'u son 12 ayda sabit sermaye yatırımlarını artırırken, yüzde 41'i aynı yatırım düzeyini sürdürdü. Türk aile şirketleri ise yüzde 60'lık bir oranla küresel ortalamadan oldukça fazla düzeyde sabit sermaye yatırımlarının arttığını söyledi.

Aile şirketi sahiplerinin gelecek konusunda ise kendilerine güveni yüksek. Yüzde 58'i faaliyet gösterdikleri pazarların gelecek yıl daha iyi olacağına inanırken yükselen ekonomilerde bu oran yüzde 76'ya kadar çıkıyor. Türkiye'de bu oran küresel ortalamadan iyi olsa da yüzde 66'lık oranla yükselen ekonomilere göre düşük düzeyde kalıyor. Türk aile şirketleri, önümüzdeki 12 ay içinde kendilerini en fazla zorlayacak dışsal risklerin başında, yüzde 33 ile küresel ortalamayı, yüzde 42 ile yükselen ekonomileri,

yüzde 68 ile de hükümet politikaları ve mevzuatı görüyor.

Türk aile şirketleri, kendilerini zorlayacak şirket içi riskler konusunda ise, nitelikli işgücü teminini yüzde 32 ile birinci sıraya koymakla birlikte, bu konuyu Kuzey Amerika ve yükselen ekonomiler kadar önemsemiyor. Ayrıca nakit akışı, yeniden yapılanma ve gelecek planlaması, diğer ülkelerin ortalamasına göre, çok daha az önemseniyor. Aile içi sorunlar ve finans ise Türkiye'de dünya ortalamalarına göre daha ağırlıklı olarak zikredilen riskler arasında yer alıyor. Ankete katılan birçok kişi

şirketlerinin, yeni fırsatlardan yararlanmak için iyi konumda bulunduğuna, en güçlü yanlarının "Ürün tasarım veya kalitesi" ve "Müşteri sadakati" olarak belirlenebileceğine ve az ya da çok rekabet güçlerinin olduğuna inanıyor. Türk aile şirketleri ise en güçlü yanlarını "Güçlü marka", "Ürün tasarımı", "Teknik kapasite" ve "Müşteri sadakati" olarak sıralıyor.

"HER 3 AİLE ŞİRKETİNDEN BİRİ EL DEĞİŞTİRMEYİ BEKLİYOR"

Araştırmaya katılan aile şirketlerinin dörtte biri gelecek beş yıl içinde el değiştirmeyi beklerken, bunların yüzde 51'inin aile içinde kalması öngörülüyor. Türkiye'de ise katılımcıların üçte biri şirketlerinin gelecek 5 yılda el değiştirmesini bekliyor. Şirketlerinin el değiştireceğini öngören Türk katılımcıların yüzde 35'i şirketin bir sonraki kuşağa geçmesini, yüzde 29'u ise halka arz edilmesini öngörüyor.

Dünyada olduğu gibi Türkiye'de de anlaşmazlıklar fazla olmamakla birlikte Türk şirketlerinde özellikle haleflik ve strateji konusunda dünya ortalamasına göre daha fazla gerginlik yaşanıyor. Buna karşılık şirkette ailede kimlerin aktif olarak çalışabileceği konusunda önceden saptanmış ölçütler dünyada şirketlerin ancak üçte birinde, Türk şirketlerinin ise üçte ikisinde yer alıyor. Üstelik Türk şirketleri, aile bireylerini şirket dışından adaylarla daha fazla karşılaştırdığını söylüyor. Yine aile içi

anlaşmazlıkların çözümü yönünden de Türk şirketleri daha hazırlıklı olduklarını ifade ediyor. Bu konuda Kuzey Amerika'da tarafsız arabulucular, Avrupa'da hissedarlar sözleşmesi, Türkiye ve diğer gelişmekte olan ülkelerde ise aile kuralları öne çıkıyor.

Öte yandan tartışmasız birinci öncelik, bütün dünyada, vergi rejiminin basitleştirilmesi ve vergi yükünün azaltılması olarak belirtiliyor. Türk şirketleri diğer bütün konularda (ihracat, risk sermayesi, işgücü eğitimi, ürün geliştirme, kurumsal uyum) devletin mali teşvik ve desteğini dünya ortalamasına göre çok daha yüksek oranda bekliyor. Şirket sahipleri, arkalarında bırakmak istedikleri en önemli kalıcı değer olarak devamlılık sağlamış bir şirket oluşturmayı görüyor. Türk şirketleri, diğer ülkelere

oranla, büyüme ve karlılığa daha az, müşteri/arcksek. Yüzde 58'i faaliyet gösterdikleri pazarların geile ilişkileri ile saygın bir isim yapmaya daha fazla öncelik veriyor.

Toplantıda konuşan PwC Türkiye Kıdemli Ortağı Adnan Nas, her ne kadar araştırmada Türk aile şirketlerinin yüzde 94'ü bir iş planı olduğunu belirtmiş ise de; Türk aile şirketlerinde geleceğe ilişkin vizyon ve stratejilerin ve bunlar için gerekli beklenti ve hedefleri içeren iş planlarının kaba taslak olması yanında bu konunun öneminin de yeterince algılanmadığını ve çoğu zaman kısa vadeli programlar ve bütçeler ile karıştırıldığını belirtti. Türkiye'nin içinde bulunduğu aşamada aile şirketlerinin gelecek

planlamalarının çok daha büyük bir önem taşıdığını ifade eden Nas, "Türkiye'de aile şirketlerinde gelecek planı eksikliği ya da kurumsallaşma düzeylerinin yetersizliği daha da önemli bir risk oluşturuyor. Çünkü Türkiye'de sadece küçük ve orta ölçekli değil büyük ölçekli Türk şirketlerinin büyük çoğunluğu da ailelere ait ve Türk ekonomisinin geleceği açısından bu şirketlerin rekabet güçleri büyük bir önem taşıyor" diye konuştu.

Adnan Nas, Türk şirketlerinin bazı konularda ortalamadan ve hatta yükselen pazarlardan oldukça farklılaşan görüşleri bulunduğunu dile getirerek şöyle devam etti: "Sözgelişi Türkiye'deki aile şirketleri hükümet politikalarını yüzde 68 gibi çok yüksek bir düzeyde risk olarak görüyorlar. Aynı şekilde döviz kurları da yüzde 46 oranıyla piyasa koşullarını dahi geçmiş durumda, içsel risklerde ise karlılık konusu öne çıkarken nakit akışı, insan kaynakları ve bilgi altyapısına ise dünyaya göre daha az önem

veriliyor."

(SŞ-SŞ-ÖK-E)