İstanbul'un Fethi ne zaman? İstanbul ne zaman fethedildi? - Haberler
Haberi Paylaş

İstanbul'un Fethi ne zaman? İstanbul ne zaman fethedildi?

Haberler.com - Gündem
 - Güncelleme:
İstanbul'un Fethi ne zaman? İstanbul ne zaman fethedildi?

İstanbul'un Fethi ne zaman, sorusunun yanıtı merak edilen konular arasında yer alıyor. Doğu Roma İmparatorluğu yani Bizans'ın son kalesi ve o dönem dünyanın en güzel şehri olan Konstantiniyye yani İstanbul, Osmanlı İmparatoru 2. Mehmet( Fatih Sultan Mehmet ) tarafından 53 gün süren kuşatma sonunda, daha önce 28 kez kuşatılan Konstantiniyye, 29. Kuşatmada fetih edilmiştir. İstanbul'un Fethi ne zaman? İstanbul ne zaman fethedildi?

Sultan II.Mehmed Han (Fatih Sultan Mehmed), Hazreti Peygamber'in manevi müjdesi ( "İstanbul muhakkak fethedilecektir. Bu fethi yapacak hükümdar ve ordu ne mükemmel insanlardır" Hadîs-i Şerîf) ve Osmanlı İmparatorluğu'nun geleceği açısından İstanbul'u fethetmek istiyordu. İstanbul'un Fethi ne zaman? İstanbul ne zaman fethedildi?

Bizans yani Doğu Roma İmparatorluğu Osmanlı için çok büyük bir sorundu. Orduların Avrupa'dan Asya'ya, Asya'dan Avrupa'ya geçişinde, Bizans sorun oluşturuyordu. İstanbul yani Konstantiniyye, o dönem dünyanın metropolü sayılıyordu. Hem askeri açıdan stratejik, hem de ekonomik olarak oldukça canlı bir şehirdi.

İstanbul'un fethinin en önemli nedenlerinden biri de Padişah 2. Mehmet (Fatih Sultan Mehmed) Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed (S.A.V.)'in "Konstantin'e elbette feth olunacaktır. Ne güzel kumandandır o kumandan ve ne güzeldir o askerler" hadisi şerifine layık olma isteği ve arzusu olmuştur.

Fatih Sultan Mehmet'in İstanbul'u fethetme arzusu, tahta ilk çıktığı 14 yaşından beri vardı. İkinci kez tahta oturduktan sonra bu arzusunu yerine getirmek için planını uygulama başladı. Buna karşı çıkan Çandarlı Halil Paşa ise İstanbul'un fethi ile birlikte Haçlı seferleri olacağı ve Avrupa ile ilişkilerin bozulacağını savunuyordu.

Konstantiniyye yani İstanbul, bulunduğu konum itibariyle çok büyük önem taşımaktadır. Surlarla çevrili deniz kenarında olan bu şehri kuşatmak için büyük bir donanma gerekiyordu. Şehir deniz kenarında olduğu için ve Bizans'ın çok güvendiği Rum ateşi (Denize döküldüğünde alev alan ve gemileri yakan bir kimyasal) bulunduğundan dolayı her türlü büyük bir donanma gerekiyordu. Bu sebepten Fatih Sultan Mehmet han yaklaşık 400 gemiden oluşan bir donanma hazırlattı.

Trabzon bölgesinde bulunan Pontus Rum Devleti ve Karadeniz kolonileri sürekli kardeş ülkesi Konstantinopolis'e yardım gönderiyordu. Bunu kesmek için Sultan 2. Mehmet o dönem zaten var olan, bugün Beykoz'da ki Anadolu Hisarının tam karşısına Rumeli Hisarını yaptırdı. Rumeli hisarının zorlu şartlar altında yapımının tamamlanması ile artık boğazların güvenliği sağlanmış oluyordu. Böylelikle Karadeniz'den gelebilecek olan Venedik, Ceneviz ve Rum yardım gemileri engellenebilecekti.

Doğu Roma İmparatorluğu kendini korumak için kalın sur duvarlarına güveniyordu ki surlar gerçekten daha önceki kuşatmalarda şehri koruyan önemli bir unsur olmuştu. Sultan Mehmet bunu bildiği için ve teknoloji, ilim gibi konularda bilgili ve hevesli olması sebebiyle, o dönem yeni yıldızı parlamaya başlayan topların yapım çalışmalarının talimatını Saruca Sekban ustanın başında bulunduğu ekibe vermişti. Bu ekipte Muslihiddin bulunduğu gibi o güne kadar kimsenin görmediği büyüklükte ve güçte toplar döken Macar Urban Usta da bulunuyordu.

Doğu Roma'nın Son imparatoru Konstantin, özellikle Rumeli Hisarının yapımının ardından Sultan Mehmed'in İstanbul'u kuşatacağını anlamış ve önlemler almaya çalışmıştır. Halkı surların içine çekerken boğazdan gemilerin geçmesini engellemek için devasa bir zinciri Haliç'e çektirmiş , hendekler kazılmış ve halk silahlandırılmıştı.

Osmanlı ordusunun elinde yürüyen kuleler ve merdivenlerden tutun, devasa toplar, ateşli mancınıklar, demirden kaplumbağa şeklinde yaklaşma araçları gibi devasa savaş makineleri vardı. Osmanlı savaş stratejilerinden en önemlisi lağımcılar adı verilen birlik göreve hazırdı.

Kuşatma ordusunda Trakya tarafından ortada Sultan Mehmet, sağ kanatta İshak paşa ve Anadolu askerleri, sol kanatta ise Karaca Paşa komutasında Rumeli sipahileri ile Galata sırtlarında Zağanos Paşa bulunuyordu.

İlk etapta 6-12 Nisan arasında Osmanlı ordusu hendek kazmak, gerekli hazırlıkları yapmak ve orduyu biraz daha surlara yaklaştırmak ile uğraşmıştır. 12 Nisan 1453 günü devasa şahi topları Bizans surlarına karşı ateşe başladı. Toplamda 50'nin üzerinde top 4 bataryaya bölünmüş şekilde karışık atış yapıyordu.

Surlar iyice dövüldükten sonra 19 Nisan 1453'te Osmanlı ordusu ilk genel taaruza geçmiştir. Ancak surlara merdivenler dayansa da oklar ve savunma sebebiyle ilk taarruz geri püskürtüldü. Aynı anda Osmanlı donanmasıda Haliçten saldırsa da Bizans'ın girişe yerleştirdiği zincir ve Rum ateşi sebebiyle giriş yapılamadı.

1 Nisan 1453 günü Fatih Sultan Mehmet tüm toplara ateş emri vermişti. Tüm surlar aralıksız top atışları ile dövülmeye başlanmış, havan topuna benzer yeni icat edilen toplar ile Galata sırtlarından aşırtma atışlar yapılarak Haliç'te bulunan Bizans donanması vuruluyordu.

21 Nisan 1453 gecesi Zağanos Paşa'nın birliklerini perdelemesiyle, Galata'nın arkasından Beşiktaş sırtlarından karaya ufak aralıklarla yerleştirilen yağlı tahtalar Haliç'e kadar dizildi ve Osmanlı gemileri iplerle çekilerek Boğazdan karadan Eyüp karşısından Haliç'e indirildi. Fatih Sultan Mehmed Beşiktaş sırtlarından gemilerin indirildiği güzergahı Boğazkesen (Rumeli Hisarı) yaptırırken gemilerin karadan yürütüldüğü güzergahı yani yolu düzelttirmiştir.

22 Nisan 1453 günü Haliçte karşılarında 70 adet Osmanlı gemisini gören düşman ordusu dehşete düşmüştü. Gemilerin karadan yürütülmesi İstanbul'un fethi için dönüm noktalarından biri olmuştur.

Artık Bizans surları yoğun top atışına dayanamıyordu. Bizans'ın çok güvendiği devasa surlarda gedikler açılmaya başlamıştı. Bunun üzerine 9 Mayıs 1453 günü 2. Genel taarruz yapıldı. Taarruz neticesinde artık Surlarda açılan gedikler ve hisar tepelerinde düşman ordusu ve Türkler arasında göğüs göğüse çarpışmalar başlamıştı. Bizans ordusu bu saldırıyı güçlükle atlatabildi.

12 Mayıs sabahında sol kanattan saldıran Osmanlı ordusu yine güçlü bir direnç ile karşılaşmıştı. Ancak ilk defa İstanbul Kuşatmasında bazı sipahiler şehrin içerine kadar girmeyi başarabilmişti. Bu arada 16-17 Mayıs 1453'te kuşatmanın başından beri yapılan lağım kazıları, Tekfur sarayı (sol kanat) ve Topkapı bölgesinde yoğunlaşmıştı. Bu bölgede kazılan ve patlatılan lağımlar surlarda gedikler açıyor, dışarıda ise yürüyen kuleler daha da yaklaşmaya başlamıştı.

Yapılan tüm bu taarruz ve faaliyetler sonrasında Bizans ordusu iyice yıpranmıştı. Çandarlı Halil Paşa ise halen fethin sakıncaları olduğunu, Haçlı tehlikesi yaşanacağı sözleri ile iptal ettirmek istemektedir. Fakat Fatih Sultan Mehmet kararlıdır ve sonuna kadar gidecektir.

28 Mayıs'a kadar devam saldırılar ve bombalamalar sonrasında surlar iyice yıkılmıştı. Açılan gedikler artık kapanamıyordu. Bizans ordusu yorgun ve bunalmış bir durumdaydı. Bu durumda bile kendilerine gelen teslim ol çağrısına Bizans kralı, sonuna kadar gideceklerini söyleyerek geri çevirdi.

29 Mayıs 1453 sabahına kadar top ok ve mancınık atışları devam ettikten sonra Edirnekapı ve Topkapı arasındaki açılan büyük gedik merkez olmak üzere, son taarruza geçildi. Önden her zamanki dibi meşhur deliler birliği (başıbozuklar) arkadan sipahiler, arkalarından yeniçeriler ve Sultan girerken, eş zamanlı Haliç kısmından da askerler olmak üzere aynı anda taarruza geçildi. İlk direnç kırıldıktan sonra yoğun taarruz sonucunda Bizans burçları tek tek düşmeye başlamış ve Ulubatlı Hasan ilk sancağı İstanbul Surlarına dikmiştir. Ulubatlı Hasan Bizans burçlarına Osmanlı sancağını dikerken ok atışları sebebiyle şehid olmuştur.

Sultan Mehmet Beyaz atıyla büyük bir general ve padişah olarak mehter sesleri ve sevinç çığlıkları ile İstanbul'a girmiş ve artık fethedilemez şehir denilen Konstantiniyye'yi alarak Roma İmparatorluğunu yıkmıştı. Yani 29 Mayıs 1453 İstanbul'un fethinin tarihi olup dünya tarihi ve Türk tarihi açısından çok önemli bir gündür.

İstanbul'un fethi yani İstanbul muhasarası 53 gün sürmüş ve gerçekten iki taraf içinde oldukça kanlı olmuştur. İstanbul'un fethinde dökülen kanı sembolize etmek amacıyla İstanbul fethedildikten sonra ilk yapılan iş olan Ayasofya'nın camiye çevrilmesi sebebiyle, ilk dikilen minaresi kırmızı tuğladan örülmüş ve bugün hala o şekilde durmaktadır.

Osman Demir
Gündem Editörü Haberler.com - Gündem

İstanbul Gündem Haberler

title