Özdağ: Parti yönetimi ilk kez partiden ayrıldı
Zafer Partisi lideri Ümit Özdağ, Özgür Özel'in yeni parti kurmasını değerlendirerek, 'Türk tarihinde ilk kez parti yönetimi partiden ayrıldı' dedi. Ayrıca hükümeti ekonomi ve PKK politikalarında eleştirdi.
(ANKARA) - Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ, Özgür Özel'in kuracağı yeni partiye ilişkin "Özgür Bey ile arkadaşları düşman ceza hukuku uygulamaları neticesinde CHP'den ayrıldılar. Partilerini kuruyorlar. Bakın genellikle partiden ayrılanlar parti yönetimine muhalif olurlar ve öyle ayrılırlar. Burada Türk tarihinde ilk kez parti yönetimi partiden ayrıldı" dedi.
Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ, partisinin genel merkezinde düzenlediği basın toplantısında gündeme dair açıklamalarda bulundu. Toplantıda, MHP MYK üyeliğinden istifa eden Mustafa Ertekin, Prof. Dr Bengi Başer ve eski BBP Sivas Milletvekili Nevzat Yanmaz Zafer Partisi'ne katıldı.
"HÜKÜMET MUTFAKTAKİ MUTLAK YANGINI GÖRMÜYOR"
Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ, "Hükümet mutlak butlanla gündem oluştururken vatandaşın mutfağındaki mutlak yangını görmüyor" diyerek başladığı konuşmasına şöyle devam etti:
"Birileri ısrarla kayyum, parti bölündü, yeni parti, mutlak butlan diye gündemi manipüle etmeye çalışırken mutfakta mutlak yangın ve mutlak yoksulluk devam ediyor. ve 5 milyon yurttaşımız asgari emekli maaşıyla yaşamaya devam ediyor. 11 milyon yurttaşımız asgari ücretle yaşam mücadelesi veriyor ve açlık sınırının altında kalıyor. İşte 'Türkiye Yüzyılı' diye, vizyon diye ortaya koydukları şeyin sonucu bu. Açlığa ve sefalete mahküm edilen, yok edilen orta sınıf. Türkiye'nin gerçek gündemi de budur. Üretimden kopuştur, rant ekonomisidir."
"BU SEÇİMİ KAZANDIZ DA NE OLDU"
Merkezi yönetimin dış borcuna değinen Özdağ, "AK Parti'nin 24 yıllık iktidarı sürecince sürekli dış ticaret açığı verildi ve döviz ihtiyacı sürekli arttı. ve tarihin belki en yüksek faizlerini vererek Londra'daki baronlara Türk ekonomisini bağımlı hale getirdiler. Türkiye bir borç sarmalı içerisinde kıvranıp duruyor. Şimdi seçimler yaklaşırken milletin dişinden tırnağından artırarak yapmış olduğu son zenginliklerimizi kime satacaklarının arayışı içindeler. Oradan gelen paralar ve yeni aldıkları borçlarla kredi faizlerini düşürüp açlığa mahkum ettikleri asgari ücretliye, emekliye seçim öncesinde biraz zam yapıp seçimi kazanacaklarmış. Allah aşkına, bu seçimi kazandığınızda sonra ne olacak? Daha önce kazandığınız seçimleri gördük. Ne oldu? İşte bugünkü açlık oldu, bugünkü sefalet oldu ve emeklilerin kahvehanelerde çay içemedikleri bir Türkiye'yi oluşturdunuz. Artık bir daha seçim kazanırsanız, Allah korusun, emekli kahvehaneye dahi gidemeyecek" dedi.
"AK PARTİ KENDİ İÇİNDE 4'E PARÇALANMIŞ"
AK Parti'nin içerisinde karışıklığa değinen Özdağ, "AK Parti de kendi içinde dörde parçalanmış, ekonomik konularda denetimi tamamen yitirmiş, Türk milletinin önüne ekonomideki buhrandan çıkış için en ufak bir perspektif koyamayan, istihdam yaratıcı hiçbir tedbir öneremeyen, üretimi artırıcı hiçbir çözüm önerisi geliştiremez durumda. Bütün stratejisini muhalefeti düşman ceza hukuku ile bölmek üzerine kurmuş. Devlet Planlama Teşkilatı'nı tekrar kuracağımızı ifade etmek istiyorum. Planlı ekonomi, planlı kalkınma, planlı sanayileşme ve planlı tarımla üreten, kendisine yeten, kalkınan, istihdam yaratan ve adaletli bir şekilde paylaşan bir Türkiye mümkündür. Türkiye fakir değil, Türk halkı fakir. Çünkü Türkiye'nin zenginlikleri küçük bir grup tarafından sömürülüyor. Buna son vereceğiz" ifadelerini kullandı.
"S-400'LERİN ÜÇÜNCÜ ÜLKEYE SATILMASI RAHİP BRUNSON'IN VERİLMESİ GİBİ BİR ŞEY"
"NATO Zirvesi'nin parıltılı ışıklarından meseleyi soyutlarsak geriye tek bir şey kalıyor arkadaşlar. S-400'lerin üçüncü bir ülkeye satılacağı. Yani bu, Rahip Brunson'ın verilmesi gibi bir şey" diyen Özdağ, "Milli Savunma Bakanlığı da bir açıklama yaptı: 'Çok yönlü çalışılmalıdır' dedi. Konuyla ilgili sanki Dışişleri Bakanlığı açıklaması, Milli Savunma Bakanlığı'ndan geldi" dedi."
Özdağ, "Türkiye S-400'leri alınca NATO uyumu meselesi gündeme geliyor. Evet, bu konuda iktidarı Türkiye'nin milli egemenliğini koruyacak şekilde davranmaya davet ediyoruz. ve geliştirilmekte olan Siper serisi füzelere ilave olarak süpersonik füze savunma sistemleri konusunda da hızlı çalışmalar yapılması gerektiğinin altını çiziyoruz" diye konuştu.
"GAZİLERİN VE ŞEHİTLERİN RÜTBESİ OLMAZ"
Güvenpark'ta gazilerin hak arayışına değinen Özdağ, "Bugün yaşananları da hüzün verici olarak görüyoruz. Bu devletin, bu fedakar yurttaşlarına, sevgili gazilerimize çok daha büyük bir ciddiyetle sahip çıkması gerekiyor. Gazilerin ve şehitlerin rütbesi olmaz arkadaşlar. Rütbe ayrımı yaparak gazilik maaşı oluşturamazsınız. Tarih ayrımı yaparak hiç oluşturamazsınız. '15 Temmuz gazileri', 'terörle mücadele gazileri' şeklinde ayrım yapılamaz. Bu bir insanlık ve vatan utancıdır. Bunu derhal sonlandırmak gerekiyor" dedi.
"PKK ALAN, ETKİ VE SAHA GENİŞLETİYOR"
"Terörsüz Türkiye" sürecine de değinen Özdağ, sürece ilişkin şu değerlendirmelerde bulundu:"
"Bu, iktidarın her sıkıştığında, ben dahil birçok vatandaşı mahkum etmek için kullandığı, tutuklamak için kullandığı, 'halkı kin ve düşmanlığa tahrik' suçu değil midir? Siz bu suçlar üzerinde gitmiyorsunuz da bu teröristlerin 'bizde pişman olmuş hal görüyor musunuz?' açıklamasına soruşturma açmıyorsunuz da Nasuh Mahruki'yi birçok insanın söylediği cümleleri söyledi diye niye tutukluyorsunuz? İşte 'DAM İttifakı'nın yani AKP, MHP ve DEM'in oluşturduğu ittifakın Türkiye'yi getirmiş olduğu nokta budur. Gazilerimizin hukukuna sahip çıkmayan, ama PKK'lıların hukukunu dikkate alan ve savunan bir yaklaşım. Oysa bu süreç başladığında ne dediler? 'PKK'yla pazarlık yapmayacağız, süreç al-ver süreci olmayacak. PKK terör örgütü tamamen silah bırakacak, kendisini bütün Orta Doğu'da ve Türkiye'de feshedecek.' Gelmiş olduğumuz noktada, nasıl 'Suriyeliler dönecek' deyip milleti aldattılarsa, PKK'yla müzakereler konusunda da milleti aldattıkları ortaya çıkmıştır. Terör örgütünün elebaşlarından birisi açıklama yapıyor: 'Biz silah bırakacağız demedik, silahlı mücadele stratejisine son veriyoruz dedik' diyor. Ama şu anda PKK'lı teröristlerin İran'da, İran ordusuyla ve Devrim Muhafızları'yla çatıştıklarını biliyoruz. Suriye'de üzerlerine Suriye ordusunun üniformasını giyerek dört terör tugayında örgütlendiklerini biliyoruz. Yani hiçbir değişim yok. Aksine PKK alan, etki ve saha genişletiyor. Uyuşturucu ticaretine devam ediyor. Teröre devam ediyor. ve siz sanki Türkiye, PKK terör örgütüne yenilmiş gibi PKK'nın talepleri doğrultusunda yasal düzenlemeler yapmaya başlamış durumdasınız. Bu doğrusu Türk milletinin vicdanında büyük bir tepkiyi ortaya çıkartıyor. Dumlupınar'da, Sakarya'da, Büyük Taarruz'da bu ülkenin bağımsızlığı için, Cumhuriyet'in kurulması için hayatlarını veren şehit dedelerimizden ve gazilerimizden, onların aziz anısından hiç utanmıyor musunuz? Milli hassasiyetler, devletin varlığı bir taşeron terör örgütü tarafından nasıl böyle hırpalanır ve siz nasıl buna izin verirsiniz?"
"PARTİ YÖNETİMİ PARTİDEN AYRILDI"
Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ, "Özgür Özel son CHP Grup Toplantısı'nda yeni bir yol, yeni bir parti oluşumunu açıkladı. Bu konuda neler söyleyeceksiniz" sorusuna şu yanıtı verdi:
"Sayın Özgür Özel'e ve arkadaşlarına başarılar diliyorum. Özgür Bey yeni bir parti kuruyor. Ben son 10 yılda iki yeni parti kuruluşunda yer aldığım için yeni bir parti kurmanın nasıl zor olduğunu Türkiye'de en iyi bilenlerin başında geliyorum. Önce hayatımın en büyük hatalarından birisini yaparak Akşener'le birlikte İYİ Parti'yi kurmuştum. Sonra da arkadaşlarımızla birlikte Zafer Partisi'ni kurduk. Ağustosun 26'sında Zafer Partisi beşinci yılına ulaşacak. Tabii Özgür Bey ile arkadaşları da düşman ceza hukuku uygulamaları neticesinde Cumhuriyet Halk Partisi'nden ayrıldılar. Partilerini kuruyorlar. Yeni partinin, ayrıldıkları CHP'den farklı mı olacağını, farklı bir çizgiye mi oturacağını önümüzdeki süreçte göreceğiz. Bakın genellikle partiden ayrılanlar parti yönetimine muhalif olurlar ver öyle ayrılırlar. Burada Türk tarihinde ilk kez böyle bir şey oluyor. Parti yönetimi partiden ayrıldı. CHP'de uyguladıkları politikaları devam ettirecekler mi, yoksa farklı bir politik çizgi mi izleyecekler? Onları gördükten sonra bunlarla ilgili daha sağlıklı değerlendirmeler yapmak mümkün olur."
















