TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, canlı yayında soruları yanıtladı Açıklaması
"(Ankara'daki NATO Liderler Zirvesi) Yeniden NATO ittifakının geleceğine dair bağlılıklarını teyit etmek bakımından bu toplantının önemli olduğunu düşünüyoruz" - "NATO'nun savaşı önleme kabiliyetini artırabilmek için nasıl barış kurabileceğine ilişkin de görüşlerini bir şekilde olgunlaştırması lazım. Bundan uzak bir noktada olduğunu görüyorum NATO'nun. Ama eğer NATO gerçekten sağlıklı bir şekilde devam edecekse bunu da üzerinde de çalışmaları gerekir diye düşünüyorum" - "CHP'nin böyle bir görüntü içerisinde olmasından asla razı değiliz. İçimiz sızlıyor. Cumhuriyet Halk Partisi'nin böyle bir iç türbülansın içerisinde olması, iç karışıklığın içerisinde olması, zaman zaman bunların da istemediğimiz boyutlarda olması bizleri de üzüyor"
TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, Ankara'daki NATO Liderler Zirvesi'ne ilişkin, "Yeniden NATO ittifakının geleceğine dair bağlılıklarını teyit etmek bakımından bu toplantının önemli olduğunu düşünüyoruz." dedi.
Kurtulmuş, Şırnak'ta Cudi Dağı'ndaki "Hz. Nuh'u Anma Merasimi" sonrası katıldığı TRT canlı yayınında gündeme ilişkin soruları yanıtladı.
NATO'nun yeni bir döneme girmek mecburiyetinde olduğunu belirten Kurtulmuş, 2014'te Kırım'ın Ruslar tarafından ilhakıyla birlikte özellikle Avrupa kıtasında yeni bir dönemin başladığını, Avrupa Birliği'nin buna karşı fazla ses çıkaramadığını söyledi.
Kurtulmuş, "Merkel'in bazı demeçleri dışında herhangi bir ortak tavır ortaya konulamadı. NATO hiçbir perspektif sunamadı. Dolayısıyla Avrupa kıtası Rusya karşısında özellikle güvenlik ihtiyaçları bakımından büyük bir zafiyet içerisinde oldu. Bunu biz Avrupalı mevkidaşlarımızla yaptığımız görüşmelerde de çok açık görüyoruz. Gündeme onlar da getiriyor. Biz de söylediğimizde onaylıyorlar." ifadelerini kullandı.
Avrupa'nın 10-12 yıldır ciddi bir güvenlik ihtiyacının olduğuna dikkati çeken Kurtulmuş, şunları kaydetti:
"Üstüne üstlük Sayın Trump'ın ikinci dönem başkanlığı kazandıktan sonraki dönemde yeni bir boyut daha gelişti. Trump artık 'Avrupa'nın yükünü sırtımda taşımayacağım.' Amiyane tabiriyle söylüyorum. 'Ne haliniz varsa görün' demeye getirdi Avrupa'ya karşı. Bu da Avrupa-Atlantik bakışında ciddi farklılaşmaların ortaya çıktığını gösteriyor. Dolayısıyla burada yeniden NATO ittifakının geleceğine dair bağlılıklarını teyit etmek bakımından bu toplantının önemli olduğunu düşünüyoruz. Yeni bir NATO kompleksi ortaya çıkması lazım. Yeni bir anlayışın, konseptin ortaya çıkması lazım. Ayrıca şunun da herhalde tartışılması gerekiyor. Sadece savaşları önlemek silahlarla, bombalarla olsaydı şimdiye kadar çıkan savaşların hepsi bir şekilde önlenebilirdi. NATO'nun savaşı önleme kabiliyetini artırabilmek için nasıl barış kurabileceğine ilişkin de görüşlerini bir şekilde olgunlaştırması lazım. Bundan uzak bir noktada olduğunu görüyorum NATO'nun. Ama eğer NATO gerçekten sağlıklı bir şekilde devam edecekse bunun da üzerinde de çalışmaları gerekir diye düşünüyorum."
"Türkiye adından söz ettiren, dünyada birçok ülkeyle rekabet edebilen bir ülke haline gelmiş durumda"
Bir başka önemli meselenin savunma harcamalarıyla ilgili olduğuna dikkati çeken Kurtulmuş, konuşmasını şöyle sürdürdü:
"Geçtiğimiz sene Brüksel'de olan NATO toplantısında en temel meselelerden birisi savunmada NATO ülkelerinin gayri safi milli hasılalarının yüzde 5'ini savunma harcamalarına ayırmasıydı. Çoğu Avrupa ülkesi için bu çok uzak bir nokta… Çoğu Avrupa ülkesinde de özellikle savunma sanayinde son yıllarda ciddi bir yatırım eksikliğinin olduğunu görüyoruz. Kendi mühimmatlarını, savunma araç ve gereçlerini üretemediklerini görüyoruz. Tam burada Türkiye öne çıkıyor. Çok ciddi bir yıldız gibi parlıyor. Meclis başkanları heyet olarak Baykar'a ziyarete gittiler. Orada çok değerli bir sunum yapıldı Selçuk Bayraktar tarafından. Hepsi gayet büyük bir memnuniyetle izlediler ve şunu gördüler. Türkiye özellikle savunma sanayindeki yeni nesil savunma sanayi ürünlerinde önemli. Türkiye adından söz ettiren, dünyada birçok ülkeyle rekabet edebilen bir ülke haline gelmiş durumda. Bütün bunların hepsinin konuşulduğu, zaman zaman Avrupa'nın yeni güvenlik arayışları konusunda tartışmaların da geçmesi muhtemel bir zirveye gidiyoruz. Bu zirvenin tam da böyle bir dönemde, NATO içindeki ihtilafların da olduğu bir dönemde Türkiye'de yapılmış olması ayrıca önemlidir. Zaten Sayın Trump'ın da durduk yerde, 'Sayın Erdoğan beni davet etmemiş olsaydı Türkiye'ye gelmezdim' manasında gelecek sözler söylemesi de gerçekten dünyanın Türkiye'ye ne kadar önem verdiğini gösteriyor."
Avrupa'nın özellikle Kırım'ın ilhakı arkasından Ukrayna'nın Donetsk ve Luhansk gibi bölgelerinin ilhakıyla birlikte çok açık bir güvenlik açığının görüldüğünü anlatan Kurtulmuş, değerlendirmesini şöyle sürdürdü:
"Güvenilir, istikrarlı, ikili ilişkilerimizi artırmamız lazım gibi bir fikrin Avrupa ülkelerinde artmakta olduğunu görüyoruz. İstikrarlı, güvenilir bir ülke dedikleri zaman hiç şüphesiz ilk başta akıllarından geçen ya da söyledikleri ülke Türkiye'dir. Avrupa'nın imkanları ve zaafları ortada. Avrupa-Amerika arasındaki ihtilaflar çok açık bir şekilde ortada. Burada yeni bir dünyanın kurulmakta olduğu çok açık. Hiçbir ülkenin, bölgenin, kıtanın tek başına dünyayı yönetmesi mümkün değil. Çin'i, Hindistan'ı, Rusya'sı, diğer büyük dünya güçleri, farklı bir sürü güç ortaya çıkıyor. Bu güçler çok taraflı, hatta daha doğru bir tabirle çok merkezli bir dünyanın kurulmasının da artık işaretini gösteriyorlar, ortaya koyuyorlar. Bu merkezlerden birisi de Türkiye'dir. Ben buna yürekten inanarak söylüyorum. Türkiye bu merkezlerden birisi olmaya çok kuvvetli adaydır. Dolayısıyla bütün bu diplomatik gelişmeler, toplantılar, temaslar, işte Sayın Cumhurbaşkanımızın liderlik diplomasisi ortaya koyduğu bütün bunlar, bütün arkadaşlarımızın, bakanlarımızın, bizlerin parlamenter diplomasi alanında yaptıklarımız hepsi bir şeye hizmet ediyor. Bu güçlenen Türkiye merkezini daha da etkin hale getirme amacına hizmet ediyor ve ümit ederim iyi yolda gidiyoruz."
Türkiye'nin savunma sanayi ürünlerinin yüzde 80'ini üretebiliyor olmasının büyük bir merhale olduğunu kaydeden Kurtulmuş, "Ama yeterli değildir. Daha yüzde 20'lik bir alan var. Orada da özellikle çok stratejik ürünlerin Türkiye'de üretilmesi için her türlü destek veriliyor. Her türlü imkan seferber ediliyor. Bu dışarıdan da görülüyor. Biz şuna da üzülüyoruz. NATO bir savunma ittifakı. Böylesine önemli bir savunma ittifakında en çok terörle mücadele eden, en çok ihtiyacı olan bir ülke olarak bize bazı savunma sanayi ürünlerinde ambargo uygulanmasını hem de yakın müttefikimiz olduğunu zannettiğimiz ülkelerce ambargo uygulanmasını asla kabul etmiyoruz, edemiyoruz. Yıllarca biz bunları söyledik. Çok şükür. Şimdi öyle bir noktaya geldik ki onlar bu ambargoları birer birer inşallah açacaklar." ifadelerini kullandı.
"Meclis Başkanlığı mahkeme değildir"
CHP'de yaşanan tartışmalara ilişkin soru üzerine Kurtulmuş, şöyle devam etti:
"Bütün samimiyetimle söylüyorum. CHP'nin böyle bir görüntü içerisinde olmasından asla razı değiliz. İçimiz sızlıyor. Yeri geldiği zaman Türkiye'nin kurucu partisi, en azından bütün partilerin ilki diyelim Türkiye Cumhuriyeti bakımından. Cumhuriyet Halk Partisi'nin böyle bir iç türbülansın içerisinde, iç karışıklığın içerisinde olması, zaman zaman bunların da böyle istemediğimiz boyutlarda olması, bizleri de üzüyor. Fevkalade ciddi şekilde üzüyor. Dolayısıyla Cumhuriyet Halk Partisi'nin bir an evvel kendi iç huzursuzluğundan kurtulmasını ve Türkiye'nin şu anda meclisteki sayısal olarak ikinci partisi olan Cumhuriyet Halk Partisi'nin Türkiye'nin esas, başka meseleler gibi, yani Terörsüz Türkiye gibi olsun, Türkiye'nin dışarıdaki temsili olsun yani milli meselelerimizde çözüm üreten, kararlılık içerisinde olan, Türkiye'de hakikaten iktidar alternatifi olan bir parti görünümüne gelmesini temenni ederim. Bunun Türkiye'ye çok büyük kazancı olacağını da düşünüyorum. Dolayısıyla Cumhuriyet Halk Partisi'nin samimi temennim bu görüntüsünden bir an evvel uzaklaşmasıdır. Daha evvel de Cumhuriyet Halk Partisi'nin içerisinde bu tür şeyler olmuş, işte hem mesela 1993'te o zamanki Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Murat Karayalçın'la Grup Başkanı Aydın Güven Gürkan arasında farklılıklar olmuş ama bildiğim kadarıyla aynı ortamda konuşabilmişler. Meselelerini bir şekilde kendi parti içerisindeki süreçlerde halledebilmişler. Cumhuriyet Halk Partisi arkadaşlarımıza bunu tavsiye ederim."
Meclis Başkanlığının parlamento hukuku ile sorumlu olduğunu belirten Kurtulmuş, şunları kaydetti:
"Siyasi Partiler Yasası, Meclis İçtüzüğü, Cumhuriyet Halk Partisi'nin kendi tüzüğü ve Cumhuriyet Halk Partisi'nin grup yönetmeliğiyle kayıtlıdır. Cumhuriyet Halk Partisi'nde kim kimi, ne oldu, nasıl seçti, biz bunu bilmeyiz. Bize gelecek olan yazılarla biz buna karar veririz. Dolayısıyla gerek Cumhuriyet Halk Partisi'nin Genel Başkanı Sayın Kılıçdaroğlu'ndan gerek Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanlığından gelen yazıları muhatap alır ve bunu işleme koyarız. Şimdiye kadar da öyle yaptık. Ama aralarında herhangi bir konuda problem var. Bunun çözüm yeri Meclis Başkanlığı değildir. Meclis Başkanlığı mahkeme değildir. Meclis Başkanlığı Cumhuriyet Halk Partisi'nin vasisi de değildir. Yani sen onu öyle yaptın ama yanlış yaptın, sen de onu yanlış yaptın, hadi böylesi doğrusu diyecek konumda değiliz. Bütün partilere karşı eşit mesafedeyiz. Her parti kendi iç hukukuyla Mecliste var olur ve Meclis grubunu yönetir. Partinin kendi grubunun nasıl yönetileceği meselesi ise partinin kendisini nasıl yönetilecek? Tabi ki partinin genel başkanının ve ilgili kurullarının görevleri. Dolayısıyla parlamento hukuku bakımından hiç taviz vermeden birebir parlamento hukuku bize hangi alanlarda hareket etmemizi söylüyorsa o şekilde hareket ediyoruz. Ümit ederim ki bu ihtilaflar da kendi içlerinde bir an evvel biter."
"Bu tartışmalar Meclis'in saygınlığına da bir zarar veriyor mu?" sorusu üzerine Kurtulmuş, şöyle devam etti:
"Hiç şüphesiz. Siyasi rekabet başka bir şey, siyasi rekabeti güç kullanarak çözmeye çalışmak başka bir şeydir. Şimdi o gün belki bazı arkadaşlar yadırgadılar ama sonuna kadar izledim. Meclis'in dışında her iki tarafın taraftarları bir araya geldiler, birbirlerine şişe attılar, terlik, sopa atanlar oldu. Yani siyaset bu değil. Eğer o görüntü Cumhuriyet Halk Partisi'nin grup toplantısına yansımış olsaydı Allah muhafaza, etmemek için içeriye giriş yasağı koyduk ve çok da isabetli bir karar oldu. Onunla birlikte en azından tartışmalar o gün itibarıyla sona erdirilmiş oldu. Nihayetinde parti içi ihtilaf dediğimiz şey bir savaş değil. Birisi bir başkasını yok etmek üzerine orada var olmuyor. Ben partiyi daha iyi yönetirim, sen daha iyi yönetirsin tartışmasıdır. Kendi parti hukuklarının gereğini yerine getirmelerini tavsiye ederim, tavsiye edebilirim. Başka daha ileri bir şey söyleyemem."
"Allah'a çok şükür pabuç bırakmadık"
FETÖ'nün darbe girişimine değinen Kurtulmuş, şöyle konuştu:
"Türkiye'de darbeler silsilesinin son halkası. İnşallah bundan sonra bir daha Türkiye'de darbe olmayacaktır. Türkiye, Osmanlı'nın son döneminden başlayıp, Cumhuriyet'in çok partili döneminde de devam eden bu darbeler geleneğini ümit ediyorum ki 15 Temmuz ile birlikte tarihe gömmüştür. 15 Temmuz'da bir şey ortaya çıktı, darbeci bir güruha karşı bu millet canını ortaya koyarak devletin, milletin, ülkenin, vatanın yanında yer aldı. Bu tarihi bir dönüm noktasıdır. Darbe yapmaya kalkacak içerideki bir takım maşa olarak kullanılan grupların yanında, bunları maşa olarak kullanan dış güçlere de bir şekilde ders vermiştir. Türkiye çok açık söyleyelim ki 1960 darbesinde yapamadığını, 12 Eylül darbesinde yapamadığını, 15 Temmuz darbe teşebbüsünde yapmış ve darbeyi önlemiştir. Bu milletimizin cesaretidir, ferasetidir." diye konuştu.
Kurtulmuş, o gecenin iki büyük dönüm noktası olduğunu ifade ederek, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Bunlardan birisi uçaklar kalkıp Meclis'i bombalamaya doğru yöneldiğinde Meclis'in acilen toplantıya çağrılarak bütün partilerden milletvekilleri darbeye karşı direndiler. Biz yabancı misafirler geldiğinde o bombalanan yeri gösteriyoruz ve bunu anlatıyoruz. Eğer Meclis o saatte açılmasaydı, 'Direniyoruz, milli iradesi buradadır ve bu darbeyi püskürteceğiz' iradesi ortaya konulmasaydı başka bir sonuç ortaya çıkabilirdi. İkinci kırılma noktası ise Sayın Cumhurbaşkanımızın en zor saatlerde Sayın Hande Fırat'a bağlanarak, 'Milletimizi sokaklara, meydanlara, havaalanlarına davet ediyorum. Ölümüne bu darbeyi önleyeceğiz.' diyerek davet etmesidir. Böylece bu iki önemli gelişme darbecilerin psikolojisini yerle bir etti. Allah'a çok şükür pabuç bırakmadık. Mutlaka uyanık olmak mecburiyetimiz vardır. Türkiye'de maalesef kolayından milletin vermediği iktidarı almak isteyen birtakım gruplar hep var olmuştur. Şimdi artık kolay kolay niyetlenemezler o ayrı bir şey ama uyanık olmakta fayda vardır. Sağda solda pusuya yatmış olan, FETÖ'den arta kalan birtakım kriptoların olma ihtimali vardır. Bu arada da devletimiz büyük bir ferasette. İlgili arkadaşlar, ilgili birimler üzerine düşeni yerine getiriyorlar. Hiç fırsat vermeden, hiç rehavete kapılmadan bu tür gruplara karşı da tedbirlerimizi almamız lazım."
Bugün tarihi bir gün geçirdiklerini dile getiren Kurtulmuş, huzurlu bir ortamda bu yayının gerçekleştirildiğini ifade etti.
Kurtulmuş, TRT'ye Türkiye'nin sorumlu kamu yayıncılığı anlayışıyla bu yayını yaptığı için teşekkür ettiğini belirtti.
(Bitti)






















