Cumhurbaşkanı Erdoğan, Azerbaycan dönüşü gazetecilerin sorularını yanıtladı: (2)
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Biz F-35'leri öncelikle kendi güvenliğimiz için istiyoruz.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Biz F-35'leri öncelikle kendi güvenliğimiz için istiyoruz. F-35 meselesi bizim için yalnızca bir askeri teknoloji meselesi değil, aynı zamanda başta NATO gibi uluslararası platformlarda güçlü ortaklık konusudur." dedi.
Erdoğan, Azerbaycan ziyaretinin ardından yurda dönüşünde, uçakta gazetecilerin sorularını yanıtladı.
ABD'nin Ankara Büyükelçisi Tom Barrack'ın F-35'lerle ilgili açıklamasına Yunanistan makamlarınca gösterilen tepkinin sorulması üzerine Erdoğan, "Biz F-35'leri öncelikle kendi güvenliğimiz için istiyoruz. F-35 meselesi bizim için yalnızca bir askeri teknoloji meselesi değil, aynı zamanda başta NATO gibi uluslararası platformlarda güçlü ortaklık konusudur ama tabii bu mesele kendi göbeğimizi kendimiz kesmemize vesile oldu ve savunma sanayi alanında atılımlarımızı hızlandırdı. Bizim güvenlik altyapımızı güçlendirmemiz kimse için bir tehdit değildir. Hele hele dost ve müttefiklerimiz için hiç değildir." diye konuştu.
NATO Liderler Zirvesi'nde müttefiklerin savunma harcamalarını artırmasına yönelik karar alındığını anımsatan Erdoğan, şöyle devam etti:
"Yani denildi ki 'NATO ülkeleri kendi savunma altyapılarını kuvvetlendirsin, ihtiyaçlarını karşılasın, bu NATO'nun da savunmasını da güçlendirsin.' Dolayısıyla Yunanistan'ın bizim savunma alanında attığımız adımlar nedeniyle endişelenmesi yersiz ve manasızdır. Türkiye, güvenliğini ve çıkarlarını tehdit etmeyen, düşmanca bir tavırla önüne çıkmayan hiçbir ülke için tehdit değildir. Aksine Türkiye, bölgesinde ve dünyada barışı, huzuru ve güvenliği sağlamak için azami çaba gösteren, dostları için son derece güvenilir bir ülkedir. Çevremizde hiçbir çatışma yoktur ki Türkiye, barışçıl bir yaklaşımla onu sonlandırmak için çabalamasın. F-35 konusunu aramızda konuştuk ve işin takipçisiyiz. Ben Sayın Trump'ın bu konuda yaptığımız anlaşmaya sadık kalacağına inanıyorum. Bu F-35'lerin Türkiye'ye peyderpey teslimi onun döneminde gerçekleşecektir diye düşünüyorum."
"Jeoekonomik bir devrimin parçası"
Cumhurbaşkanı Erdoğan'a, "Azerbaycan-Ermenistan barış anlaşması hangi aşamada?", "Zengezur Koridoru ne zaman açılacak bu konuyla ilgili net bil var mıdır?" ve "Orta Koridor'un işlemeye başlaması bölgeye nasıl bir kazanç getirir?" soruları yöneltildi.
Türkiye'nin Azerbaycan ile olan hukukunun diğer ülkeler arasındaki münasebetlerden farklı olduğuna dikkati çeken Erdoğan, Azerbaycan ile sadece dostluk değil, kardeşlik bağıyla da bağlı olunduğunu söyledi.
"İki devlet, tek millet" sözünün alelade söylenen bir kelam olmadığını belirten Erdoğan, "Derin manalar içerir ve somut karşılığı vardır. Bunu tarih boyunca defalarca kanıtlamışızdır. Dolayısıyla bu bölgedeki hadiselere dışarıdan bakamayız." ifadelerini kullandı.
Erdoğan, Güney Kafkasya'daki barış ve huzurun herkese kazandıracağına dikkati çekerek "Azerbaycan ile Ermenistan arasındaki barış sürecinin de diplomatik çerçevesi tamamlanmış durumda. 2024 yılı sonunda Brüksel, Moskova ve Tiflis'te yapılan görüşmelerle barış anlaşmasının son metni üzerinde mutabakat sağlandı. Ermenistan, başlangıçta Zengezur Koridoru'na karşı çıksa da ekonomik entegrasyona katılmak için daha esnek bir yaklaşım sergiliyor. Bu bölgenin kalkınması sadece Azerbaycan için değil, Ermenistan için de bizim için de İran ve diğer ülkeler için de bir fırsattır. Zengezur Koridoru sadece Azerbaycan değil bölgenin tamamı için yeni imkanları beraberinde getirecektir. Bu hattı sadece jeopolitik değil, jeoekonomik bir devrimin parçası olarak görüyoruz." değerlendirmelerde bulundu.
Zengezur Koridoru'nun açılmasının, Orta Koridor için de stratejik bir gelişme olacağına dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti:
"Koridor açıldığında, Türk malları Hazar'ı geçerek Orta Asya ve Çin'e daha hızlı ulaşacak, Avrupa'dan Çin'e giden mallar da Türkiye üzerinden geçmeye başlayacak. Orta Koridor'un açılması güneyden itibaren bize ve Azerbaycan'a kadar birçok ülkeyi kapsıyor. Bunun dışında Çin'den gelen yolla da bütünleşiyor. Böyle bir önemi var. Biz bu süreç içerisinde tüm adımlarımızı en güzel şekilde atıyoruz. Burada en önemli olan Zengezur hattı. O hat raylı sistemi de içeriyor. Bunun için de yük taşımacılığında Zengezur hattının önemi fazlasıyla artıyor ve artacak.
Orta Koridor bütün gücünü, buradan alıyor. Orta Koridor'un Zengezur hattıyla bütünleşmesi ve onunla bütünleştikten sonra da yük taşımacılığında, yolcu taşımacılığında böyle bir işlev görmesi önemli. Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev Bey buraya çok önem veriyor. Irak da buraya önem veriyor. Iğdır'dan geçip Nahçıvan'la bütünleşerek devam eden bir hat olacak. Bu hattın yapımıyla da inanıyorum ki yük taşımacılığında önemli bir adımı atmış olacağız. Ayrıca Türkiye'nin Kars-Iğdır-Nahçıvan demiryolu hattı ve Karabağ'daki inşaat yatırımları, Zengezur Koridoru açıldığında daha etkin işleyecek."
Dünyanın değiştiğini, bu durumun yeni adımlar atmayı zorunlu hale getirdiğini dile getiren Erdoğan, şöyle devam etti:
"Değişime ayak uydurmak, potansiyelleri harekete geçirmek, kazanç kapılarını da açmak anlamına gelir. Ermenistan ile Azerbaycan'ın imza atacağı barış, bölgenin iklimini değiştirecek. Sağlanacak kucaklaşma ile yeni ve tarihi fırsat pencerelerinin ardı ardına açıldığına şahitlik edeceğiz. Bölgenin çatışmalar ve savaşlar nedeniyle atıl kalan potansiyelinin harekete geçirilmesi ile birlikte kazanma modelinin nadide örneklerinden biri daha oluşacak."
"Kafkasların yeni bir çatışmayı kaldırmaya tahammülü kalmamıştır"
Rusya ile Azerbaycan arasındaki gerginliğin sorulması üzerine Erdoğan, Türkiye'nin hem Azerbaycan hem de Rusya ile derin diplomatik ve stratejik ilişkilere sahip bir ülke olduğunu vurguladı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, gerginliği yakından takip ettiklerini ve her ili ülkeye de itidal çağrısında bulunduklarını belirterek, diplomatik gerilimi yumuşatacak açıklamalarla meselenin daha kolay ve makul bir çözüme kavuşacağına inandığını ifade etti.
İki ülke arasında yaşanan olumsuz gelişmelerin bir an önce sona ermesi temennisinde bulunan Erdoğan, "Yaşanan talihsiz hadiselerin Rusya ve Azerbaycan arasındaki ilişkilerde tamiri imkansız hasara neden olmaması en büyük arzumuzdur. Yaşanan lokal hadiselerin ve sonuçlarının kendi mecrasının dışına çıkartılmadan çözüme kavuşturulması mümkündür. Meseleye itidali elden bırakmadan yaklaşmak gerekir. Biz iki dostumuzun da bu sorunun üstesinden gelecek anlayış seviyesinde olduğunu biliyoruz. Meselinin halli yolunda atılacak yapıcı adımlara destek vermeyi sürdüreceğiz. Önceliğimiz yeterince savaşa, çatışmaya sahne olmuş bölgenin zor da elde edilen istikrarını sarsacak ani tırmanışlardan kaçınmak olacak. Kafkaslar'ın yeni bir çatışmayı kaldırmaya tahammülü kalmamıştır." diye konuştu.
Türkiye olarak sükunetin yanında yer alarak diplomatik süreçlerle meselenin çözüme kavuşturulacağına inandıklarını belirten Erdoğan, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev'le yaptığı görüşmede bu konunun gündeme geldiğini, Aliyev'in dikkatli ve tedbirli adım attığını aktardı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bu işi kovalamak, kızıştırmaktan yana değil. Bunu telafi edeceklerini ben İlham Bey'in bana yaptığı açıklamalardan anladım." dedi.
" Suriye'nin toprak bütünlüğü bizim için çok önemli"
Suriye'deki gelişmelere ilişkin değerlendirmeleri sorulan Erdoğan, Türkiye'nin, Suriye'nin müreffeh geleceğini destekleyen, huzuru ve barışı perçinleyen tüm gelişmeleri desteklediğini söyledi.
"Nasıl ki Suriye'de yaşanan ve artık geride kalan iç savaşın ilk gününden itibaren Suriye halkının yanında durduysak, ülkelerini ve birliklerini yeniden inşa sürecinde de yanlarında olacağız." vurgusunu yapan Erdoğan, Suriye yönetiminin, ABD ve Avrupa'nın yaptırımları kaldırma kararı sonrası kalkınma yolunda daha hızlı adımlar atacağına inandığını dile getirdi.
Türkiye ile Suriye ikili ilişkilerinin yeniden inşa sürecinin de hızlı bir şekilde ilerlediğine dikkati çeken Erdoğan, "Her alanda komşumuzla işbirliğimizi geliştiriyoruz. İstikrarlı, huzurlu ve güçlü bir Suriye'nin komşuları için de faydalı olacağını, bunun komşularının huzur ve güvenliğini de destekleyeceğini düşünüyoruz. Suriye'nin toprak bütünlüğü bizim için çok önemli. Kendi sınır güvenliğimizi sağlamak ve Suriye'deki istikrarsızlığı sona erdirmek adına Fırat Kalkanı, Zeytin Dalı, Barış Pınarı gibi harekatlarla sahada etkin bir pozisyon aldık." ifadelerini kullandı.
Erdoğan, Suriye'nin kaynak, imkan ve potansiyellerinin tek sahibinin Suriye halkı olduğunu belirterek şöyle devam etti:
"Suriye'nin kuzeyinde serbest ticaret bölgeleri, lojistik üsler, sınır pazarları gibi modelleri hayata geçirebiliriz. Tüm bunları yaparken de kırmızı çizgilerimizi net olarak vurguladık. Terör örgütlerini ya da uzantılarını meşrulaştıracak bir planı kabul etmeyiz. Terörün Suriye topraklarında tamamıyla etkisiz hale gelmesi, tüm silahlı unsurların lağvedilip, Suriye topraklarının tamamında sadece Suriye Ordusu'nun hakimiyetinin sağlanması için elimizden gelen desteği veriyoruz. Suriye'de kalıcı huzur ve istikrar bizim de çıkarımızadır. Bunu bozmak için gayret gösterenler karşısında Türkiye'yi de bulacaklardır.
Türkiye olarak biz ekonomik gelişmenin tarafında yer alacak, fırsatları değerlendireceğiz. Bu süreçte hem askeri hem diplomatik hem de ekonomik çıkarlarımızı gözeterek, sahadaki kazanımlarımızı masada artıracağız. Yaptırımların kaldırılması, ABD ile temaslar etrafında şekillenen bu konularla ilgili Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara olumsuz düşünmüyor. Onun yaklaşımı da olumlu. İlham Aliyev kardeşimle yaptığımız görüşmede, o da Suriye'ye doğal gaz konusunda 'Ben her türlü desteği vermeye hazırım' dedi. İlham Aliyev'in böyle bir yaklaşımı ortaya koyması çok çok önemli."
Suriye'nin en önemli sıkıntısının doğal gaz olduğunu hatırlatan Erdoğan, konuşmasına şunları kaydetti:
"Doğal gaz gelecek ki, enerji olsun. Enerjide sıkıntı var. Biz de belli bir noktaya kadar enerjide yardımcı olmanın gayreti içindeyiz ama bugün ben İlham Bey'den bu müjdeyi de alınca gerçekten çok çok huzurlu oldum. Döner dönmez de Enerji Bakanıma o müjdeyi vereceğim. O da Sayın Şara'ya bunu bildirecek. İnşallah bizim attığımız adımları, Azerbaycan'ın vereceği destekle bütünleştirerek birlikte bu adımı da atalım istiyoruz. Zaten yaptırımları ortadan kaldırma adımları atıldı. Güçlendirerek bunu devam ettirmek niyetindeyiz."
(Sürecek)


















