CHP'li Sarıbal, mazot artışı sonrası Hatay'da 60 teknenin ava çıkmadığını söyledi
Google algoritmasına bırakmayın, okuyacağınız haberi siz seçin! Tıkla ve ekle
CHP'li Sarıbal, artan mazot maliyeti nedeniyle balıkçıların ava çıkamadığını, Hatay'da 60 teknenin ava çıkmama kararı aldığını söyledi. Mazot fiyatının son bir yılda yüzde 73 artarak 92-94 liraya çıktığını, enerji krizine özel destek verilmediğini belirtti.
(ANKARA) - CHP Genel Başkan Yardımcısı Orhan Sarıbal, " Tarlaya atılan her tohum, dikilen her fide kamuya aittir ve devleti yönetenlerin sorumluluğundadır. Üretim yapan çiftçi zarar ediyorsa orada sistem ve uygulanan politikalar bozuktur" dedi.
CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal, partisinin genel merkezinde basımn toplantısı düzenledi.
Sarıbal, son dönemde yetiştiricilik sisteminin devreye girdiğini, denizlerde ağlarla çevrili, yemlemeyle yapılan ve 'yetiştiricilik' olarak adlandırılan üretim biçiminin, gemilerle, trollerle, gırgırlarla veya küçük teknelerle yapılan doğal avlanmanın önüne geçtiğini söyledi.
Günümüzde yetiştiriciliğin 600 bin tonun, doğal avlanma yöntemiyle yapılan üretimin ise 400 bin tonun üzerinde gerçekleştiğini aktaran Sarıbal, "Yıllara göre değişmekle birlikte ortalama 1 milyon ton civarında (bazen 50 bin ton eksik veya fazla) önemli bir üretim yapmaktayız. Bu üretimimizin yıllık yaklaşık 250 bin ila 300 bin tonunu ihraç ediyoruz. Bu da 2 milyar doların üzerinde gelir sağlayan son derece önemli bir rakamdır" diye konuştu.
Orhan Sarıbal, bu yıl ciddi bir hasat olduğunu, üretim iyi durumda bulunduğunu belirterek, şunları kaydetti:
"Bazı ürünlerde üretim yüksek oranda artmışken bazılarında dalgalanmalar görülse de bütüncül olarak baktığımızda ciddi bir üretim artışı mevcuttur. Örneğin, İstanbul Gürpınar Su Ürünleri Hali'nde sezonun ilk haftasında bin 884 ton su ürünü işlem görmüştür. Geçen yılın aynı haftasında bu miktar 920 ton seviyesindeydi. Bu yıl aynı dönemde palamut 904 tona, hamsi 552 tona ulaşmıştır. Ancak aynı dönemde istavrit, geçen yılın aynı haftasına göre 226 tondan 76 tona gerilemiştir. Peki sorunumuz ne? Sorunumuz şu: Memleketin birçok bölgesinde balıkçılar ava çıkamıyor. Örneğin Hatay'da 60 balıkçı teknesi önce ava çıkmış, ancak birkaç gün sonra ava çıkmama kararı almıştır. Neden? Çünkü son bir yılda mazot fiyatı yüzde 73 artarak 53-54 lira seviyelerinden 92-94 lira seviyelerine yükselmiştir. Bu durum gemiciler ve küçük tekneler için en büyük gider kalemi oluşturmaktadır.
"FİYATI BELİRLEYEN TEMEL UNSURLAR İKLİM, RÜZGAR VE DALGADIR"
Peki sadece mazot mu? Elbette değil. Kumanyası, iş güvenliği, av malzemeleri, yağı ve yedek parçasıyla birlikte bunlar bütünsel olarak ciddi bir maliyet getirmektedir. Örneğin, günlük 2 ton mazot tüketen bir teknenin günlük maliyeti yaklaşık 300 bin TL'yi bulmaktadır. Bu oldukça yüksek bir rakamdır. Dolayısıyla ava çıkan trol, gırgır ve orta/küçük ölçekli tekne sahipleri artık para kazanamadıklarını açıkça ifade etmektedir. Fiyatlar ise günden güne ve bölgeden bölgeye değişmektedir. Fiyatı belirleyen temel unsurlar iklim, rüzgar ve dalgadır. Fiyatlar bu şartlara göre şekillenmekte; bazen çok yüksek, bazen de çok düşük seviyeler görülebilmektedir. Bugün yaşadığımız sorunun özü tamamen girdilerin aşırı yüksek olmasından kaynaklanmaktadır."
CHP Genel Başkan Yardımcısı Orhan Sarıbal, yapılan bazı değerlendirmelerde, Türkiye'de kişi başına su ürünü tüketiminin 8,8 kilogram olduğunun belirtildiğini ifade ederek, bunun yeterli olmadığını söyledi. Sarıbal, Dünya Gıda Örgütü'nün (FAO) verilerine göre 2024 yılı için dünya genelinde kişi başına düşen sucul gıda arz tahmininin 21,3 kilogram olduğunu aktararak, şöyle devam etti:
"Bizim halkımızın tüketimi ise bunun çok gerisindedir ve dengeli dağılmamıştır. Deniz kıyısında (Ege, Akdeniz, Marmara, Karadeniz) yaşayan insanların daha yüksek oranda su ürünü tükettiğini bilmekle birlikte, genele baktığımızda halk sağlığı açısından deniz ürünleri tüketiminin yeterli olmadığını açıkça görmekteyiz. Hastanelere başvurularımıza, kalp hastalıklarına, kolesterol vakalarına ve kalp krizlerine baktığımızda bu durum netleşmektedir. Nitekim bugün en çok insan kaybına neden olan sorunların başında kalp krizinin geldiğini hepimiz biliyoruz.
Tezgahlardaki fiyat durumuna değinecek olursak: Bir balık tezgahında hamsi ve istavritin kilosu 250 lirayken, palamudun tanesi 150 lira olabilmektedir. Başka bir yerde ise palamudun iki adedinin 140-150 liraya satıldığı görülebilmektedir. Yine benzer şekilde istavrit kasasının bir yerde bin 500 TL ile 2 bin TL arasında satılırken, başka bir günde veya yerde farklı bir fiyatlandırma yapıldığı görülmektedir. Bu fiyatların günlük olarak iklime, maliyetlere ve avlanma şekline (trol, gırgır, küçük tekne) bağlı değiştiği nettir.
"BİZDE ENERJİ KRİZİNE ÖZEL BİR DESTEK VERİLMEMEKTEDİR"
Peki ne yapmak lazım? Her zaman söylediğimizi yineleyelim: Hürmüz Boğazı ve Orta Doğu'daki krizler nedeniyle yaşanan enerji sıkıntılarında Fransa, kriz öncesi ve sonrası yakıt fiyatları arasındaki farkın yüzde 70'ini destek olarak karşılamıştır. İrlanda, 15 milyon avroluk bir program açıklayarak 6 metreden küçük teknelere 350 avro destek vermiş; daha büyük tekneler için ise belgelenmiş yakıt harcamasında litre başına 0,40 avro destek sağlamıştır. Bir Akdeniz ülkesi olan Malta ise referans fiyatların üzerindeki maliyet artışının yüzde 70'ini karşılamıştır. Yani geçen yıl mazot 53 lirayken bugün 92 liraya çıktıysa, aradaki fark için yüzde 70 destek verilmiştir. Bizde ise durum böyle değildir; enerji krizine özel bir destek verilmemektedir. Sadece küçük teknelere yönelik geleneksel olarak ayrılan 130-140 milyon TL civarında bir destek bütçesi vardır."
Sarıbal, av sezonunda tekne boyuna göre kaç geminin ruhsatlı olduğunun açıkça ilan edilmesi, kaç teknenin fiilen ava çıktığı, kaçının çıkmadığının net bir şekilde açıklanması gerektiğini söyledi. Geçtiğimiz yılın aynı dönemiyle karşılaştırmalı olarak sefer ve av miktarlarının şeffafça yayınlanmasını da isteyen Sarıbal, şunları kaydetti:
"Küçük ölçekli balıkçılık ödemelerinin tekne boyuna ve bölgeye göre dağılımı açıklanmalıdır. Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı, yalnızca balıkçı gemilerine verilen ÖTV'siz yakıt miktarını, yararlanan gemi sayısını ve tahsil edilmeyen ÖTV tutarını tekne boyuna göre ilan etmelidir. Yakıt alım defteri bulunan gemiler ile fiilen avlanan gemiler ayrı gösterilmeli, ÖTV'den kimin ne kadar yararlandığı netleştirilmelidir. Bir kez daha vurguluyoruz: Tarlaya atılan her tohum, dikilen her fide kamuya aittir ve devleti yönetenlerin sorumluluğundadır. Üretim yapan çiftçi zarar ediyorsa orada sistem ve uygulanan politikalar bozuktur. Dünyada gelişmiş ülkelere baktığımızda, kapalı seralar ve modern üretim teknikleriyle çiftçilerini desteklediklerini ve tek bir karış boş arazi bırakmadıklarını görüyoruz. Bizde ise verilen vaatlerin hiçbiri tutulmamıştır. Çiğ sütte ve kırmızı ette yaşananlar ortadadır. Bugün Et ve Süt Kurumu bir ithalatçı kurum haline gelmiştir. Gümrük vergileri sıfırlanarak yapılan ithalat piyasayı düzenleme aracı olarak kullanılmış, ancak yerel üretim gücü kaybedilmiştir."

















