Emin Arslan 'Hrant Dink Suikasti' İle İlgili Tanık Sıfatıyla İfade Verdi

Emin Arslan 'Hrant Dink Suikasti' İle İlgili Tanık Sıfatıyla İfade Verdi

Emin Arslan 'Hrant Dink Suikasti' İle İlgili Tanık Sıfatıyla İfade Verdi

EMİN ARSLAN 'HRANT DİNK SUİKASTİ' İLE İLGİLİ TANIK SIFATIYLA İFADE VERDİ

Eski Emniyet Genel Müdür Yardımcısı Emin Arslan, Dink suikastiyle ilgili savcıya iki isim verdi Hrant Dink soruşturması kapsamında tanık sıfatıyla ifade veren Eski Emniyet Genel Müdür Yardımcısı Emin Arslan, "Ankara'da Emniyet Genel Müdürlüğü'nde görevli Polis Başmüfettişi Levent Yarımel ve cinayet sırasında Trabzon Emniyet Müdürü olan Reşat Altay'ın bilgilerine başvurulması halinde, bu olaya ışık tutacak bilgiler elde edileceğine inanıyorum" dedi.

"ALIŞIK OLUNMAYAN BİR HAREKETLİLİK VARDI"

İstanbul Cumhuriyet Savcısı Selim Berna Altay'ın yürüttüğü soruşturma kapsamında 10 Aralık'ta "tanık" sıfatıyla ifade veren Arslan, "Hrant Dink cinayeti işlendikten sonra Emniyet Genel Müdürlüğü bünyesinde alışık olunmayan bir hareketlilik vardı. Nedeni kısa süre içinde anlaşılmıştı. İlk yayılan bilgilere göre cinayette azmettirici olarak adı geçen Erhan Tuncel'in emniyet istihbaratta yardımcı istihbarat elemanı olarak görevli olduğu ve o andaki İstihbarat Daire Başkanı Ramazan Akyürek'in Trabzon Emniyet Müdürü olduğu zaman göreve başlamasıydı." dedi. İçinde yardımcı istihbarat elemanının görevli olduğu bir organizasyonun bilgi akışına rağmen cinayet işleyebildiği durumlara emniyette az rastlandığını belirten Arslan, "Böyle durumlarda bu elemanın çalışmalarını yürüten ve koordine eden makamların duyarsızlığı veya ihmali söz konusu olabildiği için, teşkilatta bu yönde pek çok yorumlar yapılıyordu." diye konuştu. İSTANBUL İLİ YETKİLİ VE SORUMLULARI GÖREVİNİ YAPMAMIŞTI"

Kendisinin de bu konuda sorulara muhatap olduğunu ifade eden Arslan'ın, "Göründüğü kadarıyla ilk günlerde, gazetelerde yazılanlardan ve polis içinde yapılan yorumlardan Hrant Dink gibi hedef olan bir kişiyi koruma altına almamakla İstanbul ili yetkili ve sorumluları görevini yapmamıştı." ifadeleri dikkat çekti. "TEŞKİLAT İÇİNDE DOĞRUCU DAVUT OLARAK TANINIRIM"

"Hrant Dink cinayetinin planlanmasından gerçekleştirilmesine kadar olan süreçte gereğinin yapılmadığı veya yapılamadığı açıktı." diye vurgu yapan Arslan, şöyle devam etti: "Bu olayın emniyet içinde soruşturulduğu ve sorumluların tespit edilmeye çalışıldığı tahkikat sürecinde, asıl sorumluların suçu başkalarına atmak için medyayı ve üst makamları maniple ettiklerini görüyordum. Bu durumu da üst makamların yaptığı mutat toplantılarda eleştiriyordum. Teşkilat içinde doğrucu Davut olarak tanınırım."

Arslan ifadesinde şunları söyledi: "Asıl sorumlu olan İstihbarat Daire Başkanlığı C şube müdürlüğünün 17 Şubat 2006 tarihinde Trabzon Emniyet Müdürlüğü tarafından Erhan Tuncel ile yapılan görüşmeye ait F-3 ve F-4 raporları gönderilmiştir. Hrant Dink'in öldürüleceği bilgisi sadece C şubesine gelmiştir. Bu nedenle Başbakanlık Teftiş Kurulu bu olayı araştırması sonrası hazırladığı raporda dönemin C Şube Müdürü ve İstihbarat Daire Başkanı hakkında görevi ihmal suçlamasında bulunmuştur. Burada çok önemli bir hususta 17 Şubat'ta İstanbul Emniyet Müdürlüğü'ne yazılan yazıda, eylem yapacak grubun içinde yardımcı istihbarat elemanı olduğunun belirtilmesine rağmen sonradan istihbarat elemanının görevine son verilmesidir. Cinayetle ilgili sorumluların araştırıldığı dönemde Trabzon istihbarat şubesinde operasyonlara ait çalışmaların ve LOG kayıtların tutulduğu 'server'ların Ankara'ya İstihbarat Daire Başkanlığı'na getirildiği iddiası dahi bu konulardaki gelişmeleri izleyen teşkilat mensupları arasında hayretle karşılanmıştır."

ARSLAN BİR POLİS MÜFETTİŞİ VE BİR EMNİYET MÜDÜRÜNÜN BİLGİSİNE BAŞVURULMASINI İSTEDİ

Ergenekon soruşturması kapsamında hazırlanan 2. iddianamenin 1475. sayfasında isminin kasıtlı olarak geçirildiğini öne süren Arslan, isminin iddianamede geçmesinin sorumlularının emniyet içindeki bazı görevliler olduğunu söyledi. İstihbarat Daire Başkanlığı'nın C şubesinin koordine ve görev alanına giren faaliyetlerde anlaşılmayan gelişmelerin olduğuna söyleyen Arslan, "Trabzon'da Rahip Santar" cinayeti, Malatya'da yayın evindeki katliam, Dink cinayeti, istihbaratın çalışma prensibini ve görev bölümünü bilenler, C şubesinin faaliyet sahasında rastlanılmayan tarzda bir hareketlilik olduğunu gördü. Bazı kişiler bundan müthiş rahatsız oldu. Ancak bir dönem Dink cinayetinin emniyet ayağındaki soruşturmasında görev alan ve İstihbarat Daire başkanlığındaki LOG kayıtlarının silinmesi hususlarında bilgisi olduğuna inandığım, Ankara'da Emniyet Genel Müdürlüğü'nde görevli Polis Başmüfettişi Levent Yarımel ve cinayet sırasında Trabzon Emniyet Müdürü olan Reşat Altay'ın bilgilerine başvurulması halinde, bu olaya ışık tutacak bilgiler elde edileceğine inanıyorum" ifadesini kullandı. Haber : Cem TURSUN İstanbul DHA