"Türkiye-Afrika Rekabet Otoriteleri İstanbul Buluşması" başladı

Google algoritmasına bırakmayın, okuyacağınız haberi siz seçin! Tıkla ve ekle
'Türkiye-Afrika Rekabet Otoriteleri İstanbul Buluşması' başladı
Güncelleme:
Facebook'da Paylaş Twitter'da Paylaş WhatsApp'da Paylaş Google News'de Paylaş

- Rekabet Kurumu Başkanı Birol Küle: "Uluslararası sistemi, küreselleşmeyi, teknolojik ilerlemeyi daha iyi rejimlerle iyileştirebiliriz. Rekabet hukuku gerek ülke içi gerekse uluslararası toplumda daha eşitlikçi, büyüme ve kalkınmaya izin veren yapılar için kilit bir noktada" TİKA Başkan Yardımcısı Ali Ercan: "Bu İstanbul buluşmasının tecrübe ve iyi uygulama örneklerinin paylaşılmasına zemin hazırlayacağına, kurumlarımız arasındaki bağları güçlendireceğine ve sınır ötesi ticarette adil rekabet koşullarının sağlanması adına çok güçlü bir kurumsal ağ oluşturacağına, ortak sorunlara küresel ve bölgesel ölçüde yenilikçi çözümler üreteceğine ve en önemlisi gelecekte atılacak ortak adımların ve yürütülecek projelerin somut bir yol haritasını oluşturacağına inanıyorum"

Rekabet Kurumu Başkanı Birol Küle, uluslararası sistem, küreselleşme ve teknolojik ilerlemenin daha iyi rejimlerle iyileştirilebileceğini belirterek, "Rekabet hukuku gerek ülke içi gerekse uluslararası toplumda daha eşitlikçi, büyüme ve kalkınmaya izin veren yapılar için kilit bir noktada." dedi.

"Türkiye- Afrika Rekabet Otoriteleri İstanbul Buluşması", Afrika ülkelerinin rekabet otoriteleri ile Afrika bölgesinde rekabet hukuku ve politika alanında faaliyet gösteren uluslararası ve bölgesel kuruluşların başkan ve üst düzey temsilcilerinin katılımıyla Rekabet Kurumu ev sahipliğinde İstanbul'da başladı.

Toplantının açılışında konuşan Rekabet Kurumu Başkanı Birol Küle, ortak hedeflerinden birinin ortak coğrafyanın rekabet gücünün artırılması olduğunu belirterek, "Bunun sağlanabilmesi için bizlere önemli görevlerin düştüğünü hepimiz biliyoruz. Kurumlarımız arasında tesis edilecek bir işbirliğinin hem ülkelerimizde hem de bölgemizde rekabet koşullarının ve rekabet kültürünün güçlendirilmesine hizmet edeceğine yürekten inanıyoruz. Bunun için üzerimize düşen her türlü görevi yerine getirmeye hazırız." diye konuştu.

Ekonomik gelişmişlik farklarının, rekabet politikasının da farklı ihtiyaçlara göre şekillenmesi gerektiğini gösterdiğine dikkati çeken Küle, "Gelişmekte olan ülkeler bakımından rekabet politikası etkinlik kavramından çok daha fazlasını ifade ediyor. Kamu fonlarının yetersizliği göz önüne alındığında büyüme beklentilerini ve gelişme potansiyelini en üst düzeye çıkarmak için kaynakların etkin kullanılması gerekmektedir. Rekabet hukukunun uygulanmasının teşvik edilmesi, gelişmekte olan ülkelerin büyüme beklentilerini de artırmaktadır." diye konuştu.

Küle, teknolojideki gelişim hızının ve dijitalleşmenin bölgesel ve uluslararası işbirliğini zorunlu kıldığına dikkati çekerek, bu ihtiyacın günümüzde daha fazla hissedilmesinin nedenlerini sürdürülebilir kalkınma ihtiyacı, emek piyasalarındaki verimsizlik ve etkinsizliğin önlenmesi, dijitalleşmeyle birlikte artan yoğunlaşma oranları ve pazar gücü problemi ile krizler olarak sıraladı.

Düşük gelire sahip kişilerin orantısal olarak gelirinin daha büyük bir kısmını temel mal ve hizmetlere ulaşmak için harcadıklarına dikkati çeken Küle, bu nedenle rekabet otoritelerinin bu piyasadaki incelemelerinin ekonomik kriz dönemlerinde daha da önem kazandığını ifade etti.

Küle, küresel dijital şirketlerin pazar gücü karşısında ulusal ekonomilerin tek başına rekabet sorunlarına çözüm bulmasının daha da zorlaştığını, yaşanan sorunların ortak bir zeminde ele alınmasının ve farklı tecrübelerin birleştirilmesinin önemli bir çözüm mekanizması olduğunu dile getirdi.

Rekabet hukuku ve politikasının prensiplerini ve esasını belirleyenler, bu misyonu taşıyanlar olarak ajandalarının belki de hiç olmadığı kadar ağır olduğunu dile getiren Küle, "Prensipler aslında bizlerin eylemlerinde, reformlarında yani kurumlar ve aktörler olarak yaptığımız işlerde gerçek manada kendini gösterir. Hepimizin gözlemlediği gibi mevcut ekonomik rejimler günümüzdeki finansal ve dijital gelişmelerle daha da belirginleşen eşitsizliklere karşılık tam sağlıklı çözüm üretemiyor. Ancak ben bugün sizlere karamsar bir tablo çizmeyeceğim. Sizlerin de hislerimi paylaşacağınıza inanıyorum, bugün rekabet hukuku birtakım mucizeleri başarabilir." şeklinde konuştu.

Küle, uluslararası hukuk ile rekabet hukukunun ilişkisi, uluslararası ekonomik sistemde daha eşitlikçi bir yapının oluşturulması gibi konulara değinerek, "Bu noktada bizlere düşen özellikle böyle kritik bir zamanda her kararımızı ve faaliyetimizi birer eylem ve reform olarak görmeli ve yeni mucizeleri toplumlarımıza, uluslararası topluma hediye etmek zorundayız. Ancak bu elbette kolay değil ama iyi haber şu, ilk yapmamız gereken zihnimizi, hayal gücümüzü genişletmek, daha iyi gözlem yapmak." dedi.

Sosyoekonomik tablodaki değişimler, pazar gücü ve yapısal eşitsizliklerin rekabet analizlerindeki yerinden bahseden Küle, "Uluslararası sistemi, küreselleşmeyi, teknolojik ilerlemeyi daha iyi rejimlerle iyileştirebiliriz. Rekabet hukuku gerek ülke içi gerekse de uluslararası toplumda daha eşitlikçi, büyüme ve kalkınmaya izin veren yapılar için kilit bir noktada. Her birimizin temsil ettiği kurumlarda bu ruhla çalıştığımıza eminim. Çabalarımızın karşılığını hep birlikte almayı umut ediyorum." ifadelerini kullandı.

"Adil, şeffaf ve sürdürülebilir bir ekonomik büyümenin lokomotifi etkin işleyen rekabet piyasalarındadır"

Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı (TİKA) Başkan Yardımcısı Ali Ercan da Türkiye'nin Afrika politikasının karşılıklı saygı, eşit ortaklık, adalet ve birlikte kalkınma ilkeleri üzerine inşa edildiğine dikkati çekerek, "Bizler, Afrika'ya hiçbir zaman kısa vadeli ve tek taraflı çıkar penceresinden bakmadık. Bizim Afrika vizyonumuz, 'Afrika sorunlarına Afrikalı çözümler' ilkesini önemseyen, karşılıklı saygı, eşit ortaklık ve kazan-kazan esasına dayalı köklü bir gönül ortaklığıdır." diye konuştu.

Ercan, Cumhurbaşkanı Erdoğan liderliğinde yürütülen Afrika açılımı ve sonrasındaki ortaklık politikasının Türkiye'yi kıta genelinde en güvenilir işbirliği ortaklarından biri haline getirdiğini dile getirerek, "Bugün Türkiye, Afrika'nın kalkınma yolculuğunda sadece bir donör veya ticari aktör değil, kader birliği yaptığı bir yol arkadaşıdır." ifadelerini kullandı.

TİKA olarak 53 ülkedeki 57 ofisle bu güçlü vizyonun sahadaki uygulayıcılarından biri olduklarını söyleyen Ercan, Afrika kıtasında ise 23 program koordinasyon ofisiyle Afrika'nın 50'den fazla ülkesinde eğitimden sağlığa, tarımdan altyapıya, idari kapasitenin güçlendirilmesinden kültürel mirasın korunmasına kadar binlerce projeyi hayata geçirdiklerini aktardı.

Ercan, kalkınma yardımı anlayışlarının fiziki yardımlar inşa etmekten ibaret olmadığına, en değerli ve sürdürülebilir yatırımın insana ve kurumsal kapasiteye yapılan yatırım olduğuna dikkati çekerek, "Bu minvalde bilgi birikimimizi, tecrübemizi ve kurumsal hafızamızı Afrikalı dostlarımızla paylaşmayı en temel görevlerimizden biri olarak addediyoruz." şeklinde konuştu.

Bu noktada rekabet hukuku ve politikası alanının büyük önem kazandığını dile getiren Ercan, "Küreselleşen dünyada adil, şeffaf ve sürdürülebilir bir ekonomik büyümenin lokomotifi etkin işleyen rekabet piyasalarındadır. Güçlü rekabet otoriteleri piyasa aksaklıklarını gidererek yerli üreticiyi korur, yabancı yatırımı teşvik eder ve en nihayetinde tüketicinin refahını artırır. Türkiye Rekabet Kurumu da çeyrek asrı aşan tecrübesi, güçlü hukuki altyapısı ve dinamik yapısıyla dünyadaki en saygın rekabet otoritelerinden biridir. TİKA olarak bu kıymetli kurumumuzla 20 yılı aşkın bir süredir birçok farklı projede işbirliği yapmaktan mutluluk duyuyoruz." değerlendirmesinde bulundu.

Ercan, bugün de Rekabet Kurumunun yüksek kurumsal tecrübesinin Afrika'daki dost ve kardeş ülkelerin rekabet otoritelerine aktarılmasını destekliyor olmanın gururunu yaşadıklarını ifade ederek sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bu İstanbul buluşmasının tecrübe ve iyi uygulama örneklerinin paylaşılmasına zemin hazırlayacağına, kurumlarımız arasındaki bağları güçlendireceğine, ve sınır ötesi ticarette adil rekabet koşullarının sağlanması adına çok güçlü bir kurumsal ağ oluşturacağına, ortak sorunlara küresel ve bölgesel ölçüde yenilikçi çözümler üreteceğine ve en önemlisi gelecekte atılacak ortak adımların ve yürütülecek projelerin somut bir yol haritasını oluşturacağına yürekten inanıyorum. TİKA olarak bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da Afrika ülkelerinin kurumsal kapasitelerin artırılmasına yönelik eğitim programlarına, teknik işbirliklerine ve uzman değişim projelerine her türlü desteği vermeye hazır olduğumuzu bir kez daha vurgulamak istiyorum. Biz paylaştıkça çoğalan, birlikte çalıştıkça güçlenen bir ortaklığa inanıyoruz."

Bölgesel rekabet otoritelerinden işbirliği vurgusu

Toplantıda Doğu ve Güney Afrika Ortak Pazarı (COMESA) Rekabet ve Tüketici Komisyonunu (CCCC) temsilen konuşan Willard Mwemba, çok sayıda ulusal, bölgesel, kıtasal ve uluslararası rekabet otoritesini bir araya getiren bu tür çalışmalara önem verdiklerini belirterek, bunun nedeninin küreselleşme ve teknoloji sayesinde ülkelerin artık birbirine çok daha fazla bağlı olması olduğunu ifade etti.

Rekabet Kurumunun ülkeleri bir araya getirmeye yönelik bu girişimini takdire değer bulduklarını ifade eden Mwemba, bunun bilgi ve deneyim paylaşma fırsatı sunduğunu, gelecek iki gün boyunca yalnızca deneyimleri dinlemekle kalmayacaklarını, aynı zamanda gelecekte nasıl işbirliği yapacakları konusunda da ortak bir yol haritası oluşturmaya çalışacaklarını belirtti.

Doğu Afrika Topluluğu (EAC) Rekabet Kurumunu (EACCA) temsilen konuşan Stellah Nyambeki Onyancha da iki gün boyunca gerçekleştirilecek etkileşimlerden herkesin fayda sağlayacağına, daha yakın ve verimli bir işbirliğinin geliştirilmesine ve rekabet otoritelerinin ilgili ticaret kanunlarının etkili ve verimli şekilde uygulanmasına katkı sağlayacağına inandıklarını belirtti.

Bölgesel ve uluslararası rekabet otoriteleriyle işbirliği yapmaktan gurur duyduklarını ifade eden Onyancha, rekabet politikası ve hukukunun uygulanması alanında ortak çalışmaları sürdürmeyi beklediklerini ifade etti.

Batı Afrika Devletleri Ekonomik Topluluğu (ECOWAS) Bölgesel Rekabet Otoritesini (ERCA) temsilen konuşan Yahya Samateh ise rekabet otoriteleri arasındaki ortaklığın artık bir tercih değil, zorunluluk olduğunu dile getirerek, rekabet hukukunun uygulanmasına ilişkin deneyimlerin paylaşılmasının büyük önem taşıdığını ifade etti.

Türkiye'nin Afrika ile paylaşabileceği değerli bir uzmanlığa, Afrika'daki rekabet otoritelerinin de küresel rekabet politikası alanına katkı sunabilecek deneyim ve bakış açılarına sahip olduğunu kaydeden Samateh, rekabet politikası alanında daha güçlü bir Türkiye-Afrika ortaklığı için önemli bir potansiyel gördüklerini kaydetti.

Bölgesel rekabet otoritelerinin yanı sıra çeşitli Afrika ülkelerinin rekabet otoritelerinin başkan ve üst düzey temsilcileri de buluşmaya katılarak söz aldı.

Bu arada, toplantı yarın da devam edecek.

Kaynak: AA
Haberler.com
2000

Haberler.com'da yer alan yorumlar, kullanıcıların kişisel görüşlerini yansıtır ve haberler.com'un editöryal politikası ile örtüşmeyebilir. Yorumların hukuki sorumluluğu tamamen yazarlarına aittir.