Dha İstanbul Bülteni - 3

Dha İstanbul Bülteni - 3

1- İSTANBUL'DA "KURT KAPANI 10 " OPERASYONU -1Haber-Kamera: Cengiz ÇOBAN - Ramazan EĞRİ -İSTANBUL-DHAİstanbul' da polis ekipleri, "Kurt kapanı 10" operasyonu düzenliyor.

Dha İstanbul Bülteni - 3

1- İSTANBUL'DA  "KURT KAPANI 10"OPERASYONU -1

Haber-Kamera: Cengiz ÇOBAN - Ramazan EĞRİ -İSTANBUL-DHA

İstanbul' da polis ekipleri, "Kurt kapanı 10" operasyonu düzenliyor. Operasyon kapsamında havalimanları, vapur iskeleleri, otoyolların da aralarında bulunduğu çok sayıda noktada denetim yapılıyor

İstanbul Emniyet Müdürü Mustafa Çalışkan'ın koordine ettiği  operasyona, İstanbul emniyetine bağlı tüm şube ve ilçelerden polisler katılıyor. Polis helikopteri, Deniz Şube Müdürlüğü'ne ait polis botlarının ra yer aldığı operasyonda havalimanları, iskeleler, metro ve metrobüs durakları, halkın yoğun olduğu caddeler ve meydanlarda denetim gerçekleştiriliyor. Polis ekipleri, şüpheli gördüğü  kişilere Genel Bilgi Toplama (GBT) sorgulamasını yapıyor. 

Görüntü Dökümü

------------

-Kadıköy İDO iskelesinden görüntü

-Polis ekiplerinden görüntrü

-Şüpheli arama

-GBT sorgusu yapılması

-Polis helikopterinden görüntü

===========================

2- MEHMET ŞİMŞEK "SIKINTILI DÖNEMİN SONUNDAYIZ"

 

Haber-Kamera: Gül KABA-Özgür KUMANOVALI/İSTANBUL, -

Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek, "Biz sıkıntılı dönemin sonundayız; başında değiliz. Türkiye hızla normalleşiyor, ekonomisi güçlenecek.  Batıdan kopmuyoruz, Almanya ile şu anda çok iyi giden bir sürecimiz var. Amerika ile vize krizi önemli ölçüde geri de kaldı. Kalan sorunları da çözeceğimize inanıyoruz" dedi.

Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek  İstanbul'da yapılan Türkiye Sermaye Piyasaları Kongresinde CNN Türk Genel Müdürü Erdoğan Aktaş'ın sorularını yanıtladı. Türkiye'nin bütün sıkıntılara rağmen güçlü bir şekilde büyüdüğünü söyleyen Şimşek, "Türkiye bütün sıkıntılara rağmen güçlü bir şekilde büyüyor ve istihdam yaratıyor. İyi bir yol haritası ve güçlü çabalar var. Türkiye geçen sene yaşadığı felaketlere ve yakın coğrafyamızda olup bitenlere rağmen güçlü büyümesini devam ettirebiliyor. Doğru tepkiler verip, tekrar ekonomiyi rayına koyabiliyor" diye konuştu.

"TÜRKİYE'NİN ŞOKLARA KARŞI DİRENCİNİ ARTIRMAK İÇİN REFORM YAPIYORUZ"

Son birkaç yıldır Türkiye'nin başına gelmedik felaketin kalmadığını belirtem Şimşek şunları söyledi:

"Ona rağmen ayaktayız, sıkıntılarımız olmakla birlikte güçlüyüz. Fakat bu sıkıntılar Türkiye'nin dışarıdaki algısını bozdu. Türkiye'nin gerçeği algısından çok daha iyi. Bir taraftan Türkiye'nin şoklara karşı direncini sağlamlaştırmak için reform yapıyoruz bir taraftan da dışarıda Türkiye aleyhine başına gelen felaketlerden dolayı kampanya olduğunu bilmemiz lazım.

"Biz Almanya ile ilişkileri rayına koyacağımız süreçte ki şu anda koyuyoruz. Çok yoğun temaslar var, ilişkiler güçlü bir şekilde ilerliyor ve normalleşiyor. Böyle bir ortamda haber çıkıyor Almanya bankalarına 'Türk bankalarına finansman sağlamayın' diye talimat geldi. Bakın tam tersi gelişmelerin olduğu ortamda bu türden haberler çıkıyor. Maalesef bu ortamda Türkiye aleyhine birçok haber üretildi ve kuru vurdu.

"Biz sıkıntılı dönemin sonundayız; başında değiliz. Türkiye hızla normalleşiyor, ekonomisi güçlenecek.  Batıdan kopmuyoruz, Almanya ile şu anda çok iyi giden bir sürecimiz var. Amerika ile vize krizi önemli ölçüde geri de kaldı. Kalan sorunları çözeceğimize inanıyoruz."

"TÜRKİYE AB'NİN İKİ, ÜÇ KATI HIZLA BÜYÜYOR"

"Şunu bir yere yazın reel yakınsama içerisinde olan ülkelerin, bunu ben söylemiyorum bu basit bir ekonomi teorisi eninde sonunda para birimleri reel olarak değerlenecek" diyen Şimşek şöyle konuştu:

"Kısa vadede konuşmuyorum, uzun vadede konuşuyorum. Şu anda Türkiye AB'nin iki, üç katı hızla büyüyor. Yani Türkiye Avrupa ile arasını kapatıyor. Reel olarak yakınsama içerisinde. Bu şu demek; bu ülkenin şirketleri kar ediyor, satış yapıyor, geleceği parlak demek. Siz buraya yatırım yapmayacaksınız da nereye yatırım yapacaksınız. Türkiye'ye güvenin, sıkıtılarımız var ama bugün DAEŞ terör örgütü yok edilecek noktaya geldi bu Türkiye için olumlu bir gelişme. Bölücü terör örgütüne yönelik çok etkin ve aktif bir kampanya var. Turizm toparlanıyor. Türkiye çoklara karşı büyüyk direnç göstermiş, büyüyor.  Evet algı olumsuz bu algıyı tabi ki besleyen bir sürü şer cephesi var FETÖ ve PKK gibi. Ama ben şuna inanıyorum Türkiye reformlarla şoklara karşı direncini daha da artıracak hem büyüyme potansiyelini yukarı çekecek hem de bu şoklara tepki verme kapasitesi var."

Vergide amaçlarının daha adil ve basit bir sistem oluşturmak olduğunu aktaran Şimşek"Vergiyi daha çok tabana yayalım, daha adil ve basit bir vergi sistemimiz olsun. Böylece Türkiye'nin kamu harcamalarını sağlıklı vergi gelirleriyle finanse edelim gelecek nesilleri borçlandırmayalım. Şu anda devletin toplam borcunun milli gelire oranı bürüt yüzde 28 buçuk. Gelişmekte olan ülkelerde bu oran ortalama yüzde 47" dedi.

"SIRTIMIZI SADECE BANKACILIK SEKTÖRÜNE DAYAYARAK BÜYÜYEMEYİZ"

Finans sektörünün  yüzde 88'ini bankaların oluşturduğunu dile getiren Şimşek,  "Fakat bankalarda mevduat bazı sınırlı, kredi mevduat oranı yüzde 126. Bankacılık sektörü sağlam ama biz sırtımızı sadece bankacılık sektörüne dayayarak  büyümeyi, kalkınmayı gerçekleştiremeyiz. Sermaye piyasalarının gelişmesi lazım. Sermaye piyasalarının gelişmesi için devlet olarak olağanüstü çaba içerisindeyiz. Düşünün 100 lira tasarruf yapın diye devlet 25 lira cebinize koyuyor. BES çok önemli bunun gibi birçok insiyatif var" ifadelerini kullandı.

"TÜRK SERMAYE PİYASALARININ GELİŞMESİNDE BU BİREYSEL EMEKLİLİĞİN MUAZZAM KATKISI OLMUŞTUR"

Gönüllü BES'te büyük başarı olduğunu aktaran Şimşek, "2013'ün başında toplam BES'teki para 20 milyar lira, bugün 65 milyar lirayı aştı, üç kattan fazla artış var. Devletin katkısını da dikkate alırsanız 80 milyara dayanmış durumda, fena değil bu uzun vadeli bir fon. Türk sermaye piyasalarının gelişmesinde bu bireysel emekliliğin muazzam katkısı olmuştur, müthiş bir başarı hikayesidir. Otomatik katılım başlayalı daha 1 yıl olmadı, 3,4 milyon katılımcı var, 1 buçuk milyara yakın da kaynak. Çıkışlar yüksek doğru ama çıkışların neredeyse yarısının gönüllü BES'i var. İki BES istemiyor haklı" dedi.

Görüntü Dökümü:

---------------

-Şimşek'in açıklamaları

=========================

3- NAZLIHAN'IN LİSEDE ÖLÜMÜ...  ACILI BABA : ONA 'ATLA ATLA' DEDİKLERİ SÖYLENİYOR

Haber-Kamera: Erhan TEKTEN İstanbul DHA

Beyoğlu'nda okuduğu lisenin 3'üncü katından atlayarak intihar ettiği iddia edilen 9. sınıf öğrencisi 14 yaşındaki Nazlıhan Köse, İstanbul'da son yolculuğuna uğurlandı.

Köse için Çağlayan Yeni Camii'nde cenaze töreni düzenlendi. Cenazeye Köse'nin ayrı olan anne ve babası, akrabaları, sınıf arkadaşları, okul arkadaşları ile öğretmenleri katıldı. Taziyeleri anne Pınar Koçhan ile baba Adem Köse kabul etti. Köse'nin anne annesi Aysel Koçhan gözyaşları içinde tabuta sarılırken arkadaşları da gözyaşlarına hakim olmadı. 

"KIZIMIN ÖLÜMÜNDE ŞAİBE VAR"

Köse, savcılara ve yetkililere seslenerek, "Kızımın ölümünde şaibe var. Ben öyle görüyorum. Nasıl olduğu zaten belli değil. Herkes bir kafadan bir şey söylüyor" dedi. Köse, "Yetkililere sesleniyorum. Okuldaki güvenliklerin alınmasını istiyorum. Okul penceresinde hiçbir önlem yok. Aşağıda birinci katlarda demir parmaklıklar var. Üst katlarda, kızımın düştüğü yerde kesinlikle ve kesinlikle hiçbir önlem yok. Camlar açık. Kış vakti camın açık olması, orada herhangi bir nöbetçi öğretmenin olmaması, bunları hepsi aklıma türlü türlü senaryolar getiriyor. Şüpheler getiriyor" diye konuştu.

"İNTİHAR EDECEĞİNE İNANMIYORUM"

Kızının intihar edeceğine inanmadığını ifade eden acılı baba,"Benim kızım aktif bir kızdı. Çok akıllı bir kızdı. Annesinin babasının sözünden kolay kolay çıkmazdı. Hep teşekkür getirmiş olan bir kızdı. Şu son dönemde sınıftaki durumunu bilmiyorum. İçine kapanık değildi. Bir sorun olduğu ya zaman ya bana ya annesine  söylerdi. Düştüğü sırada sınıf kalabalıkmış. Bana kaymakam ve müdür beyin söylediğine göre 3 kişi olduğunu söylediler. Fakat daha sonra öğrendiğimde sınıfın kalabalık olduğunu herkesin içinde atladığını söylediler. Aynı zamanda bazı çocukların da ifadelerinin tekrar tekrar alınmasını istiyorum. Onu seven bazı arkadaşları şunu da söylüyorlar; 'Ona atlaması için de telkin de bulunduklarını atla atla' dedikleri söylendi. Artık savcılık bakacak duruma. Ben avukatlarımı devreye soktum" şeklinde konuştu. Öğle namazının ardından kılınan cenaze namazdan sonra okul arkadaşlarının omzunda taşınan Köse'nin tabutu cenaze aracına kondu. Nazlıhan Köse'nin cenazesi Zincirlikuyu Mezarlığı'nda defnedildi. 

Görüntü dökümü:

----------------------

-Cenazenin görüntüsü

-Köse'nin ninesinin ağlması

-Arkadaşlarının görüntüsü

-Anne ve babasının tabutun başındaki görüntüsü

-Baba'nın açıklamaları

-Cenaze namazı

-Tabutun taşınması

-Cenaze aracının görüntüsü 

Arkadaşlarının yaptığı klip

-Genel ve detaylar

============================

4- EMNİYET MÜDÜRÜ ÇALIŞKAN: 1 OCAK'TAN BU TARAFA CİDDİ BİR EYLEM OLMADI İSTANBUL'DA.  İNŞALLAH DA OLMAYACAK

Haber-Kamera: İstanbul DHA

Polis Meslek Eğitim Merkezi'nden (PAEM) iki ay önce mezun olan ve İstanbul'a ataması yapılan 364 komiser yardımcısına Eğitim Şube Müdürlüğü tarafından eğitim verildi. 

Terörle mücadele kapsamında, silah kullanma kabiliyetini geliştirerek ani olaylara yerinde ve bilinçli müdahale edebilmek, bu olaylar

karşısında personelin sevk ve idaresini sağlayabilecek hızlı ve etkin karar verebilme yeteneğini kazandırmak amacıyla 

yaklaşık 20 gün boyunca "Acil müdahale, şüpheli kişi, araç durdurma, arama ve güvenli müdahale" eğitimleri verildi. 

"BÜTÜN GÖZLER İSTANBUL'DA"

İstanbul Emniyet Müdürü Dr. Mustafa Çalışkan da eğitim çalışmalarını yerinde izledi. 

Çalışkan burada personele yönelik yaptığı konuşmada, "Şu anda yurtiçinde ve yurtdışında yoğun bir gündemimiz var. İstanbul olarak da yoğun bir gündemimiz var. Bütün gözler İstanbul'da. Allah'a çok şükür iyi gidiyor. Çok yoğun çalışıyoruz, yoruluyoruz; ama ülkemizi, şehrimizi, insanlarımızı birçok beladan kurtarıyoruz. Her bir olayda onlarca can, onlarca insanımızı koruyorsunuz" dedi.

Çalışkan, "1 Ocak'tan bu tarafa ciddi bir eylem olmadı İstanbul'da. İnşallah da olmayacak. Çok dikkatli olacağız. Size emanet edilen mahiyetinize sahip çıkacaksınız. Vatandaşlarımıza destek olacaksınız, çok nazik olacaksınız. Nasıl bir eğitim aldığınızı hissettireceksiniz" diye konuştu. 

Görüntü Dökümü:

------------------------

-Eğitim çalışmaları

-Mustafa Çalışkan'ın konuşması

-Genel ve detaylar

15.11.2017 - 12.45 - Haber Kodu : 171115066

=====================================

5- TÜRKİYE'NİN 'ELON MUSK'LARI

İSTANBUL'DAN ANKARA'YA  5 TL'YE....

Haber: Özgür ALTUNCU - Kamera: Harun UYANIK / İstanbul DHA

Yerli otomobil için geri sayım sürüyor. Yerli oto üretimde pay sahibi olmak için gönüllü olan, çalışmalarıyla milli projeye katkı vermek isteyenler şimdiden sıraya girdi. 

İTÜ İDDİALI

İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Rektörü Mehmet Karaca hayli iddialı. Karaca, "Bu işi  yapıyoruz. Yapmaya da hazırız. İTÜ zaten ilklerin ve enlerin okulu. Bu işte de ilk biziz diyebilirim" diye konuştu.

Karaca'nın iddialı konuşmasının nedeni İTÜ Maslak Kampüsü içinde yıllardır AR-GE çalışmalarını sürdüren ve elektrikli otomobil üretiminde büyük mesafeler kat eden Derindere Motorlu Araçlar (DMA) şirketine ev sahipliği yapmaları.

TEST EDİLEN ARAÇLAR 

İTÜ Maslak kampüsü içinde yerli ve milli imkanlarla hayata geçirdiği elektrikli otomobilleri büyük bir gururla test eden DMA CEO'su Önder Yol da bu iddianın bir parçası olmaktan mutlu.

Türkiye'nin yerli otomobili kesinlikle yapabileceğini söyleyen Yol, "Bu konuda hiçbir şüphem yok. Türk mühendisliğini kimse yabana atmasın. Yeter ki bu konuya gerekli önem verilsin. Biz şirket olarak tabi ki işin içinde bulunmak isteriz ama o devletimizin vereceği bir karardır. Biz milli bir şirket olaraktan, her an kendimizi o konuya hazır bulundurmamız lazım" dedi.  

İTÜ REKTÖRÜ: BÜTÜN AKSAMLARI ÜRETME İMKANIMIZ VAR

DMA firmasıyla elektrikli araçlar konusunda AR-GE çalışmalarını İTÜ Maslak Kampüsü içinde 5 yıldır sürdürdüklerini söyleyen İTÜ Rektörü Mehmet Karaca da aynı fikirde. Karaca, elektrikli araç projesinin özel sektörle üniversitenin buluşmasına güzel bir örnek olduğunu söyleyerek, "Sadece kaporta problemi var. Kaporta yerli tasarımcılarla yapılırsa, iç aksamı tamamen burada üretebiliyoruz. Yazılımdan diğer bütün aksamlara kadar burada üretme imkanımız var" diye konuştu. 

TÜRKİYE'NİN ELON MUSK'LARI

Türkiye'nin yerli Elon Musk'ları olduğunu söyleyen, "Olmasa da çıkartacağız" diyen DMA CEO'su Önder Yol, "Elektrikli araç dünyanın geleceği. Her şeyine hakim olabileceğiniz, beyinleriyle, yazılımlarıyla hakim olabileceğiniz bir sistemi yapabilirseniz, Türkiye'nin çehresini değiştirirsiniz" diyerek yerli oto konusunda izlenecek yolu anlattı.  

TÜRKİYE BUNA HAZIR

Kendilerinden seri üretimin istenmesi halinde bunu kesinlikle yapabileceklerini söyleyen Yol, "Yeter ki devlet istesin. Kaporta kısmı büyük bir teknoloji. O konuda bir takım çalışması lazım. Kaporta kısmında da eski teknolojiyi bir kenara koymazsanız, yapabileceğiniz bir şey yok. Çünkü elektrikli araca uygun da kaporta yapmanız lazım. Bu bir takım oyunudur. ve Türkiye buna hazır bana sorarsanız" diye konuştu.

YERLİ VE MİLLİDİR

Hayata geçirdikleri sistemi "Elektrikli tahrik sistemi" olarak adlandıran Önder Yol,"Elektrikli araçlarda içten patlamalı motor olmadığı için, onu çıkarıp her türlü kompaktı içine koymak zorundasınız. Bunların bütün kontrol mekanizmalarını kendi beyinlerimiz içine atıyoruz. İçindeki bütün parçalar yerli ve millidir ama siz bir aracı satıyorsanız bunun seri üretimde olması lazım. Şu anda dışarıda ürettirdiğimiz parçalar var. İç dizaynları, yazılımları tamamen bize ait olduğu halde yurtdışında yaptırdığımız yerler var" dedi. 

YERLİNİN ORANINDA YÜZDE 94 GARANTİ

Milli bir proje olması halinde üretimin yüzde 94'ünün yerli olmasını garanti ettiklerini söyleyen Yol, "Siz bir organın nasıl çalıştığını bilmezseniz siz oraya bilgi aktaramazsınız. Ne kadar iyi beyniniz de olsa siz ayağın nasıl yürüdüğünü anlayamazsınız. Kablolama sistemini dizayn etmek zorundasınız. Yüksek gerilim kablolarına hükmetmek zorundasınız" diye konuştu.

İSTANBUL -ANKARA ARASI 5 TL

Dünyadaki en büyük lüksün gaza basıldığı halde para harcamamak olduğunu söyleyen Yol, araçlarının İstanbul'dan Ankara'ya tek şarjla gidebildiğini maliyetinin de 5 lira olduğunu söyledi. Önder Yol, "450 km'yi yaklaşık 4.5- 5 liraya gidiyorsunuz. İstanbul'dan Ankara'ya gidiyor. Bütün gün kullanıyor, tekrardan şarj ediyor İstanbul'a geliyor, 15 TL"şeklinde konuştu.

YÜZDE YÜZ YERLİ ELEKTRİKLİ ARAZİ ARACI

4x4 elektrikli yerli arazi aracı üretmeyi başaran Önder Yol ve ekibi, yaklaşık 4 aylık bir testten sonra bu aracı seri üretime hazır hale getireceklerini belirtiyor. Bir otomobilde kullanılan 40 değişik bordu da kendilerinin dizayn ettiğini söyleyen Yol,"Bunları yapabilmek için her türlü fonksiyonu çok iyi bilmeniz lazım. Her bataryanın içindeki her anı, saniyeyi, voltajı, amberi, direnci kontrol ettiğimiz için, olabilecek problemleri önceden görüp ona göre önlem alabiliyoruz" diyerek geldikleri teknolojik noktaya işaret etti.  

ELEKTRİKLİ, AKILLI, HABERLEŞEN, ÇEVRECİ ARAÇ TEKNOLOJİSİ

Yerli otomobil projesinin başarılı olmasının elektrikli araç üretiminden geçtiğini düşünen isimlerden biri de Okan Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Semih Bilgen. Günümüz dünyasında içten yanmalı motorlar konusunda yarışın çoktan bittiğini söyleyen Bilgen bu konudaki görüşünü,"Hatta elektrikli araç yarışında da çok fazla yol alındı. Bugün Türkiye'nin yapması gereken şey, elektrikli, akıllı, haberleşen, çevreci araç teknolojisidir. Otonom, sürücüsüz araçlara doğru dünya teknolojisi gidiyor. 2050 yılında çok büyük oranda sürücüsüz araçlar sayesinde kaza risklerinin çok azaltılması, çevre kirliliğinin çok büyük oranda ortadan kaldırılması hedefleniyor. Türkiye yarışa girecekse, akıllı çevreci haberleşen elektrikli araçlar alanında girmelidir,. O zaman şansı da vardır. Çünkü Türkiye'de bu birikimin başlangıcı var. Türkiye bu adımları atmış durumda. O yolda girerse bu yarışa şansı olabilir" diye ifade etti. 

ELEKTRİKLİ ARAÇ OTONOMLA BİRLEŞMELİ

Elektrikli otomobilin otonom teknolojiyle buluşması gerektiğini söyleyen bir isim daha var. O da Türkiye'nin kendi kendine gidebilen ilk otonom (sürücüsüz) aracını hayata geçirmeyi başaran Okan Üniversitesi Öğretim üyesi Prof. Dr. Ahmet Nejat Erverdi. 100 yıldır içten yanmalı motorlar konusunda tecrübesi olan şirketlerle rekabetin mümkün olmayacağını söyleyen Erverdi,"Burada yeni beliren teknolojiye, elektrikli araç teknolojisiyle birlikte gitmenin doğru olduğunu düşünüyorum" dedi.  

SÜRÜCÜSÜZ ARAÇ ÇAĞI

Otonom sistemlerini elektrikli bir araca uygulamayı çok istediklerini söyleyen Erverdi,"Elektrik motorları gayet iyi bir şekilde kontrol edilebiliyor. Eğer sürücüsüz araç çağına Türkiye girecekse, ki girmesi gerektiğine de inanıyorum. Gireceğimize de inanıyorum. Eğer girecekse bu elektrikli ve sürücüsüz araçla beraber olacak" diye konuştu.

OTONOMDA TRAFİĞE ÇIKMAYA ZAMAN VAR

Otonom sistemini lazerle yolu tarayan ve herhangi bir şeye çarpmamak suretiyle hareket eden bilgisayarlı direksiyon ve pedal sistemi kontrolü olarak tarif eden Prof. Dr. Ahmet Nejat Erverdi tek eksiklerini de, henüz otonom araçlarını trafiğe çıkaracak duruma gelmediklerini söyleyerek,"Sağa dön, sola dön, kırmızı ışık vesaire onları öğretmeye çalışıyoruz. Daha önemlisi başka araçlarla baş etmesini henüz öğretemedik" diye anlattı. 

ZAMAN GÖSTERECEK

Türkiye'nin iki üniversitesinde de yerli otomobili hayata geçirebilecek bilgi ve teknoloji birikimi var. Her iki teknolojinin yerli otomobil projesinde buluşup buluşmayacağını zaman gösterecek. 

Görüntü Dökümü:

----------------

İTÜ Rektörü Karaca ile röportaj

Yerli arazi aracının testinden genel ve detay görüntüler

DMA Ceo'su Önder Yol ile röportaj

Arge merkezindeki araçlardan genel ve detay görüntüler

Okan Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Semih Bilgen ile röportaj

Prof. Dr. Ahmet Nejat Erverdi ile röportaj

Otonom araçtan detay görüntüler

15.11.2017 - 12.07 - Haber Kodu : 171115052

15.11.2017 - 12.08 - Haber Kodu : 171115053

15.11.2017 - 12.10 - Haber Kodu : 171115054

=======================================

6- ATATÜRK HAVALİMANI'NDAKİ TERÖR SALDIRISI DAVASI; SAVCI 6 SANIĞIN TAHLİYESİNİ TALEP ETTİ

Duruşma savcısı, 6 sanığın tahliyesini talep etti. 

Haber: Serpil KIRKESER / İstanbul DHA

Atatürk Havalimanı'nda 28 Haziran 2016 tarihinde terör örgütü DEAŞ'ın gerçekleştirdiği, 46 kişinin yaşamını yitirdiği terör saldırısına ilişkin 42'si tutuklu 46 sanık hakkında açılan davanın 3. duruşmasında müştekiler dinlendi. 

"ŞİKAYETÇİYİM"

İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen duruşmada ifade veren şikayetçi Hasan Cambaz sanıklardan şikayetçi olduğunu belirterek, "Sanıkları rabbime havale ediyorum. Kahrı perişan olsunlar. Burada evladını kaybedenler var. Onlar geri dönecekler mi? Nasıl rahat oturuyorlar? Duruşmalara da katılmak istemiyorum. Şerefsizlerin suratını da görmek istemiyorum" dedi. 

TERCÜMAN ARACILIĞIYLA ŞİKAYETÇİ OLDUKLARINI SÖYLEDİLER 

Söz alan diğer şikayetçiler de yakınlarını kaybettiklerini, sanıklardan şikayetçi olduklarını ve sanıkların en ağır şekilde cezalandırılmalarını istedi. Saldırıda hayatını kaybeden yabancı uyruklu maktullerin yakınları da tercüman aracılığıyla verdikleri ifadelerinde şikayetçi olduklarını söyledi. 

Duruşma savcısı, terör saldırısında zarar gören müştekilerin davaya katılma taleplerinin kabul edilmesini istedi. Savcı, mevcut delil durumu, savunmalarının alınmış olması ve dosya kapsamından dolayı tutuklu sanıklar Mahmut Tezin, Harun İçoğlu, Doğan Değerli, Faruk Yazıd, Gulmakhmad Salımov ve Ahmed Bin Hamed'in haklarında yurt dışına çıkış yasağı konularak, tahliye edilmelerini talep etti.  Duruşma savcısı, 36  sanığın ise üzerlerine atılı suçlamaların niteliği, kaçma şüphelerinin bulunması, olay yeri inceleme tutanakları, HTS kayıtları ve kuvvetli suç şüphelerinin bulunduğu gerekçeleriyle tutukluluk hallerinin devamını istedi. Duruşma tutuklu sanıkların avukatlarının tahliye taleplerinin alınmasıyla devam ediyor. 

=======================================

7- ÖZEL GÜVENLİK GÖREVLİSİNE HAKARET EDEN AZİZ YILDIRIM'A TAKİPSİZLİK

 

Haber: Yüksel KOÇ / İstanbul DHA

Sabiha Gökçen Havalimanı'nda X-ray cihazından geçen korumasının sinyal vermesi üzerine olaya müdahil olan sendikalı güvenlik görevlisine hakaret ettiği iddiasıyla Fenerbahçe Spor Kulübü Başkanı Aziz Yıldırım hakkında başlatılan soruşturma sonuçlandı. Güvenlik - İş Sendikası tarafından Aziz Yıldırım hakkında yapılan şikayeti sonuçlandıran savcılık, kovuşturmaya yer olmadığına karar verdi. 

İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından Aziz Yıldırım hakkında yürütülen soruşturma sonucu verilen takipsizlik kararında, Aziz Yıldırım ile birlikte Sabiha Gökçen Havalimanı'na giden korumasının x-ray cihazından geçerken sinyal verdiği, olaya müdahil olan özel güvenlik görevlisi ile bu nedenle tartıştığı belirtildi. 

Aziz Yıldırım hakkında, korumasının X-ray cihazında sinyal vermesi üzerine özel güvenlik görevlisine yönelik, "Görmüyor musun benim resmi korumam, hiçbir şey bilmiyorsunuz. Bu konu hakkında yazı yazdıracağım" sözlerini sarf ettiği, bu nedenle "Hakaret", "Tehdit" ve "Görevli memura direnme" suçlarından hakkında şikayette bulunulduğu hatırlatıldı. 

Takipsizlik kararında, Yıldırım hakkında yürütülen soruşturma sonucunda işlediği iddia edile suçların yasal unsurlarının oluşmadığı belirtilerek, kovuşturmaya yer olmadığına karar verildi.

SENDİKA ÜYESİ BİR GURUP ŞİKAYETÇİ OLMUŞTU

17 Ocak 2017 tarihinde resmi koruması ile birlikte Sabiha Gökçen Havalimanı'na giden Aziz Yıldırım'ın korumasının x-ray cihazında sinyal vermesi üzerine yaşanan tartışma sonucu özel güvenlik görevlisinin bağlı bulunduğu Güvenlik - İş Sendikası tarafından, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'na gönderilmek üzere Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'na giderek şikayetçi olmuştu. Şikayet dilekçesi suçun işlendiği yer nedeni ile İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı'na gönderilmişti.  

===================================

8- KKTC'NİN KURULUŞ YILDÖNÜMÜNDE TAKSİM'DE TÖREN

Haber-Kamera: İdris TİFTİKCİ / İstanbul DHA

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin 34. kuruluş yıl dönümü kapsamında Taksim Cumhuriyet Anıtı'nda tören düzenlendi.

Törene, KKTC İstanbul Başkonsolosu Fahri Yönlüer, sivil toplum kuruluşları ve gaziler katıldı. Anıta çelenklerin konulmasıyla başlayan tören, saygı duruşu ve İstiklal Marşı'yla devam etti.

Törende konuşan KKTC İstanbul Başkonsolosu Fahri Yönlüer, Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk'ü saygı ve minnetle anarak, "En karanlık yıllarında Atatürk ilke ve inkılaplarından şaşmayan Kıbrıs Türk Halkı, O'nun çizdiği yolda sonsuza dek yürümeye ant içmiştir" dedi. 

KKTC'nin, zulüm ve haksızlıklara karşı mücadelesinin yanında, katlanılan büyük fedakarlıkların sonucunda kurulduğunu anlatan 

Fahri Yönlüer, özgürlük mücadelesi lideri Dr. Fazıl Küçük ve kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş ile dava arkadaşlarını minnetle andığını dile getirdi.

Başkonsolos Yönlüer sözlerini şöyle sürdürdü:

"Kıbrıs Türk halkının kalkınması için hiçbir zaman fedakarlıktan kaçınmayan anavatanımızın, hayata geçirmiş olduğu asrın 'Barış Suyu' projesi, Atatürk'ün işaret ettiği üzere 'Yurtta Sulh Cihanda Sulh' ilkesi şiar edinip yapılmış bir projedir. Bu projenin bölge barışı ve istikrarına da katkı sağlayacağına yürekten inanıyorum. Kıbrıs Türk halkı olarak adada adil ve kalıcı bir anlaşmaya varılması hususundaki iyi niyetli ve yapıcı tutumumuzu sürdürmekle beraber bizlere düşen, ülkemizin gelişiminin sürdürülebilir kılınması için elimizden geleni yapmaktır. Bunlardan en önemlisi de birlik ve beraberlik içinde olmaktır. KKTC İstanbul Başkonsolosluğu olarak, Cumhuriyetimizin 34. yıl dönümünü coşkuyla kutladığımız bu önemli günde, güçlü ve azimli halkımızın aydınlık geleceğe umutla bakmasında her zaman en büyük desteği aldığımız Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin, tüm sivil ve askeri kurum ve kuruluşlarına minnettarlığımızı sunar, kurtuluş mücadelesi sırasında canlarını feda eden aziz şehitlerimizi rahmetle, gazilerimizi minnetle ve varoluş mücadelemize her zaman destek veren Anadolumuzun güzel insanlarını şükranla anıyoruz."

Görüntü Dökümü:

-------------------------

-Gazilerden detay

-Saygı duruşu ve İstiklal marşı

-Yönlüerin konuşması

-Çelenk konması

-Genel ve Detaylar