Ritüel yapmak günah mı? Ritüel şirke sokar mı? - Haberler
Haberi Paylaş

Ritüel yapmak günah mı? Ritüel şirke sokar mı?

Ritüel yapmak günah mı? Ritüel şirke sokar mı?
Haberler.com - Haberler | Gündem

Ritüel günah mı? sorusu merak edilen başlıklardan biri olmaya devam ediyor. Telekinezi veya kısaca TK olarak da anılan ritüel hakkında merak edilen soruların yanıtlarını sizler için derledik. Ritüel şirke sokar mı? Ruh çağırma günah mı?

Telekinezi ya da kısaca TK olara ifade edilen düşünce gücü ile cisimleri hareket ettirme eylemi hakkında merak edilen soruların yanıtlarını sizler için derledik. Telekinezi günah mı, telekinezi nedir? Düşünce gücü ile cisimleri hareket ettirmeye çalışmak günah mı? Ruh çağırma günah mı?

Telekinezi ya da kısaca TK, maddeler üzerinde düşünce gücüyle etki yapma olarak tanımlanır.

Telekinezinin gerçekliğine dair hiçbir bilimsel kanıt yoktur. 2006'da bu konudaki 380 deneyin meta analizini yapan bir çalışma, sadece yayın ön yargısına (bilimsel yayın yapan kişilerin sonuçları olumlu yorumlama payı) bağlanabilecek denli küçük bir etki bulmuştur. Telekinezi deneyleri, biliminsanları tarafından yeterince kontrollü ve tekrarlanabilir olmamaları yüzünden eleştirilmiştir. Ancak bazı deneyler telekinezinin gerçekliği konusunda bir yanılsama yaratmıştır, bu yanılsama deneyi yürütenlerin telekineziye duyduğu inançla orantılıdır.

Telekineziyi gerçekleştirebildiğini iddia edenler arasında en ünlüleri Rus psişik Nina Kulagina ve İsrailli psişik Uri Geller'dir.

Telekinezi hakkında merak edilen günah mı sorusunun yanıtı kapsamında bazı hadisler incelenebilir. Mesela, bir hadiste

"Deccal bulutlara yağmur yağdır diye emreder, o da derhal yağdırır." (Müslim, Fiten, 110; Tirmizî, Fiten 59)

denilmektedir. Bunun manası şudur: o asırda teknoloji o kadar gelişecek ki, onunla bulutlara bile hükmedilecek ve yağmur bombası atılarak yağmur yağdırılacaktır. Nitekim günümüzde buna benzer gelişmeler olmaktadır.

Eskidenberi göz değdirmeyle insanlar, hayvanlar veya cisimlere tesir edildiği, bu etkiyle onların yere yıkıldığı, attan düştüğü, kayaların parçalandığı bilinmektedir.

Telepati, bu asırda harika bir telekomünikasyon örneği olduğu gibi, -deyim yerindeyse- var olduğu söylenen "telekinezi" de harika bir tele-mıknatizasyon örneği olabilir.

Mıknatısa başka cisimleri çekme kuvvetini veren Allah, insanlara da bu türden bazı kabiliyetleri vermiş olabilir.

Bunlarda hem sahibi için hem de görenler için bir imtihan vesilesi olabilir. Bu tür harikaları insanlara mal ederek, adeta bir ilahî güç gösterisi gibi algılamalar elbette bir şirktir. Fakat her şeyi bir sebep olarak görüp asıl kaynağı Allah olarak düşünenler için bir sakınca yoktur.

Ahir zaman fitnesi içerisinde, çok harika olaylara şahit olunacağına dair hadisler vardır. Bu hususlar, Deccal ile ilgili olarak zikredildiği için, onların Deccal'ın şahsında ortaya çıkacağı düşüncesi hâkim olmuştur. Oysa bu tür işler, deccallerin de bulunduğu ahir zamanda o asırlardaki insanlar tarafından ortaya konacaktır.

Oyuncular, sporcuların yaptığı ve kendilerine şans getirdiğine inandığı birçok ritüeli vardır. Sosyal hayat içerisinde birçok kişinin de buna benzer ritüelleri bulunuyor. Ritüel bir dini inanç değildir, bir alışkanlık olarak ifade edilebilir. Ancak son günlerde ritüellerin günah olabileceği tartışılmaya başlandı.

Dini bilgilere ve uzman görüşlerine bakıldığında ritüel, totem gibi davranışlar Allah'a iman yerine doğaya ve hayvanlara veya başka bir nesneye inanç edilmesi olarak görülür ve bu İslam dinine göre sakıncalıdır. Bu nedenle Müslümanların bu tür davranışların yerine Allah'a iman etmeleri ve yönelmeleri istenmektedir.

Gaipten haber vermeyle ilgili birçok yöntemden biri olan ruh çağırma (necromancy) ölen kimselerin ruhlarını büyü yoluyla çağırarak onlarla ilişki kurma metodudur. Ölen kimselerle bu şekilde haberleşmeye çalışmanın başlıca amacı bilinmeyen sebeplerin açığa çıkarılmasını sağlama veya olayların gelecekteki seyrini öğrenme isteğine dayanır. Ruhu çağrılan kişinin ölüm sebebi de araştırılan hususlar arasındadır. Ruh çağırma, ölümden sonraki hayatın varlığına ve ölen kimselerin yaşayanların işleriyle ilgilenmeye devam ettikleri gibi geleceğin bilgisine de sahip olduklarına inanmayı gerekli kılar. Bu yönüyle ruh çağırma karmaşık cenaze törenleriyle, cenaze töreni sonrası geleneklerle ve atalara tapınma ile ilişkilendirilmiştir. Ölülerin ruhlarını büyü yoluyla çağırma uygulaması ile sınırlı olan ruh çağırmada spiritüalizm (spiritizma) veya ruhçuluktan farklı olarak aracılar yoluyla haberleşme olmadığı gibi şamanların ruh seyahatlerine ilişkin tecrübelerinin aksine ölülerin ruhlarıyla karşılaşma, hayaletlerin görüntüleri veya rüyada haberleşme de yoktur. Ortaçağ'larda ruh çağırma "büyü" mânasında kullanılmaya başlanmış, çoğunlukla büyü, sihir ve büyücülüğe benzer kabul edilmiştir.

Gaipten haber vermeye hemen her kültürde rastlanırsa da ruh çağırma yöntemiyle gaipten haber verme belirli geleneklerde görülür. Meselâ eski Yunanlılar ölülerin gaipten haber verme gücüne sahip olduklarına, mezarları başında kurban sunmak veya yere şarap dökmek suretiyle onlardan bilgi alınabileceğine inanıyorlardı. Bu tür takdimeler cenazenin defni esnasında ve sonrasında icra edilen törenlerin bir parçasıydı. Ruh çağırma Homeros döneminde Yunanlılar tarafından uygulanıyor, onların klasik literatüründe bu konuya sık sık değiniliyordu. Odysseus'un, talihsizliğinin sebebini öğrenmek için Tiresias'a danışmak üzere Hades'i ziyaret etmesi (Odysseia, s. 197), Gılgamış'ın ölüler âlemiyle ilgili bilgi almak amacıyla ölen Enkidu'ya başvurması da (Gılgamış Destanı, tablet XII) birer ruh çağırma örneği olarak kabul edilmiştir. İskandinavyalılar ve Almanlar arasındaki ruh çağırma uygulamasına dair bilgilerin pek çoğunun efsanelere dayandığı bilinmektedir. Ruh çağırmanın Etrüskler arasında ve Roma tarihinin ilk dönemlerinde bilinmediği veya en azından kayda geçirilmediği görülmektedir. Peru'nun fethinden kısa bir süre sonra yazılan İspanyol tarihlerinde İnkalar'ın ölülerle irtibat kuran iki özel kâhin sınıfına sahip oldukları kaydedilir. Bunlardan bir grup ölen kimselerin mumyaları ile meşgul olma, diğerleri ise çeşitli ruhî varlıklara ve İspanyollar'ın put diye nitelendirdikleri tasvirlere başvurma konusunda uzmanlaşmıştı.

Ruh çağırma mitolojik anlatılar, efsaneler ve edebî metinlere konu olmuştur. Bu tür metinlerde ölen kimselerle haberleşme tasvir edilir veya onların mesajları anlatılır; bunun yanında ruh çağırmayla ilgili çeşitli teknikler hakkında bilgi verilir. Ruh çağırma seansları esnasında ölünün bir parçasının, çoğunlukla da kafatasının veya isminin kullanılması dikkat çekicidir. Cevap, trans halinde karnından konuşma sanatı yoluyla gaipten haber veren kimse tarafından uydurulan bir söyleşi şeklinde olabileceği gibi bir işaretle de açığa vurulabilir. Bu da bir falı yorumlamayı veya bir kuradan sonuç çıkarmayı gerektirebilir. Yine ruh çağırma tekniğiyle ilgili olarak Yeni Gine'nin Huon Gulf bölgesinde XIX. yüzyıl boyunca ve misyonerlerin bölgeye gelişinden önce bütün ölümler büyüye atfedilirdi. Ölüme sebep olan büyücünün kimliği, ölen kimsenin ruhunu büyü yoluyla çağıran falcı tarafından herhangi bir objeye yazılırdı. Daha sonra ruh sorguya çekilir ve falcının elinde bulunan objenin hareketinden "evet" veya "hayır" cevabı alınırdı. Kullanılan en yaygın obje sersemleştirilmiş bir yılan balığı olup onun kıvranması "evet" cevabı olarak yorumlanırdı. Diğer objeler ters çevrilmiş bir kabuk veya elde tutulan bir bambu parçası olabilirdi. Bu objelerin hareketleri bazı hilelere mâruz bırakılır ve cevaplar çoğunlukla halk arasında yaygın olan şüpheleri doğrulayacak şekilde kullanılırdı. Haiti'de hem koloni dönemindeki Avrupa etkisinden hem de Batı Afrika geleneklerinden gelen bir uygulama mevcuttu. Ruh çağırma merasimleri ruhların mahiyetleri ve yerleri hakkındaki yaygın inanca göre farklılık arzederdi.

Kitâb-ı Mukaddes'te çok sayıda gaipten haber verme tekniğinden bahsedilmiştir. Ruh çağırma ya da ölüye danışma gaipten haber vermeyle ilişkilendirilmiş (Tesniye, 18/11; I. Samuel, 28/8; II. Krallar, 21/6) ve yasaklanmıştır (Levililer, 19/31, 20/6; İşaya, 8/19, 20; I. Târihler, 10/13). Bununla beraber Saul'ün bir büyücü kadın vasıtasıyla Samuel'in ruhunu çağırtıp ne yapması gerektiğini sorması (I. Samuel, 28/3-25) bir ruh çağırma örneği olarak kaydedilmiştir. Ruh çağırma Talmud'da da diğer gaipten haber verme teknikleri arasında zikredilmiş ve sert biçimde eleştirilmesine rağmen birçok ruh çağırma örneğinden bahsedilmiştir. Ruh çağırma yahudiler arasında nâdiren uygulanmakla birlikte yine de Rabbânî kaynaklarda ve Ortaçağ yahudi geleneğinde iz bırakmıştır. Hıristiyanlık'ta ruh çağırma ilk asırlardan itibaren kötü bir tatbikat olarak kabul edilmiştir. Pek çoğu Hıristiyanlık öncesine dayanan büyü ile ilgili inançlar Ortaçağ boyunca devam etmiştir. Ancak Ortaçağ sonları ile Rönesans başlarında büyücülere ağır işkenceler uygulanmıştır. Büyücülere yönelik suçlamalar arasında büyü yaparken şeytanî güçlerin yardımına başvurma ve büyü yoluyla ölen kimselerin ruhlarını çağırma da yer almıştır.

Haberler.com - Gündem

Dini bilgiler, Deccal, Vefat, Mevla, Rus, Gündem - Longtail, Dini, Gündem, Güncel, Haber

beğendim
alkışladım
beğenmedim
güldüm
üzüldüm
sinirlendim
şaşırdım
500
Yazılan yorumlar hiçbir şekilde Haberler.com’un görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Yorumlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir.
title