"Hayata Dönüş Operasyonu" davasına devam edildi

"Hayata Dönüş Operasyonu" davasına devam edildi

12.11.2020 15:53 | Son Güncelleme: 12.11.2020 16:42

Bayrampaşa Cezaevi'nde 19 Aralık 2000'de düzenlenen "Hayata Dönüş Operasyonu"nda görev sınırlarını aştıkları gerekçesiyle dönemin jandarma görevlisi 196 sanığın yargılanmasına devam edildi.

Bayrampaşa Cezaevi'nde 19 Aralık 2000'de düzenlenen "Hayata Dönüş Operasyonu"nda görev sınırlarını aştıkları gerekçesiyle dönemin jandarma görevlisi 196 sanığın yargılanmasına devam edildi.??

Bakırköy 13. Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki duruşmaya, tarafların avukatları katıldı. Tutuksuz 3 sanık ise Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) ile duruşmaya bağlandı.

Duruşmada savunma yapan sanık Ömer Arık, olay günü, yüzbaşı rütbesiyle cezaevi koruma bölük komutanı olarak görev yaptığını, Zeki Bingöl'ün taburunun harekat ve istihbarat subayı olduğunu, emrinde 100 asker ve 5 rütbelinin bulunduğunu, görevi esnasında operasyonun yapıldığı bölgeyi hiç görmediğini söyledi.

Sanık Arık, saat 21.00 gibi operasyonun bittiği haberi geldikten sonra askerleriyle birlikte adli bloku tahliye ettiğini anlatarak, şunları kaydetti:

"Ben emrimdeki askerlerle birlikte herhangi bir öldürme, yaralama eylemine katılmadım, üzerime atılı suçlamaları kabul etmiyorum. Oradaki 100 asker, gardiyanlar ve mahkumlar şahittir, biz orada hep birlikte bekledik. Hiç dışarı çıkmadık, operasyon bitene dek 'D' blokta kaldık. Operasyonun yapıldığı bina ile aynı binaydık ancak bir blokta 19 koğuş vardır. Koğuşların uzunlukları yaklaşık 50 metredir. Arada iş yurtlarının çalışma alanı vardır. Yani bizim bulunduğumuz bölüm ile operasyonun yapıldığı bölüm arasında 100 metre kadar bir mesafe vardı. Ben fiilen ses duymadım ancak koğuşlarda bulunan televizyonlardan izledim. Beraatimi talep ederim."

Operasyonun ayrıntısını, öncesinde toplantı yapılıp yapılmadığını bilmediğini ifade eden sanık Arık, emrin yazılmasında ve planlanmasında Zeki Bingöl'ün görevli olduğunu, harekat emrinin ise okunup okunmadığını hatırlamadığını, okunmuş olması gerektiğini aktardı.

Koğuşlarda çıkacak isyan ve olaylara engel olmak amacıyla koğuş kapılarında beklediğini dile getiren Arık, yanında uzun namlulu silah olmadığını, içeriye robocop kıyafetleri ile girdiklerini, operasyonun bölge komutanlığının emriyle yapıldığını ve hatırladığı kadarıyla bu komutanın da Tuğgeneral Engin Hoş olduğunu söyledi.

Bir diğer sanık Mustafa Ece savunmasında, Elazığ'dan tim olarak geldiklerini ifade ederek, "Ben er olarak askerlik yapıyordum. Bize 'İstanbul'a gideceksiniz.' dediler. Herhangi bir bilgi vermediler. Ne için götürdüklerini söylemediler. Ben Bayrampaşa Cezaevi operasyonuna katılmadım. Bizi Ümraniye Cezaevi'ne götürdüler. Bayrampaşa'da gerçekleşen olayla ilgili olarak bir bilgi sahibi değilim." diye konuştu.

Sanık Mehmet Bingöl de olay tarihinde Jandarma Arama Kurtarma Birliği'nde personel olarak görev yaptığını, bahsedilen operasyonda birliğine kurtarma görevi verildiğini ifade ederek, operasyon başladığında izinli olduğunu ve yaklaşık 2-3 saat sonra dahil olduğunu söyledi.

Bahçe gibi bir yerde beklediklerini dile getiren sanık Bingöl, "Bizim yanımızda yangın söndürme cihazı, hava temizleme fanı gibi cihazlar vardı. Yanımızda herhangi bir silah yoktu. Zaten hem bunları hem de silahları taşımak imkansız. Benim içinde bulunduğum grup bahçede bekledi, koğuşlara girmedi. Bulunduğumuz yerde herhangi bir olay olmadı. Bu yüzden de bize ihtiyaç duyulmadı, kurtarma görevi dahi verilmedi. Yaralama veya ölüm olayın şahit olmadım. Operasyon bitmesinden sonra bölüğümüze geri döndük." diye konuştu.

Mahkeme heyeti, Jandarma Özel Asayiş Komutanlığına yazı yazılarak operasyondan sonra düzenlenmiş rapor bulunup bulunmadığı ve operasyondan önce askerlere silah kullanma tebliği yapılıp yapılmadığıyla ilgili bilgi istenmesine karar verdi.

Eksikliklerin giderilmesi için duruşma ertelendi.

Davanın geçmişi?

Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan iddianamede, sanıkların 19 Aralık 2000'de Bayrampaşa Cezaevi'nde düzenlenen operasyonda görevli jandarma birliklerinde görev aldığı belirtiliyor.?

Sanık olan dönemin 39 jandarma görevlisinin görev sınırlarını aşarak aşırı güç ve silah kullanıp faili belli olmayacak şekilde 12 kişinin ölümüne sebep oldukları, 29 kişiyi de öldürmeye teşebbüs ettikleri belirtilen iddianamede, özellikle görev sınırları ve silah kullanma yetkilerinin aşılıp aşılmadığına, orantılı veya aşırı güç kullanılıp kullanılmadığına ilişkin delillerin değerlendirilmesinin mahkemeye ait olduğu ifade ediliyor.?

İddianamede, suç tarihinde jandarma görevlisi olan sanıkların ölen 12 kişi için ayrı ayrı 20 ile yirmibeşer yıl arasında hapis cezası öngören "görevin ifası sırasında kasten öldürme" ile 29 mağdur için ayrı ayrı 9 ile onbeşer yıl arasında hapis cezası içeren "görevin ifası sırasında kasten öldürmeye teşebbüs" suçlarından cezalandırılması isteniyor.??

Yargılama devam ederken İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca olayla ilgili 157 sanık hakkında ek iddianame düzenlendi. İddianamede, bu sanıkların "kasten öldürme" suçundan cezalandırılmaları talep ediliyor.?

Yargıtay 5. Ceza Dairesi, bu iddianame ile Bakırköy 13. Ağır Ceza Mahkemesindeki dosyanın birleştirilmesine karar verildi. Dosyaların birleşmesi sonucunda sanık sayısı 196'ya yükseldi.

Kaynak: Anadolu Ajansı / Melike Gallenkuş

Haber Yorumları
500
Yazılan yorumlar hiçbir şekilde Haberler.com’un görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Yorumlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir.

Manşet Haberler

title