Boykotların, marka imajı ve tüketici bilinci üzerinde "kalıcı etkisi" var

Boykotların, marka imajı ve tüketici bilinci üzerinde 'kalıcı etkisi' var
Güncelleme:
+9 sitede yayında
Facebook'da Paylaş Twitter'da Paylaş WhatsApp'da Paylaş Google News'de Paylaş

- İLKE Vakfı Yönetim Kurulu Üyesi Avukat Ahmet Sait Öner: "Pazarlamanın bir stratejisi olarak bu özürler (Adidas'ın yayımladığı özür) ortaya konuyor. Nitekim malumunuz olduğu üzere özür, genel kamuoyu üzerinden yapılmadı da bölgesel bir yayın üzerinden bu özür ortaya kondu. Aslında boykotun şirket satışları, marka imajı ve tüketici bilinci üzerinde kalıcı etkisi olduğunu söyleyebiliriz"

ÖMER FARUK MADANOĞLU / MEHMET KARA - İLKE Vakfı Yönetim Kurulu Üyesi Avukat Ahmet Sait Öner, sosyal medyanın, boykot çağrılarının hızlı şekilde yayılmasını sağladığını, ancak boykotun kalıcı hale gelmesi için tüketici bilincinin gelişmesi ve organize sivil yapılarla odak boykotların yürütülmesi gerektiğini belirtti.

Boykot Raporu'nın ardından bu konuda belgesel çalışması yaptıklarını ve sosyal medyanın bir boykot kültürü oluşturduğu gerçeği olduğunu aktaran Öner, özellikle 7 Ekim sonrasında boykot çağrılarının saatler içerisinde dünya genelinde yüz binlerce kişiye ulaşabildiğini söyledi.

Sosyal medyanın, boykotların hızlı gelişimi ve yaygın görünürlüğü açısından ciddi bir etkisinin olduğunu ifade eden Öner, "Sosyal medyanın bir boykot kültürü oluşturduğu gerçek. En çok etkisini aslında boykotun hızlı gelişimi üzerinden görüyoruz ve boykotun biraz da yaygın görünürlüğünü arttırdığını sosyal medya üzerinden görüyoruz. 7 Ekim sonrası bir çağrının saatler içerisinde dünyada yüz binlere ulaştığını görüyoruz." dedi.

Ancak sosyal medyanın boykot sürecinde hızı sağlarken boykotun kalıcılığı ve uzun süre devam etmesi üzerinde aynı ölçüde etkili olmadığını dile getiren Öner, bunun boykot kültürünün henüz yeterli seviyede oluşmadığını gösterdiğini kaydetti.

Avukat Öner, AA muhabirine, boykot kültürünün etkileri hakkında değerlendirmelerde bulundu.

Adidas reklamına tepki

Adidas'ın reklam kampanyasına yönelik görüşlerini paylaşan Öner, söz konusu reklamın arkasında üç önemli nedenin bulunduğunu düşündüğünü aktardı.

Öner, bunlardan ilkini "bir zihniyet birliği işareti" olarak değerlendirdiğini belirterek, "Aslında burada Adidas reklamındaki bu refleksin arkasında üç neden sayılabilir. Ben bunun birincisinin bir zihniyet birliği işareti olduğunu görüyorum. Ürün satışlarında bir memnuniyet göze çarpıyor. Dolayısıyla aslında firma burada bir taraf belirlemekte, bir kötülüğün tarafı olmakta." diye konuştu.

Bunun aynı zamanda bir ahlaki çürüme olduğunu savunan Öner, boykot kültürünün tüketici bilincinde yeterli düzeyde gelişmemesinin firmaların daha rahat hareket etmesine neden olduğunu dile getirdi.

Ahmet Sait Öner, Adidas reklamında engelli bir askerin engelliliği üzerinden bir algı operasyonu yapıldığını vurgulayarak, bunun reklam, pazarlama stratejisi veya sosyal sorumluluk projesi gibi sunulduğunu ifade etti.

Öner, ürün satışlarında memnuniyetin göze çarptığını ve firmanın burada bir taraf belirlediğini kaydederek, "Bu bir ahlaki çürüme yanı sıra boykot kültürünün tüketici bilincinde çok sağlıklı bir şekilde, çok istenen düzeyde gelişmemesi firmaların biraz daha rahat hareket etmesine sebep oluyor. Bir reklam, bir pazarlama stratejisi yani bir sosyal sorumluluk projesiymiş gibi engelli bir askerin, yani katliama katılmış bir askerin engelliliği üzerinden bir algı operasyonu yapılıyor." değerlendirmesinde bulundu.

Buna karşılık Gazze'de uzuvlarını kaybeden insanların gündeme getirilmediğine dikkati çeken Öner, "Fakat beri taraftan 5 binin üzerinde Gazzeliyi, uzvunu kaybetmiş olan Gazzeliyi kastediyorum. Ölen ve yaralı değil. Gazzelinin hiçbir şekilde orada gündem edilmediğini görüyoruz." sözlerini sarf etti.

Söz konusu reklamın bir pazarlama taktiği olduğunu savunan Öner, "Bu bir pazarlama taktiğidir. Dolayısıyla buradaki özür de samimi değildir. Pazarlamanın bir stratejisi olarak bu özürler ortaya konuyor. Nitekim malumunuz olduğu üzere özür genel kamuoyu üzerinden yapılmadı da bölgesel bir yayın üzerinden bu özür ortaya kondu. Aslında boykotun şirket satışları, marka imajı ve tüketici bilinci üzerinde kalıcı etkisi olduğunu söyleyebiliriz." ifadesini kullandı.

"Yüzlerce boykot listesi etkiyi bölüyor"

Sosyal medyada yüzlerce boykot listesinin bulunmasının tüketiciyi yorduğunu ve boykotun etkisini böldüğünü belirten Öner, araştırmaların odaklanmış boykotların daha etkili olduğunu gösterdiğini anlattı.

Boykotun bir kültüre dönüşmesi gerektiğini vurgulayan Öner, bunun yalnızca sosyal sorumluluk gereği olarak görülmemesi gerektiğine dikkati çekti.

Avukat Öner, Adidas'ın mevcut reklam kampanyaları üzerinden gelişen boykotun birkaç hafta sonra sönümlenmesi ve tüketicilerin yeniden Adidas'tan ürün almaya başlaması halinde, aynı tüketicilerin bir sonraki reklam kampanyasını finanse etmiş olacağını dile getirerek, şöyle devam etti:

"Onun için doğrusu Adidas'ın şu anki bu reklam kampanyaları üzerinden gelişecek boykot birkaç hafta sonra sönümlendiğinde ve biz yeniden Adidas'tan gidip ayakkabı aldığımızda aslında bir sonraki reklam kampanyasında finansmanını yapmış oluyoruz. İşte bütün bunlar boykottaki tüketici bilincine işaret ediyor."

Boykot şirketlerin satışlarını etkiliyor

Boykotların şirket satışları, marka imajı ve tüketici bilinci üzerinde kalıcı etkiler oluşturabildiğini hatırlatan Öner, Vakfın hazırladığı Boykot Raporu'ndaki verilere işaret etti.

Öner, boykot nedeniyle firmaların ciddi gelir kaybı yaşadığını, satış gelirlerinin piyasa değerinin üçte biri oranında düştüğünü anımsattı.

Şirketlerin kendi açıklamalarının da boykotların etkisini ortaya koyduğunu ifade eden Öner, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Aslında boykotun şirket satışları, marka imajı ve tüketici bilinci üzerinde kalıcı etkisi olduğunu söyleyebiliriz. Boykot raporunun vermiş olduğu verilere baktığımızda Borsa İstanbul'da işlem gören 18 boykot edilen firmanın ciddi gelir kaybı yaşadığı yani satış gelirlerinin piyasa değerinin üçte bir oranında düştüğünü görüyoruz."

Boykotların şirketleri pazarlama stratejilerini değiştirmeye ittiğini aktaran Öner, firmaların yerelleşme, dini değerler ve kültürel kodlar üzerinden yeni pazarlama stratejileri geliştirdiğini söyledi.

Ahmet Sait Öner, Coca-Cola'nın Türkiye'de "Senin için Türkiye'de üretildi" reklamına çıkmasını ve ramazan ayında Fairy'nin "bereket" kavramını kullanmasını buna örnek gösterdi.

Buna rağmen tüketici nezdinde kalıcı bir boykot kültürünün gelişmediğini belirten Öner, bunun sağlanması için organize sivil yapılarla hareket edilmesi gerektiğini vurguladı.

Kaynak: AA
Haberler.com
2000

Haberler.com'da yer alan yorumlar, kullanıcıların kişisel görüşlerini yansıtır ve haberler.com'un editöryal politikası ile örtüşmeyebilir. Yorumların hukuki sorumluluğu tamamen yazarlarına aittir.