Dha Yurt Bülteni-4

Dha Yurt Bülteni-4
Demirören Haber Ajansı - Haberler | Güncel

(ÖZEL)1)SURİYE SINIRINDA YAŞAM MÜCADELESİ VEREN ÇOBANLAR: VATANSIZ VE EKMEKSİZ OLUNMUYORTÜRK Silahlı Kuvvetleri'nin (TSK) Suriye'deki PKK/YPG'ye ait terör yuvalarına düzenlediği Zeytin Dalı Harekatı hız kesmeden devam ederken, Hatay'ın Hassa ilçesinde sınırın sıfır noktasındaki çobanlar...

(ÖZEL)

1)SURİYE SINIRINDA YAŞAM MÜCADELESİ VEREN ÇOBANLAR: VATANSIZ VE EKMEKSİZ OLUNMUYOR

TÜRK Silahlı Kuvvetleri'nin (TSK) Suriye'deki PKK/YPG'ye ait terör yuvalarına düzenlediği Zeytin Dalı Harekatı hız kesmeden devam ederken, Hatay'ın Hassa ilçesinde sınırın sıfır noktasındaki çobanlar zorlu yaşamlarını teröre rağmen sürdürüyor.

TSK'nın 20 Ocak'ta başlattığı operasyon kapsamında Hassa ilçesinde amca çocukları olan Vaysal Kıran ve Mustafa Kıran dağlık alanda hayvanlarını otlatıyor. Terör karşısında köylerini terk etmeyen kuzenler, yaklaşık 400 küçükbaş hayvanlarını her gün sabahın erken saatlerinde Suriye sınırındaki dağlara çıkarıyor. Vaysal Kıran, askerlerin burada top atışları yaptığını ve uçakların havadan hedefleri vurduğunu söyledi. Kıran, "Biz burada kendimizi güvende hissediyoruz ve  harekatı sonuna kadar destekliyoruz. Bizim burada yaşamamız için Mehmetçiklerimiz mücadele veriyor. Herhangi bir sıkıntımız yoktur. Çünkü kendi vatanımızın, yurdumuzun ve ekmeğimizin peşindeyiz. Sadece sıkıntı olan taraf karşı taraftır. O tarafı da Allah'ın izni ile askerimiz ordumuz temizleyecektir. Daha rahat, huzurlu ve refah bir hayat yaşamak biz de istiyoruz. Hayatımızdan hiçbir sıkıntımız yoktur. Ordumuzda, askerimizde inşallah hiçbir sıkıntı olmasın" dedi. Çoban Mustafa Kıran ise hiçbir korkularının olmadığını ve burada sadece kendi geçim kaynaklarını sağladıklarını anlattı. Kıran, "Kendi geçimimizi sağlamak için gün boyu gelip gediyoruz. Yakında olduğumuz için atışları duyuyoruz. Vatansız ve ekmeksiz olunmaz. Bizler de ekmeğimizin peşindeyiz. Elimizden geldiği kadarıyla askerimize de yardımcı oluyoruz. Sınırla bulunduğumuz yerin arası 3 kilometre" diye konuştu.

Görüntü dökümü

------------------------

-Çobanların gelişi

-Hayvanların otlatılması

-Hayvanlar

-Çoban kuzenlerle röportaj

-Muhabir anonsu

-Genel ve detay

Haber-Kamera: Mehmet YİRUN-Burak EMEK,HATAY,

==================================================

2)14 YIL SONRA ÇÖZÜLEN CİNAYET DAVASINDA ŞOK SUÇLAMA; CİNAYETİ ÖLEN KİŞİNİN ÜZERİNE ATTILAR

KONYA'da  2003 yılında işlenen ve polisin gazete kupüründen 14 yıl sonra aydınlattığı kemerle boğularak öldürülen Ümmü Şimşek (27) cinayetiyle ilgili tutuklanan Şimşek'in ablası Raziye (55) ve yeğenleri Talat (35)  ile İlhami Şimşek'in (39)  'tasarlayarak adam öldürme' suçundan yargılanmasına devam edildi. Tutuklu sanıklardan  İlhami Şimşek, cinayeti ölen babası Veli Şimşek'in, Raziye Şimşek de  İlhami Şimşek'in babası olan ağabeyinin yaptığı ileri sürdü. Diğer sanık Talat Şimşek ise savunmasında teyzesi Ümmü Şimşek'i kendisinin boğmadığını iddia edip, suçlamaları kabul etmedi. 

14 YIL SONRA ÇÖZÜLEN CİNAYET DAVASINDA ŞOK SUÇLAMA; CİNAYETİ ÖLEN KİŞİNİN ÜZERİNE ATTILAR

Çumra ilçesinde 3 yaşından itibaren babaannesi ve  dedesinin yanından büyüyen Açık Öğretim Lisesi öğrencisi Aleyna Gökçe, 14 yıldır kayıp olarak bildiği annesini, geçen yıl elindeki eski fotoğrafla  aramaya başladı. Bir süre sonra Gökçe'yi telefonla arayan akrabası, "Anneni öldürüp, köprü altına attılar. Sonra kimsesizler mezarlığına gömdüler." dedi.

Bunun üzerine Gökçe, geçen yıl Ocak ayında Çumra Adliyesi'ne giderek, savcılığa ihbarda bulundu. Suç duyurusunun ardından Konya Emniyet Müdürlüğü Cinayet Büro Amirliği'nce özel ekip kuruldu. Polis, araştırması sonucu ulaştığı Ümmü Şimşek'in ailesi ve yakınlarıyla görüştü; ancak aile üyelerinin bazılarının çelişkili ifadeler vermesinden ve kayıp başvurusunda bulunmamalarından şüphelendi. Araştırmasını derinleştiren özel ekip, 2003 yılına ait gazetelerin arşivlerini tek tek inceledi. Bir gazetenin 22 Haziran 2003 tarihli sayısında 'Esrarengiz cinayet' başlıklı haberin fotoğrafındaki öldürülmüş olarak bulunan kadın ile savcılığa Ümmü Şimşek'e ait diye  verilen bir fotoğrafın aynı olduğu belirlendi.

KEMERLE BOĞUP, DERE YATAĞINA ATMIŞLAR

Geçen yıl Şubat ayında, Ümmü Şimşek'in aile üyelerini çapraz sorguya alan polis, aile içi cinayeti ortaya çıkardı. Şüphelilerin ifadelerinden, Şimşek'in 2003 yılında cezaevinde kalan eşi Hasan Şimşek'i, başka bir erkekle aldattığı iddiasıyla şimdi hayatta olmayan annesi Ayşe Şimşek ve ağabeyi Veli Şimşek ile ablası Raziye Şimşek  tarafından Çumra Devlet Hastanesi'ne zorla götürülerek, cinsel ilişki yaşayıp, yaşamadığını öğrenmek için muayene ettirilmek istendiği belirlendi. Doktorun, bunun yasal olmadığını belirtip, muayene yapmaması üzerine ailenin eve döndüklerinde Ümmi Şimşek'i öldüresiye dövdüğü belirlendi. Şimşek'in dövüldükten sonra yarı baygın halde ağabeyi Veli Şimşek, ablası Raziye Şimşek ve yeğenleri Talat  ve İlhami Şimşek tarafından otomobile konularak, Konya- Isparta yolunun 28'inci kilometresine getirildiği, burada otomobili kullanan Veli Şimşek'in belinden çıkardığı kemeri verip, Ümmü Şimşek'i boğmasını söylediği belirlendi. Bunun üzerine abla Şimşek ve yeğenlerine direnen Ümmü Şimşek'in, boynuna kemer geçirildiğinde, kendisini öldürmemeleri için yalvardığı, bu sırada ablası Raziye Şimşek'in oğlu olan yeğeni Talat'ın kemeri sıkarak, Şimşek'i öldürdüğü ve cesedi de bölgede bulunan dere yatağına attığı saptandı.

Cinayeti itiraf eden Raziye, Talat ve İlhami Şimşek ile olayı bildikleri halde gizleyen Zekeriya ve Hayriye Şimşek, Çumra Adliyesi'ne sevk edildi. Şüphelilerden Raziye, Talat ve İlhami Şimşek, tutuklandı, Zekeriya ve Hayriye Şimşek ise adli kontrol kararıyla serbest bırakıldı.

'FUHUŞ YAPTIĞI DÜŞÜNCESİ' HAKSIZ TAHRİK SAYILDI

Tutuklu Raziye, Talat ve İlhami Şimşek hakkında 'tasarlayarak öldürme' suçundan ağırlaştırılmış ömür boyu hapis istemiyle Konya 4'üncü Ağır Ceza Mahkemesi'nde dava açıldı. Davanın görülen 4'üncü celsesinde Cumhuriyet Savcısı, sanıklar hakkında mütalaasını verdi. Mütalaada, sanıkların Ümmü Şimşek'i öldürmeyi planladıkları; ancak 3- 4 saat dilimi içinde öldürme eylemini gerçekleştirmediği için 'tasarlayarak öldürme'nin yasal şartlarının oluşmadığı belirtildi. Savcılığın mütalaasında, öldürülen Ümmü Şimşek'in 'fuhuş yaptığı' düşüncesi nedeniyle sanıkların olayı 'haksız tahrik' altında işlediğini belirtilerek, "Maktulenin yabancı erkeklerle fuhuş yapmasının/fuhuş yaptığı düşüncesinin sanıklar yararına haksız tahrik oluşturacağı anlaşılmakta" denildi.

Cumhuriyet savcısı, sanıklar hakkında istenen ağırlaştırılmış ömür boyu hapis cezasını, 'haksız tahrik indirimi' ile 18- 24 yıl hapis cezasına çevirdi.

CİNAYETİ BABAM İŞLEDİ

Konya 4'ncü Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen 5'inci celseye tutuklu sanıklar Raziye, Talat ve İlhami Şimşek katıldı.  İlhami Şimşek, savunmasında halası Ümmü'yü ölen babası Veli Şimşek'in öldürdüğünü ileri sürdü.  Şimşek, ifadesinde "Ben halamı çok severdim. Her zaman görüşürdüm. O gün babamla, halam arabada tartıştı. Halam, 'Ben kimseye hesap vermem' diye bağırdı. Babam çok sinirli bir adamdı. Bunun üzerine kemerini çıkartıp arkada oturan Raziye ve Talat'a verdi. Raziye ve Talat kemerle Ümmü'yü boğmaya çalıştı. Ancak Ümmü direnince boğamadılar. Sonra babam kemeri tekrar geri aldı. Arabayı sağa çekti ve Ümmü'yü kendi elleriyle boğdu. Ben o an donakaldım. Bir şey yapamadım." dedi.

AĞABEYİM ÖLDÜRDÜ 

Raziye Şimşek de suçu İlhami Şimşek'in babası olan ağabeyi Veli Şimşek'in üzerine atarak, "Önce Allah'a sonra adalete sığınıyorum. Ben bir şey yapmadım. Ben, ağabeyimle Ümmü'nün arasını yapmaya çalışıyordum. Aralarını bulmak için ordaydım. Ümmü'yü ağabeyim öldürdü." dedi.

BEN BOĞMADIM 

Diğer tutuklu sanık Talat Şimşek ise savunmasında, suçlamayı kabul etmeyerek, "Ben boğmadım. İddiaları kabul etmiyorum. Ümmü'nün fuhuş yapmasını da doğru bulmuyorum. Müslüman bir toplumda yaşıyoruz. Bunu yapması yanlış.  Dinimiz açısından da toplumsal açıdan da bu böyledir." dedi.

Mahkeme heyeti, sanıkların savunmasını aldıktan sonra duruşmayı ileri bir tarihe erteledi. 

Görüntü Dökümü 

--------------------

Şüphelilerin Asayiş Şube Müdürlüğü'nden çıkartılması -Arşiv

Şüphelilerin sağlık kontrolüne getirilmesi -Arşiv

(Haber: Tolga YANIK KONYA DHA))

===========================================================

(ÖZEL)

3)MİLLİ PARK ŞEFİ'NDEN PARAŞÜTLE HAVADAN DENETİM

TRABZON'da, Doğa Koruma ve Milli Parklar (DKMP) Sürmene ilçe Şefi Orman Mühendisi Murat Günher, yamaç paraşütü tutkusunu işinin bir parçası haline getirdi. 'Uçan Şef' olarak adlandırılan Günher, sorumlu olduğu bölgelerde yamaç paraşütü ile Milli Park ve korunan alanları havadan denetliyor. Doğa Koruma ve Milli Parklar (DKMP) Rize 12'inci Bölge Müdürlüğü'ne bağlı Trabzon'un Sürmene ilçe Şefi olarak görev yapan Murat Günher, aynı zamanda yamaç paraşütü tutkunluğu ile tanınıyor. 6 yıldır yamaç paraşütü sporuyla uğraşan ve sorumluluk bölgelerinin yanı sıra ülke genelindeki Milli Parklar ve Tabiat Parkları gibi korunan alanlar üzerinde 135 sorti yaparak, toplam 100 saati aşkın uçuş gerçekleştiren Günher, Milli Park alanındaki orman sahalarını havadan uçarak denetliyor. Sıra dışı denetimleri ile mesai arkadaşları arasında 'Uçan Şef' olarak tanınan Murat Günher, yamaç paraşütüyle, bölgedeki korunan alanları kuş bakışı görme imkanı elde ediyor, bu sayede av ve yaban hayatı, biyolojik çeşitlilik faaliyetleri konularında çalışma yürütülmesine katkı sağlıyor.

'ÇOCUKLUKTAN GELEN BİR TUTKU BU'

2 yıldır Sürmene Milli Parklar Şefliği görevini yürüten Günher, bölgedeki uçuşları sayesinde bir takım eksikliklerin fark edildiğini belirterek şöyle konuştu:

"Yamaç paraşütü sporunu 2013 yılından beri yapmaktayım. Çocukluktan gelen bir tutku bu. Önceleri şemsiyeyle atlayıp 'acaba havada uçabilir miyim?' gibi yaramazlıklarım olurdu. İnsanın uçmasının en kolay ve pratik yolu olan yamaç paraşütü sporu yaygınlaşınca bu spor ilgimi çekti. Gerekli eğitimleri Trabzon Havacılık Kulübü'nden aldıktan sonra uçuşlarıma başladım. Bu sporla ilgilenirken görev yaptığım bölgeler haricinde Türkiye'nin dört bir yanında da uçuşlara devam ediyorum. Özellikle Uzungöl Tabiat Parkı, Kayabaşı Tabiat Parkı, Akyazı ve kent merkezi gibi bölgelerde uçmaktayım. Bu sayede araziyi havadan kuş bakışı gibi farklı açılardan görebilme imkanım oluyor. Uçuşlarım çalışma ve denetimlerde ise olumlu neticeler vermekte. Uçuşlarımızı yaparken, karada göremediğimiz bazı şeyleri havadan görme şansımız oluyor. Ulaşımın zor olduğu bölgeleri, yamaç paraşütüyle daha iyi görebiliyoruz. Bakanlığımızca yapılan yatırımları da bu sayede havadan görerek inceliyoruz."

HAVADA İNCELEME, KARADA MÜDAHALE

Uçuş esnasında kaydedilen video görüntülerini, ekibiyle inceleyerek gerekli müdahalelerde de bulunduklarını ifade eden Günher şunları söyledi:

"Paraşütle havadan uçuş sırasında gördüklerimle, 'Yanlış veya eksik mi yaptık?' gibi sorulara kolaylıkla yanıt bulabilme imkanımız oluyor. Hatta uçuş sonrasında havada çekim yaparak kaydettiğim bazı videoları da bilgisayardan izleyip, analiz ve tespitler yapıp oralara gerekli müdahalelerde bulunabiliyoruz. Sorumluluk alanlarımızda ulaşımı güç olan bölgeler özellikle av ve yaban hayatı, orman varlığının durumu ve diğer tespitler açısından uzaktan algılama önem arz ediyor. Korunan alanlarımızı, havadan görüntülemekle birlikte av yaban hayatı ve biyo kaçakçılık gibi konularda da tespitler yapıyoruz.  Elimizde ayrıca drone de var. Çalışmalarımızı hem paraşütle hem de drone ile sürdürmekteyiz. Bunlar mesleki çalışmalarımıza ciddi katkılar sunmaktadır."

'UÇAN ŞEF' DİYORLAR…'

Yamaç paraşütü sporunun aynı zamanda doğa sporu olduğu ve sanıldığı kadar tehlikeli bir spor olmadığına da işaret eden Orman Mühendisi Murat Günher şöyle dedi:

"Bu spor sanıldığı kadar tehlikeli ve risk taşıyan bir spor değildir. Malzeme ve teçhizatlar son derece kaliteli ve güvenilirdir. Uçuşun bir hesabı ve tekniği vardır. Bu hesabı ve planlamayı yaparak uçuş yapıyoruz. Arkadaşlar genelde bana  'Uçan şef'  diyorlar. Bazen de 'Şef bizi de uçur' diyorlar. Bakanlıkta ilk ve tek yamaç paraşüt pilotuyum. Bakanlık olarak Tabiat Turizmi Eylem Planlarındaki korunan alanlarda yapılması gereken aktiviteler arasında doğa sporu olarak da adlandırılan yamaç paraşütü sporu yaygınlaştırılmadılar. Milli Parklarımızı ve Tabiat Parkları gibi korunan alanlarımızın doğal güzelliklerini havadan görmek apayrı bir duygu. Havadan denetimlerimizin yanı sıra uçuş sırasında çektiğimiz fotoğraflarla da bu gibi güzellikleri doğaseverlerle paylaşıyoruz. Bu sayede yöremizin Tabiat Turizmine de katkı sunuyoruz.  Sadece Trabzon değil Türkiye'de birçok Milli Park ve Tabiat Parklarında uçuyorum. Bu spor dalının yaygınlaşmasında kişisel girişimlerim oldu. Bakanlığımız da bu konuda kapsamlı çalışmalar yürütülmektedir. Ülkemizde birçok korunan alanlarımızda yamaç paraşüt pistleri oluşturulmuş, yenilerinde yapılması ön görülmektedir. Tabiat turizmine yamaç paraşütünün katkı sağlayacağına inanıyorum. Herkesi ölmeden önce bu sporu yapmaya davet ediyorum."

Görüntü dökümü

-------------------------

Murat Günher ile röportaj

Günher'in sorumluk alanlarındaki incelemesi

Günher'in paraşütle uçuş videoları

Detaylar

 HABER: FATİH TURAN KAMERA: SELÇUK BAŞAR/DHA

=============================================================

(ÖZEL HABER)

4)CİP ALININCA ENGELLİ MAAŞI KESİLDİ

KOCAELİ'nin Gebze ilçesinde doğuştan fiziksel engelli olan 46 yaşındaki Rıfat Uçar'ın ailesi engelli vatandaşlara tanınan ÖTV indirimi hakkından faydalanarak 2016 model cip satın aldı. Aileye ait 4'er katlı iki bina ve 1 dükkan olduğu ortaya çıkınca Rıfat Uçar için ödenen engelli maaşı kesildi. Gebze Arapçeşme Mahallesi Kavak Caddesinde ailesi ile birlikte kalan doğuştan bedensel engelli Rıfat Uçar'ın ailesi, engelli vatandaşlar için tanınan ÖTV indiriminden yararlanarak 2016 model cip satın aldı. Aile ile ilgili yapılan araştırmada, aileye ait 4'er katlı iki bina ve 1 dükkan bulunduğu tespit edilerek, engelli maaşı kesildi. Bu duruma tepki gösteren ağabeyi Ferzende Uçar, Sosyal Yardımlaşma'nın yer tapusu olan binanın fotoğrafını çekip kardeşinin dosyasına koyulduğu için 3 aylık maaşının kesildiğini söyledi. 9 kardeş olduklarını ve zor geçindiklerini söyleyen Ferzande Uçar, "Kardeşim doğuştan bedensel engelli. 2016 yılında kardeşimi hastaneye götürmek ve gezdirmek için araba aldık. Devletin verdiği hak var, onlara tanıdığı ÖTV indirimini kullanarak bir cip aldık. Aracı aldıktan sonra hem 3 aylık maaşı kesildi ve yeşil kartı iptal oldu. Geçen hastaneye götürdük ücret ödedik. SSK'dan yaklaşık 700 lira borç çıkartmışlar yüzde 93 engelli olmasına rağmen. Tüm sağlık masraflarını cebimizden ödüyoruz. Sosyal Yardımlaşmaya gittim. Bana lüks araç aldığımızı ve ÖTV indirimi olduğu için maaşı kesmek zorunda kaldıklarını söylediler. 5 yıl sonra o para ÖTV'yi karşılayacağını söylediler. Sonra gelir testi evrakı gönderdiler. Ama bir sonuca ulaşamadım. Kardeşimi sokağa atacak değilim. Mecbur bakacağım. Masrafı zor bakımı zor" dedi.

Ferzende Uçar kardeşine yeniden engelli maaşının bağlanmasını ve sağlık güvencesinden yararlanmasını isteyerek, "Benim şuanda oturduğum 4 katlı binam var ve bir de oturduğum evin arka tarafında yine 4 katlı bir binam daha var. 1 de binanın altında bakkal dükkanım var. Bakkal dükkanımın yaklaşık 15 bin lira vergi borcu var. Vergi borcumu ödeyemeyince inşaatlarda çalışmaya başladım. Biz 9 kardeşiz. Binanın fotoğrafını çekip kardeşimin dosyası içerisine koymuşlar. Mal varlığım gözüktüğü için kardeşimin 3 aylık maaşını da kesip yeşil kartını iptal ettiler. Ekonomik durumumuzun iyi olduğunu söylüyorlar. Devletin tanıdığı hak var. Biz de ona göre hareket ediyoruz" diye konuştu.

Görüntü dökümü

------------------------

-Ferzende Uçar ile röp

-Rıfat Uçar'ın görüntüleri

-Annesinin su vermesi

-Rıfat Uçar'ın cipe bindirilmesi

-Cip ile gezdirilmesi detayları

HABER: Ergün AYAZ-KAMERA: Alişan KOYUNCU-Haluk TURGUT

=====================================================================

5)DİKİLİ'DE 43 KAÇAK YAKALANDI

İZMİR'in Dikili ilçesinden yasa dışı yollarla yurt dışına çıkmaya çalışan 8'i kadın 43 kaçak, sahil güvenlik ekiplerince yakalandı. 

Sahil güvenlik ekipleri dün (pazartesi) sabahı Dikili ilçesinin Bademli Kabakum önlerinden bir grup kaçağın lastik botla denize açıldığını öğrendi. Harekete geçen ekipler, saat 08.00'de lastik botun yerini tespit etti. Botu durduran ekipler, içindeki 24'ü Orta Afrika, 10'u Eritre, 4'ü Yemen, 2'si Suriye, 2'si Somali ve 1'i Senegal uyruklu olmak üzere toplam 43 kaçağı yakaladı. Sahil güvenlik botuna alınan kaçaklar Dikili Limanı'na getirildi. Kaçaklar, işlemlerin ardından İl Göç İdaresi Müdürlüğü'ne gönderildi.

Görüntü dökümü:

---------------------------

Yakalanan kaçaklardan görüntü

Genel ve Detay görüntü

(Haber: Kadir ÖZEN- Kamera: İZMİR,

===================================================================

6)KOLEKSİYONERLERİN GÖZDESİ SUKULENT, SEVGİLİLER GÜNÜNDE DE TERCİH EDİLİYOR 

YALOVA'da bünyesinde 400 çeşit sukulent ve kaktüs bulunan ve Türkiye'deki sayılı sukulent ve kaktüs üreticilerinden olan Tekcan Yıldırım, çiçek koleksiyonerlerinin bir numaralı tercihi olan sukulentin 14 Şubat Sevgililer Günü'nde de çiftler tarafından tercih edildiğini söyledi. Yıldırım, erkeklerin 'dikenli' olan kaktüsü, kadınların ise 'dikensiz' olan sukulenti tercih ettiğini bildirdi.

Son dönemde trend haline gelen, içerisinde birçok kaktüs veya sukulentin olduğu teraryumlara olan ilgi, 14 Şubat Sevgililer Günü nedeniyle süs bitkileri sektöründe bu alanda faaliyet gösteren firmaları da harekete geçirdi. Süs bitkisi üreticiliği alanında Türkiye'de ilk 3'te yer alan Yalova'da da bu sektörde faaliyet gösteren firmalarda 14 Şubat hareketliliği yaşandı. Sevgililere özel tasarımların da yapılabilmesine olanak vermesi ve bakımının kolay olması nedeniyle sukulent ve kaktüse ilginin arttığını söyleyen Türkiye'nin sayılı sukulent üreticilerinden Tekcan Yıldırım, "Türkiye'de ciddi oranda bu bitkilere koleksiyonerlerin ilgisi ve akımı var. Dünyada da talebi çok fazla. Üreticiler talebe yetişemiyor. Biz yerli bir üreticiyiz. Bu ihtiyacı gördük ve zamanında yatırımımızı yaptık. Şu anda bu noktaya kadar getirdik. Dünyada 3 bin 500'ün üzerinde türü var. Talebin ileriki yıllarda katlanarak devam edeceğini öngörüyoruz. Tesisimizde şu anda 400'e yakın çeşit var. Adet olarak da aylık kapasitemiz küçük boylarda 160 bin civarı. Diğer boylarda da 5-10 bin civarında. Biz üreticiyiz ancak sektör içerisinde tasarımda sınır tanımayan arkadaşlarımız varö dedi.

ERKEKLER 'DİKENLİ', KADINLAR 'DİKENSİZ' TERCİH EDİYOR

Sukulent ve kaktüs bitkileriyle birçok tasarımın yapılabildiğini söyleyen Yıldırım, "Sevgililer Günü'ne özel tasarımlar var. Bakımı kolay olduğu için tercih ediliyor. Tembel bitkisi. Çok su istemez. İki ayda bir, o da fısfıs şeklinde. Bayanların tercihi genelde sukulent yani dikensiz olanlar. Erklerin tercihi ise kaktüs yani dikenli olanlar. Zaten bu bitkiler kendi aralarında sukulent ve kaktüs olarak ikiye ayrılıyorlar. Tasarımda sınır yok. Sektör içerisinde güzel tasarımlar yapan arkadaşlarımız da var. Biz genelde üreticiyiz. 14 Şubat'a alternatif bir ürün olarak sunuyoruzö şeklinde konuştu.

KİMİSİ PUL BİRİKTİRİYOR KİMİSİ DE BİTKİ

Kendisi de aynı zamanda bir koleksiyoner olan Yıldırım, Türkiye'de bu alanda en meşhur koleksiyonerin ünlü aktör Ediz Hun'un olduğunu bildirdi. Yıldırım, "Satmak amacıyla değil evinde biriktirmek amacıyla yapanlar var. Koleksiyon ürünleri çok kıymetli. Daha az bulunması ve üretimlerinin daha zor olması nedeniyle fiyatları da yüksek. Bu bir prestij meselesi. Kimisi pul biriktiriyor kimisi de bitkiö dedi.

Görüntü dökümü

--------------------------------

-Sukulent serasından genel görüntü

-Üretici ile röportaj

-Çalışanlardan görüntü

-Detay görüntüler

Haber-Kamera: Süheyla GÖZDERELİLER/YALOVA,-

137 mb

====================================================================

7)BURDUR KELEBEKLERİ KİTAP OLDU

BURDUR'da tespit edilen ve 15 kelebek fotoğrafçısı tarafından çekilen 128 kelebek türüne ait fotoğraflar, 'Burdur Kelebekleri' kitabında toplandı. Burdur'da bugüne kadar tespit edilmiş ve fotoğraflanmış kelebek türlerinin tanıtıldığı 'Burdur Kelebekleri' kitabı basıldı. Doğa Koruma ve Milli Parklar Bölge Müdürü Rıza Kamil, müdürlük olarak Burdur ilinin biyolojik zenginliğini ortaya koymak adına bir ilki daha gerçekleştirdiklerini belirtti. Türkiye'nin zengin bir biyoçeşitliliğe sahip olduğunu aktaran Kamil, "Bu biyoçeşitliliği gelecek nesillere düzgün aktarabilmek adına Orman ve Su İşleri Bakanlığı Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü sahada titiz çalışma yürütüyor. Çalışmalarımız üniversitelerin ilgili birimleri ve STK'larla sıkı işbirliği içerisinde yürütülüyor" dedi.

'ÇOK GÜZEL BİR ESER ORTAYA ÇIKTI'

Antalya'ya gelen 10- 15 milyon turistin yüzde 10'unu Burdur'a çekebilmek için çalışmalar yürüttüklerini kaydeden Rıza Kamil, "Burdur'un Kelebekleri kitabı da bu çalışmalar neticesinde ortaya çıktı. Burdur'da bugüne kadar tespit edilmiş ve fotoğraflanmış kelebek türlerinin tanıtıldığı 'Burdur Kelebekleri' kitabının basımı tamamlandı. Çok güzel bir eser ortaya çıktı. 15 kelebek fotoğrafçısı tarafından fotoğraflanan 128 kelebek türüne ait fotoğraflar kitapta eşsiz bir görsel şölen oluşturuyor" diye konuştu.

'BİRÇOK AVRUPA ÜLKESİNİN KELEBEK TÜRÜ SAYISINDAN FAZLA'

Deniz, kum, güneş üçlüsünden tabiata bir yöneliş olduğunu vurgulayan Kamil, tabiatın unsurlarını ortaya koymak için bu tip faaliyetler yapılmasının, ekoturizm faaliyetine etki edeceğini anlattı. 414 kelebek türünün tespit edildiği Türkiye'de, Burdur için belirlenmiş kelebek türü sayısının 128 olduğunu, bulunması muhtemel olarak düşünülen 26 türün de bu kitapta listelendiğini kaydeden Rıza Kamil, şöyle dedi: "Burdur için kelebek tür sayısı yaklaşık 150 olarak ifade edilebilir. Burdur ilinin kelebeklerine baktığımızda birçok Avrupa ülkesinin kelebek türü sayısından fazladır. Burdur bölgesi çok önemli bir kelebek zenginliğine sahip ve bu zenginlikle büyük bir ekoturizm potansiyeli de sağlamaktadır. Bu zenginliğin korunması ve tanıtılması büyük öneme sahip."

'FAYDALI BİR ESER OLDU'

Rıza Kamil, kitabın basımındaki katkılarından dolayı Bülent Ecevit Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Mustafa Sözen ve müdürlük personeline de teşekkür ederken, "Hakikaten Burdur için faydalı bir eser oldu. İnşallah bu tip kitapları başka alanlarda da yayımlayacağız" dedi.

Görüntü Dökümü

---------------------------------------

Kelebek görüntüsü (Antalya- Arşivden)

Rıza Kamil kitabı incelerken 

Rıza Kamil ile röportaj  

Kitaptan detay 

Haber- Kamera: Mesut MADAN/BURDUR,

===========================================================

8)VAN GÖLÜ İÇİN 100 MİLYON LİRALIK ARITMA TESİSİ

MEVCUT arıtma tesisinin yetersiz kalması nedeniyle her geçen gün kirlenmeye devam eden Van Gölü için Van Büyükşehir Belediyesi harekete geçti. 100 milyon lira maliyetli 'Van Merkez İleri Biyolojik Atıksu Arıtma Tesisi' projesi ile Van Gölü kirlenmekten kurtarılcacak. Tesisin önümüzdeki yıl bitirilmesinin hedeflendiği, bu tesisin 1 milyon 60 bin nüfusun kanalizasyon atığını 2050 yılına kadar arıtabileceği belirtildi.

Türkiye'nin en büyük gölü olan, turkuaz rengi görüntüsü, mavi bayraklı plajı ve sahilleri ile görenleri kendine hayran bırakan Van Gölü için önemli bir adım atıldı. Van Büyükşehir Belediyesi, mevcut arıtma tesisinin bulunduğu alana yapacağı yeni tesis ile Van Gölü'nü kirlenmekten kurtarmayı hedefliyor. Van Gölü için hayati önem taşıyan 'Van Merkez İleri Biyolojik Atıksu Arıtma Tesisi' projesi ile göl artık kirlenmeyecek.

VAN İÇİN MEGA PROJE

Van Valisi ve Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Murat Zorluoğlu, Van Gölü'nü kentin kanalizasyonundan korumak için mega bir proje hazırladıklarını ve hayata geçirilecek projede yüksek teknolojinin kullanılacağını belirterek, şöyle konuştu:

"Yıllardır Van'da konuşulan fakat bir türlü hayata geçirilemeyen, gerçekleştirilemeyen bir projeydi. Maalesef baktığımızda Van'ın merkez ilçelerinin, İpekyolu, Tuşba ve Edremit'in kanalizasyonunun en az dörtte üçü şu anda hiç arıtılmadan doğrudan Van Gölüne, denizine deşarj ediliyor. Bu Van Denizi için çok büyük bir tehdit hem insan sağlığı için hem de canlı yaşamı için. Biz bu durumu tespit ettiğimizde süratle bu durumun giderilmesi için bir çalışma başlattık. Çok büyük bir  proje hazırladık ve kaynağını temin ettik. Bu proje 1 milyon 60 bin nüfus esas alınarak yapıldı. Dolayısıyla bu kadar nüfusun kanalizasyonunu arıtabilecek. Bu proje yüksek teknoloji ile donatılmış bir projedir. Enerji maliyetlerini düşürmek için güneş enerjisinin içinde olduğu kapsamlı bir proje. Dünyada ve Türkiye'de kanalizasyon arıtmada hangi noktadaysak bu proje o donanımlara sahip bir proje olarak hayata geçecek."

2 YILDA TAMAMLANACAK

Önceki dönem belediyelerin insan ve çevre sağlığına önem veren açıklamalarının olduğunu, ama bunun uygulamayla örtüşmediğini söyleyen Vali Zorluoğlu, "2 yıl içerisinde projeyi tamamlamayı planlıyoruz. Bu projeyi tamamladığımızda Van Gölü'nün en büyük kirleticisi olan arıtma meselesini bütünüyle çözmüş olacağız. Bizden önce belediye hizmetlerini yürüten zihniyet insan ve çevre sağlığına çok önem verdiklerini söylerlerdi. Ancak uygulamayla söylemin birbiri ile çok uyuşmadığını görüyoruz. Burada gözümüzün önünde Van denizi her gün kirlenirken önceki dönem belediye yönetimi buna maalesef bir önlem düşünmemiş. Hükümetimizin de desteğiyle Van'ın bu büyük problemi, yıllardan beri konuşulan ama bir türlü hayata geçirilemeyen prestijli, mega projesini biz burada gerçekleştirmiş olacağız" dedi. 

Görüntü Dökümü

-------------------

-Arıtma tesisinden havadan çekilmiş dron görüntüsü

-Genel ve detaylar

-Van Valisi ve Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Murat Zorluoğlu ile röportaj

-Arıtma tesisinin dronla çekilmiş genel görüntüsü

-Gölden görüntü

Orhan AŞAN-Arif KARAKAŞ/VAN, -

Kaynak: Demirören Haber Ajansı

Manşet Haberler

title