Bakan Soylu: "Hiç kimsenin bir ülkedeki istikrarsızlığı fırsat bilerek fiili durum oluşturarak...
Haberler » Güncel » Bakan Soylu: "Hiç kimsenin bir ülkedeki istikrarsızlığı fırsat bilerek fiili durum oluşturarak... - Haber

Bakan Soylu: "Hiç kimsenin bir ülkedeki istikrarsızlığı fırsat bilerek fiili durum oluşturarak...

Bakan Soylu: "Hiç kimsenin bir ülkedeki istikrarsızlığı fırsat bilerek fiili durum oluşturarak devlet kurmasına müsaade edemeyiz" "Türkiye'yi terörle imtihan etmek isteyenlere bedel ödetmenin zamanıdır.

Bakan Soylu:

Bakan Soylu: "Hiç kimsenin bir ülkedeki istikrarsızlığı fırsat bilerek fiili durum oluşturarak devlet kurmasına müsaade edemeyiz"

"Türkiye'yi terörle imtihan etmek isteyenlere bedel ödetmenin zamanıdır. Bu söylediklerim ne siyasettir ne öngörüdür"

KARABÜK - Karabük Üniversitesi'nin akademik yıl açılış törenine katılan İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun 7 maddelik sorusuna yanıt verdi. Soylu, "Yıllardır Türkiye'ye çektirmeye çalıştırdıkları meselenin tamamen bitirilmesi konusunda bir irademiz var. Avrupa'nın ortasından gelenlere bu soruyu sormuyorsun. Ama orada bir şekilde yuvalanmış. Namluyu Türkiye'ye çevirmiş, oradaki Arap'ı da Kürt'ü de yurdundan edenlere hesap sormuyorsun. Siz bunu düşünedurun. Bizi iki dakikada şu 'yı bitirip hemen geleceğiz. Sorunuzu cevaplayacağız" dedi. Soylu, "Bu gün Türkiye'ye dönük olarak Barış operasyonuyla ilgili demografik yapıyı bozacağız iddiasında bulunanlar esasında kendi sosyal hırsızlıklarını örtmeye çalışmaktadır" şeklindeki Avrupa'nın tezini de cevapladı.

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Karabük'te akademik yıl açılış törenine katıldı. Burada harekata yönelik de açıklamalarda bulunan Bakan Soylu, Türkiye'nin hiçbir zaman terör örgütüne silah ve para vermediğini, laboratuvarlarında sentetik uyuşturucu üretip başka ülkelere göndermediğini söyledi.

Bakan Soylu, Türkiye'nin tarihine de sahip çıktığını aktararak şöyle devam etti:

"Size güzel bir dünya bırakabilmek konusunda kesin bir garanti verebilmemiz elbette mümkün değil. Emin olun ki ciddi bir gayretimiz var. Dünyanın en çok yardım yapan ülkesiyiz. Dünyanın en çok sığınmacı barındıran ülkesiyiz. Terörü desteklemedik. Terör örgütlerine silah ve para vermedik. Laboratuvarlarımızda sentetik uyuşturucu üretip başka ülkelere göndermiyoruz. Bilakis dünyada hem terörle hem uyuşturucuyla en ciddi mücadele veren bir ülkeyiz. Afrika, Somali, Myanmar'da bu ülkenin açtığı su kuyuları, bu ülkenin insanlarının emekleriyle ve alın teriyle açılan Sahra Hastaneleri var. Sudan'da, Yemen'de yetim evlerimiz var. Yüzlerine gülümseme olduğumuz sofrasına ekmek, umut, su olduğumuz binlerce insanlar var. Allah'a çok şükür olsun. Akademisyenlerimiz de öyle okumuştur. Balkanlar'da bize bırakılan büyük miras, Necef'i hep kitaplarda okuduk. Ama bugün onu kitaplarda okuyan Türkiye yok. Kimini ihya, imar, inşa eden, kiminin yolunu yapan tarihle bu günü birleştiren geçmişine hürmet eden gücüyle birlikte orada olan Türkiye var. Bİzim çocukluğumuzda Çanakkale ecdadımızın bize bıraktığı büyük bir onurdur. Ama oradaki şehitlerimiz maalesef bu onurun arzu ettiği fotoğrafı yansıtmıyordu. Bugüne dek. Tarihiyle beraber yüzdeşleyen, Malazgirt'te onu yeniden ihya, inşa eden Kutül Emare'de onu yeniden kucaklayan bir Türkiye tablosu var. Balkanlardaki köprüler, emanetler, Arnavutluğu bir baştan bir başa donatan bir Türkiye var. Bu esas itibariyle ifade etmem gerekir ki bizim yeniden kendimizi olmamızın önemli bir tercümesidir. Dün Sayın Cumhurbaşkanımız Balkanlara yeni bir gerdanlığın imzasını attı. Bu aynı zamanda barış yoludur. Çünkü biz sadece iyilik medeniyetinin çocukları değiliz. Aynı zamanda biz barış medeniyetinin çocuklarıyız. İnancımız, kimliğimiz. töremiz, örfümüz, adetimiz. Dün büyük bir imza atıldı. Sadece o imza mı? Hayır. Mersin'den Kıbrıs'a su yolu yaptığımızda denizin 200 metre altından aslında bütün dünyaya meydan okuduk."

"Bugün onlara ihtiyaç duymayandan kendi mühimmatımızı kendimiz üretiyoruz"

Çocukluk döneminde 81 ilde üniversite olmadığını, yurt dışında Marmaray'a benzer yapılara özendiklerini hatırlatan Bakan Soylu, "Keşke bizim dönemimizde 81 ilde 81 üniversite olabilseydi. Marmaray'a binebilseydik. Rekabet gücümüz, zihin gücümüz. Akrabalarımızdan yabancı ülkelerde olan Almanya, Hollanda denizin altından tünel geçiyor denildiğinde hayretle bakardık. Oysa bu gün şükürler olsun bir çok noktada onlarla boy ölçüşebilen kabiliyetine sahip bir ülke haline geldik. Zeytin dalı harekatına girdik. Acaba mühimmatımız bize yeter mi endişemiz söz konusuydu. Çünkü mühimmatı aldığımız yer ABD'ydi. Vermeyecekleri aşikardı. Onun için çok daha güzel bir planlama yapmalıydık. Bilesiniz ki bu gün onlara ihtiyaç duymayan akademisyenlerimizin ürettiği, Türk Mühendislerinin imal ettiği kimseye ihtiyaç duymadığımız mühimmatları kendimiz üretebilme kabiliyetine sahip olan bir ülke haline geldik" diye ifade etti.

"Maalesef 400 yıldır dünyaya egemenlik kurduğunu iddia eden bu gün egemenliğini kaybeden Batı bu gün bu konularda çaresizdir"

Batı'nın 400 yıldır dünyaya egemenlik kurduğunu iddia ettiğini ancak bu gün çaresiz kaldığının altını çizen Soylu, "Büyük bir mücadele veriyoruz. Bir taraftan bunu yaparken diğer taraftan hizmet standartlarını büyütmeye çalışıyoruz. Biz emperyalist bir devlet ve millet de değiliz. Etrafımızdaki coğrafyaya da dünyaya da Hacı Bektaş'tan, Mevlana'ya kadar, Köroğlu'ndan Yunus Emre'ye kadar İdris'i Bitlisi'den bu coğrafyanın bütün değerlerine kadar tüm değerlerini nakletmek ve nakşetmek zorunda olan bir milletiz. Dünyanın bazı bölgelerindeki siyasal iktidarsızlık, gelir eşitsizliği-adaletsizliği, gıdaya, sağlığa, suya ve enerjiye erişimdeki sıkıntılar da bu saydıklarıma sebeplerin temel problemlerdir. Maalesef 400 yıldır dünyaya egemenlik kurduğunu iddia eden bu gün egemenliğini kaybeden Batı bu gün bu konularda çaresizdir. Türkiye içerisinde 2016 yılında toplam 175 bin kaçak göçmek yakaladık. 2017 yılında 176 kaçak göçmen yakaladık. 2018 yılında yaklaşık 268 bin kaçak göçmen yakaladık. 2019 yılında şu an 320 bin. Bunun sorumlusu biz değiliz. Bunun sorumlusu dünyayı yönsüzlüğe mahkum eden mahkum eden ve kendisi de yönsüzlük içinde olduğu Batı ülkeleridir" şeklinde konuştu.

"İstikrarsızlık Batı ülkeleri tarafından küresel yönetim modeli olarak uygulanıyor"

İstikrarsızlığın Batı ülkeleri tarafından küresel yönetim modeli olarak uygulandığını vurgulayan Bakan Soylu, bu gün dünyada zorla evlerinden edilen insanların sayısının 70 milyon olduğunu belirtti. Bakan Soylu, "Afganistan'daki Amerika girdiği zaman 2002 yılında bugünün tam 50'de 1'i kadar Afyon üretiliyordu. Şimdi 50 katı kadar Afyon üretiliyor. Binlerce, on binlerce insan öldü. Pakistan keza öyle. Sudan, Yemen, Suriye, Libya, Irak, Yemen bu saydığım coğrafyaların tamamı da. Bunun sorumlusu da biz değiliz. OPEC'e üye olan ülkelerin listelerini elinize alın. Çoğunda istikrarsızlık, fukaralık var. Afrika'da adını sanını duymadığımız ülkelerin insanlarını Ege'de botlarda yakalıyoruz. İstikrarsızlık Batı ülkeleri tarafından küresel yönetim modeli olarak uygulanıyor. Dünyayı sürekli çatışmalarda tutmak. Bu çatışmaya silah satmak. Terörü araçsallaştırıp küresel politikalarda tutmak, emperyalizmin dünyayı elinde tutma çabasıdır. Ama bu gün bu strateji iflas etmiş durumdadır. Yine bütün bununla birlikte yeni bir kavram daha var. Gezgin terörizm. Bu da Batı'nın icadıdır. Vekalet savaşları. Kendi ülkelerinden istikrarsızlaştırmak istedikleri, eğittikleri ürettikleri oradaki bütün enerjiyi aldıktan sonra başka taraflara sevk etmeye çalıştıkları yönettikleri bir gezgin terörizm var. Bu gün Batı'nın kapılarına dayanan göçmenler kendi başkentlerinde patlayan bombalar, uyuşturucuların pençesinde mücadele eden kendi gençleri strateji zannettikleri şeyin aslında yönsüzlük olduğunu yüzlerine çarpmaktadır. Dünyada zorla evlerinden edilmiş insanların bu gün 70 milyon 800 bindir. Uyuşturucuya bağımlı ölümler 2017 yılında bu günün de rakamlarını aldığınızda 585 bin civarında. Neresinden bakarsanız bakın. Yine altını çizerek söylüyorum. Bu bir strateji değil kontrolsüzlük halidir. Bunları size bahsetmemin sebebi Türkiye'nin saydığım tüm problemler ve küresel yönsüzlüğü olumsuz çıktılarıyla coğrafi konumu itibariyle maalesef temas etmek zorunda olmasıdır. Türkiye bu anlatmaya çalıştığım ortamı oluşturan ülkelerden değil mücadele ettiği zorunda olduğu ülkelerden birisidir. Kamuoyunun dikkatini çekmeyi istediğim nokta şudur ki güvenlik problemleri sebebiyle çok yüksek maliyetler yüklenen ülkedir. Belki biz 20 yıl önce genetiğinde eğitim olan Karabük'te şu manzarayı yakalamış olabilirdik. Bugün ortaya koyduğu adımlar da bunu başarmıştır. Yitip giden canlarımızın, evlatlarımızın ve bunların acısının zaten ne tarifi vardır. Elbette onu ayrı bir yere koymak lazım. Onun haricinde darbeler gördük" dedi.

"Şunu artık çocuklar bile biliyor ki Batı diye tarif ettiğimiz ülkeler 40 yıldır her türlü teröre desteği verdiler"

Türkiye'nin darbeler yaşadığını ifade eden Bakan Soylu, "Her darbede 10 yıllarca geriye gittik. 15 Temmuz başarısız olmasına rağmen bize ciddi maliyetleri söz konusu oldu. Uluslararası başarılarımızı engelledi. Turizm gelirlerini, kendi iç yatırımlarımızı engelledi. Uluslararası yaptığımız her toplantıda bunu anlatmaya çalıştık. Enerjimizi kendimize ifade etmeye verdik. Nasıl bir tehditle, tehlikeye karşı karşıya kaldığımızı anlatmaya çalıştık. 15 Temmuz'u anlattık. Anlatmaya çalışıyoruz. Her darbenin bize büyük maliyetleri oldu. 40 yıldır PKK terör örgütü ile mücadele ediyoruz. Milyarlarca dolar. İnsanımızı, kaynaklarımızı, maliyetlerimizi, yerli üretimlerimizi... Ben Kato Dağı'nı defalarca ziyaret ettim. Türkiye'de hayvancılığın yapılabileceği en iyi yerlerden birisidir. Tam 20 yıldır terör yüzünden giremediğimiz yerlerde enerji kaynaklarımız. Ama en önemlisi ülkemizin insanını bölmeye, parçalamaya çalıştılar. Bu gün Tunceli'de, Şırnak'ta üniversite var. Bayanlar olmasa, kadın merkezleri, gençlik, kültür merkezi olmasa o çocuklarımızı analarının yanından ayırıp başka noktalara getirecekler. Bizim çocukluğumuzda en temel sıkıntılardan bir tanesi Doğu ile Batı arasındaki farklardı. Motto şuydu, 'Doğu'nun makus talihi.' Cumhurbaşkanımızın iradesiyle ortaya koyduğu süreçle birlikte bugün Doğu'nun makus talihi yenilmiştir. Bu ülkenin evladı olarak onurla söylüyorum. Hastaneler, hava limanları, okullar, öğretmenler, doktorlar, huzur, güvenlik var. Türkiye büyük devrimlerin altına imza atmıştır. Geçmişin bize bırakmaya çalıştığı vesayet dönemlerin bu ülkeye bırakmaya çalıştığı bütün bu süreçlerin maliyetlerini ortadan kaldırmaya gayret göstermiştir. Türkiye 21. yüzyılda büyük bir başarı hikayesinin altına imzasını atmıştır. Siyasal iradesiyle, ısrarıyla, inadıyla, yönüyle, inancıyla bunu başarmıştır. Şunu artık çocuklar bile biliyor ki Batı diye tarif ettiğimiz ülkeler 40 yıldır her türlü teröre desteği verdiler. Para, silah, uluslararası koruma, moral verdiler. Son 5 yıl DEAŞ ile mücadele bahanesiyle örgüte açıktan desteği verdiler. Kendi uluslararası kuruluşlarında raporlarında PKK'yı terör örgütü ilan etmelerine rağmen bu desteği vermekten geri durmadılar. 1.2 trilyon dolar arasında çeşitli analizler var. Bu işin içinde sosyal maliyetler de var. PKK terörü Türkiye'nin önemli bir gücü olan Anadolu Kardeşliğini bozmaya çalışıyor. Diyarbakır İslam ile şereflenmiş bir ildir. İki peygamberin yan yana yattığı dünyada başka bir örnek söz konusu değildir. Ama bizi bizden ayırabilmek için ortaya koydukları süreç eğer çünkü Türkiye istikrasızlaştırılırsa Balkanlara, Orta Doğu'ya, Asya'ya ve etraf coğrafyaya istedikleri gibi müdahale edebilme fırsatına sahip olabileceklerdir. Bu kadar açık ve net. Özellikle DEAŞ ile mücadele bahanesiyle PYD ile coğrafyamızın alt üst edilmesi demografik yapının tamamının bozulması. Kendilerine ait bir militan yapının oluşturulması ve bin yıllık kardeşliğimize terörün sokulmasıdır. Biz yüzyıllarca aynı sancağın altında birlikte yaşamış milletiz" şeklinde konuştu.

"DEAŞ'ın da PKK'nın da YPG'nin de patronu aynıdır"

Bakan Soylu, barış operasyonuyla ilgili demografik yapının bozulacağı iddialarına da şu yanıtı verdi: "Bu gün Türkiye'ye dönük olarak Barış operasyonuyla ilgili demografik yapıyı bozacağız iddiasında bulunanlar esasında kendi sosyal hırsızlıklarını örtmeye çalışmaktadır." Bölgenin köy köy, mahalle mahalle iyi tanıdıklarını ifade eden Bakan Süleyman Soylu, "Kimse kusura bakmasın biz o bölgeyi yeni tanıyor değiliz. Köy köy, mahalle mahalle kimin yaşadığını, hangi ürünün üretildiğini, YPG'nin bir süredir ne yapmaya çalıştığını biliyoruz. Harita çok nettir. Bir terör koridoru oluşturulmaya çalışmak. Bunu da Batı'nın eliyle oluşturmaya çalışmak. Türkiye'yi etkisiz hale getirmeyi yapmak istiyorlar. Yapmak istedikleri Türkiye'ye taca çıkarmaktır. Afrin'de yapmak istedikleri oydu. İçişleri Bakanı olarak söylüyorum. DEAŞ'ın da, PKK'nın da YPG'nin de patronu aynıdır. Farklı değildir. Bütün saha çalışmalarımız, bütün değerlendirmelerimiz bizi bu sonuca çıkarmaktadır. Şunu ifade edeyim, Türkiye ne yaptığını bilen bu yüzyıl içerisinde kendi nesillerine huzur içinde coğrafya bırakmaya çalışan bir ülkedir. Sayın Cumhurbaşkanımız eğer 2003 yılından itibaren eğer savunma sanayi ile ilgili Türkiye'ye bu günlerde çok lazım olan bu önemli meseleye asılmamış olsaydı biz bu gün bu noktada olmazdık. Dün akşam gece 3'e kadar istihbarattaydım. 3 yıl önce ile bu gün hangi noktada olduğumuzu birlikte olduğum arkadaşlarla onurla, gururla ve Türkiye'nin geldiği noktanın ve yarın hangi tehlikelerden kurtarmaya yönelik olduğunu bu ülkenin bir evladı olarak izlemiş bir kardeşiniz olarak söylüyorum. Türkiye çok mesafe aldı. Devlet sütunlarını kendisinden eksik etmeye çalışanlara karşı çok güçlü adımlar attı. Sadece siber suçlarla daire başkanlığımızda 15 kişi vardı. Bir kabiliyeti yoktu. Bu gün 1 saniyede 100 milyon fotoğrafı tanıyabilecek onu hemen milletine karşı hangi tehdit olursa onu algılayabilecek yaklaşık 1 dakika içerisinde şüpheliyle ilgili bütün analizleri yapabilecek CIA ve FBİ kadar kuvvetli bir noktaya gelmiştir" dedi.

Üç temel strateji, "Terörü kaynağında kurutmak"

Üç temel strateji üzerinde durduklarını ifade eden Bakan Soylu, "Silahlı insansız hava araçlarımız iç güvenlik bölgelerinde haftada 1.500 saat uçuş gerçekleştiriyoruz. Bundan üç sene önce 150 saat uçuş yaptığımızda kendimizi bahtiyar hissediyorduk. Şimdi on katına çıktık. Şimdi üç temel strateji üzerinde yürüyoruz. Terörü kaynağında kurutmak, Zeytindalı, Fırat Kalkanı odur. Pençe harekatları odur. Sürekli operasyon vardı. 7 binin üzerinde operasyon gerçekleştirdik. Bir şeyi daha söyleyeyim bilimi, teknolojiyi en üst seviyede kullanan bir ülke var. Burada ürettiğiniz, zihinlere nakşettiğiniz her şey bilesiniz ki insanlık adına çok büyük değere sahip olacaktır. Çok yetenekli gençlerimiz var. Kabiliyetli. Bütün bunların yanı sıra üçüncüsü ile kesintisiz operasyon. Sürekli taarruz. Bu kabileyete de sahibiz. Terör örgütüne adım attırmıyoruz. Terör örgütüne adım attırmıyoruz. MLKP kırsalda etkiliydi. PKK şemsiyesi altındaydı. Kalmadı. DHKP-C kırsalda etkiliydi. Kırsalda kalmadı. Erzurum bölgesi uzun zamandır ilk kez teröristsiz. Büyük bir mücadele veriyoruz. Türkiye içerisindeki terörist sayısı 500'lü rakamlara geldi. Bu şu demektir inanın açlıktan kırılıyorlar. son ele geçirdiğimiz teröristler bir deri bir kemik halinde. Telsiz konuşmalarından nasıl aç kaldıklarını o mağaralarda nasıl ve ne durumda olduklarının çok iyi takip edebiliyoruz" diye konuştu.

"YPG ve PKK oradaki karışıklıklardan istifade edip farklı bir oluşuma girmek istemektedir"

Suriye sınırında YPG ve PKK'nın karışıklıktan istifade etmeye çalıştığını belirten Soylu, "Şu an Suriye sınırı dahilinde olan ancak bir şekilde o bölgedeki YPG ve PKK orodaki karışıklıktan istifade edip farklı bir oluşum içine girmek istemektedir. Biz Afrin'de, El-Bab'da buna müsaade etmedik. Fırat'ın doğusunda buna müsahade etmemiz mümkün değildir. Kim buna müdahale etmemizi istemiyorsa bilin ki geleceğimizle hesabı vardır. Biz size böyle bir Türkiye bırakamayız. Bedeli ne olursa olsun. Her an tehdit edilen her an parmak sallanılan, karşımızdan sizi istediğimiz gibi idare ederiz, ayaklarımızın titrediği bir Türkiye'yi size bırakamayız. Etrafındaki coğrafyaya barış, dostluk ve kardeşliği getirebilen ecdadımızın bize bıraktığı emanetleri kucaklayan bir Türkiye tablosu bırakmalıyız. Biz büyük ve asil bir milletiz. Kimseye sırtımızı dönmedik. Osmanlı-Rus harbinden oradaki haksızlıktan gelenlere sırtımızı dönmedik. Bugün ülkemizde Çerkezler, Gürcüler, Abhazlar varsa bu coğrafyanın kardeşliğinin büyük eseridir. Selanik'tan güzel Cumhuriyetimizi kurduktan sonra sırtımızı dönmedik. 1950-1960 arasında gelenlere de biz sırtımızı dönmedik. Biz peşmergeyede sırtımızı dönmedik. Sahada onları kovalarken elimizi uzattık. Zenginlik bizi hiçbir zaman şımartmamıştır. Tarihimize, milletimize hiçbir zaman sırtımızı dönmedik. Etrafımızda dünyanın insanlıkla karşı karşıya kaldığı hiçbir meseleye cesaretimiz, gücümüz hangi durumda olursa olsun sırtımızı dönmedik. Bu coğrafyada niçin var olduğumuzu iyilikleri anlatmak kötülüklerden sakındırmak bir anlayışımızın olduğunu hiçbir zaman unutmadık. Bu coğrafyanın bir tek şeye tahammülü yoktur. Zayıflığa tahammül edemez. Biz bu coğrafyada güçlü olmalıyız. Birlik içerisinde olmalıyız. Güçlü olmanın bir tek yönü var, inancımız gereği Tevhiddir. Birlik olmaktır. Hiç kimsenin bir ülkedeki istikrarsızlığı fırsat bilerek fiili durum oluşturarak devlet kurmasına müsaade edemeyiz. Evlatlarımızı şehit eden örgütlere müsamaha göstermemiz mümkün değildir. Bu illeti kaynağında kurutmaya kararlıyız."

Avrupa'nın tezi, "Hayır demografisini değiştirmeyeceğiz"

Türkiye'nin bölgedeki demografiyi değiştireceği yönündeki tezini eleştiren Bakan Soylu, "Avrupa'nın iki tezi var. Son günlerde ortaya çıkan. Birinci tezi demografisini değiştireceksiniz. Hayır demografisini değiştirmeyeceğiz. Biz bugün Afrin'deyiz neyi değiştirmişiz. Oradaki insanlar huzur içinde. Eğitim var, güvenlik var, karakol var, adliye var. Oradaki insanlar huzurlu. Tarım var, üretim var. Cerablus, Azez, El-Bab'da aynı. Yaptığımız açık. Polislerini eğitiyoruz. Güvenlik görevlilerini eğitiyoruz. Savcılık, hakimlik danışmanlığı veriyoruz. Hastanelerimiz orada insanları kucaklıyor. Biz onlarla birlikte yaşayacağız. Onların orada huzur içinde yaşamasını sağlayacağız. Ama terör tasfiye ediyor. 14-15 yaşındaki gençlerin eline silah veriyor. BM terör örgütüyle imzaladığı anlaşma dünya içinde bir kara lekedir. Ferhat Abdi Şahin ile imzalanan 'bundan sonra çocuk terörist barındırmayacağız.' BM gibi bir kuruluşla bir terör örgütü mensubu bu anlaşmayı sağlıyor. Bütün dünyanın ayağa kalkması gerekmez mi? Biz onlara bir şeyi gösterdik. DEAŞ'ın tasfiye edilebileceğini gösterdik. Bu kadar açık ve net. Şu noktadan itibaren bir mesele de kardeşliğimizi bölecekler ifadesidir. PKK ve PYD üzerinden çıkan.Kardeşliği ortadan kaldırmaya çalışan terör örgütü ve bunlara sahip çıkanlardır. Geçmişten itibaren bu coğrafya birbiriyle kardeştir. Orada hakkı olanın orada yaşamasını temin etmektir" diye konuştu.

"Hiç kimse Türkiye karşısında şımaramaz"

Türkiye'nin uzun yıllara dayanan devlet geleneği olduğuna vurgu yapan Bakan Süleyman Soylu, "Sosyal medyada bu saatten sonra pek çok yorum okuyacaksınız. Hiç kimse kesinlikle kafamızı karıştırmasın. 2 bin 200 yıllık devlet geleneğimiz var. Bu noktadaki politikalarımız doğru ve yerindedir. Egemen bir devlet ne yapması gerekiyorsa onu yapıyoruz. Türkiye terör karşıtı politikalarında samimi ve kararlıydı. Suriye iç savaşı noktasında da sivil hayatı önceleyen terörü ve teröristi muhatap olmayan bir duruşu en başından sergilemiştir. Ancak Türkiye'nin karşısında hiç kimse şımaramaz. Maliyeti oluşturacaksın, insanları göçe zorlayıp ceremesini Türkiye'ye çektireceksin. Sonra biz bulup bunun hesabını sormayacağız? Öyle mi, bunun hesabını sorarız. Türkiye 15 Temmuz'dan beri tüm güvenlik problemlerini bütüncül bir yaklaşım çözmektedir. Önümüzdeki süreçte de YPG ve PKK meselesi bu işin son raddesi olacak. Batı'nın üzerinden de büyük bir yükü almış olacağız. Onların boşluklarını tasfiye etmiş olacağız" dedi.

Kılıçdaroğlu'na, "Siz bunu düşünedurun. Bizi iki dakikade şu PKK'yı bitirip hemen geleceğiz. Sorunuzu cevaplayacağız"

PKK ve YPG'ye yönelik harekatın iç siyaset malzemesi yapılmaması gerektiğini vurgulayan Bakan Soylu, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun 7 sorusunu da şöyle cevapladı:

"Bu konu iç siyaset malzemesi kesinlikle yapılmamalı. İktidar ve muhalefet arasında elbette bir eleştiri olabilir. Bazen haklılık bazen haksız ithamlar olabilir. Özellikle siyaset milli mesele noktasında kimin durduğuna iyi bakmalıdır. Ana muhalefet partisi liderinin 7 soruyu; üzüldüğümü ifade etmek isterim. Terörün hesabını PKK'dan sormuyor. Bizden sormuş. PKK ve YPG'nin kim olduğunu bilmiyormuş gibi ona silah veren ve eğitenin, para verenin kim olduğunu bilmiyormuş gibi PKK'nın yerine oradaki Mehmetçikle omuz omuza yan yana mücadele eden Özgür Suriye Ordusu'nu koymuş. Türkiye'yi de onun üzerinden terör destekçisi konumuna getirmiş. Bu hepimize yapılabilecek bir ayıptır. Muhalefet yapabilirsiniz. Eleştirebilirsiniz. Biz de insanız. Herşeyi yüzde 100 doğru yapamayabiliriz. Elbette eksiğimiz vardır. Yaptığımız hatalar ve eksikler vardır. Ama 40 yıldır bu mesele sırtımızda kanburdur. Şu anda tam fırsatını yakaladık. Ülkemizin gelişmişliği açısından bu konudaki birliktelik açısından tam fırsatını yakaladık. Türkiye'yi terörle imtihan etmek isteyenlere bedel ödetmenin zamanıdır. Bu söylediklerim ne siyasettir ne öngörüdür. tutturmuşlar bizim orada ne işimiz var? Orada ne işimiz olduğunu biliyorlar. 30 bin tır teröre silah gelecek. Ülkemizin içerisine sirayet etmeye çalışacaklar. Bizim orada istiklal, istakbalimiz, kardeşliğimiz, huzurumuz var. Yıllardır Türkiye'ye çektirmeye çalıştırdıkları meselenin tamamen bitirilmesi konusunda bir irademiz var. Avrupa'nın ortasından gelenlere bu soruyu sormuyorsun. Ama orada bir şekilde yuvalanmış. Namluyu Türkiye'ye çevirmiş, oradaki Arap'ı da Kürt'ü de yurdundan edenlere hesap sormuyorsun Buna da siyaset diyorsun. Türkiye'nin orada ne işi var diyorsun. Siz bunu düşünedurun. Bizi iki dakikada şu PKK'yı bitirip hemen geleceğiz. Sorunuzu cevaplayacağız. Bu coğrafya tehditler ve fırsatlarla doludur. Tehditlere son verip fırsatların sefasını süreceğiz. Bu tehditler sona erdikten sonra Türkiye'nin büyümesi ve kalkınması olacaktır. Dünya soğuk savaş dönemini bitirdi. Herkes dedi ki Amerika dünyanın tek gücü olacak. Ama şimdi dünya çok kutuplu, herkesin kendi adına adım atma kabiliyetine sahip olduğu bir döngünün içerisindeyiz. 400 yıldır Batı dünyaya hakimdi. İlk defa ekonomik üstünlüğü Doğu'ya kaptırdılar. Avrupa, Amerika'nın Çin, Rusya, Hindistan, Japonya ve bizim bulduğumuz bölgenin ekonomisi gün geçtikçe daha da bir şekilde zayıf düşmektedir. Temel sıkıntılar temel çaresizlik budur. Yüzde 75'e 25'lik bant bu gün yüzde 50'lik banda dönmüştür. Doğu ile Batı arasındaki denge açısından. Biz de Doğu'yu çok iyi yaşayabilen ve Batı'yı iyi anlayabilen bir noktadayız. Alt yapımızı kuvvetlendirmeliydik. Allah'a şükürler olsun. Ciddi bir alt yapı zenginliğini yerine getiriyoruz. İnsan kaynağını zenginleştirmemiz lazımdı. Bu gün anaokuluna giden öğrenci sayımız yüzde 60'lardan yüzde 70'lere ulaştı. Çünkü bu insan kaynağıyla rekabeti yakalayacağız. Bizim çağımızda 7 yaşından önce okula gitmek yoktu. Dünyada ise doğduğu andan itibaren eğitim vardı. Oysa bizim anlayışımız vardı. Biz modern ipek yolunun en önemli yerindeyiz. 21. asrın önümüze koyduğu fırsatı yaşıyoruz. Tanap'tan Bakü-Tiflis-Ceyhan boru hattına kadar yine en önemlisi 20 yıl önce Doğu Akdeniz'e turistik seyahat gemilerimize izin vermezlerdi. Şimdi arama yapıyoruz. Dünyanın şu anda en önemli geçiş güzergahıyız. Türkiye bunu elde etti. İşte bu fırsatları, çok kutuplu ortaklık olarak nitelendirdiğimiz bir dünyayı tanıyor Türkiye."

"Güvenli bölge, geri dönüşü hızlandıracaktır"

Bakan Soylu, "İnanız ki bir taraftan o güvenli bölgede yerleştireceğimiz insanlarla ve düzensiz göçmenlerin geri dönüşü özellikle güvenli bölge oluşturulmasından sonra hızlanacaktır. Suriye içinde bu bölge bir huzur oluşturacaktır. Ülkemizde kalan olabilir mi elbette olabilir. Ama kalışların da makul seviyede olacağı, hatta sosyal, ekonomi, istihdam alanında da bize ciddi katkı sunacaktır. Hala pek çok sektörde bu insanlar ciddi bir istihdam oluşturmakta, vergi geliri sağlamaktadır. Dolayısıyla güvenlik meseleleri de sonuçlandığında makul seviyeye gelecektir. Kimse bu günkü Türkiye'yi 20 yıl önce hayal edemezdi. 20 yıl sonraki coğrafyamızı da kimse hayal edemeyecek. Herkesin birbiriyle kardeş olduğu, Yemen'e kadar kardeş olduğumuz bir anlayışı ortaya koyacağız. Avrupa'ya da medeniyetin nasıl olduğunu gösteren bir anlayışı ortaya koyacağız" şeklinde sözlerini tamamladı.

Kaynak: İHA

Haber Videosu: Bakan Soylu: "Hiç kimsenin bir ülkedeki istikrarsızlığı fırsat bilerek fiili durum oluşturarak...