Doç. Dr. Oğuz Kurdoğlu, Artvin İl Genel Meclisi Şubat Ayı Oturumunda Konuştu: Artvin Size Emanet, Gidiş Gerçekten Çok Kötü
KTÜ Orman Fakültesi öğretim üyesi Doç. Dr. Oğuz Kurdoğlu, Artvin'de madencilik faaliyetlerinin ulaştığı boyutlara dikkat çekerek, iklim krizi ve içme suyu koruma ihtiyacını vurguladı. Artvin'in büyük bir kısmının maden ruhsat alanı haline geldiğini belirten Kurdoğlu, madenciliğin ve HES projelerinin çevresel etkilerini ele aldı.
Haber: Uğur İSTANBULLU
(ARTVİN) - Artvin İl Genel Meclisi'nin Şubat ayı oturumunda konuşan KTÜ Orman Fakültesi öğretim üyesi Doç. Dr. Oğuz Kurdoğlu, Artvin'de madencilik faaliyetlerinin ulaştığı boyutlara dikkati çekti.Artvin'in büyük bölümünün maden ruhsat alanı haline geldiğini belirten Kurdoğlu, "Artvin size emanet, gidiş gerçekten çok kötü. Hiç olmazsa içme sularımızı korumamız gerekiyor. Çünkü iklim değişikliği nedeniyle gelecek çok karanlık görünüyor. Bir kulübeye bile izin verirken, iklim krizinin gelecekte başımıza neler getirebileceğini lütfen düşünelim. Vatansever olmak, ülkemizi sevmektir. Hepimiz ülkemizi seviyoruz; bundan kimsenin kuşkusu olmasın. Tabiata saygı, aklın gereğidir." dedi.
KTÜ Orman Fakültesi öğretim üyesi Doç. Dr. Oğuz Kurdoğlu ve Yeşil Artvin Derneği Başkanı Nur Neşe Karahan Artvin İl Genel Meclisi'nin Şubat ayı toplantısına katıldı. Meclis Başkanı Hakan Makar ve meclis üyeleriyle toplantının ardından, Oğuz Kurdoğlu iklim değişikliği ile Artvin'de madencilik ve Hes'ler kapsamında yürütülen projeler hakkında İl Genel Meclisi'ne bilgilendirme sunumu yaptı.
Doç. Dr. Oğuz Kurdoğlu, Artvin'de devam eden madencilik, HES ve yol projeleri ile son 15 yılda ormanlarda yapılan kesimlere işaret etti. ÇED süreçlerinde problemler olduğunu aktaran Kurdoğlu, bu süreçleri denetleyen mekanizmaların azaldığını dile getirdi. Sorunun bu noktalada başladığını kaydeden Kurdoğlu, şunları söyledi:
"Size çok büyük görev düşüyor. Buradan çok iyi bir denetim yaparak ancak izin verilip verilmeyeceğini değerlendirmeniz ve sonuçlandırmanız gerekiyor. Ardanuç, yüzde 51'i maden ruhsat alanı. Arhavi'de bu oran yüzde 80, Borçka'da yüzde 76–72, Hopa'da yüzde 86, Kemalpaşa en şanslı olanı yüzde 48. Merkez ilçe Artvin yüzde 92. Murgul'da ise işletme çok olduğu için büyük bir alan işletme sahası. Şavşat yüzde 46, Yusufeli yüzde 75. Türkiye'de 70 çeşit maden var. Bunun yüzde 52'sine sahip olmamıza rağmen ülkeler arasında 29. sıradayız. Dünya pazarı içindeki payımız binde 16 ile 52. sırada. Amerika'da bu oran yaklaşık yüzde 4,5, Kanada'da yüzde 7,5, Avustralya'da yaklaşık yüzde 9. Gayrisafi hasıla içindeki payları da yüzde 8,5 civarında. Bizde ise bu oran yüzde 1,3. Üretim yapıp yeni katma değerler yaratamazsak bunun hiçbir faydası yok. Örneğin bakır, tonu bin 500 dolara ihraç ediliyor, işlenmiş madde olarak 8-9 bin dolara geri alıyoruz. İhracatımız artıyor ama ithalat makası giderek açılıyor. Topluma doğrudan bir faydası yok."
"Kolayca taşınıp rahat edeceğimiz arazilerimiz yok"
Altın Madencileri Derneği Başkanı, 'Artvin'in yerini değiştirmeyi konuşabiliriz' diyor. Kanada'da altın için şehirlerin yerinin değiştirildiği söyleniyor. Kanada'nın yüz ölçümü yaklaşık 10 milyon kilometrekare, Türkiye'nin ise 780 bin kilometrekare. Kanada'nın nüfusu 41 milyon, Türkiye'nin 86 milyon. Kanada'da 24 hektara bir kişi düşüyor. Türkiye'de ise bir hektardan daha küçük alanlara sıkışmış durumdayız. Dolayısıyla kolayca taşınıp rahat edeceğimiz arazilerimiz yok. SSR diye meşhur bir firma var; İliç'teki firma. Şimdi Hod'ta. Yaklaşık 30 milyar dolarlık bir değerden söz ediyorlar. Peki Türkiye bunun ne kadarını alacak? 1 milyar doları bile kalmıyor, çünkü payı yüzde 1 civarında. Eğer söyledikleri 30 milyar dolar doğruysa. Zaten biliyorsunuz, genelde 8 ton altın denir ama 18 ton çıkar. Artvin size emanet, gidiş gerçekten çok kötü. Hiç olmazsa içme sularımızı korumamız gerekiyor. Çünkü iklim değişikliği nedeniyle gelecek çok karanlık görünüyor. Bir kulübeye bile izin verirken, iklim krizinin gelecekte başımıza neler getirebileceğini lütfen düşünelim. Vatansever olmak, ülkemizi sevmektir. Hepimiz ülkemizi seviyoruz; bundan kimsenin kuşkusu olmasın. Tabiata saygı, aklın gereğidir."









