FIFA 2026 Dünya Kupası, yeşil sahalardan uzaklaşıp "siyasi zemine" taşınıyor
Spor yorumcusu Serkan Akkoyun: - "Bizler turnuvalar başlamadan önce bir kaynak taraması yaparız dünyada saygın gazeteciler, yazarlar nelerden bahseder diye. Ben de birkaç gün önce bunu araştırdığımda kim ne yazmış, neden bahsetmiş dediğimde 10 tane makale okuduysam 7-8 tanesi saha dışından bahsediyor. Bu da aslında yaklaşan turnuvada bize her şeyi özetliyor" - "Katar'daki insan hakları ihlalleriydi de ABD'deki değil mi? Rusya'nın dünya politikasına bir zararı varsa ABD'nin yok mu? Bu samimiyetsizlik, ayrımcılık ve açıkça iki yüzlülük"
Spor yorumcusu Serkan Akkoyun, 2026 FIFA Dünya Kupası öncesinde atılan bazı adımların sporun birleştirici ve eşitlik ruhuna aykırı olduğu, ev sahibi ülke Amerika Birleşik Devletleri'nin attığı adımların turnuvayı yeşil sahalardan siyasi zemine taşıdığı değerlendirmesi yaptı.
Yaklaşan Dünya Kupası öncesinde, turnuvanın giderek daha çok siyasi bir hal almasını AA muhabirine değerlendiren Akkoyun, Dünya Kupası organizasyonlarının tarih boyunca, tıpkı olimpiyatlar gibi bir spor şöleni olarak kutlanıldığını ancak son yıllarda bu turnuvanın yavaş yavaş politik çıkarlar için kullanılan bir argüman haline getirildiğini söyledi.
Özellikle 2018 yılında Rusya ile başlayan ve 2022 yılında Katar ile devam eden organizasyonlarda, Batı dünyasının bu turnuvalara yönelik insan hakları ihlalleri ile ilgili eleştirilerde bulunduğunu ancak bugün ABD'de düzenlenecek olan Dünya Kupası öncesinde ev sahibi ülkenin farklı coğrafyalardaki savaş, çatışma ve ülke içerisindeki güvensiz ortamından bahsedilmediğini ve hatta bile isteye sümenaltı edilmeye çalışıldığını ifade etti.
"Amerika Birleşik Devletleri olunca yaklaşım değişiyor"
Akkoyun, "Bizler turnuvalar başlamadan önce bir kaynak taraması yaparız dünyada saygın gazeteciler, yazarlar nelerden bahseder diye. Ben de birkaç gün önce bunu araştırdığımda kim ne yazmış, neden bahsetmiş dediğimde 10 tane makale okuduysam 7-8 tanesi saha dışından bahsediyor. Bu da aslında yaklaşan turnuvada bize her şeyi özetliyor." dedi.
Son dönemde düzenlenen büyük organizasyonlarda ev sahibi ülkelerin yoğun şekilde eleştirildiğini hatırlatan Akkoyun, söz konusu Amerika Birleşik Devletleri olduğunda ise birçok çevrenin farklı bir tavır benimsediğini savundu.
Herkesin görüşlerini özgürce dile getirme hakkına sahip olduğunu ancak bu tavrın tutarlı olması gerektiğini vurgulayan Akkoyun, "Rusya ve Katar diğer milletlerin eleştirilerde hemfikir olduğu ülkelerdi. Ama konu ABD olunca katılımcı ülkeler, 'Futbol konuşalım, futbolda kalalım. Siyaset bizim meselemiz değil' şeklinde yaklaşıyorlar. Katar'daki insan hakları ihlalleriydi de ABD'deki değil mi? Rusya'nın dünya politikasına bir zararı varsa ABD'nin yok mu? Bu samimiyetsizlik, ayrımcılık ve açıkça iki yüzlülük." değerlendirmesinde bulundu.
Akkoyun, özellikle bir önceki organizasyonda, Almanya'nın ev sahibi Katar'ı insan hakları ihlalleriyle suçlayıp, maçlara üzerinde "insan hakları" (human rights) yazılı kıyafetlerle çıktığını hatırlatırken, söz konusu insan hakları meselesinin Filistin, İran veya Arap coğrafyasında ya da dünyanın farklı yerlerinde işlenen suçlara ortaklık eden ülkeler için gündeme getirilmediğini savunarak, "Amerika Birleşik Devletleri olunca olaya biraz daha 'Biz futbol konuşalım, futbolda kalalım' şeklinde yaklaşıyorlar. İster istemez insan bir samimiyet sorgulaması yapıyor. Katar'daki insan hakları ihlallerini konuşuyorduk da Amerika'dakileri konuşmayacak mıyız? Rusya'nın dünya politikasında etkileri varsa Amerika'nın yok mu? Burada bir çifte standart, bir tutarsızlık var." ifadelerini kullandı.
"FIFA artık bir şirket gibi yönetiliyor"
Akkoyun, uluslararası futbol otoritelerinin de son yıllarda futbolun siyasileşmesinde katkısının olduğunu, kendi değerlerinden uzaklaşarak sporun eşitlikçi ve birleştirici misyonuna zarar verdiğini belirtirken, özellikle FIFA'nın bu noktada daha kurumsal ve ticari bir yapıya dönüştüğünü söyledi.
Turnuvanın organizasyon yapısında ekonomik ve siyasi güç merkezlerinin etkisinin hissedildiğini savunan Akkoyun, bu nedenle kamuoyunun sürekli saha dışı konuları tartışmak zorunda kaldığını ifade etti.
En basitinden bugün İran'ın dünya kupası vizesi almış olmasına karşılık ABD'nin isteği nedeniyle organizasyona alınmaması için her yolun denendiğini ve her türlü zorluğun İranlı ekibe uygulandığını dile getirirken, bu durumun yaşanmasında FIFA'nın da sorumluluğunu yerine getirememesinin de etkili olduğunu aktardı.
İran'a uygulanan zorluğun yanı sıra bazı ülkelerin taraftarlarına yönelik giriş kısıtlamalarının da organizasyonun evrensel ruhuna zarar verdiğini savunan Akkoyun, "Olimpiyatlar ve Dünya Kupaları gibi organizasyonların temel amacı farklı ülkeleri eşit şartlarda bir araya getirmektir. Ancak bazı ülkelere uygulanan kısıtlamalar bu anlayışla örtüşmüyor." ifadelerini kullandı.
"Turnuva boyunca protestolar görebiliriz"
Dünya Kupası sırasında saha içinde sıkı güvenlik önlemleri alınacağını ancak saha dışında çeşitli protestoların yaşanabileceğini söyleyen Akkoyun, özellikle Filistin meselesine duyarlı toplulukların organizasyon süresince seslerini duyurmaya çalışmasını beklediğini belirtti.
Dünya Kupalarının geleneksel olarak farklı kültürlerin bir araya geldiği renkli organizasyonlar olduğunu hatırlatan Akkoyun, günümüzde küresel siyasetin spor üzerindeki etkisinin daha görünür hale geldiğini, fakat insanların da buna artık daha yüksek sesle tepki göstermesi gerektiğini söyledi.
Özellikle Dünya Kupası gibi etkinliklerin, tüm dünya halkları için birer spor şöleni olduğunu ve rekabet ile birlik ve beraberliğin eşgüdümlü olarak hissedilebildiği sayılı organizasyonlardan biri olduğunu belirten Akkoyun, bu gibi hem tarihi hem de kültürel miras içeren etkinliklerin ayrımcılığı meşrulaştıran, hukuk dışılığın propagandasının yapıldığı zeminler haline getirilmemesi gerektiğine vurgu yaptı.
Akkoyun, sözlerini şöyle tamamladı:
"Dünya Kupaları aklımızda dansların, renkli görüntülerin ve farklı kültürlerin buluştuğu organizasyonlar olarak yer etti. Ancak dünya artık çok daha politik bir eksende ilerliyor. Futbol uzun süre bundan bağımsız kalabilmişti. Fakat turnuvanın Amerika Birleşik Devletleri'nde düzenlenmesiyle birlikte bu bağımsızlığın da tartışmalı hale geldiğini görüyoruz. Tüm bunların ışığında bir sporsever ve vicdanlı bir birey olarak bu turnuva için 'Keşke Amerika'da olmasaydı' diyebilirim."
ABD-Kanada-Meksika'nın ev sahipliği yapacağı 2026 FIFA Dünya Kupası
ABD'nin 2026 yılında yürürlüğe koyduğu yeni vize ve seyahat kısıtlamaları, uluslararası turnuva öncesinde büyük tartışmalara yol açtı.
Turnuvaya katılma hakkı kazanan Senegal, Fildişi Sahili ve Haiti gibi ülkelerin futbolcularına ve teknik heyetine turnuva için vize verirken, maçı izlemek isteyen taraftarlara ülkeye girişi yasakladı. Bunun yanı sıra ABD Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza (ICE) birimlerin yetkilendirilerek, taraftarların konsolosluklardan vize almış olsalar bile "şüpheli" olarak görülen kişilerin hiçbir gerekçe göstermeksizin havalimanından doğrudan geri göndermesine onay verildi.
ABD hükümeti, turnuvaya gelecek taraftarlar için vize randevularını hızlandırmak amacıyla FIFA ile ortaklaşa "FIFA PASS" sistemini kurdu. Bu sistem kolaylaştırıcı bir adım gibi hayata geçirilse de uygulamadan yalnızca biletini doğrudan FIFA'dan alanlar için geçerli olacağı belirtildi.
Güvenlik taramalarını aşırı derecede sıkılaştıran ABD yönetimi, turnuva vesilesiyle ülkeye gelecek "riskli" gördüğü gruplardan ve belirli ülkelerin vatandaşlarından son 5 yıla ait tüm sosyal medya hesap geçmişlerini, kullanıcı adlarını ve dijital izlerini talep etti. Bu durum, insan hakları örgütleri tarafından "kitlesel gözetim ve fişleme" olarak nitelendirilerek büyük tepki çekti.
Son olarak uzmanlar, ABD yönetiminin İranlı futbolculara ve teknik ekibine vize konusunda zorluk çıkartması, ülkede istememesi ve turnuvaya katılım hakkı elde etmiş olmasına karşılık İran'ın turnuva dışında tutulması için mücadele vermesi sportif bir organizasyonun siyasi zemine taşınmak istenmesi, güvenlik ve sınır politikalarının öne çıktığı bir sürece dönüştürdüğünü savunuyor.















