Memur-Sen'den, "Sivil İtaatsizlik" Açıklaması

Memur-Sen'den, "Sivil İtaatsizlik" Açıklaması

Memur-Sen'den, 'Sivil İtaatsizlik' Açıklaması
İhlas Haber Ajansı - Haberler | Yerel

Memur-Sen Balıkesir İl Temsilcisi Mustafa Erol, kamuda kılık-kıyafet serbestliğinin tanınması ve başörtüsü yasağının kaldırılmasıyla ilgili taleplerinin hala yerine getirilmemesine sert tepki gösterdi.

Memur-Sen Balıkesir İl Temsilcisi Mustafa Erol, kamuda kılık-kıyafet serbestliğinin tanınması ve başörtüsü yasağının kaldırılmasıyla ilgili taleplerinin hala yerine getirilmemesine sert tepki gösterdi. Mustafa Erol, temel hak ve hürriyetlerin kişiye doğuştan bahşedildiğini, bu temel hak ve hürriyetlerin hükumetlerin bir lütfu olmadığını, Aanayasa ve evrensel hukuk belgeleri ile tanınıp koruma altına alınan doğal bir hak olduğunu söyledi.

Memur-Sen Balıkesir İl Temsilciliğinde düzenlenen basın toplantısına; Memur-Sen Kadın Kolları Başkanı ve Sağlık Sen şube başkan yardımcısı İsmet Atik, Büro Memur-Sen şubesinden Sedat Karataş, Yılmaz Burucu, Güner Kurt ve Ahmet Gür, Eğitim-Bir-Sen şube başkanı İbrahim Ethem Yılmaz, şube başkan yardımcıları Ümit Çelik, Mustafa Uras ve Ali Tanrıkulu, Kültür Memur-Sen temsilcisi Erdinç Bayram katıldı. Memur-Sen İl Temsilcisi Mustafa Erol'un okuduğu basın açıklamasında, 18 Mart 2013 tarihinde Memur-Sen Konfederasyonu ve konfederasyona bağlı sendikaların yönetim kurullarında alınan karar gereği bu tarihten itibaren erkek ve kadın kamu görevlilerinin kılık-kıyafetlerini özgürce seçmelerine engel olan 1982 tarihinde çıkarılan ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu belirttiği, "Kamu Kurum ve Kuruluşlarında Çalışan Personelin Kılık ve Kıyafetine Dair Yönetmelik" hükümlerine bağlı kalmadan hizmet sunulması kararı alındığını bildirdi. Bu karara istinaden iseyen Memur-Sen üyelerinin sivil itaatsizlik adına kravatsız ve serbest kıyafet ile isteyen bayan üyelerin de başörtülü olarak kamu hizmeti sunmaya başladıklarını belirten Mustafa Erol, "Eylemin öznesini teşkil eden kamuda çalışan kadınların başlarını örtme talepleri inandıkları dinin gereğini yerine getirme arzusundan kaynaklanmaktadır. İnanma ve inandığı gibi yaşama arzusu da inanç hürriyetinin gereği olarak temel hak ve hürriyetler kapsamındadır. Kişiye doğuştan bahşedilen temel hak ve hürriyetler hükumetlerin ve yöneticilerin bir lütfu olmayıp, anayasa ve evrensel hukuk belgeleri ile tanınan ve koruma altına alınan doğal bir haktır. Ancak özellikle ara rejim dönemlerinde iç tüzük, yönetmelik ve genelge gibi hukuki dayanaktan yoksun düzenlemelerle özgürlük alanlarının daraltılması, 30 yılı aşkın süredir kamuda uygulanan başörtüsü yasağı kadınlarımız ve kızlarımızın

inandığı gibi yaşama haklarını ellerinden almıştır.darbe ürünü bir yönetmelikle kadınlarımız ve kızlarımız çalışma hayatının dışına itilerek,eğitim- öğretim,hakkından mahrum olarak yaşamaya mecbur edilmişlerdir. Kamuda çalışanlara bu haklar iade edilinceye kadar onurlu mücadelemiz devam edecektir" dedi.

HÜKUMETE GÖZDAĞI

Memur-Sen Balıkesir İl Temsilcisi Mustafa Erol, kaybedilen bu hakların yeniden kazanılması, başörtüsü yasağının sonlandırılması ve kılık-kıyafet özgürlüğünün sağlanması amacıyla başlattıkları eylem kararının hem kamu çalışanları hem vatandaşlar tarafından takdirle karşılandığını söyledi. Taleplerinin yerine getirilmemesiyle ilgili hükumete gözdağı veren Memur-Sen İl Temsilcisi Mustafa Erol, şöyle devam etti;

"Buradan hükumete sesleniyoruz; 12 milyon 300 bin imzanın gereğini yerine getirerek darbe ürünü bu yönetmeliği tarihin çöplüğüne göndermelidir.

4688 Sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları Kanununun 5198 sayılı Kanun'la değişik 18. maddesinde 'Kamu görevlileri, iş saatleri dışında veya işverenin izni ile iş saatleri içinde sendika veya konfederasyonların bu kanunda belirtilen faaliyetlerine katılmalarından dolayı farklı bir işleme tabi tutulamaz ve görevlerine son verilemez' hükmü yer almaktadır. 5237 Sayılı TCK'nın 118.Maddesinde de 'Bir kimseyi karşı bir sendikaya üye olmaya veya olmamaya, sendikanın faaliyetlerine katılmaya veya katılmamaya, sendikadan veya sendika yönetimindeki görevinden ayrılmaya zorlamak amacıyla, cebir veya tehdit kullanan kişi, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Ayrıca cebir veya tehdit kullanılarak ya da hukuka aykırı başka bir davranışla bir sendikanın faaliyetlerinin engellenmesi halinde, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasına hükmolunur' ifadesi yer almaktadır. Ayrıca Anayasanın 90. Maddesi gereğince 'Usulüne göre yürürlüğe konulmuş milletler arası antlaşmalar Kanun Hükmünde sayıldığından sendikal faaliyetleri güvence altına alan Sendikal Örgütlenme ve Örgütlenme Hakkının Korunmasına İlişkin 87 Sayılı İLO Sözleşmesi, Kamu Hizmetlerinde Örgütlenme Hakkının Korunmasına ve İstihdam Koşullarının Belirlenmesi Yöntemlerine İlişkin 151 Sayılı Sözleşmesi, Avrupa İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına İlişkin Sözleşmenin 5. Maddesi usulüne göre yürürlüğe konulmuş iç hukukumuzdan kabul edilmiştir. Danıştay ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin de sendikal faaliyetlere katılanlar hakkında disiplin soruşturması açılamayacağı ve disiplin cezası uygulanamayacağına dair kararları bulunduğu gibi, MEB'in 27.02.2012 tarih ve 17848 sayılı sendika eylemi konulu yazısında, sendikal faaliyetlere katılımın özür olarak kabul edilmesi gerektiği belirtilmiştir. Bu sebeple disiplin suçu teşkil etmeyen bir eylem sebebiyle ceza verilemez. Anayasa'da teminat altına alınan temel hak ve özgürlüklere, ülkemiz tarafından imzalanarak usulüne göre yürürlüğe konulmuş uluslararası anlaşmalara, ülkemizin onayladığı belge ve bildirgeler kapsamında yer alan eşitlik, ayrımcılık yasağı gibi evrensel hukukun temel ilkelerine aykırı hükümler ihtiva eden çağ dışı yönetmelik hükümlerine uymamak için onurlu bir duruş sergileyen ve sivil itaatsizlik göstererek eylem kararına uyan üyelerimizin azarlanması, arkadaşları arasında küçük düşürücü ifadeler kullanılarak rencide edilmesi, haklarında tutanak tutulması, ifadelerinin alınması, soruşturma açılması gibi yöntemlerle sindirilmesi ve eyleme katılmaktan men edilmeye çalışılması açıkça suç teşkil etmektedir."

MOBBİNGÇİ YÖNETİCİLERE SUÇ DUYURUSU

Memur-Sen İl Temsilcisi Mustafa Erol, üyelerinin temel hak ve hürriyetler kapsamında uyguladıkları sendika eylemleriyle ilgili engellemeye yönelik hareket eden yöneticiler hakkında suç duyurusunda bulunacaklarını, hukuk mücadelesini sonuna kadar devam ettireceklerini bildirdi. Özellikle eğitim dalında bazı okul müdürlerine yönelik mobbing uygulama yapıldığını, oysa sendikal eylemlere katılmanın hiçbir şekilde suç teşkil etmediğini vurgulayan Mustafa Erol, "İç hukukumuz ve evrensel hukuk hükümleri, yargı kararları ve bakanlığın söz konusu yazısı birlikte değerlendirildiğinde kamu çalışanlarının üyesi bulundukları sendikanın kararına uygun olarak eyleme katılmalarının yasal, anayasal ve evrensel bir hak olduğu ve bu hakkın kullanılmasının engellenemeyeceği eyleme katılanların cezalandırılamayacağı gibi ifadeler doğrultusunda sendikal eyleme katılmak suç değildir. Asıl suç olan bizzat yapılan eyleme mani olmaktır. Son günlerde bize ulaşan bilgiler doğrultusunda, sayısı bir elin parmağını geçmeyecek kadar idarecinin statükocu zihniyeti ile hareket ederek kılık kıyafet serbestliği eylemine katılan üyelerimizden durumdan vazife çıkarıp savunma istedikleri bilinmektedir. Eyleme katılan üyelerimize engel olmak amacı ile mobbing uygulayan, bu yöneticilerin tavırlarına karşı hukuki mücadele başlatacağımızı buradan kamuoyuna duyuruyoruz" diye konuştu.

(YU)

04.04.2013 12: 07: 04

TSI

NNNN - BALIKESİR

Memur-Sen'den, 'Sivil İtaatsizlik' Açıklaması
Memur-Sen'den, 'Sivil İtaatsizlik' Açıklaması
Memur-Sen'den, 'Sivil İtaatsizlik' Açıklaması

Kaynak: İhlas Haber Ajansı

Haber Yorumları
500
Yazılan yorumlar hiçbir şekilde Haberler.com’un görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Yorumlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir.

Manşet Haberler

title