KESK'ten OVP eleştirisi: "Bu OVP yılladır emeği hedef alan saldırıların son halkasıdır"

KESK Eş Genel Başkanı Ahmet Karagöz, "Bu iktidarın Orta Vadeli Programı da uzun vadeli programı da emek düşmanı, sermaye dostudur. Nitekim yıllardır emekçiler, çalışanlar olarak bizlerin gelirleri küçülürken; büyüyen sermaye, patronlar, yandaşlar oldu. Yoksullaştırma politikalarına rıza üretmemiz için dayatılan antidemokratik uygulamalara her gün bir yenisi eklemeye devam ettiler. Bizleri iktidarlarına biat eden modern kölelere dönüştürmek için ellerinden geleni yapmaya devam ettiler. Bu OVP yılladır bizleri, emeği hedef alan saldırıların son halkasıdır" dedi.
(ANKARA) - KESK Eş Genel Başkanı Ahmet Karagöz, "Bu iktidarın Orta Vadeli Programı ( Ovp ) da uzun vadeli programı da emek düşmanı, sermaye dostudur. Nitekim yıllardır emekçiler, çalışanlar olarak bizlerin gelirleri küçülürken; büyüyen sermaye, patronlar, yandaşlar oldu. Yoksullaştırma politikalarına rıza üretmemiz için dayatılan antidemokratik uygulamalara her gün bir yenisi eklemeye devam ettiler. Bizleri iktidarlarına biat eden modern kölelere dönüştürmek için ellerinden geleni yapmaya devam ettiler. Bu OVP yılladır bizleri, emeği hedef alan saldırıların son halkasıdır" dedi.
Karagöz, düzenlediği basın toplantısında, 2027-2029 dönemini kapsayan OVP'nin dört gün önce Resmi Gazete'de yayımlandığını belirterek, üç yıllık dönemin ekonomik ve sosyal politikalarına yön verecek OVP'nin aynı zamanda bütçenin hazırlanmasında temel alınacak politika belgesi niteliğinde olduğunu söyledi.
KESK'in her OVP ve bütçe döneminde, "Bu program kimin için hazırlanıyor? Kimin hakkı ve çıkarı korunuyor? Nimet kime dağıtılıyor? Külfet kimin sırtına yükleniyor?" sorularını sorduğunu anlatan Karagöz, "Çünkü emekçiler açısından mesele, OVP'de plaza dili ile kullanılan süslü ekonomik kavramlar değil; sofraya konulan ekmek, ödenen kira, alınan maaş ve geleceğe dair güvencedir" dedi.
"TÜRKİYE'DE HER 5 KİŞİDEN 4'Ü EMEKÇİ SINIFININ BİR PARÇASIDIR"
Türkiye'de nüfusun ezici çoğunluğunu işçiler, emekliler, kamu emekçileri, ev-çocuk-yaşlı bakımı omuzlarına yıkılan kadınlar, küçük esnaflar, küçük üreticiler ve çiftçilerin oluşturduğuna işaret eden Karagöz, şunları kaydetti:
"TÜİK verilerine göre istihdamda olan yurttaşımızın sayısı 32,5 milyondur. 4 milyon kamu emekçisi olarak bu rakamın içinde bizler de varız. Yaklaşık 10 milyon insanımız kayıt dışı çalışıyor. Üstelik bunlara göçmen, sığınmacı pozisyonda olanlar dahil değil. 16 milyonu aşkın emeklimiz var. Bunların üzerine küçük esnafı, çiftçiyi, üreticiyi, istihdam rakamlarında bile yer bulamayan ev kadınlarını eklediğimizde toplumun en az yüzde 80'ini emeği ile alın teri ile geçinen kesimler ve onların aileleri oluşturuyor. Kısacası bugün Türkiye'de her 5 kişiden 4'ü emekçi sınıfların bir parçasıdır."
"MAAŞ ARTIŞLARIMIZ İLK DEFA HEDEFLENEN ENFLASYON ORANLARININ BİLE ALTINDA KALDI"
Toplu sözleşme döneminde uzlaşma olmadığı ve Hakem Heyeti'nin gerçekleşen değil, tahmin edilen enflasyona göre zam getirdiğini anlatan Karagöz, şöyle devam etti:
"Böylece maaş artışlarımız ilk defa hedeflenen enflasyon oranlarının bile altında kaldı. Yine 2026-2028 yıllarını kapsayan OVP'de enflasyon hedefi 2026 yılı için yüzde 16, 2027 için ise yüzde 9 olarak açıklandı. Yine Hakem Kurulu kararı ile biten 8. Dönem 'toplu sözleşmede' maaşlarımızda altışar aylık dilimler hallinde 2026 yılı için yüzde 11 + yüzde 7, 2027 yılı için ise yüzde 5 + yüzde 4 artış yapıldı. Buna rağmen iktidar bu OVP ile 2027 maaş, ücret, aylık artışlarında yüzde 21 oranını temel alacağını ilan etmiştir. Bugün açlık sınırının en az 10 bin lira altında kalan asgari ücretliler başta olmak üzere tüm bordroluların önümüzdeki 4 ay içinde kaybı daha da artacaktır. Rakamlar ortada. Maaşlarımız eriyor, hedefler yükseliyor. Bu durumda asgari ücretin yaklaşık 6 bin lira bir artışla açlık sınırının yarısına, emekli aylıklarının açlık sınırının üçte birine, kamu emekçileri maaşlarının ise açlık sınırına yaklaşması kaçınılmazdır."
"BU KAMU KAYNAĞININ ÖZEL ÇIKARLARA AKTARILMASI"
Karagöz, bazı köprü ve otoyolların özelleştirme planına alınmasına ilişkin karara değinerek, şöyle konuştu:
"İktidar 5 gün önce Boğaziçi ve Fatih Sultan Mehmet köprülerinin ve ikisi çevre otoyolu olmak üzre 8 otoyolun özelleştirme programına alındığını ilan etmiştir. Hazine ve Maliye Bakanlığı yaptığı açıklamada bunun 'satış' değil, 30 yıllığına 'işletme hakkı transferi' olduğunu ve mülkiyetin devlette kalacağını savunsa da gerçekler ortadadır. Bunun adı ne olursa olsun, sonuç kamu kaynağının sermayeye, özel çıkarlara aktarılmasıdır. Nitekim Karayolları Genel Müdürlüğü'nün 2026 Kurumsal Mali Durum ve Beklentiler Raporu adeta altın yumurtalayan bir tavuğun göz göre göre katledildiğini göstermektedir. Bakım ve diğer giderleri düşüldükten sonra 2025 yılında 500 milyon dolar net gelir elde edilen köprü ve otoyollar sermayeye yok pahasına teslim edilmiştir. Yapılan hesaplamalar söz konusu köprü ve otoyollara 'işletme hakkı transferi' adı altında çökenlerin 30 yılda güncel kurla 871 milyar 920 milyon lira kazanç elde edeceği göstermektedir."
"ORTAK VARLIKLARIMIZIN SEÇİM YATIRIMI OLARAK PEŞKEŞ ÇEKİLMESİNE DEVAM EDİLECEKTİR"
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığına bağlı Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü (MAPEG) tarafından yürütülen ihale kapsamındaki satışlarIN 3 gün önce tamamlandığını belirten Karagöz, "1 hafta süren ihale sürecinde toplam 46 ilde, 29 bin 218 hektarlık, yani yaklaşık 40 bin futbol sahası kadar ormanlık ve tarımsal alan özel maden şirketlerine satılmıştır. OVP'ye göre iktidar 2027'de 183 milyar lira, 2028'de ise 163,5 milyar lira özelleştirme geliri elde etmeyi hedeflemektedir. Yani hepimizin ortak varlıklarının saray iktidarının artan harcamalarını karşılamak, bütçe açığını kapatarak günü kurtarmak ve önümüzdeki yıl belli kesimlere 'seçim yatırımı' olarak dağıtılmak üzere sermayeye peşkeş çekilmesine devam edilecektir" diye konuştu.
"BU OVP EMEĞİ HEDEF ALAN SALDIRILARIN SON HALKASIDIR"
OVP hakkında söylenecek daha fazla söz bulunduğunu belirten Karagöz, şunları kaydetti:
"Ancak buraya kadar anlattıklarımızın bu OVP'de külfetin kimlere yıkıldığını, kimlerin nemalandığını göstermeye yettiğini düşünüyoruz. Bir kez daha altını çiziyoruz. Bu iktidarın Orta Vadeli Programı da uzun vadeli programı da emek düşmanı, sermaye dostudur. Nitekim yıllardır emekçiler, çalışanlar olarak bizlerin gelirleri küçülürken; büyüyen sermaye, patronlar, yandaşlar oldu. Yoksullaştırma politikalarına rıza üretmemiz için dayatılan antidemokratik uygulamalara her gün bir yenisi eklemeye devam ettiler. Bizleri iktidarlarına biat eden modern kölelere dönüştürmek için ellerinden geleni yapmaya devam ettiler. Bu OVP yılladır bizleri, emeği hedef alan saldırıların son halkasıdır.
"GÜN BİRLEŞME GÜNÜDÜR"
Bu OVP ile işçiler, emekçiler açısından önümüzdeki 3 yılın değil, 200 yıl geride kalan kölelik koşullarının hayata geçirilmesi hedeflenmektedir. Perşembenin gelişi çarşambadan bellidir. Bu OVP aynı zamanda yeni bir sosyal yıkım bütçesi ile karşı karşıya olduğumuzu göstermektedir. KESK olarak bu yıkım bütçesini kabul etmeyeceğimizi tüm kamuoyuna ilan ediyoruz. 'Bu düzene itirazım var' diyen tüm emekçilere, vatandaşlara sesleniyoruz: Tek önceliği sermayenin, patronların çıkarları olanların topyekün bir saldırısı ile karşı karşıyayız. Gün, sendikalı-sendikasız veya şu sendikanın üyesi, bu sendikanın üyesi diye bölünme günü değildir. Gün birleşme günüdür. Birlikte mücadele günüdür. Baskılara, emeğimizin ve irademizin değersizleştirilmesine dur diyelim."


















