Jeopolitik riskler altın talebini artırıyor

Güncelleme:
Facebook'da Paylaş Twitter'da Paylaş WhatsApp'da Paylaş Google News'de Paylaş

Prof. Dr. Güven Delice, küresel jeopolitik gerilimlerin merkez bankalarının altın alımlarını artırdığını ve altının güvenli liman özelliğini vurguluyor. Fiyatlardaki kısa vadeli düşüşlere rağmen talebin güçlü kalacağı belirtiliyor.

Sivas Cumhuriyet Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Finans ve Bankacılık Bölümü Başkanı Prof. Dr. Güven Delice, küresel jeopolitik risklerin altın fiyatlarına etkilerini AA Analiz için kaleme aldı.

***

Altın, rezerv varlık, yatırım aracı, mücevherat ve teknoloji/endüstriyel (özellikle elektronik) alanlarda kullanıma konu olan bir emtiadır. Herhangi bir kurum tarafından ihraç edilmeyen, dolayısıyla değeri ihraç edenin ödeme gücüne bağlı olmayan bir varlık olarak altın, merkez bankalarının uluslararası rezervlerinin önemli bir bileşenidir. Altın, kredi veya karşı taraf riski taşımadığı için güvenilir bir finansal araç olarak görülür ve bu da onu en önemli rezerv varlıklarından biri yapar. Merkez bankasındaki altın rezervlerinin büyüklüğü, ulusal finansal sisteme olan güven konusunda önemli bir işlev görür.

Altının güvenli liman özelliği nedeniyle, siyasi belirsizlik ve istikrarsızlık dönemlerinde merkez bankalarının talepleri artmaktadır. Diğer taraftan, portföy çeşitlendirmesi, enflasyona karşı korunma ve risk yönetimi açısından ilgi gören altın, özellikle stresli zamanlarda yatırımcılar açısından tercih edilen bir varlıktır. Yatırımcılar için altın psikolojik bir çapa görevi görmektedir. Finansal varlıkların değer saklama işlevi, getiri sağlama işlevinden daha önemli hale geldiğinde altına talep artmaktadır.

Altın fiyatlarının seyri

Merkez bankalarının altın alımlarının artmasında 2008 küresel finans krizi, Avrupa borç krizi ve 2022'de Rusya-Ukrayna Savaşı'nın başlaması dönüm noktaları olmuş, bu dönemlerde fiyatlar da hareketlenmiştir. Özellikle 2022'den itibaren artan talebin etkisiyle altın fiyatlarında rekor artışlar ortaya çıkmıştır. Bu dönemde merkez bankalarının talebindeki artışlar, altın fiyatlarındaki artışın katalizörü olmuş, doların zayıflaması ve artan güvenli liman talebi fiyatlardaki artışı desteklemiştir. Dünya Altın Konseyinin verilerine göre ons başına fiyatlar 2024'te istikrarlı bir yükseliş trendine girmiş ve bu trend 2025'te artarak devam etmiş, Ocak 2026'da tüm zamanların en yüksek seviyesi olan 5 bin 400 doların üzerine çıkmıştır.

Diğer taraftan, ABD ve İsrail'in İran'a saldırılarının başlamasından bu yana altın fiyatlarında anormal bir seyir ortaya çıkmış, savaşla birlikte gerileme başlayan fiyatlarda Mayıs ayının son iki haftasındaki artışların ardından Haziran ayı başında yeniden düşüş söz konusu olmuştur. Mart ayı başlarında 5 bin 313 dolar olan altın fiyatları yüzde 18'e yakın bir düşüş yaşayarak 2 Haziran itibarıyla 4 bin 503 dolara gerilemiştir. Bu dönemde savaşın enerji fiyatları üzerinden ortaya çıkardığı enflasyonist baskılar ve başta ABD hazine tahvilleri olmak üzere reel getirilerdeki artışlar altına yönelik talepte bir gerileme oluşturmuştur. Yüksek enflasyon altına talebi artırırken, enflasyonla mücadele kapsamında faiz oranlarının artırılması ters yönde etki yapar. Bu çerçevede yüksek enerji fiyatları ve enflasyon endişeleri sıkı para politikası (faiz artırımı) beklentilerini besleyerek altın fiyatlarında düşüşe sebep olmuştur. Satış dalgasına kaynaklık eden bir başka husus savaş nedeniyle likidite ihtiyacının artmasıdır. Fiyatlardaki gerileme, altının stratejik varlık ve güvenli liman özelliklerinin zayıflamasının değil, likidite ihtiyacının arttığının göstergesi olarak değerlendirilebilir.

Merkez bankalarının altın alımları

2022 sonrasında altın fiyatlarındaki artışta etkili olan faktörler arasında merkez bankalarının fiziki altın alımları ve yatırımcıların altına dayalı borsa yatırım fonu (ETF) ve benzeri ürünlere yönelik artan talepleri dikkat çekmektedir. Bu süreçte, finansal yaptırım kaygıları, ABD başta olmak üzere birçok ülkede borç yükündeki artışlar ve enflasyon konusundaki endişeler önemli rol oynamıştır.

Dünya Altın Konseyinin tahminlerine göre merkez bankası alımları 2022 öncesi tarihsel ortalamaların oldukça üzerine çıkmış, bu yıldan itibaren yıllık ortalama 1000 tonun üzerinde altın alımı gerçekleştirilmiştir. En fazla altın biriktiren ülkelerin genellikle jeopolitik gerilimlere en çok maruz kalan ülkeler olduğu dikkat çekmektedir. Fiyat dalgalanmalarına rağmen, jeopolitik riskler nedeniyle merkez bankaları kaynaklı altın talebi artmaya devam etmektedir. Bazı ülkelerin, artan harcamalar, döviz baskıları ve savaş kaynaklı likidite sorunları nedeniyle satış pozisyonu almaları bu eğilimi tersine çevirmemiştir.

Merkez bankaları neden fiziki altın stoklarını artırmaya çabalıyorlar?

Merkez bankalarının rezerv yönetiminde jeopolitik riskler giderek daha belirleyici bir rol oynamaktadır. Jeopolitik gerilimlerin artmasıyla birlikte, merkez bankası rezervlerinde ABD dolarının payının azaltılması çabaları, altın alımlarının artması ve yurt dışındaki rezervlerin önemli bir kısmının geri getirilmesiyle küresel rezervlerde altın ikinci sıraya yerleşmiştir. Kısa vadeli fiyat dalgalanmalarından bağımsız olarak, dolar varlıklarının yaptırıma tabi tutulabileceği, el konulabileceği veya değer kaybedeceği endişeleri öne çıkmış, bu da varlık çeşitlendirmesi amacını öncelikli konuma yükseltmiştir.

Rezerv yönetiminde dolar hala güvenli liman olarak görülürken, ABD'nin ticari ve finansal politikaları bu güveni ciddi biçimde sarsmaya başlamıştır. ABD'nin öncülük ettiği ticaret savaşları, 2022'de ABD öncülüğünde Rusya'ya yönelik uygulamaya konulan sert finansal yaptırımlar ve bu kapsamda ülkenin yurt dışındaki varlıklarının dondurulması, doların silah olarak kullanılması gibi hususlar merkez bankalarının altına yönelmelerinin önemli nedenleri arasında yer almaktadır.

Gelişmekte olan ülkelerin önemli bir kısmında merkez bankalarının altın talebindeki artış, esas olarak finansal yaptırımlar konusundaki endişelerden ve/veya uluslararası para sistemindeki olası değişiklik beklentilerinden kaynaklanmaktadır. Diğer taraftan, ekonomi anlayışı sıfır toplamlı bir bakış açısına dayanan ABD Başkanı Donald Trump'ın ekonomik faaliyetleri canlandırmak için Fed'e yönelik baskıları Bankanın bağımsızlığı konusunda endişelere ve finans piyasalarında tedirginliğe yol açmakta, bu da altın talebine yansımaktadır. Bu hususlar, doların küresel para sisteminin nominal çıpası olarak güvenilirliğini zayıflatmaktadır. Dolardan uzaklaşma, beraberinde altına yönelik ilgiyi artırmaktadır. Diğer güçlü para birimleri küresel ölçekten yoksun oldukları için, merkez bankaları siyasi olarak tarafsız, el koymaya karşı dirençli bir rezerv varlık olarak altına yönelmektedirler.

Özetle, merkez bankalarının altına yönelik talep artışı, esas olarak, ekonomik belirsizliklerin ve jeopolitik gerilimlerin kaynaklık ettiği finansal koruma arayışının tezahürü niteliğindedir. Bu bağlamda, belirsizlikler devam ettiği sürece altına yönelik talebin artacağı, jeopolitik faktörlerin altın talebini yönlendirmede belirleyici olmaya devam edeceği söylenebilir. İsrail/ABD-İran savaşıyla birlikte fiyatlarda ortaya çıkan düşüşler 2023 sonrası ivme kazanan yükseliş trendini tersine çevirecek düzeyde gözükmemektedir. Merkez bankalarının devam eden alımları nedeniyle talep güçlüdür. Halihazırda piyasayı yönlendiren en önemli faktör ABD-İran müzakereleridir. Müzakerelerin olumsuz sonuçlanması jeopolitik riskleri artırıp, güvenli liman arayışlarını hızlandırabilecektir. Orta vadede, yüksek küresel borç yükleri, ABD'deki ticari ve mali açıklar, merkez bankalarının rezerv çeşitlendirme ve dolardan uzaklaşma çabaları altın talebinin azalmasını engelleyecek faktörler olarak yerini korumaktadır.

[Prof. Dr. Güven Delice, Sivas Cumhuriyet Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Finans ve Bankacılık Bölümü Başkanıdır.]

*Makalelerdeki fikirler yazarına aittir ve Anadolu Ajansının editoryal politikasını yansıtmayabilir.

Haberler.com
500

Haberler.com'da yer alan yorumlar, kullanıcıların kişisel görüşlerini yansıtır ve haberler.com'un editöryal politikası ile örtüşmeyebilir. Yorumların hukuki sorumluluğu tamamen yazarlarına aittir.