ANALİZ - Batı'dan yükselen aykırı ses: Kanada Başbakanı Carney'in Türkiye ziyareti neden önemli?
Google algoritmasına bırakmayın, okuyacağınız haberi siz seçin! Tıkla ve ekle- Carney'in Türkiye ziyareti, dünya konjonktüründeki yeniden aktifleşen çatışma sarmalının nüksettiği bir dönemeçte, farklı kıtalardan iki liderin benzer formülleri çözüm önerisi olarak sunması değerli bir güvenli çıkış rotasına örnek oluşturabilir
Gazeteci Emre Karaca, Kanada Başbakanı Mark Carney'in Türkiye ziyareti çerçevesinde iki ülkenin küresel adalet arayışındaki ortak noktalarını AA Analiz için kaleme aldı.
***
"Onlarca yıl boyunca Kanada gibi ülkeler, 'kurallara dayalı uluslararası düzen' dediğimiz sistem altında refah içinde yaşadılar. Kurumlarına katıldık, ilkelerini övdük, öngörülebilirliğinden yararlandık. ve bu sayede onun koruması altında değer temelli dış politikalar yürütebildik. Uluslararası kurallara dayalı düzen hikayesinin kısmen yalan olduğunu biliyorduk. En güçlünün işine geldiğinde kendini muaf tuttuğunu, ticaret kurallarının asimetrik uygulandığını ve uluslararası hukukun, sanığa veya mağdura göre farklı titizlikle uygulandığını biliyorduk. Özellikle Amerikan hegemonyası, açık deniz yolları, istikrarlı bir mali sistem, kolektif güvenlik ve anlaşmazlıkları çözme çerçeveleri gibi kamusal avantajlar sağlıyordu. Bu pazarlık artık işlemiyor. Açık konuşayım: Bir geçiş değil, bir kırılma yaşıyoruz." [1]
Bu sözler Kanada Başbakanı Mark Carney'e ait. Ocak ayında Davos Ekonomik Forumu'nda yaptığı konuşma, küresel arenanın kırılgan zemininde meydana gelen gelişmelerin yalın ve dürüst bir şekilde aktarımı oldu. Kullanılan çerçeve uluslararası sisteme yönelik Batı dünyasından gelen beklenmedik bir manifesto olarak kabul edildi. Yansımaları büyük oldu. Orta güçler olarak kategorize ettiği Kanada gibi ülkelerin yeni düzen inşa etme kapasitelerine referans verdiği konuşmasını sağlam temeller üzerine kurdu. Özellikle büyük güçlerin ekonomik avantajlarını bir koz olarak kullandıklarına işaret ederek, yine bu ülkelerin güdümündeki kurumların da sorun çözme kapasitelerinin yetersizliğine dem vurdu.
Carney'in konuşmasının kısa zaman sonra sosyal medyaya düşerek yüksek seviyede yankı bulması tesadüf değil. Konuşmanın, sistemik krizlerin tetiklendiği, güç boşluklarının oluştuğu, Soğuk Savaş sonrası yeni düzenin sac ayaklarının belirginleşmediği bir dönemeçte yapılması bu çıkışın değerini artırdı. Ancak konuşmayı daha da özel kılan unsur bunun Batı bloku ve değerler kümesinden beslenen bir ülkenin lideri tarafından öz eleştiri duygusuyla birlikte dile getirilmesiydi.
Kanada Başbakanı Mark Carney'in bu hafta gerçekleştireceği Türkiye ziyareti birçok yönüyle önemli bir dönüm noktası teşkil ediyor. Her iki ülke adına da ilk kez lider düzeyinde bir ziyaret gerçekleşecek. Masada ikili ilişkilerin alt başlıkları olarak görülebilecek nükleer işbirliği fırsatları, süregelen Serbest Ticaret Anlaşması (STA) müzakereleri (ikili ticaret hacmi 4,3 milyar dolar), savunma sanayii ve COP31 öncesi istişareler gibi birçok konu başlığı bulunuyor. Aslında Kanada 2019'da yaptırımlar uygulamaya başlamadan önce Türkiye'nin savunma sanayisinde önemli ithalat merkezlerinden biriydi. Suriye'de Esed rejiminin devrilmesi ve küresel ölçekte belirsizlik çağının ayak izlerinin ortaya çıkmasıyla bu uygulama da aşınmaya başladı. Ancak gerçek bir beyaz sayfa için gözler bu ziyarette olacak.
Kanada'nın özerk siyaset arayışı nasıl başladı?
Kanada lideri Carney'in beynelmilel arenada yarattığı heyecan dalgası yalnızca bir illüzyon ya da küresel lider eksikliğinin getirdiği bir arayışın sonucu değil. Carney, ülkesinde de sağlam adımlar atarak, atalete giren bir ekonomi ve yönetime taze soluk getirdi. Henüz 18 aylık bir görev süresini geride bırakan Carney'in başbakanlık görevindeki onay oranının yüzde 70'e tırmandığına işaret ediliyor. Kendisi ekonomi konusunda ihtisaslaşmış bir kariyere sahip. Harvard ve Oxford'da ekonomi okuyan Carney bu alanda doktora derecesine sahip. 2008 ve 2013 yılları arasında Kanada Merkez Bankası Başkanlığı görevinde bulundu. Ülkesinin 2008 ekonomik krizindeki sürecini yönetti.
Bir sonraki görevi oldukça istisnai koşullarda gerçekleşti. Kanada'nın Commonwealth of Nations (Milletler Topluluğu) üyesi olması ve resmi olarak Kral III. Charles'ı devlet başkanı olarak kabul etmesinin katkısıyla İngiltere Merkez Bankası Başkanı (2013-2020) görevini icra etti. Bankanın tarihinde İngiliz olmayan ilk başkanı oldu, Brexit sürecini yönetti. İki farklı ülkenin kriz anlarında aldığı sorumluluk küresel sistem eleştirilerinde de kendisine derin perspektif sağladı. Carney, Eski Başbakan Justin Trudeau'nun istifasının ardından Mart 2025'te Liberal Parti liderliğini ezici bir oyla kazandı. Ülkesinin yeni başbakanı olarak göreve başladı.
Kendisinden önceki dönemde ön plana çıkan sorunları rehabilite etmek için tedbirler aldı, sermaye kazancı vergisindeki büyük artışı iptal etti, en düşük gelir vergisi oranını düşürdü ve federal harcamaları kısma planlarını yürürlüğe koydu. Newsweek dergisi yakın zamandaki sayısında kendisinin icraatlarının toplumsal anlamda benimsendiğine işaret ederek, eski Avrupa Komisyonu Başkanı Jean-Claude Juncker'ın bir zamanlar sarf ettiği: "Ne yapmamız gerektiğini hepimiz biliyoruz, sadece bunu yaptıktan sonra nasıl yeniden seçileceğimizi bilmiyoruz." ifadesine tezat oluşturan bir sonuç üretme kapasitesine dikkat çekti. [2]
Kanada liderinin yeni dış politika mimarisinin sütunları
Kanada İkinci Dünya Savaşı'nın ardından tesis edilen uluslararası düzende orta büyüklükte bir güç olarak konumlandı. Zaman zaman ülkeler arası diplomatik ilişkilerde denge unsuru olarak ön plana çıkan, tesir kapasitesi sınırlı ve ABD'nin ticari ve siyasi etki alanında yer alan bir ülke oldu. 1989'da ABD ile imzaladığı serbest ticaret anlaşmasıyla bu asimetrik bağımlılık perçinlendi.
Kanada son dönemdeki adımlarıyla kendine özerk bir mimari hattı somutlaştırmaya çabalıyor. Savunma alanında ABD'ye olan bağımlılığın azaltılması için çeşitlendirme arayışları sürüyor. Bu noktada, İsveç yapımı Gripen savaş uçaklarının siparişi gündemde. Kanada, Avrupa Birliği (AB) ile kapsamlı bir stratejik ortaklık anlaşması imzaladı ve Avrupa'nın savunma tedarik düzenlemesi SAFE'e katıldı. [3]
Yazının başında alıntıladığımız uluslararası sistem eleştirilerinin dayanak noktaları arasında bazı kavram setleri de yer alıyor. "Değerlere Dayalı Realizm" doktrini statüko karşısında ayakları yere basan bir siyasi bağlamla dengeli bir alternatif oluşturmayı ifade ediyor. Carney bu yaklaşımı "Özgürlük, insan hakları, sürdürülebilirlik ve dayanışma gibi temel değerlere bağlılıkta ilkeli, her ortağın bu değerlerin hepsini paylaşmayacağını kabul etmekte pragmatik." şeklinde formüle ediyor. Bu mesajları BM Genel Kurulu kürsüsünden de bu şekilde aktardı, küresel sistemde yaşanan kitlenmenin panzehiri olarak dengeli ama bağımsız bir perspektife işaret etti. İki seçeneğin olmadığını, statükoyu korumak ile onu terk etmenin dışında bir hat olduğuna işaret etti. Küresel sorunların çözümü için "değişken geometri" kavramını devreye soktuklarını belirtti. Ortak değer ve çıkarları pergelin bir ucu olarak işaretleyerek, farklı konular için farklı koalisyonların tesis edilebileceğinin altını çizdi.
Kanada ile Türkiye'nin kesişen paradigma hatları
Kanada Başbakanı Carney'in özetlemeye çalıştığımız yeni siyasi dil ve diskurunda Türkiye'nin dış politika ajandasıyla uyuşan benzerlikler Ankara'daki ziyareti daha anlamlı kılıyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nda yıllardır ortaya koyduğu ve "Dünya beşten büyüktür" şiarıyla somutlaşan adaletsizlik çağrısıyla uyumu pratikte de gözlemlenebiliyor. Erdoğan'ın Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin (BMGK) 5 daimi üyesinin veto hakkının kaldırılması yönündeki çağrısını yinelemesi ve daha kuşatıcı bir BM sistemi şemasının oluşturulması talebi de benzer bir küresel patikaya işaret ediyor.
Kanada Başbakanı Carney'in Türkiye ziyareti iki ülke arasında geç kalmış bir diplomatik temastan bağımsız bir bağlamda değerlendirilmelidir. Dünya konjonktüründeki yeniden aktifleşen çatışma sarmalının nüksettiği bir dönemeçte, farklı kıtalardan iki liderin benzer formülleri çözüm önerisi olarak sunması değerli bir güvenli çıkış rotasına örnek oluşturabilir. Bölgesel ittifakların serpildiği bir mimaride küresel adalet beklentisi kısa erimli pansumanlarla değil, kalıcı ve kapsamlı teşhis ve uygulamalarla temin edilebilir.
NATO, BM, AB gibi kurumların fikri çerçevesini oluşturan değerlerin günümüz ihtiyaçlarına ne denli karşılık verebildiği artık farklı coğrafi havzalarda tartışılıyor. 1990'lı yıllarda Soğuk Savaş'ın bitimiyle "Batı Medeniyeti" değerlerinin dünya geneline ihraç edilip edilmeyeceği Samuel Huntington ve Francis Fukuyama gibi sosyal bilimcilerin önemsenen yapıtlarında tartışma konusu olmuştu. Bu tartışmalar sönümlenmişken küresel gelişmelerin tetiklemesiyle yeniden gündeme taşındı. Orta güçler hiç olmadığı kadar merkezi bir tartışma konusu haline geldi. Kritik kavşakta Türkiye-Kanada gibi ülkelerin ezber bozan dış politika açılımları yeni bir sistemin doğuşuna işaret edebilir.
[1] https://www.weforum.org/stories/forum-in-focus/davos-2026-special-address-by-mark-carney-prime-minister-of-canada
[2] https://www.economist.com/leaders/2026/10/15/mark-carney-shows-middle-powers-how-to-handle-a-dangerous-world
[3] https://www.consilium.europa.eu/en/press/press-releases/2026/06/15/safe-council-concludes-agreement-with-canada/
[Emre Karaca Gazetecidir.]
*Makalelerdeki fikirler yazarına aittir ve Anadolu Ajansının editoryal politikasını yansıtmayabilir.

















