Epdk Başkanı Yılmaz: "Lisansı Bir Bekleme Aracı Olarak Gören Hiçbir Yaklaşıma Müsamaha Göstermeyeceğiz"

Güncelleme:
Facebook'da Paylaş Twitter'da Paylaş WhatsApp'da Paylaş Google News'de Paylaş

Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK) Başkanı Mustafa Yılmaz, 15'inci Türkiye Rüzgar Enerjisi Kongresi'nde yaptığı konuşmada, hibrit tesis başvuruları ile lisanslara ilişkin bilgi verdi. Yılmaz, "Son 5 yıl içerisinde rüzgar santrallerinin kapasite artışı talepleri kapsamında yaklaşık 4 bin 200 megavat kapasite tahsis edilmiş, bunun bin 800 megavatı devreye alınmıştır" dedi.

(ANKARA) - Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK) Başkanı Mustafa Yılmaz, 15'inci Türkiye Rüzgar Enerjisi Kongresi'nde yaptığı konuşmada, hibrit tesis başvuruları ile lisanslara ilişkin bilgi verdi. Yılmaz, "Son 5 yıl içerisinde rüzgar santrallerinin kapasite artışı talepleri kapsamında yaklaşık 4 bin 200 megavat kapasite tahsis edilmiş, bunun bin 800 megavatı devreye alınmıştır" dedi.

Türkiye rüzgar enerjisi sektörünün en kapsamlı buluşması olan 15. Türkiye Rüzgar Enerjisi Kongresi (TÜREK 2026), "Yarının Güvencesi, Rüzgarın Enerjisi" başlığıyla Ankara'da düzenlendi.

Kongrenin açılışına Eenerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Türkiye Rüzgar Enerjisi Birliği (TÜREB) Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Erden, Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK) Başkanı Mustafa Yılmaz, TBMM Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu Başkanı Mustafa Varank ve Uluslararası Yenilenebilir Enerji Ajansı (IRENA) Genel Direktörü Francesco La Camera da hazır bulundu. Programa ayrıca; kamu kurumlarının üst düzey temsilcileri, enerji şirketlerinin yöneticileri, yatırımcılar, akademisyenler, uluslararası kuruluş temsilcileri, büyükelçiler, sektör dernekleri, sanayi kuruluşları ve çok sayıda yerli ve yabancı basın mensubu katıldı.

"TÜRKİYE GÜÇLÜ BİR ÜRETİM VE YATIRIM MERKEZİDİR"

Kongrenin açılışında konuşan TÜREB Başkanı Erden, rüzgar enerjisinin Türkiye'nin enerji bağımsızlığı için kritik önemine değinerek, "Rüzgar artık bir alternatif değil, enerji arz güvenliğinin temel taşıdır" dedi.

Erden, Türkiye'nin rüzgar enerjisinde tarihi bir büyüme döneminden geçtiğini de vurgulayarak, 2025 yılında sektörün rekor seviyede kurulum gerçekleştirdiğini ve toplam kurulu gücün 15 bin megavat seviyesini aştığını kaydetti. Erden, şöyle konuştu:

"Türkiye bugün Avrupa'da en fazla yeni rüzgar yatırımı yapan ülkeler arasında üst sıralarda yer alıyor. Bu büyüme yalnızca kapasite artışıyla sınırlı değil, yerli üretimden sanayi altyapısına, depolama yatırımlarından yeni nesil enerji projelerine kadar sektörümüz daha güçlü bir yapıya kavuşuyor. 2035 yenilenebilir enerji hedeflerimiz doğrultusunda rüzgar enerjisinin bu dönüşümde merkezi rol üstleneceğine inanıyoruz."

Dünyanın önde gelen enerji kuruluşları, yatırımcıları ve diplomatik temsilcilerinin TÜREK 2026'da bir araya gelmesi de Türkiye'nin artık küresel rüzgar ekosisteminde yalnızca bir pazar değil, güçlü bir üretim ve yatırım merkezi olarak konumlandığını gösteriyor. YEKA RES projelerinde istikrarla yapılan yarışmalar öngörülebilirlik oluştururken 2025 yarışmalarında bin 150 megavat kapasite tahsis edildi, teknik şartnamede kanat ve kulede yüzde 65 yerlilik şartı getirildi. Üç kanat fabrikamız maalesef çeşitli sebeplerle bire düşmüştü ama yaşanan olumlu gelişmelerle üç fabrika da bu yıl itibariyle tekrar üretime geçiyor."

LA CAMERA: "ENERJİ GÜVENLİĞİ ARTIK YENİLENEBİLİR TEMELLİ BİR ZORUNLULUK"

Yenilenebilir Enerji Ajansı (IRENA) Genel Direktörü  La Camera, enerji güvenliğinin yeniden küresel gündemin merkezine yerleştiğini belirterek, son dönemde yaşanan jeopolitik gelişmelerin, ülkelerin fosil yakıtlara dayalı enerji sistemlerinin ne kadar kırılgan olduğunu hatırlattığını dile getirdi.

"Enerji güvenliği artık fosil yakıtlara değil, yerli, yenilenebilir ve rekabetçi enerji kaynaklarına dayanmalıdır" diyen La Camera, "Rüzgar enerjisi bugün yalnızca çözümün bir parçası değil, yeni enerji ekonomisinin temel direklerinden biri haline geliyor. Yenilenebilir enerji teknolojilerindeki maliyet düşüşleri dönüşümü hızlandırdı. Özellikle güneş, rüzgar ve batarya depolama sistemlerinde yaşanan gelişmeler sayesinde birçok bölgede yenilenebilir enerji yatırımlarının fosil yakıt bazlı üretimden daha rekabetçi hale geldi. Artık soru 'yenilenebilir enerjiyi seçmeli miyiz?' değil. Asıl mesele bu dönüşümü ne kadar hızlı ve güçlü şekilde hayata geçirebildiğimizdir" dedi."

EPDK BAŞKANI YILMAZ: "ENERJİ ALTYAPISINDA OLUŞABİLECEK ZAFİYET TÜM SİSTEMİ ETKİLEYEBİLİR"

EPDK Başkanı Yılmaz ise konuşmasında, yenilenebilir enerjinin ekonomik ve stratejik bir zorunluluk olduğunu belirtti. Enerji arz güvenliğinde dijital altyapı ve siber güvenliğin de belirleyici hale geldiğine dikkati çeken Yılmaz, şöyle devam etti:

"Yenilenebilir enerji kaynakları ülkelerin dışa bağımlılığını azaltırken ekonomik büyümeyi desteklemekte, aynı zamanda jeopolitik risklerin azaltılması ve çevresel sürdürülebilirlik açısından kritik bir rol üstlenmektedir. Türkiye bu dönüşümün dışında kalan değil, sürece yön veren ülkelerden biri haline gelmiştir. Türkiye, rüzgar enerjisinde önemli bir sanayi ekosistemi kurdu. Yerli üretimden küresel tedarik zincirine entegrasyona kadar birçok alanda ciddi bir kapasite artışı sağlandı. Enerji arz güvenliğinde artık yalnızca kaynak çeşitliliği değil, depolama, dijital altyapı ve siber güvenlik de belirleyici hale geldi. Enerji altyapısında oluşabilecek herhangi bir zafiyet tüm sistemi etkileyebilir. Bu nedenle siber güvenlik artık teknik bir detay değil, enerji arz güvenliğinin ayrılmaz bir parçasıdır. Depolamalı ve hibrit yatırımlarda da bugüne kadar binlerce megavatlık kapasite tahsis edildi ve projelerin önemli bir kısmı devreye alındı. Sırtımıza aldığımız rüzgarın gücüyle, yüzümüzü güneşe dönerek daha güçlü bir enerji altyapısı ve daha sürdürülebilir bir gelecek için ilerlemeye devam edeceğiz."

"LİSANSI BEKLEME ARACI OLARAK GÖRENE MÜSAMAHA GÖSTERMEYİZ"

Yılmaz, enerji kaynaklarının daha etkin kullanılması amacıyla geliştirilen çok kaynaklı üretim modelinin özellikle rüzgar projelerinde önemli bir ivme oluşturduğunu dile getirerek, "Bu kapsamda hibrit tesis başvuruları ile RES'lere yaklaşık 2 bin 500 megavat yardımcı kaynak kapasitesi tahsis edildi" ifadelerini kullandı. Yılmaz, konuşmasında şöyle sürdürdü:

"Bu kapasitenin bin 200 megavatlık kısmı işletmeye alınmıştır. Son 5 yıl içerisinde rüzgar santrallerinin kapasite artışı talepleri kapsamında yaklaşık 4 bin 200 megavat kapasite tahsis edilmiş, bunun bin 800 megavat devreye alınmıştır. Önümüzdeki dönemde bu kapasitelerin hızla işletmeye geçmesini bekliyor ve süreci yakından takip ediyoruz. EPDK olarak depolamalı yatırımlarda da süreçleri objektif kriterlerle yürütüyoruz. Bugüne kadar yaklaşık 2 bin 300 megavat kurulu güce sahip 54 projeye üretim lisansı verdik. Bu projelerin 346 megavatlık kısmı işletmeye alınmıştır."

Ayrıca 10 bin megavat kurulu güçteki süre uzatım taleplerini sonuçlandırdık. Bu süreçte gerekli hassasiyeti göstermeyen başvurular reddedilmiştir. Yükümlülüklerini yerine getirmeyen, lisansı bir bekleme aracı olarak gören hiçbir yaklaşıma müsamaha göstermeyeceğiz. Bu kaynakların israf edilmesine, yatırım süreçlerinin geciktirilmesine ve zamanın boşa harcanmasına asla izin vermeyiz. Enerjide Türkiye'nin yönü bellidir, daha güçlü bir enerji altyapısı, daha rekabetçi bir sanayi, daha yüksek teknolojik kapasite ve daha sürdürülebilir bir gelecek. Hep söylediğim gibi: Sırtımıza aldığımız rüzgarın gücü ile yüzümüzü de güneşe dönerek bu yolda emin adımlarla ilerlemeye devam edeceğiz."

VARANK: "NERJİDE HEDEFLER NET, TÜRKİYE UYGULAMA GÜCÜYLE ÖNE ÇIKIYOR"

TBMM Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu Başkanı Varank, Türkiye'nin kalkınmasına sürdürülebilir katkılar sunan rüzgar enerjisi sektörü ile iş birliği yapmaya devam ettiğini belirtti.

Varank, 2050 yılında enerji tüketiminin 950 teravatsaate çıkmasının öngörüldüğünü kaydederek, "Ülkemizde hedef eksikliği yok, hedefleri sahaya indirecek yatırım, izin süreçleri gibi sorunlar var. Enerji artık yalnızca arz talep meselesi değil, devletler için ulusal güvenlik, adeta bir beka meselesidir. Bizim için olmazsa olmaz stratejik bir meseledir. Meclisimizde aldığımız kararlarla bürokratik engelleri kaldırdık. Hayata geçirdiğimiz düzenlemeler ve ilave teşvik programlarıyla sektörümüz artık daha güçlüdür. Türkiye enerjide tam bağımsızlık hedefine kararlılık ve azimle yürümeye devam ediyor. Türkiye rüzgar enerjisi pazarında referans olarak gösteriliyor. Bizim vizyonumuz sadece türbin dikmekten ibaret değil, o türbinin kanadını kulesini, bağlantı ekipmanını, yazılımını da bu topraklarda üretmektir" diye konuştu.

Kaynak: ANKA
Haberler.com
500

Haberler.com'da yer alan yorumlar, kullanıcıların kişisel görüşlerini yansıtır ve haberler.com'un editöryal politikası ile örtüşmeyebilir. Yorumların hukuki sorumluluğu tamamen yazarlarına aittir.