Çukurova'nın Bilinmeyen Lezzetleri Kebaba Rakip Olacak

Çukurova'nın Bilinmeyen Lezzetleri Kebaba Rakip Olacak

Kebabıyla ünlü Adana'nın, yemeğinden tatlısına, çorbasından hamur işlerine, içeceklerinden reçellerine kadar unutulmaya yüz tutmuş yüzlerce lezzetini kitaplaştırmaya başlayan Adana Olgunlaşma Enstitüsü, zengin mutfak kültürüne sahip kentin gastronomi turizminde söz sahibi olması için...

Çukurova'nın Bilinmeyen Lezzetleri Kebaba Rakip Olacak

İBRAHİM ERİKAN - Kebabıyla ünlü Adana'nın, yemeğinden tatlısına, çorbasından hamur işlerine, içeceklerinden reçellerine kadar unutulmaya yüz tutmuş yüzlerce lezzetini kitaplaştırmaya başlayan Adana Olgunlaşma Enstitüsü, zengin mutfak kültürüne sahip kentin gastronomi turizminde söz sahibi olması için çalışma yürütüyor.

Geleneksel el sanatlarını yaşatma ve koruma amacıyla faaliyet gösteren enstitüde, Çukurova yöresine ait unutulmaya yüz tutan yemeklerle ilgili Yiyecek ve İçecek Atölyesinde çalışma yapıldı.

Atölyede, yaklaşık bir yıl önce başlanan projeyle, yörenin kültürünü oluşturan yiyecekler çeşitli başlıklar halinde toplandı.

Çorbalardan ana yemeklere, zeytin yağlılardan pilav ve hamur işlerine, salatalardan tatlılara, reçellerden içeceklere kadar bölgeye ait 300'den fazla yiyecek ve içecek belirlendi.

Yaklaşık bir yıl daha enstitünün 25 öğrencisi, öğretmen ve usta öğreticileriyle sürecek çalışmada, genellikle bölgede unutulmaya yüz tutmuş geleneksel bine yakın lezzeti hazırlanacak kitapta toplanacak.

Kitapta yer alacak ürünlerden "Sıraysır" adlı çorba, "Hammut" adlı zeytinyağlı, "Mileytüt" ve "Karakuş" tatlıları gibi bugün az bilinen yiyecekler, hem enstitünün restoranında satışa sunulacak hem de gastronomi turizminin canlanması amacıyla çeşitli mecralarda tanıtılacak.

"Adana eşittir kebap değil"

Adana Olgunlaşma Enstitüsü Müdürü Meral Altınkaya, AA muhabirine yaptığı açıklamada, mutfak alanında da çalışmalar yürüttüklerini söyledi.

Pek çok yemeğin artık unutulmaya başladığını anlatan Altınkaya, "Gün gelecek bunlara yeniden dönülmek istenecek ama bunlar yaşayan yaşlı nüfusun azalmasıyla ulaşılamayan hale gelecek." dedi.

Altınkaya, bunun bilinciyle bir çalışma ortaya koyduklarını vurgulayarak, şöyle devam etti:

"Bu yemekleri kayıt altına almak için bir araştırmaya gidildi. Ön araştırma çalışması yapıldı. Türk mutfağı zaten zengin bir mutfak, zengin bir kültüre sahip. Bununla beraber Çukurova da çok zengin bir mutfağa sahip. O mutfaktaki yemekleri bir araya getirelim, derleyelim, kayıt altına alalım diye bir çalışma yapılıyor. Çünkü Adana eşittir kebap değil. Kebabın dışında çok farklı lezzetlerimiz de var. Dışarıdan gelen konuklarımızı götürüp yöresel yemeklerimizi yedirebileceğimiz, onları tattırabileceğimiz mekan bulmakta zorluk çekiyoruz. Genelde mekanlar ya popüler kültürün esiri olmuş durumda ya da kebap ve ciğer ağırlıklı beslenme var. Elimizden geldiği kadar bu anlamda destek olmayı arzu ederiz. Adana mutfağı dünyada tanınmayı hak eden bir mutfak ve şu an hak ettiği yerde değil."

"Çok geniş kapsamlı bir çalışma"

Yiyecek ve İçecek Atölyesi eğitmeni Hatice Türkoğlu da Çukurova'nın çok farklı kültürlerin yerleşim alanı olmasına rağmen yazılı kaynakla bugüne aktarılan mutfak kültürünün sınırlı kalmasının, bu çalışmanın çıkış noktası olduğunu dile getirdi.

Bu kültürün yok olmasını engellemeyi amaçladıklarını ifade eden Türkoğlu, "Bu konuda bilgi ve beceriye sahip yaşlı kaynak kişilerden araştırmalar yaparak yiyeceklerin öncelikle adlarını belirliyoruz. Daha sonra da geleneksel olarak nasıl yapıldıklarını öğreniyoruz. Bunların standart reçetelerini çıkarıyoruz." diye konuştu.

Türkoğlu, çok geniş kapsamlı bir çalışma yürütüldüğüne işaret ederek "Hedefimiz, Çukurova yöresindeki mutfak kültürünü sadece yiyecek anlamında değil, geliş tarihleri, göç tarihleri, geleneksel yaşam biçimleri, sözlü kültürleri bu alanla ilgili de ne varsa bunları kayıt altına almak." dedi.

Güzel bir çalışmaya imza atacaklarını aktaran Türkoğlu, projelerine araştırma, tanıtım ve pazarlama ile grafik ve tasarım bölümlerinin de destek olduğunu kaydetti.