Tüm Emeklilerin Sendikası'ndan Artvin ve Hopa'da Eylem
Tüm Emeklilerin Sendikası Artvin Şubesi, emekliler için derhal 20 bin lira seyyanen zam yapılmasını talep etti. Eylemde sendika yetkilileri, emeklilerin ekonomik sıkıntılar içinde olduğunu vurguladı ve mevcut emekli maaşlarının yetersizliğini eleştirdi.
Haber: Uğur İSTANBULLU
(ARTVİN) - Tüm Emeklilerin Sendikası Artvin Şube Temsilcisi Perihan Karakuş, "Tüm Emeklilerin Sendikası olarak taleplerimiz nettir; tüm emeklilere derhal 20 bin lira seyyanen zam yapılsın. Bu artış, kök aylık oyunlarına kurban edilmeden tüm emekli aylıklarına eşit biçimde yansıtılsın. En düşük emekli aylığı, yeni ise başlayan memur aylığına eşitlensin. Enflasyon kayıpları tam olarak telafi edilsin, refah payı eklensin" dedi.
Tüm Emeklilerin Sendikası, insanca yaşam koşulları ve en az 20 bin lira taban gelir talebiyle Hopa ve Artvin Merkez'de eş zamanlı eylemler yaptı. Hopa'daki yürüyüşün ardından Hopa Meydanı'nda basın açıklaması gerçekleştirildi. Artvin Merkez'de ise kapalı otopark önünde yapılan açıklamayı Tüm Emekliler Sendikası Artvin Şube Temsilcisi Perihan Karakuş okudu. Karakuş, şu ifadelere yer verdi:
"Türkiye'de emeklilik, iktidarın bilinçli tercihiyle onurlu ve güvenceli bir yaşam hakkı olmaktan çıkarılmış; sefalete mahkümiyetin adi haline getirilmiştir. Milyonlarca emekli bugün yoksullukla, borçla ve barınma kriziyle boğuşuyorsa bunun nedeni ekonomik zorunluluklar değil; tek adam rejimi ve neoliberal yağma politikalarıdır. Bu ülkede emeklilik artık bir huzur ve güvence dönemi değil, açlıkla ölmemek mücadelesidir. Yıllarca çalışmış, üretmiş, bu ülkenin tüm değerlerini yaratmış emekçiler; bugün bilinçli bir sınıf politikasıyla açlığa itilmiştir. Tek adam rejimi altında uygulanan neoliberal ekonomi programı; sosyal devleti tasfiye etmiş, kamusal kaynakları sermayeye ve ayrıcalıklı bir azınlığa aktarmış, emeklileri ise cezalandırılması gereken bir yük olarak görmüştür. Bu bir yönetim hatası değil, bilinçli bir tercihtir. Mart 2025 itibarıyla Türkiye'de emekli ve hak sahiplerinden oluşan 16,8 milyonu aşkın insanın 4,5 milyonu, 16 bin 881 TL gibi bir sefalet aylığına mahkum edilmiştir. Bir o kadar dul ve yetim hak sahibi ise bu tutarın çok daha altında aylık almaktadır. Bu rakamlar açlık sınırının altındadır, hatta yer yer yarısının bile altına düşmektedir. Bunun adı derin yoksulluktur. Emeklilere filen 'aç kal' denmekte, sendika hakkı gasp edilerek 'sus' denmektedir. Bu, emekçilerin yaşam onuruna yönelmiş açık bir saldırıdır.
"Bu bir artış değil; sefaletin kalıcılaştırılmasıdır"
2026 yılı için açıklanan net asgari ücret 28 bin 75 liradır. İktidar bu rakamı bir 'iyileştirme' olarak sunmaktadır. Oysa bu ücret, daha açıklandığı anda açlık sınırının altına düşmüştür. Araştırmalar, dört kişilik bir ailenin yalnızca sağlıklı beslenebilmesi için gereken tutarın asgari ücreti aştığını; barınma, ulaşım, sağlık ve eğitim giderleriyle birlikte yoksulluk sınırının 100 bin TL bandına dayandığını ortaya koymaktadır. Bu tablo, asgari ücretin bir geçim ücreti olmaktan çıkarılıp yoksulluğun taban ücreti haline getirildiğini göstermektedir. Bugün Türkiye'de çalışanların yaklaşık yarısı asgari ücret ve civarında gelirle yaşamaktadır.Yani milyonlarca emekçi daha çalışırken yoksullaştırılmakta, emeklilik ise bu yoksulluğun derinleştirilmiş hali olarak dayatılmaktadır. TÜİK'in açıkladığı makyajlı enflasyon oranları, emeklinin ve emekçinin yaşadığı gerçek hayat pahalılığını yansıtmamaktadır. Gıda, kira, enerji ve sağlık harcamalarındaki gerçek art5lar gizlenmekte; düşük zamlar bu sahte verilerle meşrulaştırılmaktadır. Bu açık bir emek gaspıdır. Bu bir artış değil; yoksulluğun güncellenmesi, sefaletin kalıcılaştırılmasıdır."









