Özgür Özel: Savunacak hiçbir şey bulamıyorlar
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, "Koca bir yaz boyunca televizyonlarda gece gündüz tartıştıkları hiçbir şeyi bırakın ispatlamayı, söyledikleri video kayıtlarını, ses kayıtlarını ortaya koyup bizi mahcup etmeyi bırakın, iddia dahi edemediler.
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, "Koca bir yaz boyunca televizyonlarda gece gündüz tartıştıkları hiçbir şeyi bırakın ispatlamayı, söyledikleri video kayıtlarını, ses kayıtlarını ortaya koyup bizi mahcup etmeyi bırakın, iddia dahi edemediler. Adeta Sayın Bahçeli ve Sayın Erdoğan, iddianameleri gördüklerinden beri savcının ve iddianamenin arkasından çekildiler. Savunacak hiçbir şey bulamıyorlar" diye konuştu.
CHP Genel Başkanı Özgür Özel ve beraberindeki heyet, İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu'nu ziyaret etti. Basına kapalı gerçekleşen toplantının ardından Dervişoğlu ve Özel, ortak basın toplantısı düzenledi. Özel, partisinin 4'üncü Olağan Kurultayı'nda genel başkanlığa yeniden seçilen Dervişoğlu'nu tebrik etiğini belirtti. Özel, konuşmasında, "Cumhuriyet Halk Partisi, darbe dönemlerini aratmayacak bir saldırı altındadır. Darbe, tüm siyaset kurumunu bir bütün olarak hedef almaktadır ve o zor günler tüm siyaset kurumuyla birlikte katlanılan, göğüslenen ve yeniden demokrasi için çaba sarf edilen dönemlerdir. Oysa 19 Mart darbesi Cumhuriyet Halk Partisi'ni tek başına hedefine alan ve Cumhuriyet Halk Partisi'nin cumhurbaşkanı adayını, Cumhuriyet Halk Partisi'nin iktidar olma hedefini ortadan kaldırmaya çalışan bir darbeydi" dedi.
'AYNI İYİ NİYETLE YÜRÜYORUZ'
Ekonomiye ilişkin değerlendirme yapan Özel, "Biz, 20 bin liralık bir emekli maaşının karşısında yer alan, iyileştirilmesi için çaba sarf eden, en azından bir asgari ücret düzeyine çıkarılması için mücadele edenler olarak bile, bu 20 bin liranın utancını yaşıyoruz ama birileri utanmadan, sıkılmadan bunu savunmaya devam ediyorlar. 28 bin liralık bir asgari ücretle çocuk büyütmenin, çocuk okutmanın, evi geçindirmenin, barınmanın ne kadar zor olduğunu bilirken ve neredeyse dört asgari ücretin bile yoksulluk sınırının üstüne çıkamadığı bugünlerde biz utanç duyarken, birileri utanmadan, sıkılmadan, hiçbir şey yokmuş gibi kendi iktidarlarını sürdürmeye çalışıyorlar. Bundan sonraki süreçte Cumhuriyet Halk Partisi olarak artık emeklinin, işçinin, çiftçinin, esnafın bu iktidardan bir umudunun kalmadığını, tek umudun artık bir erken seçim sandığı olduğunu ve bu konudaki yaklaşımımızı da bir kez daha ifade ettik. Her zaman olduğu gibi son derece sıcak bir karşılama, son derece örnek bir misafirperverlikle burada karşılandık. Siyasi yürüyüşümüz, birbirine benzer yerlerden geçti. Ümit ediyorum ki hep birlikte, Türkiye'deki iktidar değişimini sağlayacak, herkesin yüzünü güldürecek, yolda ayrı kulvarlarda ama aynı iyi niyetle yürüyoruz" ifadelerini kullandı.
'YARGILAMALAR BAŞLADI AMA CANLI YAYIN YOK'
Özel, görevden uzaklaştırılan CHP'li belediye başkanlarının yargılandığı Aziz İhsan Aktaş davasına ilişkin, "Dün oradaydım. Salı günü kimlik tespitleri yapıldı, dün ilk yargılamalar başladı. Nihayet belediye başkanlarımız bu kadar iftiranın, suçlamanın karşısında kendi durumlarını ortaya koyabilecekleri savunmalarını yapmaya başladılar. Ancak geçen bu kadar zamana rağmen bizim TRT'den, bir kanaldan ve isteyen tüm kanallardan canlı yayın talebimize, Sayın Bahçeli'nin destek vermesine, bunun Sayın Erdoğan'a sorulduğunda onun da olumlu görüş bildirmesine rağmen, canlı yayın yok. Gerçeklerin yanıtlarının verilmesi noktasında bir canlı yayından mahrumuz. Öncelikle bu konuyu ortaya koymak ve Sayın Bahçeli'ye, Sayın Erdoğan'a bunu bir kez daha hatırlatmak lazım. Koca bir yaz boyunca televizyonlarda gece gündüz tartıştıkları hiçbir şeyi bırakın ispatlamayı, söyledikleri video kayıtlarını, ses kayıtlarını ortaya koyup bizi mahcup etmeyi bırakın, iddia dahi edemediler. Adeta Sayın Bahçeli ve Sayın Erdoğan, iddianameleri gördüklerinden beri savcının ve iddianamenin arkasından çekildiler. Savunacak hiçbir şey bulamıyorlar" açıklamasında bulundu.
'KİMİ KİMDEN KORUYORSUNUZ'
Özel, iddiaların yargılama sürecine dahil edilemediğini belirterek, "O salonda beni mahcup edecek bir şey olsa, ben o salona girebilir miyim? Beni o yolda yürütürler mi? İddialar doğru olsaydı, Ekrem Başkan ve arkadaşlarımızın bulunduğu, boş valizlerle girip dolarlarla çıktıkları toplantıların görüntüleri olsaydı ben sokakta yürüyebilir miydim? İBB'de parkenin altından 2 milyon avro çıkan görüntüler olsaydı, ben o mahkemeye gidebilir miydim? O iddianame eklerinde delillerinin yüklendiği portallarda bu videolar olsaydı, söyledikleri gibi 1200 tane cep telefonunun alınıp delegelere dağıtıldığı olsaydı, 560 milyar yolsuzluk olsaydı ben gidebilir miydim? O salona bir AK Parti milletvekili gelse ya. O iddiaları dinleyip de 'Gördünüz mü bakın neler olmuş' dese ya. Hiçbiri yok arkadaşlar. O yüzden artık bugünden sonra gördüğümüz hiçbir şeye şaşırmayacağız. Dün fiziken netleşti. Milletin kapısından milletin seçtiği belediye başkanları ve milletin son seçimde birinci parti yaptığı CHP'nin Genel Başkanı giriyor. Diğer kapıdan ise Tayyip Bey'in atadıkları giriyor. Bu iftiraları iddianameye bile koyamayanlarla, onun itirafçısı aynı kapıdan girip çıkıyorlar. Kapılar net. Aziz İhsan Aktaş da Erdoğanların kapısından girdi. Sayın Erdoğan'ın atadıklarının kapısından girdiler. Aziz İhsan Aktaş'ın etrafına ana muhalefet partisinin genel başkanına devletin verdiği korumalardan çok koruma vermişler. Kimi, kimden koruyorsunuz? Kimi, hangi kapıdan sokuyorsunuz? 770 yılla yargılanan ve iddianamede 'suç örgütü lideri' olarak tanımlanan kişinin etrafında 15 tane devlet korumasının işi nedir? Bu kişinin hakim, savcı kapısından girmesinin gerekçesi nedir? Gerekçe şu, biz Erdoğan'ın kendine hasım gördüğü tarafız. Onu iktidardan edeceğiz diye bizi düşman bildi, bize saldırıyor. Kendisine dost gördükleri o kapıdan giriyor. Erdoğan'ın kapısı orada, milletin kapısı orada burada" diye konuştu.
'CESARETİ VARSA KARARI İSTANBULLULAR VERSİN'
Erken seçim çağrısında bulunan Özel, şunları söyledi:
"Hani diyor ya 'Bunlar İstanbul'u iyi yönetmediler', 'Senin ömründen gidiyor' diye. Diğer taraftan, 'Efendim bunlar çaldılar, çırptılar ama bulamıyoruz, ispatlayamıyoruz' diyor ya, İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin tüm iştirakleri ve kendisinde bir kuruş kamu zararı olmadığı resmi belgelerle de ortaya çıktı. Halen daha bir sürü iftira atıyor ve bizi suçluyor. O zaman yapacağımız iş basit. Ben erken seçim istiyorum, ona yanaşmıyorsun. 360 milletvekili lazım. O rakamımız yok ya da kendisinin karar vermesi lazım, onu da yapmıyor. Ama benim elimden bir şey gelir. Eğer Erdoğan varsa ben İstanbul'da bütün belediye meclis üyelerimi istifa ettirmeye, Erdoğan'la eşzamanlı olarak İstanbul seçimlerinin yenilenmesine varım. Cesareti varsa kararı İstanbullular versin. Eğer Erdoğan'a inanıyorlarsa, Ekrem Başkan'ın suçlu olduğuna inanıyorlarsa, Erdoğan'ın göstereceği adaya oy verirler. Ben o gün siyaseti bırakacağım. Mart ayının 29'unda, pazar günü yapılacak bir İstanbul yerel seçiminde adayım Ekrem İmamoğlu'dur. İstanbullular 2 sene öncesine göre farklı düşünüyorlarsa, Ekrem Başkanı seçmezlerse ben siyaseti bırakıyorum, Ekrem Başkan siyaseti bırakıyor. Buyursunlar oynasınlar. Bir tek şartım var; Eğer İstanbul seçimini biz kazanırsak, yakamızdan düşecekler. Hemen getirecekler erken seçim sandığını. Türkiye'de yönetimi devralmaya hazırız. 29 Mart Pazar günü İstanbul'da seçimleri yenileyelim. Elimde olan belediyeleri sana teklif ediyorum. Gel yarışalım. Seçimi sen kazanırsan, ben yokum. Ben kazanırsam, erken seçime gidelim, var mısın? Bu kadar net bir soruya Erdoğan'dan net bir cevap istiyorum."
'HASSASİYETLERİMİZİN ÖNEMSENMESİNİ TEMENNİ EDİYORUM'
İYİ Parti Genel Başkanı Dervişoğlu ise 'Terörsüz Türkiye' sürecine yönelik, "'Çözüm süreci' denen ihanet projesinin amacı Cumhuriyet'imizi tartışmaya açmaktır, bunu tekrar ifade ettim. 'Bölücübaşı' yerine, 'Kurucu önder', 'PKK' yerine 'SDG' kullanılmasının gerekçelerine işaret ettim. Herkes tarafından Cumhuriyet'e dair hassasiyetlerimizin önemsenmesini temenni ediyorum. Süreç şeffaf değil. Eli kanlı bir katilin, İmralı'nın döşediği mayınlara ortak olmayın" değerlendirmesinde bulundu.
Haber-Kamera: Kübra SONKAYA-Muhammet BAYRAM/ANKARA,














