Yabancı Dijital Platformlar Türkiye'de Elde Edilen Reklam Gelirlerini Yurt Dışına Aktarıyor: Medya ve İfade Özgürlüğü Baskı Altında
Türkiye’de faaliyet gösteren Google, Meta, X ve TikTok gibi küresel dijital platformlarının yatırım yapmadan ve istihdam yaratmadan, reklam gelirleri üzerinden elde ettikleri gelirleri yurt dışına aktarması tartışma konusu oldu. Uzmanlar, söz konusu platformların Türkiye’deki etkisinin yalnızca ekonomik boyutla sınırlı olmadığını belirterek, kamusal alanın, haber dolaşımının ve editoryal bağımsızlığın giderek bu şirketlerin algoritmalarına bağımlı hale geldiğine dikkat çekiyor.
(ANKARA) - Türkiye'de faaliyet gösteren Google, Meta, X ve TikTok gibi küresel dijital platformlarının yatırım yapmadan ve istihdam yaratmadan, reklam gelirleri üzerinden elde ettikleri gelirleri yurt dışına aktarması tartışma konusu oldu. Uzmanlar, söz konusu platformların Türkiye'deki etkisinin yalnızca ekonomik boyutla sınırlı olmadığını belirterek, kamusal alanın, haber dolaşımının ve editoryal bağımsızlığın giderek bu şirketlerin algoritmalarına bağımlı hale geldiğine dikkat çekiyor.
Türkiye'de faaliyet gösteren küresel dijital platformların yatırım ve istihdam yaratmadan reklam gelirleri üzerinden elde ettikleri kaynakları yurt dışına aktarması, son haftalarda kamuoyuna yansıyan ve 2024'te yaklaşık 158 milyar TL'lik bir reklam gelirinin bu platformlar üzerinden yurt dışına aktarıldığını ortaya koyan haberlerle birlikte tartışma konusu oldu.
Reklam pastasının büyük bölümünü kontrol eden küresel platformların yükselişi, yerli medyanın gelirlerini daraltırken, bu ekonomik baskının medya kuruluşlarının işleyişi ve kamusal tartışma alanın üzerinde daha geniş sonuçlar doğurduğu yönündeki değerlendirmeler de gündemde.
ANKA Haber Ajansı'na konuşan bilişim hukuku uzmanı Yaman Akdeniz, küresel dijital platformların Türkiye'de ofis açmış olmalarının, bu şirketlerin ekonomik ve teknik karar alma süreçlerinin Türkiye'de denetlenebileceği anlamına gelmediğini ifade ediyor.
"Sosyal medya devlerinin Türkiye'de kurdukları şirketler paravan; minimum sermayeyle kurulmuş, içi boş ofisler "
İfade Özgürlüğü Derneği Başkanı Akdeniz, geçen ay yayımlanan 'Dijital İtaat Rejimi' raporlarında küresel sosyal medya platformları tarafından Türkiye'de kurulan şirketlerin işlevini incelediklerini aktardı. Akdeniz, şu ifadeleri kullandı:
" Türkiye'de kurdukları şirketler, çoğu zaman paravan şirketler. Bakıyorsun, bir ofis var; minimum sermayeyle kurulmuş, içi boş yapılar. Yöneticileri de genellikle Türkiye'de değil. Dolayısıyla bu şirketlerin Türkiye'de muhatap alınabilecek bir yapısı, arayınca konuşabileceğin bir yönetimi çoğu zaman yok. Bazılarının ayrıca reklam şirketleri var. Google/YouTube tipik örnek; diğerleri de benzer şekilde ilerliyor. TikTok'la ilgili duyurduk; Reddit de Türkiye'de bir reklam şirketi kurdu. Ancak buna rağmen sermaye ve yatırım anlamında Türkiye'de güçlü bir varlık göstermiyorlar."
Gelirlerin yurt dışına gittiği biliniyor. Ben kendi deneyimimden örnek vereyim: Netflix, Spotify, Apple Music gibi aboneliklerde çoğu zaman Türkiye'den kesilmiş düzgün bir fatura bile alamıyorsun; sadece 'şu kadar para çektik' diye bir bildirim geliyor.
Influencerlar, YouTube içerik üreticileri gibi gelir elde edenler üzerinden stopaj gibi mekanizmalarla devletin aldığı paylar var; çünkü para yurt dışından geliyor. Bununla beraber Türkiye'de elde edilen gelirin büyük kısmının vergi avantajı olan ülkelerdeki şirketler üzerinden (Dublin, Lüksemburg gibi) işlem görerek yurt dışına gittiğini söylemek mümkün."
Ş irketlerin temel amacı, Türkiye'den erişime engellenme yi sağlamak , bunu da ifade özgürlüğünü hedef alarak sağlıyorlar
Reklam gelirlerinin yurt dışına gitmesinin yerli medyanın ana gelir kaynağını daraltmasının büyük algoritmaları yönetmeyen ülkeler için bir egemenlik veya ifade özgürlüğü sorunu oluşturup oluşturmadığı sorusuna Akdeniz, şu yanıtı verdi:
"Bu sorunun kısmi cevabını Ocak 2026 raporumuzda da verdik. Türkiye'de temsilcilik kurmuş Meta, TikTok, X, YouTube, Pinterest, LinkedIn gibi platformların Türkiye'deki yükümlülükleri nasıl yerine getirdiğini ve bunun pratikte ne anlama geldiğini belgeledik."
Biz bu şirketleri devletin kullanabileceği 'kullanışlı aparatlar' olarak gördük. Kağıt üzerinde yükümlülükler yerine getiriliyor; temel amaç platformların Türkiye'den erişime engellenmemesini sağlamak. Ama kullanıcı hesaplarının engellenmesi süreçlerinde, özellikle 19 Mart sürecinde (Ekrem İmamoğlu'nun tutuklanmasına giden süreçte) kadın örgütleri, gençlik örgütleri, gazeteciler ve sivil toplum çalışanlarının hesaplarının erişime engellenmesinde, platformların artık 'itaat etmiş' bir profile geçtiğini açıkça gördük."
Uluslararası şirketler şeffaflık yükümlülüklerini yerine getirmiyor ... Algoritmalar yoluyla, medya kuruluşları görünmez kılınabiliyor
Birleşmiş Milletler çerçevesinde büyük şirketlerden insan haklarına saygı göstermesini gerektiğinin altını çizen Akdeniz, küresel sosyal medya platformlarının Avrupa Birliği'nden farklı olarak, Türkiye'de bu ilkeleri hiçe saydıklarını örneklerle belgelediklerini belirterek şu ifadeleri kullandı:
"Bu şirketlerin devlete sunması gereken 6 aylık şeffaflık raporları var. İnceledik: Bir kısmı yayımlanmamış, bir kısmının Türkçesi yok. 'Alan memnun, veren memnun' gibi bir tablo oluşuyor. X (eski Twitter) da geçmişte daha mesafeliyken, artık devletten gelen taleplere daha hızlı yanıt veren bir yapıya evrildi. Ekrem İmamoğlu'nun hesabının da defalarca Türkiye'den görünmez kılındığını gördük."
Basın tarafında da raporda değiniyoruz: Algoritmik sansür, görünürlük kaybı ve gelir kaybı. Algoritmayı Google gibi aktörler kontrol ettiği sürece basın kuruluşlarının görünürlük kaybı veya gelir kaybı yaşaması kolaylaşıyor. Bu sadece Türkiye'ye özgü değil; Avrupa Birliği'nde de tartışılmaya başlandı. İnsanlar 'paylaşım yapıyorum, görülmüyor' diyor; bunun arkasında algoritmaların olduğu söyleniyor ve bu sistemler şeffaf değil. Biz de şeffaflık çağrısında bulunuyoruz. Bir basın kuruluşu 'görünür' olmazsa erişim ve gelir kaybı yaşar."
Sosyal medya devlerinin reklam gelirlerine dair paylaştıkları veriler tutarsız ve 'çöp'
Sosyal medya devleri tarafından Türkiye'de elde edilip yurt dışına çıkarılan reklam gelirlerine ilişkin rakamların nasıl hesaplanabileceğine ilişkin bir soruya Akdeniz, şu yanıtı verdi:
" Tam veriye erişmek çok zor. Normalde platformların yükümlülükleri kapsamında reklam kütüphanelerini şeffaf biçimde paylaşmaları gerekir. Raporda göreceksiniz: Meta kısmen, Pinterest kısmen bazı veriler paylaşıyor; ama detaylı bir veriye ulaşmak mümkün değil. 'Bunun için araçlarımız var, başvurun' diyorlar; başvuruyorsun, geri dönüş yok."
Avrupa Birliği'nde Dijital Hizmetler Yasası yürürlükte olmasına rağmen oradaki raporlar bile yeterli değil. Tek kelimeyle özetlemek gerekirse: Bugüne kadar paylaşılan verilerin çoğu 'çöp.' Ciddi bir analiz yapmaya elverişli, beklenen şeffaflığı sağlayan bir veri seti yok; parçalı, anlaşılması zor setler var. Dahası, global raporlarla Türkiye raporlarını karşılaştırınca rakamların tutmadığını görüyoruz. Bu verilerle ne siz istediğiniz gibi haber/analiz üretebiliyorsunuz, ne de biz sivil toplum ve akademi olarak sağlıklı çalışma yapabiliyoruz" yanıtını verdi.













