Doruk Madencilik'e Bağlı Yunus Emre Termik Santrali'nde Çalışan İşçiler: Bizim Tek Bir İsteğimiz Var, Maaşlarımızı Alıp İşimize Geri Dönmek
Doruk Madencilik'e bağlı Yunus Emre Termik Santrali'nde çalışan işçiler, üç aydır ödenmeyen maaşları için Ankara'ya yürüyüş başlattı. Polis müdahalesi sonucu DİSK/Enerji-Sen Genel Başkanı ve Genel Sekreteri gözaltına alındı. İşçiler, maaşlarını alana kadar bekleyeceklerini açıkladı.
Haber : Hilal ACAR / Kamera: Tunahan GÜLER
(ANKARA) - Doruk Madencilik'e bağlı Yunus Emre Termik Santrali'nde çalışan DİSK/Enerji-Sen üyesi işçiler, yol üzerindeki akaryakıt istasyonunda bekleyişlerini sürdürüyor. İşçi Caner Güngör, "Bizim tek bir isteğimiz var: Maaşlarımızı alıp işimize geri dönmek başka talebimiz yok. Hakkımızı son kuruşuna kadar alana kadar beklemeye devam edeceğiz" dedi.
Doruk Madencilik'e bağlı Yunus Emre Termik Santrali'nde çalışan DİSK/Enerji-Sen üyesi işçiler, üç aydır ödenmeyen maaşları nedeniyle Beypazarı ilçesinden Ankara'daki Yıldızlar SSS Holding binasına doğru dün yürüyüş başlatmıştı. Yürüyüşün ikinci gününde Oğuzkent'ten Ayaş'a ilerlemek isteyen işçiler ile yürüyüşe izin vermeyen polis ekipleri arasında arbede yaşanmış, olayın ardından DİSK/Enerji-Sen Genel Başkanı Süleyman Keskin ile Genel Sekreteri Emin Atsız gözaltına alınmıştı.
İşçiler adına ANKA Haber Ajansı'na konuşan işçi Caner Güngör, üç aydır maaşlarını alamadıklarını belirterek, şunları söyledi:
"Bizim tek bir isteğimiz var: Maaşlarımızı alıp işimize geri dönmek başka talebimiz yok. Maaşlarımızın gününde ödenmesi, çalışma şartlarımızın iyileştirilmesi dışında bizim başka talebimiz yok. 4 Haziran'da yatırıldı en son oda nisan maaşının üçte biri. Dün akşam eylem başlangıcında bir miktar para yattı gerisi hala yok beklemeye devam ediyoruz. Hakkımızı son kuruşuna kadar alana kadar beklemeye devam edeceğiz. Sendika yöneticilerimiz de gözaltına alınmış durumda. Onların çıkmasını da bekleyeceğiz. Onlar çıkana kadar da buradayız. Polis arkadaşlarımızla karşı karşıya gelmek istemiyoruz ama onlar da bir emir kulu, böyle şeyler yaşanabiliyor."
Sabahleyin biz yürümek için hamle yaptığımızda, onlar da yukarıdan aldığı direktif doğrultusunda bizi bırakmamak için uğraştılar. Bir arbede yaşandı. Bir arkadaşımız kaburgasından sakatlandı, hastaneye gönderdik. Birçok arkadaşımız biber gazından sıkıntı çekti. Biz paramızı alana kadar burada kalmaya devam edeceğiz. Yürüme konusuna gelince de içeride olan, şu anda gözaltında bulunan başkanlarımız çıksın. Polis arkadaşlarımızın da bize sunduğu bir öneri var: Sekiz-on kişiyi holdinge getirelim, orada bir görüşme ayarlansın. Tabii ki içerideki başkanlarımız çıktıktan sonra onlarla da bu konuyu değerlendireceğiz. Eğer olumlu bir karar çıkarsa neden olmasın? Kimse eziyet çekmesin. Bu sıcağın altında böyle bir mağduriyeti kimse yaşamak istemiyor. Biz hakkımızı istiyoruz hakkımızı alalım, evimize gidelim ertesi gün de işimize başlayalım."
"SENDİKA YÖNETİCİLERİNİN GÖZALTINA ALINMASI KABUL EDİLEMEZ"
İşçilerin ortak basın açıklamasını da Fatih Ersoy okudu. "Üç aydır ücretini alamayan işçiye şiddet, sendikacıya gözaltı kabul edilemez" diyen Ersoy, şöyle konuştu:
"Bugün bu haklı talepler doğrultusunda sürdürülen yürüyüşe emniyet güçleri tarafından müdahale edilmiş, sendikanın Genel Başkanı Süleyman Keskin ile Genel Sekreteri Emin Atsız gözaltına alınmıştır. Müdahale sırasında iki işçinin yaralandığı, yaralanan işçilerden birinin kaburga kemiğinin zedelendiği belirtilmektedir. Üç aydır ücretlerini alamayan, emeğinin karşılığını isteyen, sağlıklı ve güvenli koşullarda çalışmak isteyen işçilerin karşısına çözümle değil kolluk gücüyle çıkılması, işçilerin yaralanmasına yol açan bir müdahalede bulunulması ve sendika yöneticilerinin gözaltına alınması kabul edilemez."
Buradan soruyoruz, üç ay boyunca işçinin ücretini ödememek suç değil midir? İşçilerin ve ailelerinin geçimlerini sağlayacak ücretlerini aylarca alamaması karşısında neden aynı kararlılıkla harekete geçilmemektedir? İş yerinde iş sağlığı ve güvenliği, iş güvenliği önlemlerinin eksiksiz alınmasını istemek ne zamandan beri müdahale gerekçesidir? Yasal olarak toplu iş sözleşmesi yetkisini kazanmış bir sendikayla masaya oturulmasını istemek neden engellenmektedir? ve en önemli soruyu soruyoruz, üç aydır ücretini ödemeyen işverene değil de ücretini isteyen işçiye neden müdahale edilmektedir?"










