Irak'ta silahsızlanma süreci: Siyasi ve ekonomik boyut

Güncelleme:
Facebook'da Paylaş Twitter'da Paylaş WhatsApp'da Paylaş Google News'de Paylaş

Iraklı siyasi analist Barakat Ali Hammudi: - "Siyasi tabloyu izleyen gözlemciler, konunun 7 Ekim sonrasında yaşanan gelişmelerle bağlantılı olduğu ve ABD'nin Irak üzerindeki baskısının bir parçasını oluşturduğu konusunda büyük ölçüde hemfikir" - Iraklı gazeteci ve analist Ali Naci: - "Silahların yalnızca devletin kontrolünde toplanması, yabancı yatırımcıların ve uluslararası şirketlerin Irak'a olan güvenini artırabilir" - Suudi Arabistan merkezli Şarku'l Avsat gazetesi yazarı Ali Saray: - "Küresel güç dengeleri silahlı grupları dışlayan bir dünya düzeni üretiyor"

Iraklı uzmanlar, silahlı grupların silahlarını devlete teslim etmesine yönelik girişimlerin yalnızca güvenlik meselesi olmadığını, siyasi ve ekonomik sonuçlar da doğuracağını belirtiyor.

AA muhabirine konuşan analistlere göre süreç, hem yeni hükümetin şekillenmesi hem de bölgesel ve uluslararası dengeler açısından kritik önem taşıyor.

Iraklı siyasi analist Barakat Ali Hammudi, milis grupların silahsızlandırılması dosyasının yeniden gündeme gelmesinin bölgesel ve uluslararası gelişmelerle doğrudan bağlantılı olduğunu söyledi.

Meselenin yeniden gündeme gelmesi dış gelişmelerle bağlantılı

Hammudi, "Bu dosyanın tam da bu dönemde yeniden gündeme getirilmesi, bölgenin siyasi ve güvenlik haritasının yeniden şekillendirilmesini gerektiren dış gelişmelerle eş zamanlı gerçekleşti. Siyasi tabloyu izleyen gözlemciler, konunun 7 Ekim sonrasında yaşanan gelişmelerle bağlantılı olduğu ve ABD'nin Irak üzerindeki baskısının bir parçasını oluşturduğu konusunda büyük ölçüde hemfikir." dedi.

Bu süreçte en büyük sorunun silahlı gruplar arasındaki görüş ayrılıkları olduğunu belirten Hammudi, bazı grupların silah bırakmaya sıcak baktığını, bazılarının ise buna karşı çıktığını ifade etti.

Hammudi, "Asıl soru, tüm grupların silahsızlanmayı kabul etmemesi halinde Washington'ın Bağdat'a karşı nasıl bir tutum sergileyeceğidir." dedi.

Hammudi ayrıca, gelecekte Peşmerge ve Haşdi Şabi dahil tüm silahlı unsurları kapsayacak yeni bir güvenlik yapılanmasının gündeme gelebileceğine yönelik tartışmalar bulunduğunu, ancak bu konuda henüz somut bir plan ortaya konulmadığını kaydetti.

"Silahsızlandırma yalnızca güvenlik meselesi değil"

Iraklı gazeteci ve analist Ali Naci ise silahların devlete teslim edilmesi konusunun siyasi, ekonomik ve güvenlik alanlarındaki gelişmelerle bağlantılı olduğunu söyledi.

Naci, sürecin yeni hükümetin kurulması, bakanlıklar ve bağımsız kurumlar ile üst düzey güvenlik pozisyonlarının yeniden dağıtılmasıyla aynı döneme denk geldiğine dikkati çekti.

Irak'ın ekonomik açıdan hassas bir süreçten geçtiğini belirten Naci, ülkenin yatırım çekmek, kredi notunu iyileştirmek ve risk algısını azaltmak amacıyla istikrar ortamını güçlendirmeye çalıştığını ifade etti.

Naci, şunları kaydetti:

"Silahların yalnızca devletin kontrolünde toplanması, yabancı yatırımcıların ve uluslararası şirketlerin Irak'a olan güvenini artırabilir. Bu nedenle silahsızlandırma meselesi yalnızca bir güvenlik konusu değil, aynı zamanda devam eden siyasi uzlaşıların da önemli bir parçasıdır."

Süreçte muhtemel zorluklar

Sürecin önündeki en önemli zorluklardan birinin silah tesliminin kapsamı olduğunu belirten Naci, hükümetin bazı grupların elindeki silahların miktarı ve türleri konusunda kesin verilere sahip olmamasının envanter çalışmalarını teknik ve güvenlik açısından karmaşık hale getirdiğini söyledi.

Naci ayrıca, süreç sırasında bazı gruplar içinde bölünmeler yaşanabileceği veya kontrol dışı yeni oluşumların ortaya çıkabileceği uyarısında bulunarak bunun güvenlik, istikrar ve ekonomik faaliyetler üzerinde olumsuz etkiler yaratabileceğini dile getirdi.

"Tahran, ABD'nin milis liderleri üzerindeki baskısına uyum sağlamaya çalışıyor"

Suudi Arabistan merkezli Şarku'l Avsat gazetesi yazarı Ali Saray ise silahsızlanma meselesinin, 7 Ekim 2023 sonrası yaşanan çatışma süreçlerinde sürekli gündemde olduğunu ve Orta Doğu'da şiddet kaynaklarının kurutulmasına dayanan yeni bir siyasi denklemin şekillendiğini ifade etti.

Saray, "Son dönemde İran'daki savaşın ardından silahların devlet kontrolünde toplanması konusu daha fazla ivme kazandı. Bu durum, daha geniş kapsamlı müzakerelerin bir yansıması olarak görülüyor." dedi.

Bu meselede ABD'nin rolüne işaret eden Saray, şu ifadeleri kullandı:

"Tahran'ın, ABD'nin milis liderleri üzerindeki baskısına uyum sağlamaya çalıştığı, Washington'ın ise 2003'teki askeri işgal sonrasında kurduğu siyasi model üzerindeki kontrolünü yeniden tesis ederek Bağdat'ta 'açık bir zafer' elde etmeyi hedeflediği anlaşılıyor."

Saray, "Bu konu aynı zamanda bölgede değişen dengeleri ve alışılmışın dışında ittifakları da beraberinde getiriyor." değerlendirmesi yaptı.

"Direniş ekseni" olarak adlandırılan Iraklı Şii milis grupların elindeki silahların, yeni bölgesel düzenin oluşmasının önündeki engellerden biri haline geldiğini söyleyen Saray, bu durumun bölgesel istikrar ve güvenlik için gerekli asgari güvencelerin sağlanmasını zorlaştırdığını ifade etti.

"Küresel güç dengeleri silahlı grupları dışlayan bir dünya düzeni üretiyor"

Saray, şunları kaydetti:

"Basitçe ifade etmek gerekirse, küresel güç dengeleri silahlı grupları dışlayan bir dünya düzeni üretiyor. Bu durum geçmişte El Kaide ve DEAŞ gibi örgütlere karşı da yaşanmıştı. Bölgesel düzeyde İran ile ABD arasındaki müzakereler, Lübnan, Gazze ve Yemen'deki silahsızlanma dosyalarını doğrudan etkiliyor. Silahsızlanma konusu, tarafların pazarlık masasında konumlarını güçlendirmek için kullandıkları bir araç haline gelmiş durumda."

Meselenin Irak boyutuna ilişkin ise Saray, şu ifadeleri kullandı:

"Irak'ta ise yerel düzeyde, silahlı grup liderlerinin çıkarları ve milis yapısından devlet düzenine geçiş sürecini yönetebilme kapasiteleri önemli bir zorluk oluşturuyor. Bununla birlikte, bu liderler sürecin kendisini de büyük ölçüde kontrol ediyor. Bu nedenle ortaya çıkan tablo, silahların devlet kurumlarında tamamen eritilmesinden ziyade, silahların kontrol altına alınmasına yönelik bir süreç olarak değerlendirilebilir. Sonuç olarak, tüm bu süreç Washington ile Tahran arasındaki müzakereler sonuçlanıncaya kadar zaman kazanmaya yönelik bir hamle de olabilir."

Irak'ta milislerin silahlarını devlete teslim süreci

Irak'ta Şii lider Mukteda es-Sadr'a bağlı "Seraya es-Selam" ile Şii milis gruplardan "İmam Ali Tugayları" silah envanterini devlete teslim etmiş, Şii milis gruplardan Asaib Ehlilhak Hareketi de silahların devlete teslimi konusuna olumlu yaklaştığı açıklamıştı.

Irak Hizbullahı ve Nuceba Hareketi gibi bazı gruplar ise silahlarını teslim etmeyeceklerini bildirmişti.

Irak Hükümet Sözcüsü Haydar el-Abudi, dün yaptığı açıklamada, yasa dışı silahların devlete teslim edilmesine yönelik sürecin devam ettiğini ve çalışmaların ABD öncülüğündeki koalisyon güçlerinin görev süresinin sona ereceği eylül ayı sonuna kadar tamamlanmasının hedeflendiğini bildirmişti.

Kaynak: AA / Haydar Karaalp
Haberler.com
500

Haberler.com'da yer alan yorumlar, kullanıcıların kişisel görüşlerini yansıtır ve haberler.com'un editöryal politikası ile örtüşmeyebilir. Yorumların hukuki sorumluluğu tamamen yazarlarına aittir.