Gelişmiş ülkeler YZ'de telif korumasına direniyor, Deezer'da YZ müzik oranı artıyor
Google algoritmasına bırakmayın, okuyacağınız haberi siz seçin! Tıkla ve ekleAv. Prof. Dr. Cahit Suluk, gelişmiş ülkelerin YZ'de telif korumasına direndiğini, YZ karşısında telif sektörlerinin ekonomik ve stratejik olarak geri plana düştüğünü yazdı. Deezer'da tamamen YZ üretimi müziklerin günlük yüklemeler içindeki oranı Nisan 2026'da yüzde 44'e çıktı.
İstanbul Medeniyet Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Av. Prof. Dr. Cahit Suluk, gelişmiş ülkelerin yapay zeka sektöründe telif korumasına yönelik değişen tutumunu AA Analiz için kaleme aldı.
***
Serbest piyasa ekonomisinin temel ilkesi rekabettir. Fikri mülkiyet hakları ise bu rekabete yapılan bilinçli ve yapay bir müdahaledir. Çünkü bu haklar, yaşam ve özgürlük gibi doğal haklardan farklı olarak, insanın fikri yaratıcılığını ve yeniliği teşvik etmek amacıyla hukuk tarafından tanınır. Nihai amaç, hak sahibinin çıkarını korumaktan öte, "kamu yararını" gerçekleştirmek; toplumun teknolojik, ekonomik ve sosyal ilerlemesine katkı sağlayacak fikri ürünlerin geliştirilmesini teşvik etmektir.
Son birkaç yılda yapay zeka (YZ) hayatımıza girdi ve insanın fikri üretimine benzer çıktılar üretmeye başladı. YZ çıktıları, metinden müziğe, sinemadan görsele kadar insanın ürettiği hemen her türlü fikri ürünü ikame edici bir işlev görmeye başladı.
Böylece YZ, insanın fikri yaratıcılığını teşvik etmek için tasarlanan telif sistemini kökten sarsmaya başladı. Müzik ve sinema gibi fikri ürüne dayalı sektörlerde büyük bir yıkım riski doğuran YZ'nin etkisi her geçen gün artıyor. Söz gelimi Deezer platformuna yüklenen tamamen YZ üretimi müziklerin günlük yüklemeler içindeki oranı Ocak 2025'te yüzde 10 iken Eylül 2025'te yüzde 28'e, Nisan 2026'da yüzde 44'e yükseldi. Platform, Temmuz 2026'da yaptığı açıklamada, bu oranın haziran ayında bazı günlerde yüzde 50'yi aştığını bildirdi [1].
Ünlü iktisatçı Joseph Schumpeter'in "yaratıcı yıkım" teorisine göre yeni teknolojiler, eskilerini piyasadan kovarak kendilerine alan açar. Bu kez YZ, insanın fikri yaratıcılığını ikame ederek kendisine alan açıyor. Üstelik bunu otonom bir üretimle değil, bizatihi yıkıma uğrattığı insanın fikri yaratıcılığını yakıt olarak kullanarak yapıyor. Bu yakıtın azalması, insanın yeni fikri ürün üretme kapasitesini zayıflatırken YZ'yi de sentetik bilgi üretimine ve eskiyi tekrara mahküm edebilir. Sonuçta insanlık "entelektüel çölleşme" tehlikesiyle karşı karşıya kalabilir. Tek tipleşmeye doğru hızla ilerleyen dünyamızda bu süreç, "kültür emperyalizmini" daha da derinleştirebilir.
Ekonomik rollerin değişimi ve telif korumasında çifte standart
Dijitalleşme karşısında Ticaretle Bağlantılı Fikri Mülkiyet Hakları Anlaşması (TRIPS), Dünya Fikri Mülkiyet Örgütü (WIPO) Telif Hakları Anlaşması (WCT) ve WIPO İcralar ve Fonogramlar Anlaşması (WPPT) gibi uluslararası anlaşmalarla yeni kurallar geliştirildi. Fakat bu kez farklı bir tabloyla karşı karşıyayız: Gelişmiş ülkeler, YZ söz konusu olduğunda telif korumasına direniyor. Neden?
Cevap, rollerin değişmesinde yatıyor: YZ özelinde ekonomik rollerin değişmesi, gelişmiş ülkelerin telif korumasına bakışını da değiştirdi. Fikri ürünleri esas olarak gelişmiş ülkeler üretir, gelişmekte olanlar tüketirdi. YZ çağında ise gelişmekte olan ülkeler telifli içerikleri sağlarken, gelişmiş ülkeler bu verileri kullanıyor. Ne yani, gelişmiş ülkeler fikri üretimi mi bıraktı? Hayır. Ama YZ karşısında telif sektörleri ekonomik ve stratejik olarak geri plana düştü; politikalar artık YZ sektörünü gözetiyor.
Asıl mesele şudur: Sanayileşmek için petrol savaşları çıkaran gelişmiş ülkeler, yeni sanayinin petrolünü bu kez ücretsiz temin etmenin peşinde. Bu amaçla hukukçu demagoglarını devreye sokuyor, ilgili çevreleri yoğun bir söylem bombardımanına tabi tutuyorlar. Dün gelişmekte olan ülkelere telif korumasının gerekliliğini anlatan, ihlalleri "hırsızlık" olarak nitelendiren gelişmiş ülkeler, bugün YZ söz konusu olduğunda telif korumasının yeni teknolojileri engellediğini ileri sürüyor. Böylece korumanın gerekliliğine iman ettirilen kitleler, bu kez ters yönde tövbeye davet ediliyor. Amerika Birleşik Devletleri'nde adil kullanım (fair use) savunması, Avrupa Birliği'nde ise metin ve veri madenciliği istisnası bu yaklaşımın başlıca araçları olarak öne çıkıyor. Araçlar farklı olsa da amaç aynı: İnsanın fikri yaratıcılığını teşvik etmek üzere tasarlanan telif sistemini, YZ sektörünün önündeki hukuki engelleri kaldıracak biçimde daraltmak. Oysa hukukun temel iddiası "adaleti" temin etmektir; burada ise tümüyle "çıkar" amaçlı bir yaklaşım söz konusu.
Japon Telif Yasası'nın 30/4 maddesi buna iyi bir örnek. Bu hüküm, YZ eğitimi gibi kullanımları "eserden yararlanma amacı taşımayan" kullanım sayarak izin ve bedel şartından kurtarıyor. Oysa bize yıllarca, öğrencinin ders kitabını fotokopiyle çoğaltmasının bile hapisle cezalandırılması gereken bir "hırsızlık suçu" olduğu öğretildi. Telif koruması çıkarlarına hizmet ettiğinde şahin kesilen gelişmiş ülkeler, çıkarları değişince 180 derece dönüş yapabiliyor. Fiziksel ve düşünsel sömürgeciliğin mimarlarından belki bu tutum beklenebilir. Ancak gelişmekte olan ülkelerdeki bazı çevrelerin de bu söyleme eklemlenmesi hazindir. Belki bu tutum, Cemil Meriç'in "beyin soykırımı" kavramıyla ifade ettiği "düşünsel bağımlılık" üzerinden anlamlandırılabilir.
Peki, gelişmekte olan ülkeler ne yapmalı?
Öncelikle gelişmekte olan ülkeler, uluslararası telif anlaşmalarının yalnızca asgari koruma standartlarını belirlediğini ve YZ eğitimi için Japonya benzeri geniş bir istisna getirmeyi zorunlu kılmadığını görmelidir. Türkiye gibi ülkeler, YZ eğitimi amacıyla telifli eserlerin kullanımını hak sahibinin iznine veya bedel ödenmesine bağlayan düzenlemeler yapabilir. Ancak tek tek ülkelerin dev YZ şirketleri ve onların arkasındaki devletler karşısında pazarlık gücü sınırlıdır. Bu güç asimetrisi nedeniyle gelişmekte olan ülkeler, WIPO ve Birleşmiş Milletler Ticaret ve Kalkınma Konferansı (UNCTAD) gibi uluslararası platformları harekete geçirerek ortak bir tutum geliştirmeli ve masaya birlikte oturmalıdır. Aksi halde kuralları, masada olmayanlar adına masadakiler belirler.
[1] https://newsroom-deezer.com/2026/07/ai-music-exceeds-50-percent-daily-uploads-deezer/
[Av. Prof. Dr. Cahit Suluk, İstanbul Medeniyet Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesidir.]
*Makalelerdeki fikirler yazarına aittir ve Anadolu Ajansının editoryal politikasını yansıtmayabilir.













