Epstein'in enerji ağı: Gaz sahaları, güneş enerjili dronlar ve siyasi bağlantılar
ABD'de kız çocuklarına yönelik fuhuş ağı kurma suçlamasıyla tutuklu yargılanırken hapishanede ölü bulunan milyarder Jeffrey Epstein'in özel yazışmaları, kendisinin aynı zamanda küresel enerji politikaları ve stratejik yatırımlar konusunda kilit bir danışman ve aracı rolü üstlendiğini ortaya koyuyor.
ABD'de kız çocuklarına yönelik fuhuş ağı kurma suçlamasıyla tutuklu yargılanırken hapishanede ölü bulunan milyarder Jeffrey Epstein'in özel yazışmaları, kendisinin aynı zamanda küresel enerji politikaları ve stratejik yatırımlar konusunda kilit bir danışman ve aracı rolü üstlendiğini ortaya koyuyor.
AA muhabirinin derlediği bilgilere göre, Epstein'e ilişkin 30 Ocak'ta açıklanan yeni belgeler, İsrail'in doğal gaz rezervlerinden, işgal altındaki Golan Tepeleri'ndeki kaynak aramalarına, güneş enerjili insansız hava araçlarından (İHA) enerji devleri BP ve Glencore'un yönetim mekanizmalarına uzanan devasa bir nüfuz ağını deşifre ediyor.
Epstein'in enerji dünyasındaki en somut izleri, İsrail'in doğal gaz piyasası ve tartışmalı Golan Tepeleri üzerinde yoğunlaşıyor. Epstein'in finansal ağındaki Leon Black, Larry Summers gibi kilit isimlerin yolu Genie Energy adlı şirketle kesişiyor.
Şirketin, eski ABD Başkan Yardımcısı Dick Cheney, medya patronu Rupert Murdoch, eski ABD Hazine Bakanı Larry Summers, ABD Merkezi İstihbarat Teşkilatının (CIA) eski direktörlerinden James Woolsey ve Epstein'in uçuş kayıtlarında adı geçen eski ABD Enerji Bakanı ve New Mexico Valisi Bill Richardson'dan oluşan danışma kurulu ise adeta bir "gölge kabine" niteliğinde.
Danışma kurulu bu kilit isimlerden oluşan Genie Energy'nin en dikkat çekici özelliği ise bu şirkete bağlı Afek Petrol ve Gaz şirketinin Golan Tepeleri'nde petrol arama ruhsatına sahip tek şirket olması. Söz konusu şirkete, Suriye savaşının ortasında ruhsat verilmiş ve 2019'da ABD'nin İsrail'in Golan egemenliğini tanımasından sonra şirketin değeri kayda değer şekilde yükselmişti.
23 Mart 2011'de, İsrail Meclisi'nde doğal gaz ihracatına yönelik kritik vergi artışını belirleyen "Sheshinski Yasası"nın oylandığı dönemde, Epstein'e Barclays Üst Yöneticisi (CEO) Jes Staley, İsrailli ekonomist Jacob Frenkel ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile görüşmek üzere koordinasyon sağlandığına dair bilgi verildiği de belgelerde yer alıyor.
Staley'nin Epstein'e gönderdiği e-postada "sürpriz sürpriz" ve "Tüm zorluklara rağmen Başbakan Netanyahu ile bir görüşme ayarladık." ifadeleri dikkati çekiyor.
Öte yandan, Epstein'in düzenli olarak Richardson ve Summers'ı ağırlaması ve kendileriyle yatırımlar üzerine görüşmesi de yazışmalarda öne çıkıyor. Söz konusu kişilerle 2013, 2015, 2016 ve 2018'de defalarca yemek yediği ve buluştuğu da belgelerde yer alıyor.
Eski İsrail Başbakanı Ehud Barak ile yazışmalar
Ağustos 2013'te Epstein ve eski İsrail Başbakanı Ehud Barak arasındaki yazışmalar, İsrail'in doğal gaz piyasasına yoğunlaşıyor.
Epstein, İsrail Yüksek Mahkemesi Başkanı Asher Grunis'in doğal gaz ihracatını yasaklayan bir ihtiyati tedbir kararı almaya meyilli olduğunu belirterek Barak'ı uyarıyor.
Bu süreçte Epstein, "Bir Amerikan enerji şirketinin İsrail'de başarılı olup olmayacağından emin olmadığını" ifade ederek bölgedeki enerji yatırımlarının risklerine dikkati çekerken, Barak da "Muhtemelen haklısın. Bir şekilde kontrol edeceğim." cevabını veriyor.
Epstein'in e-posta trafiği, kendisinin sadece bir yatırımcı değil, aynı zamanda bir "filtre" görevi gördüğünü de kanıtlıyor. Yazışmalar, Ekim 2014'te Barak'ın milyarder Jack Grynberg'e ait GADECO enerji şirketinin satış süreciyle ilgili Epstein'den kritik bir danışmanlık aldığını ortaya koyuyor.
Belgelerde Epstein'in GADECO ile ilişkisi ve yatırım potansiyeli üzerine görüşmeler dikkati çekiyor. Bu şirket üzerinden enerji projelerine finansman veya ortaklık arayışı yürütüldüğü anlaşılıyor.
25 Ekim 2014'te Barak, Epstein'den "GADECO satış materyalleri hakkındaki izlenimlerini paylaşmasını" istiyor, ancak Epstein bu teklife sert bir dille yanıt veriyor.
Epstein'in Barak'a Kuzey Dakota ve Colorado'da milyonlarca varil petrol keşfi hedefleyen şirketin projesine ilişkin yanıtı, "Bu tamamen saçmalık. Çöp satıyor veya dolandırıcılık yapıyor gibi görünmemelisin." şeklinde oluyor.
Barak, bu uyarı üzerine projeyi "yumuşak bir şekilde öldürdüğünü" Epstein'e bildiriyor ve "Kendi hatalarımdan ders alacak yeterli zamanım yok" ifadesini kullanıyor.
Belgelerde yer alan GADECO'nun yönetici özetinde ise Kuzey Dakota, Colorado ve Wyoming'de 416 milyon varil petrol ve 6,8 trilyon kübik fit doğal gaz rezervine sahip olduğu bilgisi paylaşılıyor.
Güneş enerjili dronlar ve LNG
Epstein'in enerjiye olan ilgisi fosil yakıtlar yanında yenilikçi teknolojilere de uzanıyor. GADECO şirketiyle ilgili olumsuz yanıttan sonra Barak, "hızlı tavsiyesi" için Epstein'e teşekkür ediyor.
Aradan 2 gün geçtikten sonra 27 Ekim 2014'te Barak, Epstein'e "Light & Strong" adlı bir güneş enerjili dron şirketiyle ilgili yatırım teklifi sunuyor.
Barak, bu projede yönetim kurulu başkanı olarak yer almayı ve 13 milyon dolarlık bir değerleme üzerinden 1 milyon dolar yatırım yapmayı planladığını Epstein ile paylaşıyor.
Ancak Epstein, şirketin mali tablolarını inceledikten sonra nakit akışı olmadığını belirterek Barak'a sert bir şekilde "uzak dur" talimatı veriyor.
Ayrıca Epstein'e 2012'de "çok gizli" bir sunum gönderildiği de belgelerde görülüyor. Söz konusu sunum, Şili'de 1000 megavatlık bir güneş enerjisi yatırımına dair bilgiler içeriyor. 26 sayfalık sunumda, yapılacak yatırım, maliyet, yönetim kurulu ve olası karlılık analizleri yer alıyor.
Belgelerde ayrıca Norveç'te ve Kazakistan'da geliştirilecek mini sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) terminallerine ilişkin görüşmeler de bulunuyor.
Norveçli iş adamı ve Norgas Carriers şirketinin CEO'su Morits Skaugen ile yapılan yazışmalarda "mini LNG" konseptinin küçük çaplı kullanımlar için önemine değiniliyor. Bu konuda, Kazakistan'dan gelen sunum örnekleri inceleniyor ve Afrika'nın yatırım için uygun olduğu belirtiliyor.
İngiliz Büyükelçi Mandelson'ın yön arayışı
Epstein'in yazışmalarında sıkça rastlanan isimlerden biri de İngiltere'nin eski Washington Büyükelçisi Peter Mandelson olarak öne çıkıyor.
İşçi Partisi hükümetlerinde Ticaret ve Sanayi Bakanı, Kuzey İrlanda Bakanı, Konut, Toplum ve Yerel Yönetim Bakanı ve İş Dünyası Bakanı olarak görev yapan Mandelson, Epstein'den kariyer tavsiyesi ve yön bekleyen isimler arasında yer aldı.
Epstein'in "Petie" olarak hitap ettiği Mandelson'a çeşitli iş pozisyonları için önerilerde bulunduğu kayıtlarda görülüyor.
21 Mayıs 2010'da Epstein'e gönderdiği e-postada "Xstrata madencilik şirketini biliyor musun? Bir yönetim kurulu başkanı arıyor olabilirler." ifadesini kullanan Mandelson, daha sonraki mesajında şirket yetkilisinden haber alamadığını iletiyor.
20 Haziran 2010'da ise Epstein'den Mandelson'a giden e-postada, "BP'de danışmanlık rolünü kabul edebilirsiniz, yeni başkan olarak dışarıdan güvenilir insanlar getirmeleri gerekiyor, şu anda dışarıdan birinin değeri çok büyük. BP kendi soruşturma komitesini kurmalı, sen başkanlık etmelisin, bu krizin her yönünden sorumlu olmalısın." ifadeleri yer alıyor.
Epstein, BP'nin 2010'daki petrol sızıntısı krizinde kendi soruşturma komitesini kurması gerektiğini ve bu komiteye Mandelson'un başkanlık etmesinin büyük değer yaratacağını savunuyor.
Aynı gün Mandelson'un olumsuz tepkisi üzerine Epstein, "Senin hemen bir işe alınman konusundaki kısıtlamayı aşmanın bir yolunu arıyorum." şeklinde tepki gösteriyor.
Mandelson, 16 Temmuz 2010'da Epstein aracılığıyla enerji devi Glencore'un CEO'su Ivan Glasenberg ile iletişime geçiyor.
Mandelson, Glencore'un halka arz (IPO) sürecinde yönetim kuruluna katılma isteğini dile getiriyor, siyaset, hükümet ve düzenleyici trendler konusundaki bilgisinin Glencore gibi bir şirket için kritik öneme sahip olduğunu vurguluyor.
Mandelson, Avrupa ticaret operasyonlarını yönetmiş biri olarak "deneyimli bir el" olduğunu belirterek enerji ve madencilik devinde stratejik bir pozisyon talep ediyor.
Bu belgeler, Epstein dosyasının sadece bireysel suçlardan ibaret olmadığını, aksine küresel enerji politikasına, sınır ötesi petrol ruhsatlarına ve stratejik teknoloji yatırımlarına yönelen, istihbarat yoğunluklu bir enerji operasyonu ağı olduğunu da gözler önüne seriyor.














