DEİK Başkanı Olpak: Yılın ikinci yarısında ihracat artışı bekliyoruz

Güncelleme:
Facebook'da Paylaş Twitter'da Paylaş WhatsApp'da Paylaş Google News'de Paylaş

DEİK Başkanı Nail Olpak, yılın ikinci yarısının ilk yarıya göre daha olumlu geçeceğini ve ihracattaki artışın süreceğini belirtti. Jeopolitik risklerin azalmasıyla yabancı yatırımların da artacağını ifade etti.

Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) Başkanı Nail Olpak, yılın ikinci yarısının, ilk yarısına göre daha olumlu geçmesini beklediklerini belirterek, "Yılın ikinci yarısında ihracattaki artışın devam etmesini bekliyoruz" dedi.

Nail Olpak, AA muhabirine yaptığı değerlendirmede, yılın ilk yarısını artan küresel belirsizlik ortamına ilave olarak ABD/İsrail-İran savaşı ve bunun özellikle enerji piyasasına olan yansımaları ve bir yandan yurt içinde uygulanan ekonomi programının sanayi ve ihracatçı üzerindeki etkisi altında geçirdiklerini söyledi.

İhracatın yılın ilk 6 ayında yüzde 3,6 artış gösterdiğine ancak büyümeye katkı açısından ihracatın yılın ilk çeyreğinde negatif olduğuna dikkati çeken Olpak, NATO Zirvesi'nin Türkiye adına yatırımcılar nezdinde olumlu bir algı bıraktığını belirtti.

Olpak, ticaret savaşları ile jeopolitik risklerin tetiklediği belirsizlik ortamında, ülkelerin ve firmaların stratejilerini bu eksende dönüştürmeleri gerektiğine işaret ederek, "İş dünyası olarak, yaşadığımız zorluklara rağmen yılın ikinci yarısında ve önümüzdeki dönem için daha olumlu bir yaklaşım içerisindeyiz." ifadelerini kullandı.

Finansmana erişim ve yüksek faizin büyük ölçüde birbirleriyle örtüşen kavramlar olsa da aralarında fark olduğuna değinen Olpak, "Faizlerin yüksekliği de ciddi problem olarak dururken, finansmana erişimin sıkıntılı da olması, ona ek olarak önümüzde duruyor." açıklamasını yaptı.

Olpak, enflasyonla mücadele etmek için para politikasında gerekli adımları atarken bu adımların sanayi ve ihracatçının rekabet gücüne olumsuz etkilerini en aza indirmenin dikkate alınması gerektiğini kaydetti.

"Makroekonomik istikrarın kalıcı hale getirilmesi önemli"

DEİK Başkanı Nail Olpak, küresel yatırımların artık yalnızca mali teşviklere değil, öngörülebilirliğe, güven rekabetine, nitelikli insan kaynağına ve rekabetçi üretim ekosistemlerine yöneldiğini aktardı.

Türkiye'nin stratejik coğrafi konumu, güçlü sanayi altyapısı, dinamik özel sektörü ve geniş pazarlara erişim imkanıyla önemli avantajlara sahip olduğunu vurgulayan Olpak, şöyle devam etti:

"Bu avantajları daha güçlü bir yatırım hikayesine dönüştürmek için yapısal reformların kararlılıkla sürdürülmesi büyük önem taşıyor. Makroekonomik istikrarın kalıcı hale getirilmesi önemli. Bunun yanında yatırım ortamını güçlendirecek öngörülebilirliğin artırılması, bürokratik süreçlerin sadeleştirilmesi, dijitalleşmenin kamu hizmetlerine daha fazla entegre edilmesi ve yatırım izin süreçlerinin hızlandırılması uluslararası yatırımcı açısından önemli başlıklar olarak öne çıkıyor. Nitelikli insan kaynağının geliştirilmesi, mesleki eğitim ile özel sektör arasındaki işbirliğinin artırılması ve yeşil ile dijital dönüşümün hızlandırılması uzun vadeli rekabet gücünün temel unsurları oldu. Avrupa Birliği ile Gümrük Birliği'nin güncellenmesi, vize süreçlerinin kolaylaştırılması ve yeni nesil serbest ticaret anlaşmalarının yaygınlaştırılmasının da yatırımcıların Türkiye'yi bölgesel bir üretim ve dağıtım üssü olarak değerlendirmesine önemli katkı sağlayacağını düşünüyoruz."

"Türk şirketlerini küresel değer zincirlerine daha güçlü şekilde entegre etmeye odaklanıyoruz"

Nail Olpak, ticari diplomasiyi en etkin araçlardan biri olarak gördüklerini, yalnızca ticareti artırmaya değil, doğrudan yatırımları teşvik etmeye, ortak üretim modelleri geliştirmeye ve Türk şirketlerini küresel değer zincirlerine daha güçlü şekilde entegre etmeye odaklandıklarını kaydetti.

Yabancı yatırımcılarla kamu kurumları arasında köprü görevi üstlendiklerini dile getiren Olpak, "Yatırım fırsatlarını uluslararası platformlarda anlatıyor ve karşılıklı güveni güçlendirecek mekanizmaların oluşturulmasına katkı sağlıyoruz." dedi.

Olpak, Türkiye'nin AB'ye tam üyeliğini en önemli başlıklardan biri olarak gördüklerini bildirerek, "Bu amaç doğrultusunda iş dünyası olarak bazı adımlar attık ve atmaya da devam ediyoruz. Önümüzdeki dönemde özellikle dijital ve yeşil ekonomi, savunma sanayisi, enerji, lojistik, dijital teknoloji üretimi ve üçüncü ülkelerde ortak yatırım projeleri öncelikli çalışma alanlarımız arasında yer alıyor." ifadelerini kullandı.

Artık küresel rekabette yalnızca mal ihraç eden değil, teknoloji üreten, sermaye çeken ve uluslararası ortaklıklar kurabilen ülkelerin öne çıktığını ifade eden Olpak, Türkiye'nin, sahip olduğu potansiyelle bu ligde çok daha güçlü bir konuma ulaşacağına inandıklarını vurguladı.

"Uluslararası rekabette öne çıkmak için çok katmanlı bir stratejiye ihtiyacımız var"

DEİK Başkanı Olpak, bankacılık, finans, e-ticaret, savunma sanayisi ve lojistik sektörlerindeki lider Türk şirketlerinin küresel standartların gerisinde olmadığını hatta pek çok alanda Avrupa ortalamasının üzerinde bir çevikliğe sahip olduğunu belirtti.

İmalat sektöründeki KOBİ'lerin yapay zeka uygulamalarını iş süreçlerine entegre etmeleri noktasında daha kat edilecek yollarının olduğunu ifade eden Olpak, "Uluslararası rekabette öne çıkmak için çok katmanlı bir stratejiye ihtiyacımız var. Genel geçer yapay zeka uygulamaları yerine her bir sektör için geliştirilmiş o sektörün ihtiyaçlarına göre tasarlanmış yapay zeka uygulamalarını geliştirmek önemli." diye konuştu.

Olpak, küresel ticaret düzeninin korumacılık, jeopolitik bloklaşmalar ve arz güvenliği ekseninde yeniden şekillendiğine dikkati çekerek, "ABD-Çin arasındaki teknoloji soğuk savaşı ve Avrupa Birliği'nin korumacı yeni sanayi politikaları, küresel değer zincirlerini kökten değiştiriyor." dedi.

AB'nin yeni sanayi hamlesinde Türk ürünlerinin "Made in EU" sayılmasının Avrupalı dev üreticilerin tedarik zincirlerinde Türkiye'ye öncelik vermesini sağlayacak olmasını önemli bir fırsat olarak gördüklerini aktaran Olpak, şunları kaydetti:

"Son yıllarda lojistik ve güvenilir ticaret koridorlarına olan ihtiyaç artmış durumda. Türkiye intermodal taşımacılık altyapısı, demir yolu ağları ve liman yatırımlarıyla Asya-Avrupa hattındaki en güvenli kara ve orta koridor alternatifi olarak öne çıkıyor."

"Yabancı yatırımcıların ülkemize girişleri devam ediyor"

Nail Olpak, NATO Zirvesi'nde gündeme gelen ABD'nin uyguladığı yaptırımların kaldırılması gibi konuların özellikle savunma sanayisi sektörü için önemli bir fırsat olacağını, bunun ABD ile olan 100 milyar dolar ticaret hedefini de olumlu etkileyeceğini dile getirdi.

İş dünyası olarak en önemli risklerinin belirsizlik olduğunu aktaran Olpak, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Küresel ticaretin yeniden yazılan kurallarından tutun jeopolitik gelişmelere ve sıcak savaşlara kadar belirsizliği besleyen birçok gelişme olabilmektedir. AB tarafında SDKM'nin (Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması) yeni bir ticari engel çıkarması bir risk unsuru olabilir. Diğer taraftan ABD ve AB'nin Çin'e karşı olan tutumlarının agresifleşmesi sonucu yeni bir ticaret savaşının çıkması da küresel ticaret üzerinde ayrı bir risk unsuru olabilir. Yılın ikinci yarısının, ilk yarısına göre daha olumlu geçmesini bekliyoruz. Her şeyden önce İran savaşının ateşkes ve barış ile sonlandırılması jeopolitik risklerin azalması ve enerji fiyatlarındaki gerileme Türkiye ekonomisini destekleyecektir. Yılın ilk 6 ayında ihracatımızı yüzde 3,6 artırdık. İkinci yarıda ihracattaki bu artışın devam etmesini bekliyoruz. Yabancı yatırımcıların ülkemize girişleri devam ediyor. Yılın ikinci yarısında jeopolitik risklerin azalmasıyla bu sürecin de artarak devam edeceğini tahmin ediyoruz."

"Türkiye, Avrupa'nın dayanıklılığını artırabilecek stratejik bir ortak"

DEİK Başkanı Nail Olpak, AB'nin ekonomik güvenlik anlayışının Türkiye için önemli fırsatlar sunduğuna işaret ederek, AB'nin kritik ham maddelerden yarı iletkenlere, bataryalardan savunma sanayisine kadar birçok stratejik sektörde dönüşüm tasarladığını hatırlattı.

AB'ye tam üyeliğin ve Gümrük Birliği'nin güncellenmesinin önemine değinen Olpak, şunları söyledi:

"Türkiye, AB'nin üçüncü ülkelerle imzaladığı serbest ticaret anlaşmalarının ticari sonuçlarına katlanırken karar alma süreçlerinde yer alamıyor. Bu asimetrik yapı hem Türk hem de Avrupalı şirketlerin rekabet gücünü sınırlandırıyor. Gelecek dönemde Türkiye-AB ekonomik ilişkileri yalnızca ticaret hacmi üzerinden değil ortak rekabetçilik ve birbirini tamamlayıcılık perspektifiyle şekillenecek. Türkiye'nin Avrupa için önemi artık sadece büyük bir pazar olmasından kaynaklanmıyor. Türkiye, tedarik zinciri güvenliği, enerji arzı, dijital dönüşüm, savunma sanayisi, kritik altyapılar ve yüksek teknoloji üretimi bakımından Avrupa'nın dayanıklılığını artırabilecek stratejik bir ortak. CAATSA yaptırımları özünde savunma sanayisi ile ilgili olsa da yaptırımların kaldırılması ABD ile Türkiye arasındaki diğer sektörlere de olumlu yansıyacak ve yeni işbirliği imkanlarının geliştirilmesine zemin hazırlayacaktır."

Kaynak: AA / Yunus Türk
Haberler.com
500

Haberler.com'da yer alan yorumlar, kullanıcıların kişisel görüşlerini yansıtır ve haberler.com'un editöryal politikası ile örtüşmeyebilir. Yorumların hukuki sorumluluğu tamamen yazarlarına aittir.