Wimbledon gençler şampiyonu Yankı Erel geleceğe umutla bakıyor

18 yaşındaki Yankı Erel, geçtiğimiz yıl Wimbledon Gençler Turnuvası'nda partneri Otto Virtanen ile birlikte çift erkeklerde şampiyonluğa ulaşarak spor basınının gündemine oturmuştu.

Wimbledon gençler şampiyonu Yankı Erel geleceğe umutla bakıyor

18 yaşındaki Yankı Erel, geçtiğimiz yıl Wimbledon Gençler Turnuvası'nda partneri Otto Virtanen ile birlikte çift erkeklerde şampiyonluğa ulaşarak spor basınının gündemine oturmuştu. Daha sonra belinden yaşadığı sakatlık sebebiyle bir süre kortlardan ayrı kalan genç tenisçi, junior kariyerini tamamlayarak ATP turunda mücadele etmeye başladı. Antalya Open elemelerinde dünya eski 12 numarası Viktor Troicki'ye mağlup olan Erel'in önünde uzun bir kariyer yolculuğu var. Başarılı tenisçi, geçtiğimiz yıl Wimbledon'da yaşadığı peri masalından önümüzdeki yıllara ilişkin hedeflerine kadar birçok konuda Eurosport Türkiye ekibinden Şevval Demir'e açıklamalarda bulundu.

Tenise ne zaman nasıl başladınız? O yıllardan bahseder misiniz?

Tenise altı yaşında Tekirdağ Spor Kulubü’nde başladım. Annemle babam tenis oynuyordu. Ben de onlardan gördüm. Haftada bir gün gidiyordum. Sonra korttan çıkmamaya başlayınca annemler özel hoca ayarladı. İlk hocam olan İsmail Ata ile bu işe başladım.

Teniste bir gününüz nasıl geçiyor? Akademik hayatınızı ve tenis hayatınızı nasıl dengeliyorsunuz?

Sabahları 07.30’da kalkıyorum. 09.00’da antrenmanım başlıyor, 11.30’a kadar devam ediyor. Daha sonra 15.00’e kadar dinleniyorum, yemek yiyorum. 17.00’ye kadar tekrar antrenman yapıyorum. Sonrasında bir buçuk saat kadar kondisyon çalışıyorum. Çok yorulduğum günlerde akşamları masaj alıyorum. Bazı günlerde de sabahları 07.00-07.30 arası pilatesim oluyor. Okul konusuna gelince; bir süre sonra profesyonellikle okul arasında bir karar vermeniz gerekiyor. Çünkü ikisini bir arada götürmek imkânsız. Ben de tenisi tercih ettim ama okula tabii ki devam ediyorum. İki yıl önce Brezilya’da liselerarası dünya şampiyonu olduk. Böylelikle Okyanus Koleji’nde tam burslu okuyorum. Bu yıl da üniversite sınavına girdim. Seneye de üniversite okuyacağım eğer sınavı geçebilirsem.

Tenis dışında ilgilendiğiniz sporlar var mı?

Tenis dışında UFC'yi (Ultimate Fighting Championship) takip ediyorum. Çok şiddetli bir spor olsa da seyretmeyi çok seviyorum. Aynı zamanda futbol ve Formula 1 takipçisiyim.

Geçen sene Wimbledon genç erkeklerde çiftler şampiyonu olarak tarihi bir başarıya imza attınız. Böylesine önemli bir kupa kazanmak nasıl hissettirdi? Wimbledon şampiyonlar yemeğinde dünyanın en iyi tenisçileriyle aynı ortamda olmak nasıl bir duyguydu?

Kariyerimin en büyük başarısını gerçekleştirdim geçen yıl temmuz ayında. Grand Slam kupası kazanmak hayalimdi. Bunu da başardım. İnanılmaz bir deneyimdi. İnanılmaz bir mutluluktu benim için. Onun öncesinde Avustralya Açık’ı ve Roland Garros’ta da oynamıştım. 2017’de de teklerde Wimbledon elemelerini oynayıp ilk turda elenmiştim. Çiftlerde oynamamıştım. Geçen sene hem teklerde hem çiftlerde ana tablo mücadelesi verip çiftlerde şampiyonluk elde ettim. Benim için gerçekten çok zordu. İmkânsıza yakın bir başarıyla imza attığımı düşünüyorum. Çok çalıştım bunun için. Olimpiyatlara girmem için de o kupayı kazanmam veya final oynamam gerekiyordu. Bunun için de ayrı bir hırsla oynadım çünkü teklerim iyi geçmemişti. Teklerde ilk turda maalesef kaybettim. Partnerimle birlikte kuramıza baktık ve gerçekten zor bir kura çekmiştik. Çeyrek finaldeki olası rakiplerimiz Avustralya Açık şampiyonlarıydı. Aynı zamanda Roland Garros’ta yarı final oynamışlardı. O maçı geçebileceğimize pek inanmıyordum ama partnerimle birlikte elimizden gelenin en iyisini yaptık. Çok iyi bir iletişimle onları mağlup ettik. O maçtan sonra şampiyon olabileceğimize inandım. Final mücadelesinde Roland Garros çeyrek finalinde yenildiğimiz ekibi mağlup ettik. Çok zor bir maçtı. Son oyun benim servis oyunumla bitti. Servisi atarken yaşadığım duygu ayrı bir duyguydu. İnanılmaz stres içinde servis atıyordum. 40-0’a karşı aldığım bir oyundu. O yüzden çok mutluyum. Zaten maç bittiğinde de şok geçirdim. Bir gün falan inanamadım kazandığımıza. Sonrasında şampiyonlar yemeği vardı ve ben bilmiyordum. Kazandıktan sonra bize gelip takım elbise seçeceksiniz ve akşam şampiyonlar yemeğine gideceksiniz dediler. Hatta ben Nika’ya (antrenörü Nika Kakulia) demiştim "Abi boşver hemen Türkiye’ye dönelim. Ben Türkiye’ye dönmek istiyorum." O da "Oğlum öyle şey olur mu, katılmamız lazım. Şampiyonlar yemeği bu." diyerek beni ikna etmişti. Wimbledon Merkez Kortu'nda organize edilmişti, çok güzeldi. Orada Djokovic’in ve Kerber’in antrenörleriyle sohbet etme şansım olmuştu. Rüya gibi bir geceydi. Çok da güzel karşılandım. Hayatımda hiçbir zaman unutamayacağım bir turnuva.

Türkiye spor medyasının günümüzde bazı branşlara daha çok yer verdiğini hepimiz biliyoruz. Sizce medyanın tenise bakış açısı nasıl? Wimbledon zaferinden sonra hak ettiğiniz ilgiyi ve takdiri aldığınızı düşünüyor musun?

Türkiye’de futbol, basketbol, voleybol daha önde geliyor. Ama bence son iki üç yıldır; Çağla Büyükakçay’ın olimpiyatlara katılmasıyla, İpek Soylu’nun çiftlerde Amerika Açık’ı kazanmasıyla ve benim de Wimbledon şampiyonu olmamla birlikte tenis de çok ön planda olmaya başladı bu ülkede. Tenis, Türkiye’de iki üç yıl önce seyredilmeyen bir sporken artık voleybolun bile önüne geçmiş olabilir. Bence bunu sağlayan Çağla Büyükakçay oldu. Biz de onun arkasından büyük başarılar elde ederek tenisi tanıttık. Wimbledon'u kazandıktan sonra Türkiye’ye döndüğümde inanılmaz bir karşılama yapıldı. Zaten uçağa bindiğimde ben uyuyordum. Birden anons geçildi, "Wimbledon gençler şampiyonu Yankı Erel uçağımızdadır." diye. Orada bir şok olmuştum. Hemen uyanıp ayağa kalktım ve alkışlanmıştım. Kutlamalar uçakta başlamıştı yani. İndiğimde de çiçeklerle, kameralarla karşılandım. Televizyonların hepsi gelmişti. Üç günüm oradan oraya canlı yayınlarla geçti. Hiç antrenman yapamadım. Hiç dinlenemedim. Keşke o günlere geri dönebilsem. Çok güzeldi. Çok iyi bir deneyimdi. Zaten o günlere dönebilmek için elimden geleni yapıyorum. Umarım o kupayı büyüklerde de kazanacağım.

Yaz Gençlik Olimpiyat Oyunları'nda Türkiye’ye ilk galibiyeti getiren tenisçisiniz. O organizasyon nasıl geçmişti sizin için?

Junior seviyesinde son turnuvam Gençlik Olimpiyatları'ydı. Arjantin'de, Buenos Aires’te. O olimpiyatlara girebilmek için gerçekten çok çalıştım. Zaten söylediğim gibi Wimbledon’da şampiyon olamasam o organizasyonda oynayamıyordum. Bu yüzden çok büyük bir hırsla çalıştım. Olimpiyatlarda oynamak Grand Slam'lerden bile daha değerli bir hayaldi benim için. İleride de tekrar olimpiyatlarda oynayabileceğimi düşünüyorum. Gençlik Olimpiyatları inanılmaz bir ortamdı. Çok zor bir kura çektim. ABD'nin 1 numarası Tristan Boyer ile oynadım ilk turda. Daha önce dört kere karşılaşmıştım ve hepsinde kaybetmiştim. Ama ülkenizi temsil ettiğinizde ayrı bir hırsla çıkıyorsunuz korta. O formayı giydiğimde o maçı kazanacağıma emindim. Antrenörüm Nika’ya da demiştim kazanacağım diye. Oraya gittiğimde sakatlığım vardı ve oynamam için bir enjeksiyon yapılmıştı dizime. Çok zor bir maç oldu ve o hâlde olmama rağmen elimden geleni yaptım. Kazandım. İkinci turda da Adrian Andreev ile oynadım. Dünya 5 numarasıydı kendisi o zaman. Dizimde çok büyük bir ağrı vardı. Yine de elimden geleni yaptım ama son seti 6-3 kaybettim. Çiftlerde de Lorenzo Musetti ile oynamıştım. İyi anlaşamadık ve kötü bir mağlubiyet aldık. Çiftlerde partnerimi iyi seçemedim. Partnerim biraz zayıftı, ben de kötü oynadım. Karışık çiftlerde de kaybettim. Ne olursa olsun oradaki seremoniye katılmak, bütün branşlarla bir araya gelmek çok güzel bir deneyimdi.

Çim kortun favori zeminin olduğunu biliyorum. İlk ATP seviyesindeki turnuvanı da çim zeminde oynadınız. Maçı ne yazık ki kazanamadınız ama özellikle ikinci sette çok yakın bir mücadele vardı. Hem teklerde hem çiftlerde İlk ATP deneyimin nasıl geçti, neler söylersiniz?

Junior Grand Slam'ler ve olimpiyatlardan sonra geçtiğimiz hafta kariyerimin en büyük turnuvasını oynadım. İlk ATP turnuvam. Tenisim de en çok çim zemine yatkın. Çok rahat oynuyorum. Elemelerin ilk turunda Viktor Troicki ile karşılaştım. Kendisi eski dünya 12 numarası. Kurayı görünce şok oldum diyebilirim. Hem sevindim hem üzüldüm. Çünkü onunla oynamak ayrı bir gurur verdi bana. Eskiden onu izleyerek kendimi geliştiriyordum. Onu örnek alarak buralara geldim. Çıkıp elimden geleni yaptım. İlk set fazla stres oldum ve 6-1 kaybettim. İkinci set 4-1 öndeydim. O seti kötü kaybettim, alabilirdim. Ama eski 12 numara olduğu için büyük bir tecrübeye sahip tabii. Uğraştım ama inanılmaz iyi bir tenisçi. Aynı zamanda partnerim Sarp Ağabigün ile ana tabloda çiftler maçı oynadım. Elimizden geleni yaptık ama rakiplerimiz dünya 110 numaralarıydı ve 4 numaralı seribaşlarıydı. Kötü oynadığımızı düşünmüyorum. Skor 6-2, 6-1 olsa da öyle bir maç değildi. Çok fırsatımız vardı. Özellikle ilk seti alabilirdik ama o seviyede fırsatları değerlendiremezseniz maçı kolayca kaybediyorsunuz.

İdol olarak benimsediğiniz, örnek aldığınız tenisçiler var mı? Kendi oyun stilinize yakın gördüğünüz isimler kimler?

Stan Wawrinka’yı çok beğeniyorum. Novak Djokovic, Rafael Nadal ve tabii ki Roger Federer. Ama bir kişiyi seç deseniz Wawrinka derim. Çünkü hem korttaki duruşu hem tenisi çok hoşuma gidiyor. Benim tenisim de onun oyununa çok yatkın. Daha çok atak oynamayı seven oyuncularız.

Sezonun geri kalanı ve daha da ilerisi için hedeflerin neler?

Artık junior dönemim bitti, ATP’ye geldim. Bu yüzden hedeflerim büyüdü. Sıfırdan başlamış gibiyim. ITF’te aldığım tecrübeleri kullanarak ilerleyeceğim. Erkenden çıkış yapabileceğime inanıyorum. Çok çalışıyorum. Tabii büyük bir sakatlıktan döndüm. Belimde bir sorun yaşamıştım, sekiz ay kadar turnuva oynayamadım. Bu benim için büyük bir kayıp oldu ama şu an geri döndüğüme inanıyorum. Önümde bir Kazakistan turnuvası var. Ardından da üç hafta Gürcistan’a gideceğim. 15 binlik turnuva. Formda olduğumu düşünüyorum. Umarım iyi bir çıkış yaparım.

Bir tenisçi olarak en büyük hayaliniz nedir?

2024 Olimpiyatları'nı oynamak ve ülkeme bir kez daha Grand Slam kupası getirmek. Ama tabii ki teklerde yapmak istiyorum bunu. Çiftler de oynuyorum ama önceliğim her zaman tekler tarafı. Sıralama olarak da hedefim ilk 50’ye girmek.