Korkulu rüya

Son çeyrek. Bazen rutin bir normal sezon maçı bazense Doğu Konferansı Finali. Faul sonrası çizgide iki kritik serbest atış. Kaçıran, bazen bir rol oyuncusu bazense bir MVP adayı. Dağılan psikoloji ise hep aynı. Lakin hiçbir şey için geç değil. !!window.__es_gtm_helper.

Korkulu rüya

Son çeyrek. Bazen rutin bir normal sezon maçı bazense Doğu Konferansı Finali. Faul sonrası çizgide iki kritik serbest atış. Kaçıran, bazen bir rol oyuncusu bazense bir MVP adayı. Dağılan psikoloji ise hep aynı. Lakin hiçbir şey için geç değil.

Kimi zaman ‘’Hack-a-Shaq*’’ taktiğine maruz kalıp takımlarının mağlubiyetine sebep oluyorlar, kimi zaman da potaya yetişmeyen atışlarıyla alay konusu oluyorlar. James Harden için bir ‘’lütuf’’ olan serbest atış, Andre Drummond için bir ‘’zulüm’’ olabiliyor. Bu zulmün son kurbanı ise Giannis Antetokounmpo. Doğu Konferansı Finali’nde Toronto Raptors karşısında ilk iki maçı kazanmayı başaran Milwaukee Bucks, sonraki dört karşılaşmayı kaybederek NBA Finali’ne ulaşamadı. Seri ilerledikçe düşen performansıyla eleştirilerin odağı olan Giannis, serbest atışlarda da bir hayli zorlandı. NBA'de 2018-2019 sezonunun MVP'si olan olan 24 yaşındaki Yunan yıldız, kazandıkları ilk iki maçta %75 ile oynayarak serbest atış departmanında kariyer ortalamasını tutturmuştu. Ancak kâbus üçüncü maçla birlikte başlayacaktı: Kawhi Leonard.

Raptors koçu Nick Nurse’ün üçüncü maçta verdiği karar serinin kaderini belirledi. Giannis’i Kawhi ile savunma planı hemen meyvelerini vermişti. Bu sezon o maça kadar oynadığı 11 play-off maçında %51,5 ile saha içi isabeti bulan Giannis, Kawhi kıskacında oynadığı karşılaşmayı %31,3 ile atarak bitirdi. Giannis, NBA’de altıncı sezonunu tamamlamış ve özellikle son iki sezondur performansını MVP seviyesine çıkarmış olsa da konferans finalinin çaylağı konumundaydı. Kawhi Leonard ise 2014 NBA Finali’nin MVP’siydi ve şimdi de tüm seriyi ele alıyordu. Bu durum Giannis’in psikolojisini bozmaya başlamıştı. Çembere istediği gibi gidemiyordu. Oldukça yakın geçen üçüncü maçta ancak son çeyrekte serbest atış çizgisine gelebilmişti. Ve kaçırıyordu. Üstelik bir de airball atmıştı çizgiden. Kullandığı yedi atışın sadece ikisini sayıya çevirerek karşılaşmayı %28,6 ile bitirdi. Bir sonraki maç bir airball daha geldi. Kaybettikleri dört maçta 36 kez çizgiye giden Giannis, çizgiden sadece 17 isabetle yani %47,2 gibi felaket bir oranla oynadı. Tüm serideki serbest atış karnesi ise 35/60. Yani kaçan 25 sayı. Yer konferans finali olunca durumun vahameti daha da artıyor. İlk iki maçta çizgide gösterdiği konsantrasyon ile son dört maçtaki dağılma, Giannis’in psikolojisinin serbest atışlarına ne denli yansıdığının bir göstergesi.

Öte yandan bu zulmü kariyerleri boyunca çeken oyuncular da var. Sezon başında Dallas Mavericks’le anlaşan ve Kristaps Porzingis takasının parçalarından biri olarak New York Knicks’in yolunu tutan DeAndre Jordan listenin en tepesindeki isimlerden biriydi. Geçmiş zaman kullanmak durumundayız. Zira 30 yaşındaki oyuncu sezonu %70,5 serbest atış isabet oranıyla bitirdi. 10 sezonluk kariyer ortalaması %44,6 olan bir oyuncu için hiç de fena görünmüyor değil mi? Üstelik ligin en iyi oyuncularından bazılarını da geçmiş durumda. Serbest atış departmanında ligi 29. sırada bitiren ve kaosun hüküm sürdüğü Los Angeles Lakers’ın yıldızı LeBron James, sezonu %66,5 serbest atış isabetiyle bitirdi. Russell Westbrook ise çizgiden %65,6 ile oynarken takımı Oklahoma City Thunder aynı departmanda 27. sırada yer aldı. Söz konusu LeBron ve Westbrook gibi çizgiye defalarca giden süper yıldızlar olunca bu yüzdeler takımları için oldukça can sıkıcı oldu.

‘’O, çalışmanın sonu olmadığını biliyor,’’ diyor Dallas koçu Rick Carlisle. DeAndre Jordan’ın sezon başından itibaren gösterdiği gelişim bu cümleyi doğrular nitelikte. Kariyerinin ilk ve şu an için tek All-Star seçildiği 2016-17 sezonunda serbest atışları %48,2 ile sayıya çeviren veteran oyuncu, düz bir duruşla ve topu neredeyse kafasının arkasından getirerek atışlarını yapıyordu. Ertesi sezon ise atış ve duruş tekniğinde değişikliğe gitti. Ayakları birbirine çapraz olacak şekilde hafif yan durup, topu da alın hizasından getirerek atmaya başlamıştı. Yaklaşık %10’luk bir gelişimle, sezonu %58 isabet oranıyla tamamlayan Jordan için bu durum kariyer rekoru demekti ancak yeterli değildi. Çalışmanın sonu yoktu.

‘’Çizgideyken düşündüğüm tek şey: ‘Ne yaparsan yap ama asla airball atma’. Shaqtin’ a Fool’a** çıkmak istemiyorum.’’ 2016 yılında Los Angeles Clippers’tan takım arkadaşı JJ Redick’in yaptığı podcast’e konuk olan Jordan, açık yüreklilikle anlatmıştı duygularını. NBA tarihinin en düşük yüzdeyle serbest atış kullanan üçüncü oyuncusuydu ve psikolojisi alt üst olmuştu. Özellikle, uzun kollu oyuncuların serbest atış kullanırken omuzlarında hissettikleri gerilim nedeniyle dezavantajlı oldukları bir gerçek. Yani Giannis’i ‘’Yunan ucube’’ yapan fiziksel anomalisi, söz konusu serbest atış olduğu zaman bir handikap hâlini alabiliyor. Uzun oyuncular bu handikabı, Jordan’ın da yaptığı gibi duruşlarındaki değişikliklerle belli ölçüde iyileştirebiliyorlar. Asıl problem ise zamanla bir dağ gibi gözlerinde büyüyen zihinsel duvar oluyor.

DeAndre Jordan da durumun farkına varmış olacak ki bu sezon yaptığı en büyük değişiklik atış öncesi ritüelleri oldu. Maçları izlerken Jordan’a dikkat kesilmenizi öneririm. Faul sonrası atış kararı verildiği anda ilk iş olarak, top her neredeyse gidip dokunuyor ve bazen de havaya doğru bir atış yapıyor. Top kimi zaman hakemin elinde de olabiliyor ama bin bir rica minnetle topu alıp bu rutinini gerçekleştiriyor. Komik anların da yaşandığı bu adım sonrasında yavaşça korku tüneline giriyoruz… DeAndre Jordan çizgide. O an salondaki ve ekran başındaki herkesin gözü onun üstünde. Dünya üzerindeki herkesin tek derdi artık bu atış. Ya da Jordan böyle düşünüyor. Evet, serbest atışları bu denli kötü olan oyuncular gerçekten böyle düşünüyorlar. İşte tam bu noktada 18-19 model DeAndre Jordan, takım arkadaşlarından birine dönerek, önündeki duvarı kırabilen bir soru soruyor: ‘’Kimi savunuyorsun?’’ Arkadaşından cevabı alıyor ve atışını yapıyor... Peki keramet soruda mı?

Keramet, sorulan sorunun içeriğinden ziyade niçin sorulduğunda. ‘’Kimi savunuyorsun?’’ veya ‘’Adamın kim?’’ gibi soruların sorulmasının temel nedeni, zihni o an için başka bir konuya yönlendirerek sakin kalabilmek. Sezon başında biraz daha yarışmacı bir konumda olan Dallas’ta kritik anlarda da çizgiye gelen Jordan, soğukkanlı kalıp kaydettiği sayılarla çizgi psikolojisindeki gelişimini göstermişti.

‘’Kovboy diyarı’’ Texas, genellikle sert mizacıyla ön planda olan insanların yaşadığı eyaletlerden biri olmuştur. Ne var ki böylesi bir özellik, oyuncunun önündeki zihinsel duvarı yıkmaya yardımcı olamaz. 2000 yılından bu yana Dallas Mavericks’te takım psikologluğu görevini yürüten Don Kalkstein’ın bu konuda devreye girmiş olması kuvvetle muhtemel. 2005’te dönemin koçu Avery Johnson ile arasında çıkan anlaşmazlık nedeniyle Dr. Kalkstein görevinden alınmıştı. Bu karar, takım sahibi Mark Cuban’a göre bir şampiyonluğa mal olmuştu. Üç yıllık bir aranın ardından görevine dönen Don Kalkstein, Rick Carlisle yönetiminde rötarlı da olsa şampiyonluğu kazanmıştı. Son yıllarda şampiyonluk mesaisinden uzakta olan Kalkstein, bu sezon sihrini DeAndre Jordan üzerinde kullanmışa benziyor. Tecrübeli oyuncu her ne kadar takas sonucu başka bir takıma gitse de sihrin etkisinin kalıcı olduğunu bizlere gösterdi.

Özelikle son yıllarda spor psikologları ve psikiyatrlarının önemlerinin giderek arttığını görüyoruz. Snooker efsanesi Ronnie O’Sullivan ve Dr. Steve Peters ortaklığı en iyi örneklerden biri olabilir. 2011 yılında bitmek üzere olan bir kariyerin tekrar canlanması ve yeniden zirveye oturmasında Dr. Peters başroldeydi. Peters, 2012 yılından bu yana Liverpool takımıyla da çalışıyor. Paraşütçü Felix Baumgartner da meşhur atlayışı öncesi Dr. Michael Gervais’ten iki hafta süren bir danışmanlık hizmeti almıştı. Giymek zorunda olduğu uzay elbisesi Felix’in en büyük korkusuydu. Yakın zamanda ise Avustralya Açık’ta yarı final oynama başarısı gösteren 20 yaşındaki dünya altı numarası Stefanos Tsitsipas, çocukluğundan bu yana spor psikoloğuyla çalıştığını açıklamıştı. Genç Yunan, dördüncü turda elediği Roger Federer karşısında 12 servis kırma puanını başarıyla savuşturmuştu.

Basketbola dönecek olursak, Jordan’ın gösterdiği bu gelişim ligdeki birçok oyuncuya umut aşılayacak türden. Özellikle takımlarını şampiyonluk adayları içerisine sokmak isteyen LeBron ve Giannis için çizgide sakin kalabilmek çok daha önemli. Diğer yandan Andre Drummond, Steven Adams ve Ben Simmons kötü serbest atış denince akla ilk gelen isimler. Ancak öyle bir sporcu var ki yaşadığı psikolojik çöküntü diğerlerini gölgede bırakıyor: 2017 Draftı’nın bir numaralı seçimi Markelle Fultz. Genç yıldız adayı omuzundan yaşadığı sakatlığın etkisiyle şut formunu tamamen kaybetmişti. Sezon başında serbest atış stilini sürekli değiştiren ve garip atış teknikleri uygulamaya başlayan Fultz, tamamen alay konusu olmuş vaziyette. Philadelphia 76ers’ın süreci yönetme konusundaki büyük başarısızlığını da unutmamak gerek. Özellikle çağın acımasız internet ortamında, henüz 20 yaşındaki bir insanın tüm bunların altından tek başına kalkabilmesi oldukça zor. Bir süredir tedavisi için parkelerde olmayan Fultz’un da sihirli bir değneğe ihtiyaç duyduğu aşikâr.

NBA’de 11. sezonunu geçiren DeAndre Jordan, sihirli değneğini nihayet bulmuşa benziyor. Korkulu rüyalardan kaçmak çoğu zaman mümkün olmuyor lakin uyanmak her daim mümkün gibi. Darısı diğerlerinin başına.

*Hack-a-Shaq: İlk olarak 1997’de Dallas Mavericks koçu olan Don Nelson’ın, Dennis Rodman üzerinde uyguladığı ve rakip takımın en kötü serbest atış kullanan oyuncusunu kasti olarak çizgiye göndermeye dayılı bu strateji, Shaquille O'Neal’a da uygulandıktan sonra herkesin aşina olduğu ismine kavuşmuştur.

**Shaqtin’a Fool: Amerikan TNT kanalında yayınlanan ‘Inside the NBA’ programının içinde yer alan, Shaquille O'Neal’ın sunduğu ve oyuncuların düştüğü komik durumların gösterildiği haftalık bölüm.