SETA DC panelinde "Suriye'deki entegrasyon süreci" ele alındı
SETA DC tarafından düzenlenen panelde, Suriye'deki hükümetin YPG ile entegrasyon sürecinin olumlu yönde ilerlediği vurgulandı. Uzmanlar, Suriye'de yaşanan gelişmelerin bölgesel değişim ve yeni fırsatlar sunduğunu belirtti.
Siyaset, Ekonomi ve Toplum Araştırmaları Vakfının Washington Ofisi (SETA DC) tarafından düzenlenen "Dönüm Noktasında Suriye : Entegrasyon, İstikrar ve Devlet Otoritesi" panelinde uzmanlar, Suriye'de Şam yönetiminin askeri operasyonları ile terör örgütü YPG arasında varılan entegrasyon anlaşması sürecinin olumlu yönde ilerlediğine işaret etti.
ABD'nin başkenti Washington'da SETA DC Araştırma Direktörü Kılıç Buğra Kanat moderatörlüğünde düzenlenen panele, ABD'nin eski Suriye Özel Temsilcisi Emekli Büyükelçi James Jeffrey, ABD merkezli Orta Doğu Enstitüsünün Suriye, Terörizme Karşı Koyma ve Aşırılıkçılık Programı Direktörü Kıdemli Uzman Charles Lister, ABD merkezli Stratejik ve Uluslararası Araştırmalar Merkezi Orta Doğu Programı Direktörü Mona Yacoubian ve SETA Washington Koordinatörü Dr. Kadir Üstün katıldı.
SETA DC Araştırma Direktörü Kanat, Suriye'de yıllar süren "hayal kırıklığının" ardından Aralık 2024'te çok kısa bir sürede her şeyin ciddi ölçüde değiştiğinin altını çizdi.
Kanat, aradan geçen bir yılın ardından ocak ayında bölgede yeniden büyük çaplı değişimler gözlemlendiğini vurguladı.
"Suriye, şu anda eskiye kıyasla iyimser bir konumda"
Kıdemli Uzman Lister, Suriye'de ocak ayının başındaki çatışmaların ardından ateşkese varıldığını hatırlatarak, Halep'teki birçok bölgenin "çok az kayıp" ve "çok hızlı ilerleme" ile hükümetin kontrolüne geçtiğini söyledi.
Lister, örgütün 36 saat içinde savaş gücünün yaklaşık yüzde 70'ini, 48 saat içinde ise başta petrol olmak üzere gelir kaynaklarının yaklaşık yüzde 80'ini kaybettiğini belirterek, bu gelişmelerin 30 Ocak'ta imzalanan anlaşmaya zemin hazırladığı değerlendirmesinde bulundu.
Lister, Suriye hükümeti ile örgütün Ekim 2025 ortalarında ABD'li ve Fransız arabulucular eşliğinde kapsamlı bir anlaşmaya vardığını, 30 Ocak'taki anlaşmanın "tüm temel mimarisi" üzerine burada anlaşıldığını ileri sürdü.
ABD hükümeti içerisindeki algının, "SDG'nin anlaşmaya bağlı kalmak için kendi içinde mücadele verdiği" yönünde olduğuna işaret eden Lister, "devlete tam entegrasyon ve otoriteye teslimiyetin" neye benzeyeceğine dair endişeler olsa da Suriye'nin şu anda eskiye kıyasla "iyimser bir konumda" olduğunu vurguladı.
"Suriye'de yeni kazanılan ifade özgürlüğü"
ABD merkezli Stratejik ve Uluslararası Araştırmalar Merkezi Orta Doğu Programı Direktörü Yacoubian, Beşşar Esed rejiminin Aralık 2024'te devrilmesinin, bölgesel güç dinamiklerinin yeniden şekillenmesindeki rolüne vurgu yaptı.
Kasım 2025'te başkent Şam'a ziyarette bulunduğunu anlatan Yacoubian, gördüğü Suriye'nin önceki yıllardan "çok farklı" olduğunu ifade etti.
Yacoubian, Suriye'de "yeni kazanılan ifade özgürlüğünden" ve "insanların düşüncelerini söyleyebilmesinden" çok etkilendiğini söyledi.
Kapsayıcılığın sağlanmasının önemine dikkati çeken Yacoubian, "Önümüzdeki dönemde kritik bir zorluk, Suriye toplumunun çeşitli bileşenlerinin katılımını sağlamak olacak." dedi. Bu konuya "ihtiyatlı bir iyimserlikle" yaklaştığının altını çizen Yacoubian, "Bu entegrasyon çabaları ilerledikçe, şiddetin daha da artmadığını görmemiz kayda değer bir gelişme." ifadesini kullandı.
Bölgesel değişim ve ortak yaklaşım ihtiyacı
ABD'nin eski Suriye Özel Temsilcisi Emekli Büyükelçi Jeffrey, gelişmeleri daha geniş kapsamlı bir bölgesel dönüşüm bağlamında ele alarak, "Sadece önemli ölçüde farklı bir Suriye ile değil, aynı zamanda önemli ölçüde farklı bir Orta Doğu ile karşı karşıyayız." değerlendirmesinde bulundu.
Jeffrey, örgütün rolünün yeniden belirlenmesinin, entegrasyonun daha sürdürülebilir hale gelmesini sağlayabileceğini belirterek, "Bu anlaşma, başarılı olmak zorunda." dedi.
Uluslararası koordinasyonun devam etmesinin önemini vurgulayan Jeffrey, bölgesel ve küresel aktörlerin, rakip politikalar yerine ortak bir yaklaşım benimsemelerinin daha uygun olacağını belirtti.
Jeffrey, ABD'nin bölgedeki varlığının devam etmesinin önemli olduğunu, sürecin uygulanmasının "ABD askerlerinin sahada olmasıyla daha iyi işlediğini" söyledi.
Türkiye'nin güvenlik endişeleri
SETA Washington Koordinatörü Üstün de örgüt ile Şam arasında imzalanan anlaşmanın, Suriye'nin toprak bütünlüğü ve Türkiye'nin güvenlik endişelerini ele alma açısından çok önemli olduğunu belirtti.
Terör örgütü DEAŞ'ın büyük ölçüde yenilgiye uğratılmasının ardından "SDG'ye yeni bir görev tanımlamanın zorlaştığını" söyleyen Üstün, "PKK ile birlikte orta ve uzun vadede DEAŞ mücadelesini sürdürmek mümkün değil." dedi.
Üstün, entegrasyon anlaşmasının, Terörsüz Türkiye süreciyle aynı döneme denk geldiğini hatırlatarak, Ankara'nın Suriye'nin kuzeydoğundaki gelişmeleri kendi ulusal güvenliğinden ayrı görmediğini kaydetti.










