TBMM Sanayi Komisyonu Başkanı Varank, enerji arz güvenliği konusunda sorun bulunmadığını söyledi Açıklaması

Güncelleme:
Facebook'da Paylaş Twitter'da Paylaş WhatsApp'da Paylaş Google News'de Paylaş

"Türkiye, rüzgarla kazanmanın nasıl olabileceğini gösteren örnek bir ülke. Dünyaya hizmet veren entegre rüzgar ve sanayi ekosistemimiz de bu dönemde oluştu"

TBMM Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu Başkanı ve AK Parti Bursa Milletvekili Mustafa Varank, Türkiye'nin, enerji piyasalarının yeniden şekillendiği süreçte, uyguladığı stratejilerle diğer devletlerden ayrıştığını ve enerji arz güvenliği, enerjinin tedariki ve depolanması konusunda sorununun bulunmadığını ifade etti.

Varank, 15. Türkiye Rüzgar Enerjisi Kongresi'nin açılışında yaptığı konuşmada, enerjinin devletler için yalnızca arz ve talep değil, ulusal güvenlik, beka meselesi olduğunu ve rüzgar enerjisine "stratejik özerklik meselesi" olarak baktıklarını söyledi.

Türkiye'nin, enerji piyasalarının yeniden şekillendiği bu süreçte, uyguladığı katmanlı enerji tedarik ve kaynak çeşitlendirme stratejileri sayesinde güven ve öngörü sunan, sistemini ayakta tutabilen bir ülke olarak diğer devletlerden ayrıştığını belirten Varank, enerji arz güvenliği, tedariki ve depolanması noktasında artık bir sorun bulunmadığını dile getirdi.

Varank, yayımlanan uluslararası raporlarda Türkiye'nin rüzgar enerjisi pazarında referans model olarak gösterildiğine dikkati çekerek, "Uzun vadeli stratejik bakış açısı, mevcut sürdürülebilir kapasite artış planı, endüstriyel entegrasyon alanındaki gelişmeler, hibrit sistem entegrasyonu, öngörülebilir ve yatırımcı dostu düzenlemelerle Türkiye rüzgarla kazanmanın nasıl olabileceğini gösteren örnek bir ülke. Dünyaya hizmet veren entegre rüzgar ve sanayi ekosistemimiz de bu dönemde oluştu." diye konuştu.

Made in EU'nun Türkiye'yi kapsaması için çalışmalar sürüyor

Türkiye'nin, Avrupa'nın tedarik ve üretim zincirlerinin çok önemli bir parçası olduğunu dile getiren Varank, bu çerçevede yerli üretimi teşvik eden ve sanayi üretimini Avrupa'da merkezileştirmeyi hedefleyen "Made in EU" girişiminin Türkiye'yi yakından ilgilendirdiğini söyledi.

Varank, Türkiye'nin yerli tedarikçilerin ortaya çıkmasını, ürünlerini geliştirmelerini teşvik ettiğini ancak bu firmaların küresel piyasaya açılma sürecinde önlerinin tıkandığını belirterek, "Globalde temsil ettiğimiz firmalara tavsiyelerde bulunun. Burada geliştirdiğimiz tedarikçilerden mutlaka globalde de faydalansınlar. Onların ihracat yapmasının önünü açsınlar." dedi.

2035 hedefi yıllık 6 milyar dolarlık yatırımı zorunlu kılıyor

Türkiye Rüzgar Enerjisi Birliği (TÜREB) Başkanı İbrahim Erden de bu yılki rüzgar yatırımlarında geçen yılın üzerine çıkarak 2 bin 500 megavat seviyesine ulaşmayı hedeflediklerini, 2035'e kadar 120 gigavat yenilenebilir enerji kurulu güç hedefinin 48 gigavatının rüzgardan geleceğini ifade etti.

Erden, Ulusal Enerji Planı güncellenme çalışmaları kapsamında bu hedefin önemli oranda artmasını beklediklerini, yatırımcı iştahının bunu fazlasıyla desteklediğini ve küresel konjonktür açısından da bunun zorunluluk haline geldiğini söyledi.

TÜREB olarak yeni Ulusal Enerji Planı çalışmaları ve 15 gigavatlık yıllık RES ve GES hedefini desteklediklerini vurgulayan Erden, şöyle devam etti:

"Bu hedef doğrultusunda, sektör olarak yıllık 7 gigavata ulaşacak kapasite tahsislerini, YEKA, depolamalı projeler, IGA ve öz tüketim modelleri dahil tüm mekanizmalar üzerinden en yüksek ölçüde hayata geçirmeye hazırız. İnanıyoruz ki Türkiye'nin 2035 ve 2053 hedefleri açısından bu seviyeler dahi kısa süre içinde yetersiz kalacaktır, biz ise sektör olarak sürekli daha fazlasını yapmaya talip ve muktediriz."

İzin süreçlerinde, kamuoyunda "süper izin kanunu" olarak anılan kanunun ikincil mevzuatının hızla tamamlanmasına ve uygulamaya yansımasına ihtiyaç duyduklarını belirten Erden, 2035 hedefinin gelecek 10 yıl boyunca yıllık ortalama 6 milyar dolarlık finansman kaynağı yaratmayı zorunlu kıldığını söyledi.

Erden, son haftalarda yabancı yatırımcıları Türkiye'ye çekmek için gündeme gelen çeşitli vergi muafiyetleri ve ihracat amaçlı sanayi yatırımlarına yönelik özel destekleri "tam zamanında atılan çok değerli adımlar" olarak niteleyerek, "Rüzgar başta olmak üzere yenilenebilir yatırımlarına ilgi duyan özellikle Körfez menşeli yatırım fonlarını ülkemize çekmek için benzer kolaylıkların yenilenebilir enerji yatırımlarına da uygulanmasını öneriyoruz." dedi.

COP31 öncesi hükümetler ve özel sektörler arasında işbirliği gerekiyor

Uluslararası Yenilenebilir Enerji Ajansı Genel Direktörü Francesco La Camera da yenilenebilir enerjinin yalnızca iklim politikalarının değil, yeni enerji ekonomisinin temel unsurlarından biri haline geldiğini ifade etti.

Güneş enerjisi ve batarya depolama maliyetlerinin fosil yakıt bazlı üretime kıyasla önemli ölçüde düştüğünü söyleyen La Camera, Türkiye gibi yüksek güneş ve rüzgar potansiyeline sahip ülkelerde hibrit yenilenebilir enerji sistemlerinin daha düşük maliyetle kesintisiz elektrik sağlayabileceğini dile getirdi.

La Camera, şunları kaydetti:

"Deniz üstü rüzgar enerjisi de enerji güvenliği ve fiyat istikrarı açısından önemli katkılar sağlayabilecek. Ancak bunun için uygun piyasa düzenlemeleri, izin süreçleri ve finansman mekanizmalarının oluşturulması kritik önem taşıyor. COP31 öncesinde hükümetler ve özel sektör arasında daha güçlü işbirliği gerekiyor. Enerji dönüşümünün başarısı artık yalnızca hedef açıklamalarıyla değil, somut altyapı yatırımlarıyla ölçülebilecek."

Kaynak: AA / Fuat Kabakcı
Haberler.com
500

Haberler.com'da yer alan yorumlar, kullanıcıların kişisel görüşlerini yansıtır ve haberler.com'un editöryal politikası ile örtüşmeyebilir. Yorumların hukuki sorumluluğu tamamen yazarlarına aittir.