Biyoteknoloji Vadisi ve Üsküdar Üniversitesi'nden "Stratejik İş Birliği Protokolü"

Biyoteknoloji Vadisi, Üsküdar Üniversitesi ile "Stratejik İş Birliği Protokolü" imzaladı.
Biyoteknoloji Vadisi, Üsküdar Üniversitesi ile "Stratejik İş Birliği Protokolü" imzaladı.
Biyoteknoloji Vadisi'nden yapılan açıklamaya göre, "akademik bilgi birikiminin biyoteknoloji ekosistemiyle daha güçlü bir etkileşim içinde olmasını" hedefleyen Biyoteknoloji Vadisi, üniversitelerle imzaladığı protokollere bir yenisini daha ekledi.
Üsküdar Üniversitesi ile imzalanan protokol kapsamında, üniversite sanayi işbirliğinin kurumsal bir zeminde derinleştirilmesi, öğrencilerin üretim ve AR-GE süreçlerine daha erken aşamada entegre edilmesi, ortak proje kültürünün yaygınlaştırılması ve biyoteknoloji alanında nitelikli insan kaynağının güçlendirilmesi amaçlanıyor.
Stratejik İş Birliği Protokolü, BİYOSAD ve BİOSB Yönetim Kurulu Başkanı Ercan Varlıbaş, Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü Prof. Dr. Nevzat Tarhan, akademisyenler ve Biyoteknoloji Vadisi yöneticilerinin katılımıyla Üsküdar Üniversitesi merkez yerleşkesinde imzalandı.
İmza töreninin ardından Ercan Varlıbaş ve beraberindeki heyet, bilimsel çalışmaların yürütüldüğü Üsküdar Üniversitesi laboratuvarlarını gezerek, bilgi aldı.
"Ülkemiz için bir değere dönüştüğü bir model inşa ediyoruz"
Açıklamada etkinlikteki görüşlerine yer verilen BİYOSAD ve BİOSB Yönetim Kurulu Başkanı Varlıbaş, biyoteknolojide ulaşılmak istenilen hedeflerin tüm paydaşların aynı vizyon etrafında buluşması ile mümkün olacağını belirtti.
Uzun süredir kararlılıkla sürdürdükleri akademi sanayi entegrasyonunu yeni işbirlikleriyle güçlendirmeye devam ettiklerini aktaran Varlıbaş, şunları kaydetti:
"Üsküdar Üniversitesi ile imzaladığımız bu protokol, biyoteknolojide küresel ölçekte söz sahibi olma vizyonumuzun somut adımlarından biridir. Türkiye'nin biyoteknoloji alanında ilk 10 ülke arasına girme hedefi, ancak tüm paydaşların aynı vizyon etrafında buluşması ve birlikte üretmesiyle mümkündür. Biz de Biyoteknoloji Vadisi'nde akademi, sanayi ve genç yetenekleri aynı ekosistem içerisinde bir araya getiriyoruz. Bilimsel çıktının raflarda kalmadığı, ürüne, ticari çıktıya ve en önemlisi de ülkemiz için bir değere dönüştüğü bir model inşa ediyoruz."
Varlıbaş, akademi sanayi işbirliklerinin Türkiye'nin yüksek katma değerli üretim yolcuğunun önemli bir parçasını olduğunu vurguladı.
"Bölgenin en büyük vadi oluşumu" olarak ortaya koydukları vizyonun yalnızca fiziki bir kümelenme değil, bilgi üreten, teknoloji geliştiren ve bu bilgiyi ekonomik değere dönüştüren bütüncül bir ekosistem olduğunu aktaran Varlıbaş, "Üniversitelerle kurduğumuz işbirlikleri sayesinde öğrencilerimizin üretim ve AR-GE süreçlerinin doğal bir parçası haline gelmesini sağlarken, sanayicilerimiz için de üretim ve iş gücü kapasitesini de güçlendiriyoruz." ifadelerini kullandı."
"Biyoteknoloji Vadisi Türkiye'nin geleceği için önemli bir adım"
Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü Prof. Dr. Nevzat Tarhan da Biyoteknoloji Vadisi'nin Türkiye'nin geleceği için önemli bir adım olduğunu aktardı.
Projenin somut adımlarla ilerlemesinin önemine dikkati çeken Tarhan, şu değerlendirmede bulundu:
"İş somut adımlarla gidiyor, sadece teoride kalmıyor. O iradeyi de gördükten sonra ben Biyoteknoloji Vadisi'nin Türkiye'nin geleceği için çok önemli olduğunu gördüm. Mühendislik, sağlık ve davranışı birleştirmek, davranış bilimleri bizim tematik hedefimizdi. Şimdi genetik bilimle yapay zeka birleşince insan davranışının sırlarını, hastalıkların kökenini ve genetik müdahalenin kapıları açılıyor. Yeni bir ilaç çıkarma modeli ortaya çıktı, gen ifadesini değiştirerek biyoteknolojik ilaçlar ortaya çıkıyor. Mühendislikle, tıpla genetiği birleştiren bu nokta, tıbbın geleceği buna gidiyor. Biz endüstri devrimini kaçırdık ama bu yapay zeka devrimini kaçırmayalım. Yapay zeka ile genetik bilimleri, davranış bilimlerini birleştirmemiz lazım."
Üniversite olarak proje odaklı bir eğitim modelini benimsediklerini ve sanayi işbirliğiyle bilginin ürüne dönüşmesinin önemli olduğunu kaydeden Tarhan, Biyoteknoloji Vadisi'nin profesyonel yöntemler ve bilimsel metodoloji kullandığını, bunu amatör bir ruhla yapmaya çalıştığını vurguladı.
Tarhan, "Üniversite olarak vizyonumuzun ortak olduğu, aynı amaç için benzer hareket şekliyle hareket eden farklı kurumlar bir araya geldiğinde iş yürüyor. Ortak hedefte, ortak yöntemlerle gidebilir. Önümüzdeki 10 yıllarda hücresel tedaviler, kök hücreler ve biyoteknolojik ürünler tamamen bilginin ürüne dönüşmesi haline gelecek. Bu da sanayi işbirliğiyle olabilecek bir şey. Sanayinin bu konuda, Türkiye'deki karar vericilerin bu vizyona sahip olması bizi çok sevindirdi." ifadelerini kullandı.
Üsküdar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nazife Güngör de yeni nesil üniversitelerin toplumsal fayda ve sanayiyle iç içe olması gerektiğini kaydetti.
Üretilen bilginin mutlaka kampüs dışına taşması ve kampüs dışıyla bilgi üretimi yapılması gerektiğine değinen Güngör, şu değerlendirmede bulundu:
"Çünkü ancak o zaman gerçeğe dokunabiliyorsunuz. Ancak o zaman toplumun gerçek ihtiyaçlarını görebilmek ve onlara cevap vermek söz konusu oluyor. Dolayısıyla işbirliği, bu açıdan da önemli. Hem sizlerle birlikte küresel düzeyde bir vizyon oluşturmak hem dünyanın ve insanlığın ihtiyaçları hem de toplumun ihtiyaçları açısından birlikte bilgi üretmek, üretilen bilgiyi uygulamaya dönüştürme misyonumuz çerçevesinde de çok önemli çalışmalar yürütüyoruz."














