Londra: Avrupa Basınında Bugün

Londra: Avrupa Basınında Bugün

Avrupa basınında bugün, 7 Temmuz saldırılarının yaklaşan birinci yıldönümü vesilesiyle yapılan yorumlar, Afganistan'ın güneyinde Taliban'ın giderek güçlenmesiyle ortaya çıkan durum ve ABD'nin Küba'daki Guantanamo Üssü'nden salıverildikten sonra ülkelerinde yargılanmaya başlanan 6 Fransız vatandaşının davası başlıkları öne çıktı.

Londra: Avrupa Basınında Bugün

Avrupa basınında bugün, 7 Temmuz saldırılarının yaklaşan birinci yıldönümü vesilesiyle yapılan yorumlar, Afganistan'ın güneyinde Taliban'ın giderek güçlenmesiyle ortaya çıkan durum ve ABD'nin Küba'daki Guantanamo Üssü'nden salıverildikten sonra ülkelerinde yargılanmaya başlanan 6 Fransız vatandaşının davası başlıkları öne çıktı.

BBC'nin Türkçe internet sitesi "http://www.bbc.co.uk/turkish/" adresinde yer alan basın özetlerine göre, Financial Times gazetesi bugünkü başyazısında, Afganistan'a daha fazla asker gönderilmesi çağrısı yaparak, "NATO, ülkedeki asker sayısını arttırmak zorunda kalacak gibi görünüyor. İngiltere Hükümeti, bunu prensipte kabul etmiş durumda. Ancak Fransa ve Hollanda gibi diğer ittifak üyelerinin de ikna edilmesi gerekiyor. Zira söz konusu olan sadece Afganistan'ın değil, NATO'nun da geleceği. Afganistan'daki güç, taktiklerini daha keskin bir şekilde tanımlamalı ve bunlar üzerinde daha geniş bir uzlaşma sağlamalı. Yeniden imarın temel hedef olduğu konusunda herkes hemfikir olsa da, inşa edilen okul, yol, kanalizasyon sayısı son derece az. Birçok Afgan vatandaşı için, Batı'nın müdahalesi barış ve refah getirmeyi başaramadı. Afgan Milli Ordusu ve polis gücü kuvvetlendirilene kadar, yeniden imar için güvenli bir ortam sağlamak amacıyla daha fazla askere ihtiyaç var. Bu güvenlik şemsiyesi oluşturulana kadar ise, ülkedeki NATO gücünün, yaşamak için afyon üretmeye mahkum olan Afgan halkını, Taliban'ın kollarına atmamaya dikkat etmesi gerekir. Bu anlamda, afyon ekimiyle mücadeleyi şimdi ele almak, ülkenin yeniden inşasına büyük zarar verecektir" yazdı. Başyazısında bu görüşleri dile getiren Financial Times, iç sayfalarındaki bir haberde, Afganistan'daki afyon üretimini mercek altına aldı. "Afyon üretimiyle mücadele tam bir felaket" başlıklı, batılı bir diplomatın açıklamalarına dayandırılan habere göre, batının 1 milyar dolar harcadığı kampanya başarısızlıkla sonuçlandı. Gazete şu bilgilere yer verdi:

"Afganistan, tarihinin en büyük afyon hasadını gerçekleştirmek üzere. Üretimde en ciddi artış da, İngiliz askerlerinin Taliban ile mücadele ettiği güneydeki Helmand eyaletinde görülüyor. Afganistan'ın afyon üretiminin üçte birinden fazlasını karşılayan Helmand eyaletindeki ekimle mücadele, ülkedeki uyuşturucu karşıtı kampanyanın belkemiği olarak görülüyordu. Ancak hasat mevsimi geldiğinde anlaşıldı ki, 2005'te 26 bin 500 hektar olan Helmand'taki afyon üretimi, bugün 77 bin hektara çıkmış. Bu durum, bölgeye 3 bin 300 asker sevk eden ve Afganistan'daki uyuşturucu üretimi ile mücadelede başı çeken İngiltere için utanç kaynağı."

"7 TEMMUZ'UN ARDINDAN MÜSLÜMANLAR İLE İLİŞKİLER"

Cuma günü, Londra'daki 3 metro ile 1 otobüsü hedef alan ve 52 kişinin ölümüyle sonuçlanan 7 Temmuz saldırılarının birinci yıldönümü. Bu vesileyle son 1 yılın muhasebesini yapan İngiliz basınında, ülkedeki Müslümanlar'ın durumuna ilişkin haber ve yorumlara sık rastlanıyor. Times gazetesinin yer verdiği kamuoyu araştırmasına göre, Müslümanlar ve toplumun geneli birbirini yanlış anlama eğiliminde. Araştırmaya göre, kamuoyunun dörtte biri İslam'ı İngiliz yaşam biçimine yönelik bir tehdit olarak görüyor. Buna karşılık ülkedeki Müslümanlar'ın yüzde 36'sı da, İngiliz değerlerini İslami yaşam biçimine yönelik bir tehdit olarak değerlendiriyor. Times'ın araştırmasına göre, Müslümanlarla toplumun geneli arasındaki en derin görüş ayrılığı, okullarda İslami kıyafet giyilmesi. Buna göre Müslümanlar'ın yüzde 76'sı, öğrencilerin istedikleri kıyafeti giyme özgürlüğü bulunmasını savunuyor. Genel nüfusun ise sadece yüzde 42'si böyle düşünüyor. Ancak tarafların birbirine yakın görüşlere sahip oldukları konular da var. Örneğin Müslümanlar'ın üçte ikisi, toplumun geneliyle entegrasyonlarını geliştirmeleri gerektiğini düşünüyor. Müslüman olmayan nüfusun üçte ikilik çoğunluğu da aynı görüşte. Müslümanlar'ın İngiltere toplumuna büyük katkıları olduğunda da, taraflar hemfikir.

Fransa basınında öne çıkan konu, ABD'nin Küba'daki Guantanamo Üssü'nden salıverildikten sonra ülkelerinde yargılanmaya başlanan 6 Fransız vatandaşının davası. Liberation gazetesi, Fransız istihbarat görevlilerinin, bu 6 kişiyi Guantanamo'da kaldıkları sırada sorguladığına ilişkin belgeler ele geçirmiş. Gazete konuyla ilgili, "Fransız makamları, kınadıkları bir uygulamaya bulaştı. Söz konusu sorgular neticesinde elde edilen ifadelerin davada kullanılması da, adalet sisteminin işleyişi açısından ciddi sorunlar oluşturdu. Fransız istihbaratının yasadışı bu davranışıyla bu 6 kişiye yönelik terör bağlantılı suçlamalar da ciddi olarak zayıfladı" ifadelerine yer verdi.

"TÜRKİYE'NİN AB’YE KATILMASI İÇİN ÖNÜNDE UZUN BİR YOL VAR"

Danimarka basınında Türkiye'nin Avrupa Birliği (AB) üyeliğiyle ilgili yorumlar dikkat çekti. Information gazetesi söze, Güney Kıbrıs lideri Tasos Papadopulos ile Kuzey Kıbrıs Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'ın, 2004'ten bu yana ilk kez Pazartesi günü buluştuğunu belirterek başladı. AB Dönem Başkanı Finlandiya'nın, bu görüşmenin devamını sağlamak için "sauna diplomasisi"nden bahsettiğini hatırlatan gazete, "Türkler sauna ile hamam arasında benzerlik kuruyor ve Avrupa'da Türkler'e en olumlu bakan ülke olan Finlandiya'nın dönem başkanlığı sırasında, ülkenin geleceğinin biraz daha netleşebileceğini umuyor. Ancak Kıbrıs sorununda ilerleme sağlanması ve Türkiye ile AB arasında bu konuda bir krizin önlenmesi için buhardan daha fazlasına ihtiyaç olduğu açık. En azından, huş ağacından sopa ile bir kez vurmak gerekli" yorumunda bulundu.

Information böyle derken, bir başka Danimarka gazetesi Berlingske Tidende de, Türkiye'nin üyelik müzakerelerinin Kıbrıs nedeniyle büyük bir krize seimi ile mücadelede bürüklenmek üzere olduğunu yazdı. Ayrıca Türkiye'nin AB ailesine katılmak için önünde çok uzun bir yol olduğunu hatırlatan gazete şöyle devam etti:

"Galiba gerçek şu ki, Türkiye, bu konuda en iyimser olanların bile düşündüğünden daha az hazır Avrupalı olmaya. Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan'ın, Muhammed Peygamber karikatürleri krizi ardından bir Danimarka gazetesine verdiği demeçte sarf ettiği, düşünce özgürlüğünün sınırlanması gerektiği yönündeki sözler gösteriyor ki, Türkiye ile Avrupa arasında somut bir anlayış farkı var. Kıbrıs krizi ve Kopenhag'tan yayın yapan Roj TV'nin kapatılmaması için Danimarka Başbakanı'na mektup yazan 56 Kürt belediye başkanına dava açılması, AB'ye girmek istediğine şüphe olmayan, ancak tam üye olmadan önce çok şeyini değiştirmesi gereken bir ülke tablosu çiziyor."