Ekonomik kriz veresiyeyi geri getirdi

Güncelleme:
Facebook'da Paylaş Twitter'da Paylaş WhatsApp'da Paylaş Google News'de Paylaş

Yüksek enflasyon ve hayat pahalılığı nedeniyle İzmir'de esnaf, temel ihtiyaçlarda veresiye defterlerini yeniden açtı. Bakkal, eczane, çay ocağı gibi işletmeler artan talebin ekonomik sıkıntının somut göstergesi olduğunu belirtiyor.

Haber : Berfin BAYSAN - Kamera: Özgür ŞENGÜL

(İZMİR) - Yüksek enflasyon ve hayat pahalılığı nedeniyle alım gücü her geçen gün düşerken, vatandaşlar temel ihtiyaçlarını karşılayabilmek için yeniden veresiye defterlerine yöneldi. İzmir'in Gültepe Mahallesi'nde bakkaldan eczaneye, çay ocağından kasaba kadar birçok esnaf, artan veresiye taleplerinin ekonomik sıkıntının en somut göstergesi olduğunu belirtti.

Yükselen enflasyon ve hayat pahalılığı, mahalle esnafının veresiye uygulamasını yeniden gündeme taşıdı. Bir dönem unutulmaya yüz tutan veresiye defterleri, ekonomik koşulların ağırlaşmasıyla birlikte yeniden mahalle esnafının en çok kullandığı uygulamalardan biri haline geldi. İzmir'in Gültepe Mahallesi'nde faaliyet gösteren farklı sektörlerden esnaf, vatandaşların yalnızca gıda ürünlerinde değil ilaç, içecek ve çocuklara yönelik temel ihtiyaçlarda da veresiye talep ettiğini dile getirdi.

ANKA Haber Ajansı'nda konuşan esnaf, bu uygulamanın müşterilere destek sağlarken kendi işletmeleri açısından da önemli mali yük oluşturduğunu vurguladı. Mahalle bakkalından eczaneye, çay ocağından kasaba kadar birçok işletme, vatandaşların gelirlerinin temel ihtiyaçlarını karşılamakta yetersiz kaldığını ve bu nedenle alışverişlerini borçlandırarak yapmak zorunda kaldığını ifade etti.

VERESİYE DEFTERİ 150 BİN LİRA OLDU

Mahalle bakkalı işleten İbrahim Yılmaz, "Şu an geçmişten geldiği gibi, bu enflasyonla beraber halk daha da zorda. Bizden yardım talebinde bulunuyorlar. Otomatikman biz de ister istemez devamlı müşterilerimize veresiye olanağı sağlıyoruz. Şu an hatta geçen yıllara oranla çift defterimiz var. Tek defterimiz değil. Müşteri sayımız veresiyede de daha yüksek. Ortalama ne kadar söyleyebilirim? Totalde her ay dönen rakam 150 bin lira civarı bir veresiye dönüyor. Yani bunu da halka bankalar gibi değil de faizsiz bir kredi gibi düşünebilirsiniz. Bu işte şöyle söyleyeyim, karlılık var mı? Hayır. Bunu aslında biz şöyle de düşünüyoruz. Yaptığımızı bir hayır gibi düşünüyoruz. Çünkü her aldığımız, malı sattığımızda tedarik anlamında büyük sıkıntı yaşıyoruz. Ben müşteriye bunu teslim ediyorum. Müşteri bana bir ay sonra parayı getiriyor. E, bir ay sonra getirdiğinde de otomatik olarak ben aldığım fiyata malı alamıyorum. Ha, bunu da müşteriye yansıtıyor muyuz? Hayır, yansıtmıyoruz. Yapabilecek de bir şey yok. Şu dönemi böyle geçiriyoruz. Yani geçmişten gelen geleneği kaldıramayız. Mesela geçen ramazan, ondan önceki ramazanlarda ve koronadan bu yana 5-6 senedir de zimem defteri kapatma geleneğimiz var. Sağ olsun hayırsever iş adamları, hayırsever insanlar geliyorlar. 'Abi, hiç durumu yerinde olmayan insanlar var mı?' deyip bayağı 3-5 senedir de rakamlar yüksek olduğu halde onların kapatılışı oluyor ve insanlar çok seviniyor. Ama halk zorda" diye konuştu.

"EN BÜYÜK SEBEP ENFLASYON"

En çok veresiye defterine ekmeğin yazıldığını ifade eden Yılmaz, şunları söyledi:

"Ya en bel kemiği aslında ekmekle başlıyor. Temel gıda malzemelerinin tamamını zaten yazıyoruz. Yağ, un, şeker... Ama en absürt diyebileceğiniz şeyler, yani çocukların aldığı bir sakızdan tutun da çikolataya, bisküviye kadar aklınıza ne gelecekse her şeyin veresiyesini talep ediyorlar. Yani bazen öyle bir an geliyor ki bizden kendi elektrik paralarını ödeyemediklerinde bazı müşteriler, 'Abi ne olur, elden nakit de destek verir misin' falan gibisinden bile yaklaşıyor. Son dönemlerde mesela kredi kartı kullanımlarında çok ret cevabı alıyoruz. Müşteriye de, 'Abi işte kartımda limit kalmadı' deyip de şey yapmıyoruz. 'Kardeş, sonra verirsin' deyip tekrar veresiye geçiyoruz. Toptancılara ödeme şeklinde tabii ki zorlanıyoruz. Bedeller çok yüksek. Şu an hatta geçen gün şakasını yaptığımız bir şey var. Balya balya para dağıtıyoruz. Biz de yetişemiyoruz. Yetişemediğimiz yerlerde biz de ticari kartlarımızı kullanıyoruz. Cari çalıştığımız şirketler var ama bize sağladıkları opsiyon en fazla 10 gün, 15 gün. Lakin bizim müşteriden aldığımız süre 1 ay, 1,5 ay. Yani bu ticaretin neresinde dersen, karlılık var mı? Yok. Ama yapabilecek bir şey de yok. ya bu bir gelenek artık. Bunu kaldıramayız. Yüzde 40 eski insanlar olarak onlar maaşını alır almaz direkt geliyorlar ama yeni nesilde böyle bir şey yok tabii ki. Yeni nesil biraz bizi üzüyor. Ödemede çok gevşekler. Eski insanlar bu konuda daha güzel. Meslektaşlar olarak İzmir'in her çevresinde, yani zengin muhitte de fakir muhitte de arkadaşlarım var. Her muhitte aynı şey söz konusu. Hiçbir şey değişmiyor. Bunun da en büyük sebeplerinden biri şu anki enflasyon diyelim. Yani bu yüksek rakamlar ve insanların aldığı maaşların hayatlarını karşılamaması. Şu anki tek güncel konuştuğumuz şey bu. Herkes aynı şeyden şikayetçi. Yani bir asgari ücretle çalışan da aynı şeyden şikayet ediyor. 100 bin maaş alan insan da aynı şeyden şikayet ediyor. Yetiştiremiyorlar. Normal. Çünkü kendi maaşları stabil devam ederken insanların harcamaları her ay muntazam artma vaziyetinde devam ediyor."

ÇAY, VERESİYE YAZILDI

Çay ocağı sahibi Metin Yeşil, "Vatandaş sıkıntıda. Piyasa da büyük sıkıntıda. Kimse demesin Türkiye güllük gülistanlık. Adamın cebinde çay parası yok. Keyfinden kimse borç yazdırmaz ki. Yok yani, adamın cebinde yok. Ne yapalım? Kovamıyoruz zaten. Kovamazsın zaten. İnsansan kovamazsın. Elimizden geldiğince de idare etmeye çalışıyoruz. Bir çayı bile, bir çayı bile tabii yazdırıyor. Ne yapsın adam? ya kardeşim, yok yoktan var olur mu? İmkanı yok yani. Bunu mümkün alsın. Yok. Adam ne yapsın? Vallahi 30-40 bin lira vardır. Ben nasıl geçineceğim? Otuz üç, otuz dört bin liraya su yatırdım üç gün önce. İdare etmeye çalışıyoruz. Çoğu eş dost, tanıdık. İnisiyatif kullanmak zorundasın. Bayağı düştü. Çok düştü. Vatandaşın alım gücü yok" şeklinde konuştu.

ÇOCUK ŞURUBU VERESİYE YAZILIYOR

Eczacı Türker Sözerer ise ilaç alımlarında bile veresiye yazıldığını ifade ederek, şöyle konuştu:

"Eskiden de vardı ama son zamanlarda arttı. İşte gördüğünüz gibi defter bu kadar kalınlaştı. Böyle bir durum ama son zamanlardaki tabii ki ekonomik bozukluklar, piyasaların durgunluğu gitgide insanları zorladı. Tabii ki böyle olunca da insanlar alamıyor. Yazdırıyorlar. İlaç paralarını ödeyememiş. Mesela 70 lira, 100 lira çıkıyor ama ödeyememiş. Böyle böyle toplanıyor, toplanıyor, bayağı kabardı. Vallahi şu anda tahminimce burada 273 bin TL civarı var. Daha da artıyor. Bir defter de attık. Böyle sıkıntılı. Hatta şunlar da var. Şöyle göstermek istersek burada daha çok kişiler var. Yazıyoruz, getirmek istiyorlar. Hekimler yazıyor reçeteleri ama genelde alamıyorlar. Yani ekonomik durum maalesef kötü. Şöyle ortalama baktığımızda çocuk şuruplarında genelde veresiye veriyoruz. Alamıyorlar. Çocuk olunca da kıyamıyoruz. Genelde çocuk şuruplarında ama pahalı ilaçlarda maalesef veremiyoruz. Bizim de belli bir bütçemiz var. Eczane de kolay dönmüyor. Bayağı masraflı. Çocuk şuruplarında genelde veriyoruz. Bazıları da almaya çalışıyor tabii ama 20 bin lira maaş da tabii ki... Genel olarak Türkiye'nin her yerinde. Yani piyasaların bozukluğu... Yani herkeste var, bütün eczanelerde var. Fiyat farkları değişmiyor ama alım gücü değişti. Eskiden böyle değildi. Yani eskiden daha azdı, şimdi çoğaldı. Şu 3-4 senedir gerçekten çoğaldı. Hani 3-4 senedir katlanacak gibi değil. Biz de belli bir yere kadar duruyoruz, sonra tahsilat yapmaya başlıyoruz ama geliyorlar, veremiyorlar. Yine 'kalmadı, öbür aya sarkıtalım, öbür aya sarkıtalım' böyle böyle gidiyor."

VERESİYE TALEBİ ARTTI

Kasap Coşkun Neslitürk ise veresiye talebi geldiğini, fakat yaşadıkları ekonomik sıkıntılardan dolayı yazamadıklarını ifade etti. Neslitürk, "Yazdırmak isteyen oluyor da pek yazmıyoruz yani. Çünkü geri dönüşü olmuyor. Kredi kartından geçiyoruz genelde. Halk biraz zor durumda. Yani aldığı zaman geri vermiyor zaten. Biz tavuk satmıyoruz zaten. Genelde kıyma ve et. Tavuk satmıyoruz biz. Çok düşüş var. Çok aşırı derecede. Yani yüzde 50'nin altında desem yeridir. Yani verilen maaşlar düşük. Et çok pahalandı. O yüzden işlerimiz her geçen gün daha kötüye gidiyor. Eskiden veresiye veriyorduk tabii. Eskiden veriyorduk ama insanlar maaşı aldığı zaman direkt geliyordu, hemen ödüyordu. Şimdi artık öyle bir şey yok. Şimdi alan geri getirmiyor genelde. Şimdi artık veresiye yazılacak kadar bile yok, imkansız yani. Çünkü her şey çok pahalı. Aldığını ödeyemeyince sen işini nasıl döndüreceksin ki? Döndüremezsin yani. Mecburen vermiyoruz. Et almıyorlar. İnsanlar veresiye ödeyemeyecek durumda şu anda o yüzden et de almıyorlar" ifadelerini kullandı.

Kaynak: ANKA
Haberler.com
500

Haberler.com'da yer alan yorumlar, kullanıcıların kişisel görüşlerini yansıtır ve haberler.com'un editöryal politikası ile örtüşmeyebilir. Yorumların hukuki sorumluluğu tamamen yazarlarına aittir.