Fed için öncelik istihdam değil, post-Brexit dünyası...
ABD’de Haziran ayı istihdamı 287 bin ile beklentilerin çok üzerinde gerçekleşirken, Mayıs ayındaki düşük istihdam rakamı ise 38 binden 11 bine aşağı yönlü revize edildi. Katılım oranındaki 0,1 puanlık artış işsizlik oranının yüzde 4,9’a yükselmesine neden olurken, ücret artışlarının aylık bazda yüzde 0,1 artış ile beklentilerin altında kaldığını gördük. Buna rağmen yıllık maaş enflasyonu yüzde 2,6’ya yükseldi. Mayıs ayında oldukça zayıf kalan istihdam verisinden sonra, o negatif etkiyi fazlasıyla absorbe edecek kuvvette bir istihdam artışı yaşandığını söyleyebiliriz. Verizon grevinin yarattığı aşağı yukarı 50 binlik etkiyi çıkarsak bile istihdam artışı son derece güçlü gerçekleşmiş. Bu nedenden dolayı verinin bir hayli pozitif olduğunu söyleyebiliriz.
Asıl önemli mesele ABD istihdam piyasasındaki kuvvetli görünümden ziyade Fed Başkanı Janet Yellen’in bu verilere bakarak faiz artırıp artıramayacağı. Bu bağlamda da ABD istihdam piyasasının post-Brexit döneminde bir oyun değiştirici faktör olup olmadığını sorgulanması gereklidir. ABD’den güçlü verilerin gelmesi, faiz artırım noktasında bir paradoksun oluşmasına yol açmaktadır. Bu nedenden dolayı mevcut durum bizce çok bilinmeyenli bir denklem içermektedir. Brexit nedeniyle küresel ekonomilerin yavaşlama trendine gireceği ve reel getirilerin ya çok çok azalacağı, ya da irrasyonel risk / getiri oranına sahip olacağı bir konjonktürde doların değerinin başlıca etken olması ihtimal dahilindedir. Dolayısıyla gelişmiş ülke tahvil getirilerinin dip seviyelere düşmesi ve sıfıra yakın veya sıfırın altında faizler nedeniyle Avrupa, Asya ve İngiltere’den çıkan paranın adres arayacağı gerçeği var.
Oluşan risk senaryoları gelişmekte olan ülkelerin elemine olmasına yol açmaktadır. Böylesi bir senaryonun değerli metalleri daha yüksek fiyat seviyelerine yükselteceği aşikar. Ancak asıl paradoksun oluşmasına yol açan etmen doların, Japon yeni ve İsviçre frangı gibi güvenli varlık olarak besleneceği ihtimali. ABD’den gelen verilerin pozitif olması sadece ABD ekonomisine olan algının yükselmesine yol açar ve faiz artırımına dayanak oluşturmaz. Çünkü 15 Haziran’dan sonra köprünün altından çok sular aktı. Tekrar pre-Brexit dönemine dönmemiz İngiltere’nin çark etmesiyle mümkün olabilir.
ABD ekonomisine dair yüksek algı dolar endeksinin – biraz da euro ve sterlindeki aşağı yönlü baskının etkisiyle – 100 seviyelerine doğru bir yükselişinin önünü açar. Dolar değerlendikçe Fed’in faiz artırması çok daha zorlaşır. Çünkü böylesine bir hamle, zaten fazla olan Fed ve diğer büyük merkez bankaları arasındaki para politikası ayrışımını daha da derinleştirir. Bizim beklentimiz post-Brexit dönemindeki konjonktüre uyum sağlayacak bir Fed’in faiz artırımını 2017’ye doğru ertelemesidir. Temmuz FOMC’sinde buna dair daha net sinyaller alma imkanı bulacağız.