TCMB Başkanı: Revizyon Arz Kaynaklı, Ana Eğilimde Bozulma Yok
TCMB Başkanı Fatih Karahan, enflasyon revizyonunun arz yönlü ve para politikası dışı unsurlardan kaynaklandığını, ana eğilimde bozulma olmadığını belirtti. Sıkı para politikasının korunacağını, gerekirse ek sıkılaşma yapılabileceğini söyledi.
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Başkanı Fatih Karahan, revizyonun kaynaklarının arz yönlü ve para politikası dışında unsurlar olduğunu belirterek, "Dolayısıyla bunun enflasyonun ana eğilimde bozulmaya yansıtmadığını vurgulamak istiyorum." dedi.
Fatih Karahan, yılın üçüncü Enflasyon Raporu'nun tanıtımı amacıyla İstanbul Finans Merkezi'ndeki Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Yerleşkesi'nde düzenlenen bilgilendirme toplantısında, başkan yardımcıları Hatice Karahan, Fatma Özkul, Gazi İshak Kara ve Yusuf Emre Akgündüz ile soruları yanıtladı.
Karahan, "Enflasyonun ana eğiliminin hangi seviyede kalıcı olarak gerilemesi para politikasında daha belirgin bir gevşeme için yeterli olur?" sorusuna, "2026 yılında bir güncelleme yaptık, 2 puanlık. Burada birkaç unsur öne çıkıyor. Bir tanesi savaşın devam ettiği, hatta tekrardan, temmuz ayında tekrardan canlanmış olması, özetle aslında motorin, doğal gaz gibi ve emtia gibi ürünlerin fiyatlarında bizim tahminimizin üzerindeki fiyat artışları. Belki temmuz ayındaki gelişmeler olmasa daha farklı bir tahminle bugün karşınızda olabilirdik. Bunun dışında bazı yönetilen, yönlendirilen fiyatlarda yapılan ayarlamalar ki bunların bir kısmı bir süredir erteleniyordu. Bir de en önemlilerden biri de olabilir, gıda enflasyonu varsayımında yapılan yukarı yönlü güncelleme. Bu üçü bir araya geldiğinde yıl sonu tahminlerimizin yükselmesinde bunlar etkili oldu." yanıtını verdi.
Finansal koşullarda sıkılığın korunmasıyla yurt içi talebin zayıf seyrini destekleyeceklerine vurgu yapan Karahan, bunun gelecek süreçte dezenflasyon için oldukça önemli olduğunu ifade etti.
Karahan, sözlerini şöyle sürdürdü:
"2027 görünümü etkileyecek yani sadece 2026 değil aslında çünkü yıl sonuna biraz az kaldı, ondan sonraki dönem içinde etkili olacak iki faktör öne çıkıyor. Bunlardan bir tanesi savaş konusunda devam eden belirsizlik, bu oldukça önemli. Net bir tahmin vermeyi zorlaştırıyor. Hedefi de zorlaştırıyor. Diğeri de OVP süreci. Burada bir makroekonomik çerçeve üzerinden ilerlenecek. O belirlenecek. Önümüzdeki dönemde özellikle OVP sürecinde bu belirsizliklerin bir miktar daha azalmasını bekliyoruz. Bundan sonra dezenflasyonun seyri için hem gıda fiyatlarının seyri hem de daha genel olarak eş güdümün daha önem arz ettiğini düşünüyoruz. Bu doğrultuda da aslında 2027 ve sonrası hedefleri güncellemedik. Ama bu hedefleri OVP sürecinde tekrar gözden geçirmeye karar verdik. 2027 ve sonrası kontrol ufkumuz dahilinde olduğu için hedeflerle birlikte tahminlerin de aynı seviyede eğer revize edilecek olursa aynı seviyede revize edileceğini söyleyebilirim."
"Piyasa beklentileri bu yıl için uyumlu bir hale geldi enflasyonla ama önümüzdeki yıl piyasa ile Merkez Bankası tahminleri arasında ciddi bir fark oluşmuş oldu, buna ilişkin bilgi verir misiniz?" sorusuna karşılık Karahan, "2 puanlık bir revizyon, bunun sarkan etkisi önümüzdeki seneye ne kadar olur, bu ayrı bir konu ama revizyonun kaynaklarına bakacak olursak öne çıkan faktörler gıda ve savaşın gidişatı. Burada ikincil etkiler bizim için önemli. Beklentilere ve ekonomik aktivitenin görünümüne baktığımızda ikincil etkilerin sınırlı kaldığını, hatta nette belki aşağı yönlü olabileceğini değerlendiriyoruz ama yukarı yönlü olmadığını özetle düşünüyoruz. Dolayısıyla burada revizyon kaynaklı baktığımızda önümüzdeki yıl revize etmemiz gerektirecek çok net bir sebep yok." dedi.
"Para politikasının sıkılığının korunması gerektiğini düşünüyoruz"
Karahan, gelecek yıllara dair başka belirsizliklerin de olduğunu belirterek, bunlardan birinin savaşın süresi ve küresel ekonomide bırakacağı tortu olduğunu, ayrıca ileride petrol fiyatlarının hangi seviyede normalleşeceği, enerji fiyatlarının, emtiaların nerede normalleşeceği ve OVP sürecinin de önemli olacağını dile getirdi.
"Revizyonun kaynaklarını tekrar etmek gerekirse, burada biraz daha arz yönlü ve para politikası dışında unsurlar olduğunu, dolayısıyla bunun enflasyonun ana eğilimde bozulmaya yansıtmadığını vurgulamak istiyorum." diyen Karahan şöyle devam etti:
"O anlamda bu, doğrudan para politikası tepkisi gerektirecek tarzda bir revizyon değil. Daha önceki revizyonlarımızda hep vurguladık. Yukarı yönlü revize ederken bir taraftan da para politikası daha uzun süre daha sıkı kalacak. Bu sefer verilere baktığımızda aynı iletişimi yapmanın gerekliliğini görmüyoruz. Bununla birlikte para politikasının sıkılığının korunması gerektiğini düşünüyoruz. Enflasyonun, enflasyon beklentilerinin iyileştiği bir durumda faizin sabit kalması aslında para politikasının sıkılaşması anlamına geliyor. Dolayısıyla önümüzdeki dönemle birlikte bunları hareket ettirerek parasal sıkılığı koruyabiliriz."
"Kalıcı bir bozulma olması durumunda tekrardan bir sıkılaşma yapmaya hazırız"
Karahan, mevcut sıkılık değerlendirildiğinde şu anda bir soğumanın görüldüğünü ifade ederek, mevcut sıkılığın aktiviteyi soğutma ve para politikasının etkili olduğu alanlarda dezenflasyonu destekleme yönünde yeterli olduğunu düşündüklerini, enflasyon görünümünde ise kalıcı bir bozulma olması durumunda tekrardan bir sıkılaşma yapmaya hazır olduklarını söyledi.
"Bu yıl enflasyonda 30-32 bandında takıldığımız gibi gelecek yılda örneğin 23-25 bandı gibi yerlerde takılma riskini ne kadar yüksek görüyorsunuz?' sorusuna Karahan, "Aslında geçen senenin sonunda yüzde 30'lu seviyelere inen bir enflasyon söz konusuydu. Ama bir süredir bunun 30 üstünde dalgalandığını görüyoruz. Dolayısıyla 2026 genelinde net bir dezenflasyondan bahsetmek söz konusu değil." yanıtını verdi.
Fatih Karahan, geçen sene kredi büyümesinde arzu ettikleri dezenflasyonla tutarlı seviyeleri göremediklerini belirterek, "Özellikle ticari kredilerde büyüme hızı yüzde 50, hatta yüzde 50'nin üzerine çıkmıştı. Geçen sene tüketici kredilerinde de yüksek bir seyri özellikle belirli kategorilerde görmüştük. Attığımız adımların etkisiyle bu sene kredi büyümesinin yavaşladığını ve dezenflasyonla tutarlı seviyelere geldiğini görüyoruz. Ticari kredi büyümesi yüzde 35'te, tüketici kredisi büyümesi de yine düşük seviyelerde ve böylece toplam kredi büyümesinin aslında yüzde 25'e düştüğünü görüyoruz. Bu dönemde uyguladığımız sıkı para politikası kadar kullandığımız kredi büyümesi limitleri de önem taşıyor. Bu dönem dönem aşırı kredi büyümesine karşı bir sigorta görevi görüyor. Dolayısıyla bunları önemli buluyoruz." dedi.
(Bitti)













