Türkiye İMSAD ve İSTİB'den 6 Şubat depremlerinin 3. yılı mesajı
Türkiye İMSAD ve İSTİB başkanları, Kahramanmaraş merkezli depremlerin üçüncü yılı dolayısıyla mesaj yayımlayarak, depreme hazırlığın önemine dikkat çekti ve sürdürülebilir yapılaşmanın ve kentsel dönüşümün gerekliliğini vurguladı.
Türkiye İnşaat Malzemesi Sanayicileri Derneği ( Türkiye İMSAD) Yönetim Kurulu Başkanı Tayfun Küçükoğlu ile İstanbul Ticaret Borsası (İSTİB) Başkanı Ali Kopuz, 6 Şubat 2023'te meydana gelen Kahramanmaraş merkezli depremlerin üçüncü yılı dolayısıyla mesaj yayımladı.
Türkiye İMSAD Yönetim Kurulu Başkanı Küçükoğlu, depremlerin üzerinden 3 yıl geçmesine rağmen acının ve sorumluluğun hala çok taze olduğunu belirterek, bu depremlerin sadece büyük bir felaket olmadığını, aynı zamanda ülke olarak alınması gereken dersleri net biçimde önlerine koyduğunu bildirdi.
Benzer acıların bir daha yaşanmaması için kararlılıkla harekete geçmeleri gerektiğini vurgulayan Küçükoğlu, Türkiye'nin bir deprem ülkesi olduğu riskinin sürekli gündemde tutulmasının önemine işaret etti.
Küçükoğlu, geçen yıl Türkiye'de 53 bin 262 deprem kaydedildiğini anımsatarak, bunların 437'sinin 4 büyüklüğünün üzerinde gerçekleştiğini, nüfusun en az yüzde 90'ının fay hatlarının doğrudan etki alanında yaşadığını anlattı.
Depremle yaşamayı öğrenmek zorunda olduklarının altını çizen Küçükoğlu, "Bunun yolu da güçlü bir deprem bilinci, nitelikli yapılaşma ve sürdürülebilir kentsel politikalar geliştirmekten geçiyor. Hatırlamak yetmez, ders çıkarmak ve kalıcı çözümleri hayata geçirmek zorundayız." ifadelerini kullandı.
"Kentsel dönüşümü bir bütün olarak ele almalıyız"
Tayfun Küçükoğlu, şehirleri dönüştürürken planlama, altyapı, çevre düzenlemesi, enerji verimliliği ve sosyal yaşamın bir bütün olarak ele alınması gerektiğini belirterek, "Çevre dostu, kaynakları verimli kullanan ve iklim krizini de gözeten yapılaşma anlayışı artık bir tercih değil, zorunluluktur. Hem şehirlerimizi hem de toplumumuzu depreme karşı dirençli hale getirmeliyiz." değerlendirmesinde bulundu.
Depreme hazırlığın toplumsal bir kültür haline gelmesi gerektiğini kaydeden Küçükoğlu, kamu kurumları, özel sektör ve sivil toplum kuruluşlarının ortak sorumluluğu bulunduğunu, tüm yaşamsal faaliyetleri her an deprem olacakmış gibi düzenlemeleri gerektiğini anlattı.
Küçükoğlu, Türkiye İMSAD olarak deprem bilincini güçlendirmeye yönelik çalışmalara ayrı önem verdiklerini dile getirerek, şu açıklamalarda bulundu:
"Yapı güvenliği, bireysel hazırlık ve toplumsal bilinç bugün her zamankinden daha fazla önem taşıyor. Bu gerçekten hareketle Türkiye İMSAD olarak, toplumun deprem kaygısını, hazırlık düzeyini, bina güvenliği algısını ve güvenli konut tercihlerine bakışını ortaya koyacak kapsamlı bir bilinç araştırmasının hazırlıkları içindeyiz. İnşaat malzemesi sanayisi, güvenli ve dayanıklı yapılaşmanın temel taşıdır. Daha güvenli ve sürdürülebilir şehirler için üzerimize düşen sorumluluğu almaya devam edeceğiz."
"Asrın felaketinin açtığı yaralar asrın inşa seferberliğiyle sarılmıştır"
İSTİB Başkanı Ali Kopuz da tarihin en büyük felaketlerinden birisi yaşanmasına rağmen depremin yaralarının hızla sarıldığını belirterek, "Deprem felaketinin üstünden 3 yıl geçmişken 455 bini aşkın konut ve iş yeri inşa edilerek depremzedelere teslim edilmiştir. Bu gerçek bir hizmet destanıdır ve asrın felaketinin açtığı yaralar, asrın inşa seferberliğiyle sarılmıştır." ifadelerini kullandı.
Depremin yol açtığı yıkımı ve acıları hatırlatan Kopuz, yakın tarihteki en ağır afetlerden biri olarak hafızalara kazınan bu yıkımın depremlere hazırlıklı olmanın önemini bir kez daha ortaya koyduğunu vurguladı.
Kopuz, depremin ilk anından itibaren milletin, devletin ve sivil toplum kuruluşlarının tüm imkanlarıyla sahada yer aldığını anlatarak, bu süreçte İSTİB olarak felaketin ilk gününden itibaren sahada olduklarını ve büyük fedakarlıkla çalıştıklarını kaydetti.
Felaketin ardından depremden etkilenen şehirlerin yeniden inşası sürecinde gerçek bir destan yazıldığının altını çizen Kopuz, "Dünyada görülmemiş bir hızla gerçekleşen yeniden inşa faaliyetleri sonucunda İzlanda ve Bulgaristan büyüklüğünde bir alanın inşası gerçek bir destan olarak tarihe geçmiştir." değerlendirmelerinde bulundu.









