Eğitim-İş'ten laik ve bilimsel eğitim çağrısı
Eğitim-İş Samsun Şubesi, 2025-2026 eğitim yılı sonunda yaptığı açıklamada, eğitimdeki sorunların siyasi tercihlerden kaynaklandığını savundu. Kamusal, laik ve bilimsel eğitim talep eden sendika; güvenli okul, ücretsiz yemek ve tarikat protokollerinin iptali gibi talepler sıraladı.
Haber: Mehmet Rebii Özdemir
(SAMSUN) - Eğitim-İş Samsun Şubesi, 2025-2026 eğitim-öğretim yılının sona ermesi Eğitim-İş Samsun Şubesi, eğitimde yaşanan sorunların siyasi tercihlerin sonucu olduğunu savunarak; kamusal, laik ve bilimsel eğitim çağrısı yaptı.
Eğitim-İş Samsun Şubesi üyeleri, 2025-2026 eğitim-öğretim yılının sona ermesi ve öğrencilerin karne almasının ardından Samsun Valiliği önünde bir araya gelerek basın açıklaması düzenledi. Açıklamayı Eğitim-İş Samsun Şube Başkanı Onur Gündüz okudu. Gündüz, Türkiye'nin dört bir yanında eş zamanlı olarak alanlarda olduklarını belirterek; Cumhuriyet'in en önemli kazanımlarından olan laik, bilimsel ve kamusal eğitimin ağır bir kuşatma altında bulunduğunu savundu.
Gündüz, Eğitim-İş tarafından hazırlanan 2025-2026 Eğitim-Öğretim Yılı Dönem Sonu Değerlendirme Raporu'nun eğitimde yaşanan sorunların münferit olmadığını ortaya koyduğunu belirterek, "Bugün açıklayacağımız veriler; eğitimde yaşananların kader değil, siyasi tercihlerin sonucu olduğunu göstermektedir. Karşımızdaki tablo artık basit bir aksaklık, bir yönetim hatası ya da sıradan bir bütçe yetersizliği değildir. Eğitim sistemi ekonomik, ideolojik ve kurumsal bir kuşatma altındadır." ifadelerini kullandı.
BAKANLIĞA SERT ELEŞTİRİ: GÜVENLİ OKUL ÇAĞRISI
Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin'e seslenen Gündüz; son aylarda İstanbul'da Fatma Nur Çelik, Kahramanmaraş'ta Ayla Kara ve Ağrı'da Irmak Koparan isimli öğretmenlerin yaşamını yitirdiğini hatırlattı. Okullarda yaşanan şiddet olaylarının arttığını söyleyen Gündüz, Bakanlık döneminde MESEM kapsamında çalıştırılan en az 19 çocuğun hayatını kaybettiğini, çok sayıda çocuğun da yaralandığını ifade etti.
"Eğitim kurumlarında can güvenliğinin dahi sağlanamadığı bir tabloyla karşı karşıyayız." diyen Gündüz, yaşananların yıllardır sürdürülen yanlış politikaların sonucu olduğunu savundu. Eğitim-İş'in öğretmenler, veliler ve yurttaşların desteğiyle yürüttüğü "Güvenli Okul, Sağlıklı Eğitim" kampanyasında toplanan imzaların da Milli Eğitim Bakanlığı'na teslim edileceğini belirterek, bu imzaların toplumun güvenli okul talebinin göstergesi olduğunu söyledi."
EKONOMİK ŞİDDET: PARASIZ EĞİTİM GERİLİYOR
Devletin anayasal yükümlülüğü olan parasız eğitim ilkesinden uzaklaştığını öne süren Gündüz; birçok devlet okulunda velilerden bağış, aidat ve kayıt parası adı altında 10 bin lira ile 100 bin lira arasında ödeme istendiğini dile getirdi. Okulların en temel ihtiyaçlarının bile velilerin katkılarıyla karşılanmaya çalışıldığını ifade eden Gündüz, çocuklarını okula hazırlayan ailelerin 65 bin liraya ulaşan eğitim maliyetleriyle karşı karşıya kaldığını kaydetti.
Kırtasiye ve giyim giderlerinin neredeyse bir asgari ücrete ulaştığını belirten Gündüz, OECD ve PISA verilerine göre Türkiye'de her beş öğrenciden birinin yoksulluk ve açlık riski altında bulunduğunu söyledi. Buna karşın öğrencilere ücretsiz okul yemeği ve temiz içme suyu sağlanması yönündeki taleplerin karşılıksız bırakıldığını ifade etti.
2002 yılında özel okulların toplam okullar içindeki oranının yüzde 2 olduğunu, bugün ise bu oranın yaklaşık yüzde 20'ye ulaştığını belirten Gündüz, "Kamusal eğitim güçlendirilmek yerine özel okullar seçenek olarak sunuluyor. Eğitimin ticarileştirilmesi açıkça teşvik ediliyor." dedi.
LAİK EĞİTİM VE ÖĞRETMENLER İÇİN TALEPLER SIRALANDI
Gündüz, Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli ile bilimsel ve eleştirel eğitimin geri plana itildiğini savunarak; ÇEDES ve benzeri uygulamalarla okulların pedagojik formasyona sahip olmayan kişilerin faaliyet alanına dönüştürüldüğünü ileri sürdü. Tarikat ve cemaatlerle yapılan protokollerin devlet okullarının laik ve kamusal niteliğini zayıflattığını öne süren Gündüz, bu uygulamaların Tevhid-i Tedrisat Kanunu'na aykırı olduğunu ifade etti.
MEB verilerine göre zorunlu eğitim çağındaki yaklaşık 1,5 milyon çocuğun örgün eğitim dışında kaldığını belirten Gündüz, MESEM uygulamasının çocuk emeği sömürüsünü yaygınlaştırdığını savundu. Öğretmenlik Meslek Kanunu'nun öğretmenler arasında ayrışmaya yol açtığını, Akademi uygulamasının yeni sorunlar doğurduğunu, mülakat mağdurlarının haklarının iade edilmediğini ve özel okul öğretmenlerinin düşük ücretlerle güvencesiz çalıştırıldığını söyledi.
Eğitim-İş'in taleplerini de sıralayan Gündüz, Eğitimde Şiddeti Önleme Kanunu'nun çıkarılmasını, okullara kadrolu güvenlik ve temizlik personeli atanmasını, her öğrenciye ücretsiz okul yemeği verilmesini, MESEM uygulamasının kaldırılmasını, Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli'nin geri çekilmesini, tarikat ve cemaatlerle yapılan protokollerin iptal edilmesini, mülakat sistemine son verilmesini, Akademi uygulamasının kaldırılmasını ve özel okul öğretmenlerine taban ücret güvencesi sağlanmasını istedi.
Açıklamasının sonunda Cumhuriyet'in eğitim anlayışına sahip çıkacaklarını vurgulayan Gündüz, "Çocuklarımız yoksulluğa, öğretmenlerimiz güvencesizliğe, okullarımız şiddete ve gericiliğe mahküm değildir. Laik, bilimsel, kamusal ve nitelikli eğitim hakkı için mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğiz. Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk'ün bizlere emanet ettiği Cumhuriyet'e, laik eğitime, bilimsel düşünceye ve aydınlanma değerlerine sahip çıkmaya devam edeceğiz." diye konuştu.












