Bilecik'teki Emeklilerden Tüik'e Tepki: "Sadaka Değil, Gasbedilen Haklarımızı İstiyoruz"
Bilecik’te Dev Emekli-Sen ile Tüm Emeklilerin Sendikası üyeleri, emeklilerin yaşadığı ekonomik sorunlara dikkat çekmek ve taleplerini dile getirmek amacıyla ortak basın açıklaması yaptı.
Haber: Gökay Şimşek
(BİLECİK) - Bilecik'te Dev Emekli-Sen ile Tüm Emeklilerin Sendikası üyeleri, emeklilerin yaşadığı ekonomik sorunlara dikkat çekmek ve taleplerini dile getirmek amacıyla ortak basın açıklaması yaptı.
Atatürk Parkı'nda düzenlenen açıklamada, Tüm Emeklilerin Sendikası Bozüyük Şube Başkanı Sultan Elvan konuştu. Elvan, "Tüm emeklilere derhal 20 bin lira seyyanen zam yapılsın. Bu artış, kök aylık oyunlarına kurban edilmeden tüm emekli aylıklarına eşit biçimde yansıtılsın. En düşük emekli aylığı, yeni işe başlayan memur aylığına eşitlensin" dedi. Topluluk adına konuşan Sultan Elvan, açıklamasında şu ifadelere yer verdi:
"Türkiye'de emeklilik, iktidarın bilinçli tercihiyle onurlu ve güvenceli bir yaşam hakkı olmaktan çıkarılmış; sefalete mahkumiyetin adı haline getirilmiştir. Milyonlarca emekli bugün yoksullukla, borçla ve barınma kriziyle boğuşuyorsa bunun nedeni ekonomik zorunluluklar değil; tek adam rejimi ve neoliberal yağma politikalarıdır. Bu ülkede emeklilik artık bir huzur ve güvence dönemi değil, açlıkla ölmemek mücadelesidir. Yıllarca çalışmış, üretmiş, bu ülkenin tüm değerlerini yaratmış emekçiler bugün bilinçli bir sınıf politikasıyla açlığa itilmiştir. Tek adam rejimi altında uygulanan neoliberal ekonomi programı, sosyal devleti tasfiye etmiş; kamusal kaynakları sermayeye ve ayrıcalıklı bir azınlığa aktarmış, emeklileri ise cezalandırılması gereken bir 'yük' olarak görmüştür. Bu bir yönetim hatası değil, bilinçli bir tercihtir.
Mart 2025 itibarıyla Türkiye'de emekli ve hak sahiplerinden oluşan 16,8 milyonu aşkın insanın 4,5 milyonu, 16 bin 881 lira gibi bir sefalet aylığına mahkum edilmiştir. Bir o kadar dul ve yetim hak sahibi ise bu tutarın çok daha altında aylık almaktadır. Bu rakamlar açlık sınırının altındadır; hatta yer yer yarısının bile altına düşmektedir. Bunun adı derin yoksulluktur. Emeklilere fiilen 'aç kal' denmekte, sendika hakkı gasbedilerek 'sus' denmektedir. Bu, emekçilerin yaşam onuruna yönelmiş açık bir saldırıdır.
"Büyümeden pay verilmemiş, geçim koşulları tamamen yok sayılmıştır"
2026 yılı için açıklanan net asgari ücret 28 bin 75 liradır. İktidar bu rakamı bir 'iyileştirme' olarak sunmaktadır. Oysa bu ücret, daha açıklandığı anda açlık sınırının altına düşmüştür. Araştırmalar, dört kişilik bir ailenin yalnızca sağlıklı beslenebilmesi için gereken tutarın asgari ücreti aştığını; barınma, ulaşım, sağlık ve eğitim giderleriyle birlikte yoksulluk sınırının 100 bin lira bandına dayandığını ortaya koymaktadır. Bu tablo, asgari ücretin bir geçim ücreti olmaktan çıkarılıp yoksulluğun taban ücreti haline getirildiğini göstermektedir. Bugün Türkiye'de çalışanların yaklaşık yarısı asgari ücret ve civarında gelirle yaşamaktadır. Yani milyonlarca emekçi daha çalışırken yoksullaştırılmakta, emeklilik ise bu yoksulluğun derinleştirilmiş hali olarak dayatılmaktadır. Bu bir tesadüf değil; tek adam rejimiyle bütünleşmiş neoliberal bir yoksullaştırma stratejisidir.
İktidarın 'asgari ücreti enflasyona ezdirmedik' iddiası gerçeği yansıtmamaktadır. 2024'te resmi enflasyon yüzde 44,4 iken asgari ücret artışı yüzde 30'da kalmıştır. 2025'te beklenen yaklaşık yüzde 31'lik enflasyona karşı artış yüzde 27 olmuştur. Asgari ücret, iki yılda yalnızca resmi enflasyon kadar artırılsaydı bile 28 bin 75 değil, 32 bin 156 lira olmalıydı. Aradaki yaklaşık 4 bin 100 lira, emeğin nasıl bilinçli biçimde ezdirildiğinin açık kanıtıdır. Büyümeden pay verilmemiş, geçim koşulları tamamen yok sayılmıştır.
"Emekliler sadaka değil, gasbedilen haklarını istiyor"
TÜİK'in açıkladığı makyajlı enflasyon oranları, emeklinin ve emekçinin yaşadığı gerçek hayat pahalılığını yansıtmamaktadır. Gıda, kira, enerji ve sağlık harcamalarındaki gerçek artışlar gizlenmekte; düşük zamlar bu sahte verilerle meşrulaştırılmaktadır. Bu açık bir emek gasbıdır. Ocak 2026'da işçi ve Bağ-Kur emeklilerine yapılması planlanan artışların yüzde 12–13, memur emeklilerine ise yüzde 18'ler bandında kalacağı görülmektedir. Bu bir artış değil; yoksulluğun güncellenmesi, sefaletin kalıcılaştırılmasıdır.
Ekonomik yıkım barınma krizini derinleştirmiştir. Büyük şehirlerde binlerce emekli pansiyon ve ucuz otel odalarında, sağlıksız yapılarda, hatta kamusal alanlarda yaşamaya zorlanmaktadır. Sosyal konut üretmeyen, barınmayı piyasanın insafına bırakan neoliberal anlayış, emekliler için barınma hakkını fiilen ortadan kaldırmıştır. Tüm bu yıkım yaşanırken üst düzey bürokratlar için 30 bin liraya varan seyyanen zamlar gündeme getirilmiştir. Kamuoyu tepkisi üzerine şimdilik geri çekilen bu düzenleme, gerçeği değiştirmemektedir. Emekliye gelince 'bütçe disiplini', sermayeye ve bürokrasiye gelince ayrıcalık ve saltanat devreye sokulmaktadır. Bu bir çelişki değil; rejimin sınıfsal karakteridir."
Elvan, taleplerini ise şöyle sıraladı:
"Tüm emeklilere derhal 20 bin TL seyyanen zam yapılsın. Bu artış, kök aylık oyunlarına kurban edilmeden tüm emekli aylıklarına eşit biçimde yansıtılsın. En düşük emekli aylığı, yeni işe başlayan memur aylığına eşitlensin. Enflasyon kayıpları tam olarak telafi edilsin, refah payı eklensin. Sağlıkta soyguna son verilsin; katkı payları, muayene ücretleri ve ilaç farkları kaldırılsın. Emekliler ve dar gelirli yurttaşlar için barınma ve kira desteği sağlansın, kamusal sosyal konutlar derhal hayata geçirilsin. Emeklilerin ve emekçilerin örgütlenme, ifade ve demokratik hakları üzerindeki tüm baskılar sona erdirilsin."












