Yabancı Sermayeye Boykot Çağrısı Endişe Verici

Uluslararası Yatırımcılar Derneği (Yased) Başkanı Tahir Uysal Tüm Dünyanın Yanı Sıra Türkiye'de de Korumacılık Eğilimlerinin Arttığı Uyarısında Bulunarak " Bu Eğilimlerin Türkiye'de Yabancı Sermayeye Yönelik Boykot Çağrısı Yapacak Kadar Yanlış Bir Yargı Oluşturmasından Endişe Ediyoruz" Dedi.

Yabancı Sermayeye Boykot Çağrısı Endişe Verici

Uluslararası Yatırımcılar Derneği (YASED) Başkanı Tahir Uysal tüm dünyanın yanı sıra Türkiye’de de korumacılık eğilimlerinin arttığı uyarısında bulunarak “ Bu eğilimlerin Türkiye’de yabancı sermayeye yönelik boykot çağrısı yapacak kadar yanlış bir yargı oluşturmasından endişe ediyoruz” dedi.

YASED’in 28’inci Genel Kurulu’nda başkan olarak son konuşmasını yapan Tahir Uysal, büyüme oranlarının tüm dünyayla birlikte Türkiye’de de düştüğünü ve 2008 için yüzde 1 civarında bir büyüme gerçekleşeceği beklentisinin olduğunu söyledi. Uysal “Uluslararası yatırımların küresel ölçekte en az yüzde 20 daralmaya girdi. Ticaret yaptığımız pazarlarda yaşanan daralma ile ticaret hacimlerinin ciddi düşüş gösteriyor. Ekonominin geleceğine ilişkin olumsuz beklentiler sürüyor ve işsizlik tırmanmaya başlıyor. Yani krizin ekonomik ve sosyal hayatın her kolunda hissedilmeye başlandığı işte tam bugünde Türkiye - AB ilişkileri unutulmaması gereken birçok noktaya temas ediyor” diye konuştu.

“KRİZLER ASLINDA NORMALLEŞME SÜRECİ”

YASED Başkanı Uysal, yaşanan küresel kriz konusuna değinirken şu görüşleri ifade etti:

“Krizlerin piyasa ekonomilerinde yaşanan dengesizliklerin, bu krizde piyasa balonlarında ve “toxic” kredilerde gördüğümüz gibi, sancılı ve uzun bir normalleşme sürecidir. Bu süreç dünyada yaşanan tüm krizlerde olduğu gibi alınacak birçok dersle birlikte sonra erecek. Hatta yeni ekonomik yaklaşımlar ile yeni bir düzen yapılandırılıyor olacak.”

“Peki biz bu kriz sonunda neler öğrenmiş olacağız” sorusunu soran Uysal, şu yorumda bulundu:

“2002-2006 yılları arasında yaşanan ekonomik büyüme potansiyeline geri dönebilecek miyiz. Tüm bu kriz anomalisi bittiğinde ekonomimiz uzun vadeli öngörüler yapılabilen bir altyapıya kavuşabilecek mi. Yatırım ortamımız uluslar arası ölçekte bir istikrar sağlayabilecek mi. Tutarlı bir ekonomi olabilecek miyiz. Tüm bu soruların cevabından çıkan ortak sonuç sürdürülebilir bir yapıya ihtiyacımız olduğudur.Sürdürülebilir bir ekonomi, sürdürülebilir bir büyüme, sürdürülebilir bir yatırım ortamı. Odaklı, etkin, uzlaşmacı ve öngörülü olmak zorundayız.”

“KORUMACILIK ARTIYOR”

Üyelere seslendiği konuşmasında Uysal, gelecek dönemde kendilerini bekleyen zorlu koşullar oluştuğuna dikkat çekerek sözlerini şöyle sürdürdü:

“Mevcut işleyen yapıyı korumak daralan ekonomik imkanlarla zaten zor bir süreç. Krizle birlikte piyasa ekonomilerinde düzenleyici rolü üstlenen devletin rolünün artması, aynı zamanda küreselleşmenin daha da sorgulanmasına yol açtı. Korumacı politikaların tartışılmaya başlandığını görüyoruz. Bu tartışmaların olması demokratik sistemlerin sağlıklı işleyebilmesi için doğal ve gereklidir. Püf noktası uzlaşmacı çözümlere ulaşmaktır.”

“YABANCI SERMAYE BOYKOTU ENDİŞE VERİCİ”

Uysal, tüm dünyada artan korumacı ekonomik değerlendirmelerin Türkiye’de de endişe veren aksiyonlarla görülmeye başlandığını kaydederek “Hatta Türkiye’de kurulmuş, istihdam yaratıcı, ticaret hacmini artırıcı, katma değer kazandıran yatırımlar yapan, ülkemizin büyümesine katkıda bulunan bizlerin de “yabancı” yatırımcılar olarak eleştirilmeye başladığımızı görüyoruz. Son dönemde yaşanan boykot tartışmaları sanırız bu yanlış yargıların en çarpıcı örneğidir. Halbuki ülkemizin gelişme ve kalkınması, rekabetin artırılması ve yatırım ortamının iyileştirilmesi yolunda yaptığımız çalışmalar tam da bu yargıların aksini ispat ediyor” diye konuştu.

Tahir Uysal, YASED olarak kayıtdışı ekonomiden, vergi ve teşviklere, fikri mülkiyet haklarından, Ar-Ge’ye, serbest bölgelere,kurumsal yönetime ve AB sürecine konularına kadar bir çok konuda gelişme alanları üzerine çalıştıklarını ve çalışmaya devam edeceklerini söyleyerek, “Sorgulamak değişimin gereğidir. Ancak bu değişim gelişmeye yol açmalı ve sorgulamak asla geriye dönüş anlamına gelmemelidir. Türkiye’nin sahip olduğu potansiyel, yapısal büyüklük ve yaşadığımız şu anki ekonomik bunalım, daha çok çalışmayı, oluşacak yeni durumlara adaptasyonumuzu sağlamayı ve istikrarlı çabalarımızı gerektirmektedir.Sağlam ve etkin adımlarla.Sürdürülebilir olmak işte bu yüzden herşeyden önce önemlidir. Biz bunun Türkiye’de yapılabileceğine inanıyoruz” dedi.

“IMF ANLAŞMASI RAHATLATIR”

2009 yılının 2008 yılını aratmayacak zorlukta olacağının altını çizen Tahir Uysal özetle şu görüşleri dile getirdi:

“Ancak YASED olarak aynı ivme ile çalışmalarımıza devam ediyor olmalıyız. Tekrar vurgulamak isterim büyük resmi unutmamak gerek. Bir dönem önceki Barometre anketimizde de birlikte yanıtladık ki çıpalar Türkiye ekonomisine kazandırılacak ivme açısından oldukça kritik. IMF ile yapılacak bir anlaşmanın şu an piyasalara getireceği rahatlamanın da ötesinde, AB-Türkiye ilişkilerinde sağlanacak gelişmeler Türkiye’nin uzun vadeli stratejileri için eş değer derecede önemlidir. Eğer bugün kriz olmasaydı, en çok konuşulacak konulardan biri kuşkusuz Avrupa Birliği olacaktı”.