Otomotiv Pazarında Derin Tıkanıklık: Yıl Sonu İçin Kritik Uyarılar

Otomotiv editörü Emre Özpeynirci, Türkiye otomotiv pazarındaki tıkanıklığı değerlendirdi. Yüksek faizler, kredi kısıtlamaları ve alım gücündeki düşüş hem sıfır hem ikinci el piyasasını kilitledi. Yıl sonu tahminleri iyimser bulunurken, bayilerin stok eritmek için ciddi kampanyalar yapması bekleniyor. Sektörün kaderi faiz politikalarına ve filo satışlarına bağlı.
Otomotiv editörü Emre Özpeynirci, Türkiye otomotiv pazarındaki derin tıkanıklığı kapsamlı bir şekilde değerlendirdi. Yüksek faiz oranları, kredi kısıtlamaları ve alım gücündeki keskin düşüşün hem sıfır hem de ikinci el piyasasını kilitlediğini belirten Özpeynirci, yılın kalan son 4 ayının sektör için finansal olarak çok zor geçeceğini ve bayilerin yüksek maliyetli stoklarını eritmek için yoğun kampanyalar yapacağını vurguladı.
Ağustos ayının perakende zayıflık nedeniyle sıkıntılı geçtiğini belirten Özpeynirci, sektörde ağustos için en iyi ihtimalle 75 bin adet satış beklendiğini, bu hacme de bireysel alıcılardan çok filo satışlarının destek olacağını söyledi. Yılın ilk 8 ayında pazarın maksimum 715 bin adet civarında olacağı öngörülüyor. Sektör temsilcilerinin yıl sonu tahminlerine değinen Özpeynirci, ODMD Başkanı Hakan Tik'in 975 bin adet otomobil ve toplamda 1 milyon 150 bin ile 1 milyon 175 bin adet arasında pazar öngördüğünü, Toyota Türkiye CEO'su Ali Haydar Bozkurt'un da benzer şekilde 1 milyon 175 bin adet beklediğini hatırlattı. Ancak bu tahminlerin oldukça iyimser olduğunu, son 4 ayda aylık ortalama 115 bin adet satış gerektiğini, mevcut konjonktürde bunun zor olduğunu belirtti. Pazarın 1 milyon 115 bin adetlerde kalması durumunda geçen yılki rekora göre yüzde 15'e yakın daralma ve yaklaşık 195 bin ila 250 bin adetlik kayıp yaşanacağı hesaplanıyor.
Son yıllarda altın ve gümüş gibi değerli madenlerden elde edilen yüksek getirilerin otomotiv sektörüne kayması ve enflasyonist ortamda otomobilin değerini koruması satışlarda rekorlar kırdırmıştı. Ancak 2026'da altın ve gümüş fiyatlarındaki düşüşle bu rüzgar tersine döndü. Ocak ayından itibaren otomobil fiyatlarında reel düşüş yaşanıyor. Şu anda sektörün önündeki en büyük engel yüksek mevduat faizleri. Aylık faizlerin yüzde 4 seviyelerinde olduğu ortamda tüketiciler yatırım amaçlı otomobil almak yerine paralarını mevduatta değerlendiriyor. Merkez Bankası'ndan faiz indirimi sinyalleri gelse de radikal bir düşüş beklentisi yok. Bu ekonomik politikalar sürdükçe otomobilin yatırım aracı olma cazibesi ortadan kalkmış görünüyor.
Yüksek faizler sadece tüketiciyi değil, bayileri ve distribütörleri de etkiliyor. Aylık yüzde 4 faiz yüküyle stok tutmanın maliyeti taşınamaz seviyede. Her bir araç bayilerin finansal dengesini bozuyor. Özpeynirci, önümüzdeki 4 ayda satış başarısından çok stok kontrolünün hayati önemde olduğunu, eritilemeyen her stokun finansal kriz anlamına geldiğini belirtiyor. Bu durum, nakit parası olan ve araç ihtiyacı bulunan tüketiciler için büyük fırsatlar yaratıyor. Sektörde hala 2025 model araçların stoklarda eritilemediği konuşulurken, bayilerin önümüzdeki 2-3 ay ciddi indirim ve finansman kampanyaları düzenleyeceği öngörülüyor.
Pazarın daralmasındaki en büyük etkenlerden biri bireysel taşıt kredilerine erişimdeki zorluklar. Kredi koşullarının 4 yıldır güncellenmemesi ve 2 milyon TL üzerindeki araçlar için kredi imkanının neredeyse bulunmaması perakende satışları tıkadı. Kurumsal ve filo tarafında hala erişim imkanı olduğu için pazar filo satışlarıyla ayakta duruyor. Eğer filo satışları olmasaydı 8 aylık dönemde 700 bin adetler bile konuşulamazdı.
Sıfır araç pazarındaki stok eritme kampanyaları ve reel fiyat düşüşleri ikinci el piyasasını da vurdu. Sıfır fiyatları gerilerken ikinci el fiyatları yükselmiyor; hem fiyatlarda hem de adetlerde sert düşüşler yaşanıyor. Temmuzda sıfır otomobil pazarı yüzde 25 daralırken, ikinci el otomobil pazarı yüzde 14'e yakın düşüşle 585 bin-588 bin adede geriledi. Geçen yıl aynı dönemde 680 bin adet seviyesindeydi. İkinci el pazarında yılın ilk 7 ayında geçen yıla göre 153 bin adetlik azalışla 4 milyon 4 bin adede düşüldü. Kurumsal ikinci el şirketleri de stok maliyetleri yüzünden zararına satışlar yapmak zorunda kalıyor. Kendi aracını satamayan tüketiciler sıfır araç kampanyalarından da faydalanamıyor, bu da kısır döngü yaratıyor.
Alım gücü kaybı ve gelir adaletsizliği, ikinci el piyasasındaki yaş dağılımında kendini gösteriyor. Sıfır araç alamayan ve 0-5 yaş arası araçların fiyatları ile kredi engeline takılan kitleler yaşlı araçlara yönelmek zorunda. Türkiye'de satılan her 100 ikinci el aracın yaklaşık 55'i 11 yaş ve üzeri araçlardan oluşuyor. 0-5 yaş arası araçların payı yüzde 24, 11-15 yaş arası yüzde 21.7, 16 yaş ve üzeri yüzde 32-33 bandında. İnsanlar sadece mobil olabilmek için 300-500 bin TL civarındaki yaşlı otomobilleri tercih etmek mecburiyetinde kalıyor.
Bölgesel alım gücü uçurumu da ikinci el satış oranlarında net görülüyor. Marmara'da 1 sıfır araca karşı 5.4 ikinci el araç satılırken, Akdeniz'de 10.7, Karadeniz'de ise 11 ikinci el satılıyor. Karadeniz toplam pazarda da 10.9 ile başı çekiyor. Bu veriler, alım gücünün Türkiye genelinde homojen olmadığını ve Karadeniz gibi bölgelerde yaşlı araç parkının yoğunluğunu kanıtlıyor.














