Diyarbakır'da Kar Yağışı Çiftçiyi Sevindirdi… Yenişehir Ziraat Odası Başkanı İskenderoğlu: "Kar Çiftçi İçin Beyaz Bir Umut Oldu"

Güncelleme:
Facebook'da Paylaş Twitter'da Paylaş WhatsApp'da Paylaş Google News'de Paylaş

Diyarbakır Yenişehir Ziraat Odası Başkanı Süleyman İskenderoğlu, Diyarbakır’da etkili olan kar yağışının uzun süredir devam eden kuraklığı büyük ölçüde hafiflettiğini belirterek, kar yağışının çiftçi açısından “beyaz bir umut” olduğunu söyledi. İskenderoğlu, “Başta buğday, arpa, mercimek ve nohut gibi temel gıda maddelerinde ciddi anlamda rekoltede artış bekliyoruz” dedi.

Haber : Mehmet Mucahit CEYLAN

(DİYARBAKIR) - Diyarbakır Yenişehir Ziraat Odası Başkanı Süleyman İskenderoğlu, Diyarbakır'da etkili olan kar yağışının uzun süredir devam eden kuraklığı büyük ölçüde hafiflettiğini belirterek, kar yağışının çiftçi açısından "beyaz bir umut" olduğunu söyledi. İskenderoğlu, "Başta buğday, arpa, mercimek ve nohut gibi temel gıda maddelerinde ciddi anlamda rekoltede artış bekliyoruz" dedi.

Diyarbakır Yenişehir Ziraat Odası Başkanı Süleyman İskenderoğlu, son günlerde etkili olan kar yağışının uzun süredir kuraklıkla mücadele eden bölge çiftçisi için büyük umut olduğunu söyledi. ANKA Haber Ajansı'na konuşan İskenderoğlu, kar yağışının yer altı su kaynaklarını besleyeceğini ve başta buğday olmak üzere temel tarım ürünlerinde rekolte artışı beklendiğini ifade ederken, Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde kuraklıktan zarar gören çiftçilere destek verilmemesini de eleştirdi.

İskenderoğlu, bölgeye 5-6 yıldır hiç kar yağmadığına dikkati çekerek, "Ciddi anlamda kuraklık tehlikesiyle karşı karşıyaydık. Bu yağan 3 günlük karla beraber kuraklığın nispeten ortadan kalktığını söyleyebiliriz. Çiftçi için büyük beyaz bir umut oldu. Kuraklık açısından gayet iyi" dedi.

Bölgede yıllardır süren kuraklıkta kullanılan sondaj kuyularının bile kuruduğunu anlatan İskenderoğlu, "Önümüzdeki yıl başta buğday, arpa mercimek, nohut gibi temel gıda maddelerinde ciddi anlamda rekoltede artış bekliyoruz" diye konuştu.

İskenderoğlu, karın bitkisel üretime zararı değil, faydası olduğunu belirterek, "Olsa narenciye bahçelerine zararı olur. Onun dışında bitkisel üretime hiçbir zararı yok. Bilakis faydası var" dedi.

"Güneydoğu'da kuraklıktan zarar gören çiftçiye destek verilmedi"

Kuraklık sürecinde yaşanan mağduriyetleri de dile getiren İskenderoğlu, şunları kaydetti:

"İç Anadolu'da narenciye bahçelerine, Malatya'da, Adıyaman'da, Çukurova'da her yerde narenciye bahçelerine, fıstığa, nektarine, herkese dönüm başı hükümet tarafından ÇKS'si olup TARSİM'i yapmayan tüm çiftçilere dönüm başı 4 bin 200 liradan 6 bin 500 liraya kadar bir nebze olsun çiftçiye destek olundu. Ama Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde kuraklıktan zarar gören çiftçiye, yani TARSİM'i yapmayan çiftçiye 1 lira bile para ödenmedi."

İskenderoğlu, dönüm başı 500 ila 750 lira arasında Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde zarar gören çiftçiye de destek verilmesi taleplerinin olduğunu bildirdi.

"Mart, Nisan ve Mayıs yağışları rekolteyi belirleyecek"

İskenderoğlu, üretimde bahar yağışlarının belirleyici olacağını ifade ederek, "Güneydoğu Anadolu'nun tamamında ciddi anlamda bir kuraklık vardı, kuraklıkla karşı karşıyaydık. Fakat şu anda Allah'a şükürler olsun bu yağan 40-45 santimetrelik yağan kar nispeten kuraklığı ortadan kaldırdı. Mart, Nisan ve Mayıs aylarında yeterli derecede yağış gelmesi durumunda son yılların en iyi rekoltesini elde etme durumu olabilir" dedi.

"Verilen destek gübrenin tamamını bile karşılamıyor"

İskenderoğlu, çiftçiye verilen desteklerin yetersiz olduğunu belirterek, "Çiftçiyi doyuracak bir destekleme verilmiyor. Bakın bir çiftçimiz eğer 100 dönüm buğday ekerse planlı destek, temel destek ve sertifikalı tohum desteğin tamamı 98 bin lira oluyor" bilgisini verdi. Ancak çiftçinin bu kadar alana 6 ton gübre verdiğini anlatan İskenderoğlu, "6 ton da 150 bin lira para yapıyor. Yani devletin verdiği desteklerin tamamı, çiftçinin sadece gübre maliyetini karşılamıyor. Peki bu şartlar altında biz nasıl üretim yapacağız? Hükümetin çiftçiye destek vermesi lazım, çiftçinin arkasında dimdik durması lazım" diye konuştu.

"Destekler zamanında ödenmeli"

İskenderoğlu, çiftçiye bu yıl verilmesi öngörülen toplam desteğin 168 milyar lira olduğuna dikkati çekerek, bunun, faize giden paranın yaklaşık 8-9'da biri olduğunu bildirdi. İskenderoğlu, şunları kaydetti:

"Bütçe görüşmelerinde hepimiz o şekilde gördük. Çiftçinin desteklenmesi lazım ki tarlalar boş kalmasın. Üretimin sekteye uğramaması için ciddi anlamda birinci şart çiftçiye hibe, ikincisi destek, üçüncüsü de faizsiz kredi ama zamanında. Şimdi siz çiftçiye destek vermişsiniz ama bir yıl sonra veriyorsunuz, çiftçinin destek parası enflasyon karşısında pul oluyor. Hükümet tarafından bu göz önünde bulundurmuyor, bu da çiftçinin zarar etmesi anlamına geliyor. Yani çiftçinin 2025 yılının mazot gübre desteğini daha almamışız. Biliyorsunuz evvelsi gün hükümet mazotun ÖTV'sine 1,5 lira zam yaptı, onun tamamı bizim cebimizden, bizim desteğimizden gitti. Zamanında verilmiyor. Destek veriliyorsa zamanında verilsin, hibe veriliyorsa zamanında verilsin, prim veriliyorsa zamanında verilsin."

"Planlı üretim adı altında destekler kesildi"

Planlı üretim uygulamasına da tepki gösteren İskenderoğlu, "planlı üretim ile çiftçiye verilen desteğin planlı şekilde kesildiğini" savundu.

İskenderoğlu, şunları söyledi:

"2023'te 2024'te ne destek almışız? 2024'te ve 2025'te ne almışız? Desteklerin tamamında kesintiye gitmiş, bazı desteklerde ise geri gitmiş. Özellikle mesela hububat üreticisi, buğday ve arpa üreticisinin desteği kesildi. Bir çiftçi dönüm başı 1.750 lira destek alıyordu, şu anda 980 liraya düştü. Gelsinler beraber hesaplayalım. Her şeyi, bütün tasarrufu çiftçi üzerinde yapmak doğru değil, yanlış. Bakın çiftçi yaşı 58'den 59'a çıktı. Artık kimse çiftçilik yapmak istemiyor, çünkü para kazanmadığı için adam diyor ki 'Ben çocuğumu alayım kırsal mahallelerden, köylerden, kasabalardan, mezralardan, ben çocukları alayım bir metropolde gitsin, asgari ücretlere de çalışsın. En azından sigortası vardır, aldığı para bellidir.' Çünkü çiftçilikte aldığı para belli değil. Biraz önce söylediğim gibi çiftçinin aldığı desteğin tamamı gübreye yetmiyor. Gelsinler beraber hesaplayalım, varsa hesaplamada yanlış özür dileyeceğim. Ama ben bu işi yaptığım için kendimden emin olduğum için ben bunu rahatlıkla söyleyebilirim.

Çiftçi mağdur. Türkiye'deki en mağdur kesim çiftçidir. Gelen çiftçiye vuruyor, giden çiftçiye vuruyor. En mağdur kesim çiftçidir."

Kaynak: ANKA / Güncel
Haberler.com
500

Haberler.com'da yer alan yorumlar, kullanıcıların kişisel görüşlerini yansıtır ve haberler.com'un editöryal politikası ile örtüşmeyebilir. Yorumların hukuki sorumluluğu tamamen yazarlarına aittir.